İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 93. BİRLEŞİM · CUMARTESİ

Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)

Bihlun Tamaylıgil

İstanbul Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 93. Birleşim · 4. yasama yılı · 24 Nisan 2010 · 918 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Bihlun Tamaylıgil (CHP), 24 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 93. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 918 kelime.

Bihlun Tamaylıgil (CHP, İstanbul). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 93. Birleşim tutanağı, 24 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bihlun-tamayligil-23-2010-04-24-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA BİHLUN TAMAYLIGİL (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan Anayasa değişikliği teklifinin çerçeve 13’üncü maddesiyle ilgili Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Tabii, bu selamımın çok geniş bir katılıma ulaşmasını dilerdim. Özellikle, Türkiye'nin demokratikleşme, aydınlaşma ve kamu ihtiyacının, millet ihtiyacının, millet iradesinin talebi olarak ortaya konan bir Anayasa değişikliğinde, uyuyan milletvekili görüntüsünden sonra boş koltukları bırakarak buradaki değerlendirmeden kaçan milletvekili manzarasını görmek ve yaşamaktan son derece üzgün olduğumu (CHP sıralarından alkışlar) ve şu tablonun böylesine önemli bir Anayasa değişikliği görüşmesi sürecinde Türk halkına nasıl önemli bir ışık tutacağının da farkındayım ve halkımız da bunu paylaşacaktır.

ALGAN HACALOĞLU (İstanbul)Tam kaç kişi olduklarını söyle, 15 kişiler.

BİHLUN TAMAYLIGİL (Devamla)Değerli milletvekilleri, şu an üzerinde görüştüğümüz değişiklik teklifi ve maddesi, aslında, çerçeve 6’ncı maddeyle uyumu sağlamak üzere getirildiği söylenen toplu sözleşme hakkının devamını 128’inci maddeye uyarlamak üzere yapılmış bir değişiklik. Ancak, şu bir gerçektir ki, üreten, çalışan ve emeğiyle hakkını aramaya mücadele eden kamu çalışanına toplu sözleşme hakkı verip grev hakkı getirilmezse bunun “toplu sözleşme” anlamı taşımadığı çok açıktır.

Kaldı ki bu -biliyorsunuz- Anayasa değişikliklerinde sürekli olarak Venedik Kriterleri görüşülüyor, bunlar dile getiriliyor ama bu Anayasa değişikliğinin temelinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları ve ILO kararları dikkate alınmıyor. Zaten böyle bir değişikliğin öncesinde de fiilen baktığımızda ve Anayasa’nın 90’ıncı maddesiyle yapılan düzenleme sonrasında, yürütmeye verilen uygulama yükümlülüğünün ortaya konmadığı gerçeğiyle değerlendirdiğimizde memurun ve kamu çalışanının hem toplu sözleşme hem de grev hakkı vardır. “Nasıl?” derseniz, hem tarafı olduğumuz sözleşme maddeleri hem de daha önce sizin sesini çıkartmasından rahatsız olduğunuz ve eylem, toplu eylem, iş bırakma noktasına gitmiş ama ondan sonra hakkını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde arayarak tazminat kazanmış olan davaların gerekçeleri ve sonuçlarıyla ortada. Böyle olduğu zaman “Kamu çalışanına toplu sözleşme hakkı veriyoruz.” söyleminin, bu değiştirmeye çalıştığınız çok tartışılan Anayasa değişiklik teklifinde bir albeni yaratması, bir çekicilik oluşturması için oraya eklendiğini görüyoruz. Bunun kalıcı, gerçek ve uluslararası hükümlerle bir araya getirildiğinde yeterli olan bir düzenleme olmadığı alenen açıktır.

Diğer taraftan, bir Uzlaştırma Kurulu kuruluyor. Bu Uzlaştırma Kurulunu kimler kuracak? Yine Hükûmet kuracak. Bundan önce memurlar oluşan kararlara itiraz ettiğinde iş Bakanlar Kurulunun üzerindeydi, şimdi Uzlaştırma Kurulu ya da adını değiştirdiniz Hakem Kurulu, bunun üzerine atılacak ve onların çıkarttığı kararlar kesin olup yargıya bile gidilmeyecek ve bunun üzerine Uzlaştırma Kurulunun oluşturulacağı yapıya bakmak gerekecek. Yani bunun içerisinde Hükûmet olmayacak mı? Onun yönlendirmesi olmayacak mı? Bittabi ki olacak ve bugün her kurumda yaptığınız gibi yine memur haklarıyla ilgili düzenlemelerde kendi baskınızı ortaya koyacaksınız.

Değerli arkadaşlar, bununla da bitmiyor. Tabii, statü hukukuna tabi olarak elde edilmiş haklarını da yine 128’inci maddede özlük hakları olarak tanınmış tazminattan ek yardıma ve bununla beraber sağlık ödemelerine kadar pek çok hakkının önüne Uzlaştırma Kurulu kararını getirerek bir çekince, bir geriye gidiş yaratıyorsunuz ve diğer taraftan baktığınızda -kanunen saklı tutulan bir değişikliğin hayata geçmesi hâlinde- kanunen hakları, o zaman Uzlaştırma Kurulunun kararlarının, mevcut olarak kazanılmış hakları nereye götüreceği belirsizliği içinde ve bu değişiklik yürürlüğe girdiği takdirde ne yazık ki ve ne yazık ki bir koruma mekanizması oluşmayacak, Uzlaştırma Kurulu ne derse o olacak.

Değerli arkadaşlar, sözlerimin başında söyledim, baştan çok üzülmüştüm -uyuyan milletvekilleri televizyonlarda ve basında yer aldığı zaman- ve demiştim ki “Gerçekten, benim yüzüm kızarıyor.” Ama görüyorum ki şu anda bu hâle düşüren kişilerin ne derece yüzü kızarıyor? Acaba onlar bu duruma düştüğü zaman, bu tablo ortaya çıktığı zaman bir sorgulama yapılıyor mu: Yangından mal mı kaçırıyoruz? Acaba selin önünden kütük mü kapıyoruz, acelemiz ne? Bu kadar ağır şartlarda çalıştırılmanın amacı ne? Ama doğru, tabii ki acele var çünkü onlar bunu hiçbir zaman kendilerine sormadılar. İstanbul’da Ayamama Deresi’nde insanlarımız boğulurken hiç kimse sesini çıkarmadı, hesap sormadılar, ne oluyor demediler. Bunlar ve bu benzeri olumsuzluklar yaşanırken bunlarla da yetinilmedi, Türkiye'yi bir yangın yerine çevirdiler, cumhuriyetin kazanımları ayaklar altına alınırken gizli ajandalarına uygun bir yönetim biçimi, laik, sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ne dayatılmaya kalkışıldı, dayatma da devam ediyor. Sürekli dikta Anayasasından şikâyet ediyorsunuz. Şimdi ne yapıyorsunuz? Siz de “dikte anayasası” yapıyorsunuz ve bu bir “açılım” başlığında ortaya koyduğunuz adımlardan farklı olmayacak şekilde gelişecek ve sonunda yanlışlığı anlaşılacaktır. Baktığınız zaman, bu yanlışlıklar ayaklarınıza dolanacak ve bu niyet kursaklarda kalmaya mahkûm olacaktır.

Getirilen önergelerin bir göz boyama olduğu açıktır, dürüst değildir, samimi değildir ve geçmişte grev gömleği giymiş, onlarla poz vermiş, onu övünerek kullanmış Sayın Başbakan, şimdi bakıyoruz değişiklik teklifinin ilk imza sahibi ve giydiği grev gömleğini unutuyor, bugün baktığımızda teklifte grev hakkı çok görülüyor.

Grev, işçinin, memurun, emekçinin hakkını elde edebilmek için kullandığı en etkili, en önemli güçtür. Siz memurdan grev hakkını esirgiyorsunuz, hak arama aracını esirgiyorsunuz. Neden? Çünkü, aslında “Neden” diye sormak da çok anlamsız. Siz sadece kendi kullanacağınız gücü, o güçten yana tavrı ortaya koyuyorsunuz. Siz sadece kendi gücünüze evet diyorsunuz. Buna da örnek mi istiyorsunuz, işte YÖK. Üniversitelerin başına kendi adamlarınızı getirmek ve oraları ele geçirmek için geçmişte yok etmeye çalıştığınız YÖK’e dört elle sarıldınız, orayı dönüştürüp rahatladınız. Şimdi, orduyu, yargıyı, medyayı birer YÖK yapmak istiyorsunuz, RTÜK’e benzetmek istiyorsunuz, çünkü siz, elindeki yasal olanağı sizin için kullanmayan herkesi, her kurumu teslim almak istiyorsunuz. Burada ortaya getirdiğiniz teklifler, hepimizin kabul edebileceği önemli birtakım başlıkları da içerenler var, ama burada da samimi değilsiniz. Demokrasi havariliğinizin boyası her gün biraz daha dökülüyor. Siz değil misiniz yandaş medyanızla her ağzınızı açtığınızda “Cuntaya karşıyız, demokrasi istiyoruz, faili meçhullerin hesabı sorulsun” diyen. Peki ne yapıyorsunuz? Peki ne yapıyorsunuz? Cumhuriyet Halk Partisinin, 37 vatandaşın katledildiği Mayıs 1977 Taksim olayları için verdiği önergeye karşı ne yaptınız veyahut faili meçhul cinayetler için, darbeler için, Sabahattin Ali’den Hrant Dink’e kadar siyasi cinayetler için verilen tekliflere karşı ne yaptınız?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

104 konuşma daha · 24 Nisan 2010

104 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook