İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 116. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Sivil havacılık genel müdürlüğü teşkilat ve görevleri hakkında kan.tas. (ss: 940 )

Bülent Baratalı

İzmir Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 116. Birleşim · 3. yasama yılı · 23 Haziran 2005 · 1.374 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma

Kaynak göster

Bülent Baratalı (CHP), 23 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 116. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KAN.TAS. (SS: 940 )); konuşma 1.374 kelime.

Bülent Baratalı (CHP, İzmir). “Sivil havacılık genel müdürlüğü teşkilat ve görevleri hakkında kan.tas. (ss: 940 )”. TBMM Genel Kurulu, 116. Birleşim tutanağı, 23 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bulent-baratali-22-2005-06-23-sivil-havacilik-genel-mudurlugu-teskilat-ve-gorevleri-hakkinda-kan-tas (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA BÜLENT BARATALI (İzmir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz 940 sıra sayılı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısında Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına görüşlerimizi iletmek üzere söz almış bulunmaktayım; bu nedenle, Sayın Başkanı ve değerli milletvekillerini tekrar selamlıyorum. Sayın Başkanın çok nazik davranışı için de çok teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz tasarının 13 üncü maddesi, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün alt kurumlarını, daire başkanlığını düzenleyen maddelerden bir tanesi. 13 üncü maddeyle iki danışma birimi oluşturuluyor; bunlardan bir tanesi Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı, diğeri Hukuk Müşavirliği. 14 ve 15 inci maddede de, oluşturulan bu danışma birimlerinin; yani, hem Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı hem Hukuk Müşavirliğinin görevleri ve yetkileri sayılıyor. 14 ve 15 inci maddeler de bunu içeriyor. Ben, 13 üncü maddede görüşlerimi belirtmeye çalışacağım.

Şimdi, Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı, sivil havacılık teşkilatının, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün en önemli daire başkanlığından bir tanesi; çünkü, sivil havacılık, yalnız Türkiye coğrafyasındaki kuralları koyan, o kurallarla sivil havacılık trafiğini ve diğer işlemlerini götüren, örten bir teşkilat değil. Bu teşkilat, tabiî, konumu gereği, uluslararası diğer teşkilatlarla beraber görev yapabilecek olan bir teşkilat. O nedenle, Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı çok önemli. Bunun görevleri sayılmış (a)'dan (h) maddesine kadar, 14 üncü maddede. Bunlardan en önemlisi de, ulusal kalkınma strateji ve politikaları ile yıllık program ve hükümet programı çerçevesinde Genel Müdürlüğün orta ve uzun vadeli strateji ve politikalarını belirlemek, amaçlarını oluşturmak üzere gerekli çalışmaları yapmak.

Şimdi, hepimizin bildiği gibi, strateji, performans planlaması, ulusal kalkınma planları, çok önemli ve çok etkili programlar. Tabiî, planlama derken, hangi tür planlamalar var; bunlar, bu hükümet döneminde, bu iktidar döneminde çok yaygınlaştı. İşte, 1/50 000 düzeyindeki planlar, 25 000'lik, 5 000'lik, 1 000'lik planlar, 1/250 000 düzeyindeki bölge planları ve onların üzerinde olması gereken ulusal planlar ve bunlara bir de nedense performans planlaması altında yeni planlar eklendi. Özellikle performans, verimlilik, prodüktivite ve buna benzer etkinlik gibi kavramlar bu dönemde ortaya çıkarıldı ve şu anda, Sayın Cumhurbaşkanından geri dönen ve Meclisin gündeminde bekleyen Kamu Yönetiminin Temel Esasları veya Kamu Yönetiminin Yeniden Düzenlenmesi Hakkında Kanun bunları getirdi. Bu kanunla, Türkiye'nin kamu yönetimi, yani, 1919'larda kurulmuş olan sistem, seksen yıl sonra tekrar değiştirilecek ve yeni kavramlar ortaya konacak. Bu kavramlar, tamamen bizim Anadolu coğrafyasından veya daha önce constitution dediğimiz, Fransa'dan aldığımız sistemlerle pek örtüşen kavramlar değil. Bu kavramlar, daha çok küreselleşmenin, neoliberal ekonomin ülkemize getirdiği ve dayatmaya çalıştığı kavramlardır. Nedir bunlar; performans ölçütleri, stratejik planlama, verimlilik, prodüktivite, etkinlik gibi, subsidiary gibi kavramlar. Tamamen Anglosakson sisteminin, daha doğrusu yeni dünyanın, Amerika Birleşik Devletlerinin, IMF başta olmak üzere, hizmet-ticaret anlaşmalarının, GATT'ın Türkiye'ye dayatmak istediği kavramlardır.

Şimdi, bu kavramları, tekrar, biz, iç hukukta görmeye başlıyoruz. Görmeye başladığımız kavramlardan bir tanesi, şimdi görüşmekte olduğumuz yasa.

Şimdi, performans ölçütlerini de belirleyecek bu daire başkanı, ama, Kamu Malî Yönetimi ve Denetimi Kanunu daha henüz yürürlüğe girmedi, bu yıl sonunda yürürlüğe girecek; fakat, ülkede performans ölçütleri belli değil. Peki, nasıl ölçülecek bu performans; bu da belli değil, yavaş yavaş yapılıyor. Nasıl olsa önümüzde zaman var, işte, tatil içinde bunlar düzenlenir deniyor. Sayın İçişleri Bakanımıza sorduk, siz, performansı nasıl ölçeceksiniz, kriterleriniz nedir, ölçütleriniz nedir, neye benzer, şekli nedir, kaç tanedir bunlar; onlar şimdi ölçmeye çalışmışlar, alt alta koymuşlar, 300 tane ölçüt ortaya çıkmış. Yani, ben, sivil havacılıkta bu daire başkanının hakikaten çok çalışması gerektiğini düşünüyorum. Diğeri, bu daire başkanımızın çok bilgili olması gerekiyor, mesleğinde ehil olması gerekiyor; yani, buraya tayin edilecek olan bu daire başkanının, bir defa sivil havacılık içinden, bu örgütün içinden, bu teşkilatın içinden gelmesi gerekiyor. Yani, daha önce başka işler yapmış, diyelim ki çok önemli bir holdingin yiyecek-içecek müdürlüğünü yapmış, satın alma müdürlüğünü yapmış, işte Nevşehir'in patatesini, Ödemiş'in patatesini pazarlamış, Salihli'nin domatesini iyi pazarlamış bir insanı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünde Strateji Geliştirme Daire Başkanlığına getiremezsiniz. Neden getiremezsiniz; şimdi, bu çok önemli olaydır veya bir belediyeci de getirmemeniz gerekiyor. Yani, iyi bir belediyeci olabilir; ne bileyim, Haliç'teki ana kolektörü alır, tekrar Yenikapı'ya doğru götürür, terfi merkezleri yapar, işte, onun eğimlerini falan düzenler; bunu yapamazsa, yeniden yapar; ama, sivil havacılıkta böyle bir insanı getirirseniz uluslararası büyük sıkıntılarla karşı karşıya gelirsiniz. Onun için, ne bir holdingden ne de bir belediyecinin bu daire başkanlığına gelmemesi gerekiyor; çünkü, bu insanın, buraya gelecek olan kamu görevlisinin, bir defa deregülasyonun ne olduğunu bilmesi gerekiyor. Deregülasyon; yani, Türkçesi kuralsızlaştırma. Peki, nedir kuralsızlaştırma; işte, açık gökleri ortaya çıkaran bir olaydır. Nedir açık gökler; açık göklerde önemli bir olay var. Açık göklerde kural yok. Bu insan bunları bilmek durumunda; yani, ABD ile Hollanda'nın yaptığı anlaşmaları ve karşılıklı birbirlerine koydukları kuralları ortadan kaldırma olayını bilmesi gerekiyor.

Değerli arkadaşlar, şimdi bu deregülasyonla başlayan, George Bush'la devam eden ve Clinton'la devam eden bu sistem, 30 tane ülkeyle deregülasyon anlaşması yapmış; yani, göklerdeki kuralları kaldırmış ve gökleri free haline getirmiş. Kuralı kim koyuyor; kuralı kuvvetli olan koyuyor. Oysa, uluslararası ilişkilerde, devletlerarası ilişkilerde hukuk kuralları geçerliydi. Hayır diyorlar iki tane kalkınmış ülke, göklerdeki kuralları biz koyarız. Peki, diğer ülkeler ne yapacak; diğer ülkeler de eğer kuvvetli ülkelerse, ekonomisi düzgün ülkelerse ve bunu yapmaları gerekiyorsa, ya 1970'li yıllarda ortaya çıkan neoliberal sisteme karşı koyacaklar... Yani, nedir neoliberal sistem; vahşi bir sistemdir, hukuk falan yoktur. Neoliberal sistemin tek amacı kârdır değerli arkadaşlar.

Bizim buraya getireceğimiz arkadaşımızın işte bunları bilmesi gerekiyor, ramp'i bilmesi gerekiyor, cathering işlerini bilmesi gerekiyor ve hemen hemen bu alanda tekelleşmiş, holdingleşmiş olan 2 tane -Airbus başta olmak üzere- önemli firmayla karşı karşıya gelmesi gerekiyor.

Yani, bu insanın, sonuç olarak buraya gelecek olan bu insanın, bir defa, çok iyi yetişmesi gerekiyor, stratejiyi bilmesi gerekiyor, düzen koyması gerekiyor; yani, deregülasyonla ortadan kalkan düzen… Deregülasyonun kuralsızlaştırma olduğunu söylemiştik, bunu belki Türkiye'de "racon kesme" olarak da söyleyebiliriz; yani, bu işin raconunu bilecek. Uluslararası sistemlerle uğraşacak ve bu konuları bilecek.

Bir de, değerli arkadaşlar, şimdi elimde olan ve Sayın Çanakkale Milletvekilimiz Ahmet Küçük'ün büyük araştırmalar sonucu elde ettiği bu raporu da bilecek. Yani, ileride böyle bir atama olursa, bu raporu kendisine verebiliriz.

Bakınız, sivil havacılığı bekleyen tehlikeleri, 11 sayfalık bu rapor nasıl izah ediyor: 3348 sayılı Ulaştırma Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunla ana hizmet birimi olarak faaliyet gösteren Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün imkân ve kabiliyetlerinin, Uluslararası Sivil Havacılık Teşkilatının (ICAO) minimum standartlarını karşılayacak seviyede olmadığı, hızla ilerleyen dünya havacılığının uluslararası ve ulusal gereklerine tam anlamıyla cevap verecek yapıda, statüde ve güçte olmadığı, gerek uluslararası müzakere ve denetlemelerde gerekse beş yıllık kalkınma planları özel ihtisas komisyonu raporlarında belirtilmiştir. Yani, bizim sivil havacılık teşkilatımızın, henüz uluslararası diğer otoritelerle yarışmadığı, yarışamayacağı, performansını yükseltmesi gerektiğini, değerli arkadaşlar, bu rapor bildirmiş.

Şimdi, küreselleşme olgusu elbette çok önemli. Az önce söylediğim gibi, neoliberalizmin en büyük amacı kârdır değerli arkadaşlar. Şimdi, bu alanda da büyük bir küreselleşme yaşanıyor. Bu küresel dünyada, küreselleşme olgusunun bu sektörü derinden etkilediğini söylüyor bu rapor. 1980'li yıllardan itibaren sektörde liberalizasyon -serbestleşme anlamında- rekabet, denetimlerin kaldırılması, özelleştirme, açık gökler, alliance, yani yoğun tekelleşmeler gibi kavramlar artık belirleyici sihirli kelimeler olmuştur. Ancak, sivil havacılık sektörünün ülkeler açısından stratejik önemi her yönden giderek artmaktadır. Jeopolitik olanakları benzersiz olan bizim ülkemiz için hayatî önemi ise hiçbir ülkeyle karşılaştırılmayacak kadar stratejiktir.

Tekrar stratejiye dönersek değerli arkadaşlar, sayın milletvekilleri; bir defa, buraya gelecek olan daire başkanının Türkiye'nin jeopolitiğini de bilmesi gerekmektedir, yani, Batum'dan başlayan, Karadeniz'den gelip de Marmara'dan ve Çanakkale'den, Kuzey Ege'den ve Kıbrıs'ın kuzeyinden Filistin'den dönen, Kızıldeniz'den Hint Okyanusuna geçen çizginin ne kadar önemli olduğunu bilmesi gerekmektedir. Bakınız, Batum Limanı önemli olduğu kadar, İskenderun Limanı da bu konuda çok önemlidir. Bir defa, jeopolitikle uğraşanlar ve strateji uzmanları, özellikle Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri eski Bakanı, Musevî kökenli Brezinski ve danışmanları, dünyaya hâkim olabilmek için, değerli arkadaşlar, sayın milletvekilleri, Avrasya'ya egemen olmak gerektiğini ifade etmiştir. Avrasya neresidir; Avrasya hemen bizim sınırımız ve burnumuzun dibidir. Yani, bu sayın daire başkanının hem Avrasya'yı hem stratejiyi hem jeopolitiği bilmesi gerekmektedir. İskenderun Limanının önemini bilmesi gerekmektedir. Neden, değerli arkadaşlar; İskenderun Limanı Türkiye için çok önemlidir. Bakınız, Irak için gelen Amerikalılar, İskenderun Limanını kullanmak istemişlerdir ve Türkiye Cumhuriyetinin karşı koymasına rağmen; ama, liman kullanılmıştır. Oysa, Mustafa Kemal, Yıldırım Ordularını geri çekerken, önemli bir telgraf çekmiştir Genelkurmaya; bu telgrafta "bunu geciktirenin idamı gerektir" diye yazmıştır ve İskenderun Limanının ne kadar önemli olduğunu söylemiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yani, illiyet bağını kurarsak, sonuç olarak, strateji bilen, jeopolitik bilen ve sivil havacılık teşkilatı içinde en az, ama en az beş yıl deneyimli bir daire başkanının buraya gelmesi ve bu görevi alması gerekmektedir.

Bu duygu ve düşüncelerle, tekrar, Sayın Başkan ve Sayın Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

36 konuşma daha · 23 Haziran 2005

36 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook