İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 78. BİRLEŞİM · SALI

İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)

Bihlun Tamaylıgil

İstanbul Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 78. Birleşim · 1. yasama yılı · 13 Mayıs 2003 · 995 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Bihlun Tamaylıgil (CHP), 13 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 78. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İŞ KANUN TASARISI VE SAĞLIK AİLE ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER (S,S, 73)); konuşma 995 kelime.

Bihlun Tamaylıgil (CHP, İstanbul). “İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)”. TBMM Genel Kurulu, 78. Birleşim tutanağı, 13 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bihlun-tamayligil-22-2003-05-13-is-kanun-tasarisi-ve-saglik-aile-calisma-ve-sosyal-isler-s-s-73 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA BİHLUN TAMAYLIGİL (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan İş Kanunu Tasarısının 73 üncü maddesi hakkında, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, iş hayatının düzenlenmesiyle ilgili böylesine önem taşıyan bir kanun tasarısının genel hükümleri itibariyle taşıdığı eksikliklerin, katılımla iyileştirilmeye çalışılmasına zaman zaman tepki gösterilmesi anlaşılmaz görülmektedir.

Toplumsal barışın temel göstergelerinin başında yer alan iş hayatının tarafları arasında emek ve üretime katkının değerine ulaşılmasını sağlayacak uzlaşmaya dayalı çözümler, yasama temelinde, ihtiyaçlar ölçüsünde ortaya konduğu takdirde başarıya ulaşabilecektir. Katılımcı demokrasiye inancını sürekli yenileyen iktidarın, katılımsız yasama yönünde eylem ortaya koyması, içerisinde bulundukları sorunlarına acil çözüm arayışı içerisinde olan halkımızın beklentilerine ne derece cevap verecektir?!

Değerli arkadaşlar, görüşmekte olduğumuz 73 üncü maddeyi değerlendirdiğimizde, ilgili maddenin birinci paragrafında "sanayie ait işlerde 18 yaşını doldurmamış çocuk ve genç işçilerin çalıştırılması yasaktır" tanımı yapılmıştır. Bu tanımın içerisinde yer alan "sanayie ait işlerde" ifadesinin oldukça geniş bir çerçeveyi çizdiğini görmekteyiz. Bu noktada, ilgili kanun maddesine konu olan işlerin net olarak tanımlanması gerektiği inancındayım. Bu tanımda belirtilen işlerin veya dışında kalan işlerin başlıklarının neler olduğunun açıklayıcı bir ifadeyle sunulması gerekmektedir. Bu bağlamda, 18 yaşını doldurmamış çocuk ve gençlerin, genç işçilerin, hangi işlerde gece çalışamayacağının, Çalışma Bakanlığı tarafından çıkarılacak bir yönetmelikle tanımlanmasında fayda olduğunu belirtmek isterim. İşin niteliğine göre yapılacak değerlendirmenin, çalışma hayatında ekonomik sıkıntılar nedeniyle pay almaya çalışan gençler ve çocuklarımız için daha koruyucu olacağını belirtmek gerekiyor.

Değerli arkadaşlar, kadınların ve kız çocuklarının haklarının uluslararası zeminde tanımı yapılırken, yapılan vurgulama şöyledir: "Kadınların ve kız çocuklarının hakları, evrensel insan haklarının ayrılmaz bir parçasını oluşturur; ayrı tutulmaz ve bölünmez hakları içerir. Kadınların, medenî, siyasî, ekonomik, toplumsal ve kültürel yaşama tam anlamıyla katılımı ve cinsiyete dayalı ayırımcılığın tamamıyla ortadan kaldırılması, uluslararası topluluğun temel hedefidir." Bu bağlamda, kadın erkek eşitliğinin uygulamaya yansıması olarak, eski kanuna göre yapılan değişiklikler sonucu, 18 yaşını doldurmuş kadın işçilerin gece postalarında çalışma imkânının sağlanmasını olumlu olarak değerlendirmek gerekir.

Sosyal politika alanında ayırımcılığın kendisini ortadan kaldırmak yerine, ayırımcılığın olumsuz sonuçlarını hafifletmek için kadını korumaya yönelik önlemler alınmaktadır; ancak, temel hedef, İnsan Hakları Bildirgesinin 2 nci maddesinde belirtildiği üzere, ırk, renk, cinsiyet, dil, din, düşünce, ulusal ya da toplumsal köken, doğum ya da herhangi bir statü ayırımı olmaksızın herkesin insan hakları ve temel özgürlükleri kullanma hakkına sahip olduğu ilkesiyle hareket ederek ayırımcılığın ortadan kaldırılmasını sağlamak olmalıdır. Demokrasi, sosyal adalet ve insan haklarına saygı gösteren bir toplum yaratmanın temel ilkelerinden birisini farklı durumlarda gözönünde bulunduran bir eşitlik anlayışı oluşturulmalıdır. Buna rağmen, günümüzde demokratik gelişim açısından yaşanan ilerleme, hangi kademede olursa olsun, kadınların ayırımcılığın etkisinde kaldıkları konumlarını, sonuçlarını yaşamın her noktasında karşımıza çıkarmaktadır. Bu bağlamda, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesindeki ilkeleri yaşatmak, kadının haklarını benimsemek ve ilerletilmesini sağlamak her bireyin ve yönetimin yerine getirmesi gereken bir şarttır. Ülkemizde her noktada çalışma ve aile yaşamının bu yönde düzenlenmesi için yasal zeminler hazırlansa bile, uygulamada sapma ve farklılıklar ortaya çıkmaktadır. Yasalardaki eşitlikçi yapıya karşın, kadının nitelikli gelişimini ve işgücü piyasasına girişini sağlayacak gerekli mekanizmaların çalışmaması sonucu, kadının işgücüne katılım oranları erkeklerinkine göre son derece düşük kalmaktadır.

