Chp grup önerisinde
İstanbul Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 105. Birleşim · 4. yasama yılı · 23 Mayıs 2006 · 1.141 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Bihlun Tamaylıgil (CHP), 23 Mayıs 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 105. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: CHP GRUP ÖNERİSİNDE); konuşma 1.141 kelime.
Bihlun Tamaylıgil (CHP, İstanbul). “Chp grup önerisinde”. TBMM Genel Kurulu, 105. Birleşim tutanağı, 23 Mayıs 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bihlun-tamayligil-22-2006-05-23-chp-grup-onerisinde (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
BİHLUN TAMAYLIGİL (İstanbul)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu tarafından verilen 663 sıra sayılı Meclis araştırma raporunun görüşülmesiyle ilgili önergenin lehine söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.
Evet, bu rapor, aslına bakarsanız, yılan hikâyesine dönmüş olan bir rapor. Türkiye, 1990'lı yıllardan itibaren 2001 kriziyle şiddetlenen bir bankacılık krizi dönemini hızlı, ağır ve faturası ödenmesi açısından son derece yüksek boyutlara ulaşmış bir süreç geçirdi. Bu sürecin yaşanmasından sonra 2002 seçimlerinin akabinde yeni bir dönem, bu dönem içinde ortaya çıkan uygulamalar ve o uygulamalar içinde de bankacılık krizi veya bankacılıkta yaşanan kriz tarihinin en acı örneği ortaya çıktı.
Baktığımızda beyanlara, bütçe konuşmalarına, AKP'li arkadaşlarım "bizim dönemimizde hiçbir bankaya bir el konuş söz konusu olmadı, bankacılık problemi yaşanmadı" diye bir beyanla karşımızdalar; ama, görüyoruz ki, 8,5 katrilyonluk bir el konma ve bu el konma sürecinin yanlış yönetimi, ne yazık ki, sizin döneminizde gerçekleşti.
Şimdi, bu rapor ne zaman hazırlandı, hangi süreçte hazırlandı, niçin hazırlandı? İşte o dönemden sonra, 2 tanesi AKP milletvekili arkadaşımız Sayın Ergün Dağcıoğlu'nun araştırma önergesi teklifi, 3 tanesi de CHP'li -birisi bana ait olmak üzere- 3 arkadaşımın araştırma önergesi teklifleri birleştirildi, bir araya getirildi ve bir komisyon kurulması kararlaştırıldı. 13 Ocak 2004 tarihinde çalışmaya başlayan bu komisyon, raporunu yaz aylarında tamamladı, yani, bundan tam iki sene önce ve iki sene geçmesine rağmen, içeriğindeki konuların ağırlığı ve önemine rağmen, nedense, ne hikmetse, bu raporun Meclis Genel Kuruluna gelip görüşülmesi istenmedi, görüşülmedi. Bu dönemde Türkiye için çok önemli olan Bankacılık Kanunu yeniden, baştan, sil baştan yazılarak değiştirildi; ama, bu rapor görüşülmedi. Krizin faturasını taşıyan kurumların üzerinde 50 milyar doların üzerinde bir hazine yükü ortaya çıktı, yine bu rapor görüşülmedi. 20'yi aşkın banka el konma sürecini yaşadı, Türkiye'nin Hazinesine bugünü ve yarınıyla ortaya koyduğu fatura hesaplanıp, tespit edilip, nedenleri araştırılma amacıyla ortaya konmadı.
Neden bu raporu görüşmekten çekindik arkadaşlar? Biz bunu defaatle dile getirdik; Meclis Başkanlığına dile getirdik, komisyonun başkanına dile getirdik; ama, olmaz bahanelerle bu komisyonun raporunun görüşülmesi ertelendi. Daha bugüne kadar… Bugüne kadar ki, başta Sayın Meclis Başkanı olmak üzere, bu raporun görüşülmesine taraftar iken, "bu rapor üzerinde hazırlıklı değiliz" yaklaşımıyla hâlâ görüşülmesinin ertelenmesinin temelinde ne yatmaktadır? Bunun içerisinde açıklanan, önerilen ve tavsiye edilen başlıklar veya tespitler kimi ne ölçüde, neden rahatsız etmektedir? Neden burada halkın, yarınki yaşayacak gençliğin ve çocuğun üzerine borç yükü çıkarmış olan faturanın beraberce inceleme imkânı Yüce Meclise tanınmamaktadır?
Bakınız, bu raporun içeriğinde ve önerilerinde çok önemli gerçekler var. Bunlar, Türkiye'nin 80'li yıllardan itibaren yaşadığı finansal sürecin ana hatlarını ortaya koyuyor; yaşanan krizlerdeki görev ihmali veya sorumluluğu olanları resmî tespitlerle ortaya koyuyor.
Bu komisyon, çalışmasını yaparken 22 uzmanla beraber çalıştı; bu komisyon, görev bölümüyle, detaylarda en ince noktaya kadar tespitlerini ortaya koydu; ama, hâlâ bu komisyonun raporu görüşülmemek üzere bir direniş, bir karşı duruş var ve bu rapor, iş işten geçtikten sonra görüşülse kimin ne işine yarayacak! Yani, biz, birer milletvekili olarak, orada altı yedi ayımızı boşuna mı harcadık?! Bu millet, milletin vekili olarak bizlerden cevap beklerken boşuna mı bekledi?! Neden biz bunu görüşmekten çekindik? Neden bankacılık düzenlemesi yapılırken buradaki tespitler dile gelmedi?
Bakın, burada, kamu bankalarından tutun özel bankalara çok önemli tavsiyeler var, finans sektöründeki tüm kurumlarla ilgili tavsiyeler var; kredi kartı konusu diyorsunuz, tavsiyeler var. Bunlar gecikti; ama, 2004, yani iki sene önce tespit edilmiş gerçeklerdi. Bugün, hâlâ, buradaki gündem konusunu oluşturan İmar Bankası konusunda binlerce vatandaşımız mağdur durumdadır. Bu mağduriyet, alınan hukuk kararlarına rağmen devam ettirilmektedir. Danıştayın aldığı kararı uygulamamak… Bildiğiniz gibi, bir ay önceden off-shore hesaptan mevduata dönmüşler için Anayasa Mahkemesinin iptal kararını dikkate almayan, bunların tasarruflarını, üç yıldır yaşadıkları ağır mağduriyete rağmen, haklarını ve kaynaklarını ödemeyen bir irade, herhalde bunun içerisinde yapılan tespitlerin doğruluğundan bir noktada çekiniyor diye düşünüyorum. Neden ödenmemiştir? Baştan neden vazgeçilmiştir? Devletin adına güvenerek hazine bonosu almış binlerce vatandaşımız… "Efendim, hayır..." Son gece karar verdiniz, o insanlar mağdur. Efendim, mevduata geçmiş… "Hayır..." Acaba, bunlar muvazaalı mı? Bunlar, teknik olarak bankacılık sisteminin içinde yer almış bütün işlemleri gerçekleştirmiş yatırımcı. Sizin, hukukun da "ödeyin" dediği bir noktada hâlâ beklemeye ne hakkınız var?! Bakın, hukuktan, hazine bonosundan mevduata dönmüş olanların ödenmesi gerekliliği kararı çıktı ve ödemesi başladı. Peki, hazine bonosunun olduğunu o zaman için kabul ediyorsunuz da, neden, şimdi, gerçekten elinde makbuzla hazine bonosu olduğunu ispatlayanlar için bir yasal düzenlemeden kaçınılıyor veyahut hukukun emrettiği, hukukun çizdiği yönden gidilmekte neden geri adım atılıyor, ne bekleniyor, kim bekleniyor, niçin bekleniyor? Burada, mevduat sahibi olan mağdur binlerce vatandaş, inanır mısınız, çocuğunu okulundan aldı. Şimdi düşkünlerevinde yatan binlerce emeklimiz var. Hiç bunlar sizin vicdanınızı sızlatmıyor mu? Bunların arayışları, bunların soruşları, bunların yalvarışları hiç mi dikkatinizi çekmiyor? Ve bu insanlar, aldıkları hukuk desteğine rağmen, yürütmenin, ne yazık ki, uygulama engeliyle karşı karşıyalar. Artık, gecikmeden, hukukun emrini, hukukun gereğini yerine getirme zamanıdır. Onun için, bu komisyon ve bu komisyon içindeki raporlarda gelişme süreci vardır, bunların değerlendirilmesi lazım.
Bakınız, bu ülkede bankalara el kondu. Bankaların iştiraklerinin küçük yatırımcıları vardı. Kaç kişidir biliyor musunuz; tam 220 000 vatandaştır. Bu 220 000 vatandaş bu süreçten mağdur oldu. Bankalara el konuldu, başkalarına satıldı; ama, küçük yatırımcı, hâlâ, duvara astığı hisse senetleriyle başbaşa bırakıldı. Biz bunlar için önerge verdik "hayır" dendi.
Peki, Çukurova, Kepez imtiyaz hakları alındı; onların küçük yatırımcısı ne oldu?! Ama, "Çukurova, Kepez" derseniz, bizim yetkili kurumumuzun başındaki kişi "siz Uzancısınız" diyor. Hayır, biz, yatırımcıdan, halktan, küçük tasarruf sahibinden yana olarak, onları korumak ve onların hakkını aramak için mücadele ediyoruz. Bu ne biçim anlayıştır?! Bu ülkede güven, güven, güven... İşte, güvenin ne kadar önemli olduğunu bir haftadır görüyoruz!..
AYHAN ZEYNEP TEKİN (BÖRÜ) (Adana) - Oraya gelmeyelim, oraya gelmeyelim…
BİHLUN TAMAYLIGİL (Devamla)…en ufak bir güvensizlikte hangi sonuçların yaşandığını görüyoruz, hukukun aldığı kararlara uymanın ne kadar önemli olduğunu görüyoruz. Bakın, biraz önce hukuktan, yine önemli bir karar, sizin yürütme eyleminizle ilgili bir karar çıktı, bilir misiniz bilmiyorum; TÜPRAŞ'la ilgili yüzde 14,76'lık hisse satışı hukukta iptal oldu. Hem hukukun gerektirdiği, aldığı kararları uygulamamak hem de hukukun gereğine uygun yürütmeyi gerçekleştirmemek ne derece doğrudur, ne derece mantıklıdır, kimin yararınadır, kimin menfaatinedir, bunu sizin değerlendirmenize sunuyorum.
Artık bu rapor görüşülmeli. Bu rapor içinde, dediğim gibi, kredi kartı mağdurları var; bu raporun içinde, o daha önce görüştüğümüz, Almanya'da, inançlarıyla, Avrupa'da…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BİHLUN TAMAYLIGİL (Devamla)Bitiriyorum Sayın Başkan.
BAŞKANBuyurun.
BİHLUN TAMAYLIGİL (Devamla)…yurt dışında tasarruflarıyla mağdur olmuş, biliyorsunuz, komisyon raporunu görüşüp hâlâ hazır olan kanunî düzenlemelerini Meclisten geçiremediğimiz insanların hakları var. Burada, babalar gibi satılacak kamu bankalarının hakları ve gereklilikleri var. Gelin, bunları konuşalım. Türkiye'nin ekonomisi kısa dönemli hareketlerle değil, orta ve uzun vadeli stratejik planlama, risk yönetimiyle güçlü olacaktır. Bunun da gerçeklerini tespit etmiş, emeklerini vermiş bir komisyon çalışmasını hiçe sayarak, görüşmekten kaçınarak ortaya konulan bir tavır, gerçek anlamda bizi şaşırtmaktadır. İki sene oldu, iki sene artık bitti ve artık, Meclisimizin çalışma süresi de bitiyor. Burada bizden cevap bekleyen, çalışma bekleyen halkımıza sunacağımız tespitlerimizin yanı sıra, biraz da bizim emeklerimize, burada çalışan uzmanlar ve milletvekillerinin emeklerine saygılı olunmasını talep ediyorum.
Yüce Meclisi bu duygularla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
31 konuşma daha · 23 Mayıs 2006