Elektronik haberleşme kanunu tasarısı ile türkiye büyük millet meclisi başkanlığı tezkeresi (s.s.:255)
Erzincan Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 138. Birleşim · 2. yasama yılı · 31 Temmuz 2008 · 757 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Binali Yıldırım (AK Parti), 31 Temmuz 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 138. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ELEKTRONİK HABERLEŞME KANUNU TASARISI İLE TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI TEZKERESİ (S.S.:255)); konuşma 757 kelime.
Binali Yıldırım (AK Parti, Erzincan). “Elektronik haberleşme kanunu tasarısı ile türkiye büyük millet meclisi başkanlığı tezkeresi (s.s.:255)”. TBMM Genel Kurulu, 138. Birleşim tutanağı, 31 Temmuz 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/binali-yildirim-23-2008-07-31-elektronik-haberlesme-kanunu-tasarisi-ile-turkiye-buyuk-millet-meclisi-2 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Erzincan)Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Coşkunoğlu’nun sorusundan başlıyorum.
5651 sayılı bir Kanun bu geçtiğimiz dönemde çıkmıştı. Bu Kanun’un amacı dokuz kalem katalog suçlarının İnternet vasıtasıyla işlenmesine engel olacak tedbirleri almak. Buradaki suçlar Türk Ceza Kanunu’nda tanımlanmış suçlardır. Bir tane istisnası var: Atatürk’ün manevi şahsiyetine karşı sanal ortamda işlenen suçlar. Bu, Komisyon görüşmeleri sırasında ilave edilen, Atatürk’ü Koruma Kanunu’nda yer alan suçlar hariç diğerleri Türk Ceza Kanunu’nda mevcut olup sanal ortamda işlenebilme olasılığı, kabiliyeti olan suçları ifade ediyor. Ağırlıklı olarak da çocuk istismarı, sanal ortamda kumar oynatma ve buna benzer suçlar.
Şimdi, İnternet erişiminin içeriğine baktığımız zaman, değerli milletvekilleri, yüzde 97’si dış kaynak, yüzde 3’ü ancak Türkiye’de içerik olarak hazırlanabiliyor. Dolayısıyla, kaynağı dışarı, merkezi dışarıdaki bir neşriyat Türkiye’ye geldiğinde bunun suça dönüşmesinin mücadelesi çok zor çünkü başka bir ülkenin yasaları geçerli. İnternet sağlayıcıyı suçlayamıyorsunuz, başka bir ülkeden neşriyat yapıyor. Bunun için bu kanunun düzenlemesinde iki tane önemli detaya yer verdik. Bir tanesi, yurt içi kaynaklı İnternet ortamında işlenecek suçlarla ilgili mücadele. Burada usul şu: Aynen yazılı ve görsel basındaki suçların işlenmesinde hangi usuller uygulanıyorsa bu usuller burada da uygulanıyor. Yani tekzip gönderiyorsunuz, yayınlamazsa yargı, hâkim kararı alıyorsunuz, bu şekilde oluyor ama dış kaynaklılarda ise şöyle bir uygulama var: Burada binlerce bilgi akışı olduğu için bunlarda önce ikaz ediyorsunuz, sonra eğer bu yayını kaldırmaz ise yayını kapatıyorsunuz. Daha sonra mahkemeye başvuruyor mağdur olan, mahkeme haklı görürse yayın tekrar açılıyor. Bu da işin tabiatı icabı, hukuki yönden ancak böyle olabileceği kanaatine varıldı.
Şimdi, “Youtube” konusuna gelince, Sayın Coşkunoğlu, buradaki sorun şu: Türkiye’de ihtisas mahkemeleri henüz yok. Mahkemelerimiz için bu sanal ortamda işlenen suçlar konusu henüz yeni bir konudur. Örneğin, denizcilik mahkemeleri yoktu, normal, asliye ticaretler bakıyordu. Şimdi denizcilik mahkemeleri var, davalar daha düzenli yürüyor. Bir bu konu var, burada bir tecrübe birikimi sıkıntımız var, bunu aşacağız ama bundan daha önemlisi, bu gibi içerik sağlayıcı kuruluşlar, Telekomünikasyon Kurum Başkanlığı veya İnternet Güvenlik Başkanlığıyla iş birliği yapmaktan kaçındılar “Biz sizin ülkenizde faaliyet göstermiyoruz. Onun için bize böyle bir yaptırımı uygulayamazsınız…” Meselenin koptuğu nokta burası oldu. Sonra on dört tane böyle vaka yaşandı, daha sonra bu kuruluşlar geldiler, dediler ki: “Tamam, biz burada resmî temsilci atadık.” Bundan sonra ofis oluşturdular ve bu sorun da çözüldü. Konuya açıklık getirmek bakımından bunları ifade etmek istedim.
Danıştayla ilgili konu aynen uygulanacaktır. Aksine bir düzenleme burada mevcut değildir. Bunu da ifade etmek istiyorum.
Diğer bir konu, geniş bant telsiz erişimi, yani WİMAX. Geniş bant erişimin iki türlüsü var: Bir tanesi telli ADSL, birisi de WİMAX. WİMAX ile ilgili kurum zannediyorum otuzun üzerinde firmaya test için yetki verdi ve bir buçuk seneye varan bir süreden beri bu test çalışmaları devam ediyor. Bizim burada politik olarak benimsediğimiz üçüncü nesil, arkasından, hemen arkasından WİMAX.
Üçüncü neslin geç kaldığı yönünde bir düşünce ifade edildi. Biz bu kanaatte değiliz. Sebebi de şu: Şimdi dünyada üçüncü nesil çok önceleri verilmiş olmasına rağmen ancak son bir iki senede abone bulabilmeye başlamıştır. Japonya’da ağırlıklı olarak bedava verildiğinden dolayı 60 milyon abonesi vardır. Tüm dünyada 100 milyon abonesi vardır. Hâlbuki ikinci neslin abone sayısı 1,5 milyarı aşmıştır. Bizim orada çok basit iki tane şartımız var. Biz diyoruz ki katma değerli, daha fazla imkânlara sahip üçüncü nesli vermeden, mutlaka ve mutlaka, en temel iletişim hakkı olan vatandaşın sesini yurdun her tarafında götürebilmemiz lazım. Bu konuda da operatörleri zorluyoruz: Yurdun her köşesine mutlaka ses erişimini sağlayın; ikincisi, numara taşınabilirliği konusunu halledin -ki o halledilmiştir- biz de üçüncü nesli vereceğiz. Dolayısıyla şu anda bu şartlar büyük oranda sağlanmıştır ve üçüncü nesil verilecek noktaya geldik.
OSMAN COŞKUNOĞLU (Uşak)Kablo TV’yi saymadınız.
ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Erzincan)Kabloyla ilgili de -güzel, hatırlattınız- Türk Telekom’un blok satışı için Rekabet Kurumunun şartı, kablonun ve uydunun ayrılmasıydı. Biz de buna uygun olarak TÜRKSAT’ın bünyesinde kabloyu ve uyduyu topladık ancak kablonun serbestleştirilememesinin bugüne kadar en büyük sebebi, kablo altyapısını yirmi üç ilde gelir paylaşımı esasına göre altı tane firmayla yapılan kontratlar. Bu kontratlar 2006 yılında sona ermekle birlikte, bu gelir paylaşımıyla bu işi yapan firmalar “Bu altyapı bizimdir.” diye dava açtılar. Hâlbuki kontratta açık hüküm var: “Süre sonunda bütün altyapı Telekom’a devredilir.” Bu bir hukuki sorun oluşturdu ve bu hukuki sorun bugüne kadar süregeldi. Üzerinde hukuki ihtilaflar olan bir şeyin değerlendirilmesi, daha yaygın kullanıma açılması elbette ki kamu yararı açısından çok doğru bir iş değildi. O bakımdan bunu bekledik.
Yalnız, bir iyi gelişme, bir tane dava TÜRKSAT lehine Yargıtaydan da onaylandı. Dolayısıyla bu konuyu da açmış durumdayız. Onu da bundan sonra daha iyi değerlendireceğiz.
Teşekkür ediyorum.
Bir soru daha var, maalesef ona zaman kalmadı, çok konuşulan bu dinleme konusu. Onu daha sonra yazılı ifade edeceğiz.
Arz ediyorum.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
72 konuşma daha · 31 Temmuz 2008