Ülkemizde işgücüne dahil olmayan nüfusun yüzde 73'5'i kadınlardır; bu kadınların yüzde 72'si ev kadınlarıdır. Türkiye genelinde işgücüne katılım oranları, kadınlarda, yüzde 25,5'tir; kırsal kesimde ise kadınlar, tarımda ücretsiz aile işçisi olarak çalıştırıldıklarından işgücüne katılma oranları yüzde 38,6'dır. Bu oranlar, kadınlarımızın büyük bir kısmının aynî ve nakdî gelir getirecek bir işe sahip olmadıklarını göstermektedir. Yıllar itibariyle, kadının işgücüne katılma oranında düşüşler yaşanmaktadır. Kadının geleneksel olarak yoğunlaştığı tarımın, sanayi ve hizmetlere kıyasla yaşadığı gerileme, kadının işgücüne katılımı oranını da düşürmüştür. Başta eğitim olmak üzere, kadının işgücünde varlığını ilerletecek olumlu yönde ayırımcılığın gerçekleşmesiyle, ekonomik hayatta kadının konumunu geliştirecek önlem ve uygulamaların artırılması gerekmektedir.

Değerli arkadaşlar, ülkemizde, yıllar içinde yaşanan bölgesel kalkınmadaki dengesizlik, sanayi yoğun yerleşimlere doğru göçü hızlandırmıştır. Aileler, ekonomik hayattan alacakları payı artırmak için, yoğun mücadele içinde, büyük bir gelir kazanım çabası göstermektedir. Burada da karşımıza çıkan örnekler, bu göçün içinde, büyük şehir mücadelesinde, gerek ailenin devamlılığı gerek gelirinin artırımı gerekse çocuklarının eğitim imkânlarından daha fazla yararlanabilmesi için, bu göç içinde yer almış olan kadınların, gündelik işlerde, çocuk bakımında yevmiyeli olarak çalıştıklarını görmekteyiz. Dilerdik ki, bu kanun tasarısı içinde, bu tür yevmiyeli çalışan kadınlar da net olarak tanımlansın ve bunların da sosyal güvenlikleriyle ilgili tanımlamalar net olarak yapılabilsin.

Çalışma yaşamında her türlü ayırımcılığa maruz kalan, büyük bölümü sosyal güvenceden yoksun olarak çalışan kadınların etkinliklerinin çok büyük bir bölümü çalışma olarak kabul edilmemektedir. Kadınların yaptıkları işlerin büyük bölümü ise, rol ve görevleri gereği yerine getirilmesi gereken zorunlu faaliyetler olarak adlandırılmaktadır. Kadınların işgücüne katılımını artırmak ve kadınların gelir getirici bir iş sahibi olmasını özendirmek devletin görevleri arasında olmalıdır. Eşit işe eşit ücret; yani, aynı nitelikte işi yapana, bu işi yapanın kimliğine bakılmaksızın eşit ücret ödenmesi ilkesi yasalarımızda yer almakla birlikte, uygulamada hayata geçirilmeye çalışılmaktadır. Ancak, istatistiksel araştırmalar, bu hedefin gerçekleştirilemediğini ortaya koymaktadır. Kadın işçilerin ücret açısından gerçek ilerlemeleri, çalışma yaşamından eşit fırsatlarda pay almalarıyla sağlanacaktır. Bunu gerçekleştirebilmek için de, toplumda var olan belli yargılarda değişikliklerin oluşması, kadınlara eğitimde ve meslekî gelişmede eşit fırsatlar yaratılması, teknik eğitim ve kullanımda önlerinin açılması, işgücü piyasasında ayırımcılığın ortadan kalkması gerekmektedir.

Şu an görüşmekte olduğumuz İş Kanunu Tasarısının ilgili maddesi, kadın-erkek eşitliğinin çalışma hayatına yansımasına örnek teşkil etmekle beraber, kanunun genelinde, çalışanın beklentilerine cevap vermeyip, mağduriyetine sebep olacak düzenlemelerin yer alması, hedeflenmesi gereken iş hayatı yapılanımını ortaya koyamamaktadır.

Değerli arkadaşlar, Sayın Bakan, kanun görüşmeleri sırasında, maddeler hakkında katılımcı, iyileştirici tekliflerin ortaya konulmasını zaman zaman eleştirmişlerdir ve bu tasarının, yıllardır uygulanan maddeler içerdiğini, büyük bölümünün geçmiş dönemde hazırlandığını dile getirmişlerdir; ancak, Sayın Bakan, bugüne geldiğimizde ve paylaştığımız Meclis çatısı altındaki dağılıma baktığımızda, bu tasarının hazırlanmasında etkin olmuş siyasî temsilcilerin burada bulunmadığını görmekteyiz. Acaba, bu, size, kanun tasarısına bile halkın tepkisinin ne olduğunu göstermemekte midir? Kanunun yürürlüğe girmesiyle oluşacak tepkilerin işareti bu değil midir?

Sayın Bakanımız, ayrıca, bu kanunla iş alanlarının açılacağını ve işsizliğe çözüm bulunacağını dile getiriyor. İşsizliği çözecek formülün, çalışanın mağduriyetiyle yaratılacak bir sonuç olduğunu düşünmenin doğruluk payını halkın değerlendirmesine sunuyorum. İşsizliğin nedeni çalışan mıdır ki, çözümü yalnız onun fedakârlığıyla olsun?! İşsizliğin, önümüzdeki dönemde belirlenecek hedeflerle çözülebilmesi için, bu hedeflerin öncelikle sıralanması gerekiyor. Bu hedefler...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

39 konuşma daha · 13 Mayıs 2003

39 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook