İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 62. BİRLEŞİM · SALI

Sosyal güvenlik prim alacaklarının yeniden yapılandırılması ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında (s.s.1066)

Bülent Baratalı

İzmir Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 62. Birleşim · 4. yasama yılı · 14 Şubat 2006 · 970 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Bülent Baratalı (CHP), 14 Şubat 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 62. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SOSYAL GÜVENLİK PRİM ALACAKLARININ YENİDEN YAPILANDIRILMASI VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.1066)); konuşma 970 kelime.

Bülent Baratalı (CHP, İzmir). “Sosyal güvenlik prim alacaklarının yeniden yapılandırılması ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında (s.s.1066)”. TBMM Genel Kurulu, 62. Birleşim tutanağı, 14 Şubat 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bulent-baratali-22-2006-02-14-sosyal-guvenlik-prim-alacaklarinin-yeniden-yapilandirilmasi-ve-bazi-ka (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA BÜLENT BARATALI (İzmir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1066 sıra sayılı Sosyal Güvenlik Prim Alacaklarının Yeniden Yapılandırılması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 3 üncü maddesiyle ilgili olarak Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini aktarmak üzere söz almış bulunmaktayım; bu nedenle, Yüce Meclisi saygıyla selamlarım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bir anafikir olarak ve genel kabul olarak bazı arkadaşlarımızın atıfet muamelesi olarak düşündükleri, bazı arkadaşlarımızın da yeniden yapılandırma olarak düşündükleri bu kanuna, az önce söylediğim gibi, anafikir olarak karşı değiliz, bir genel kabul içinde karşı değiliz; ancak, biraz sonra ifade edeceğim gibi, kanunun ratio legis'i dediğimiz konuluş amacı, ülkenin 2000 ve 2001 yıllarında içine düştüğü kriz durumudur.

Biraz sonra, bu kriz bitmiş midir bitmemiş midir, kime göre bitmiştir kime göre bitmemiştiri de tartışmak istiyorum izninizle.

Bu kanunun 3 üncü maddesi, yeniden yapılandırma ve taksitlendirmenin, taksitlendirmenin koşullarının, taksitlendirme koşullarının kabulünün, ihlalinin nasıl olacağını ve ne gibi müeyyidelerle donatılacağını içeren bir maddedir.

Şimdi, 1 inci maddesinde taksitlendirmenin nasıl yapılacağını, çok zor durumun nasıl tespit edileceğini ifade etmektedir; ancak, 1 inci maddenin birinci fıkrasının sonuna baktığımızda, çok zor durum halinin uygulanmasının, nasıl yönetim kurullarına sübjektif bir kriter olarak verildiğini görmekteyiz. Oysa, kanunlar, objektif olarak, herkese eşit olarak yapılır, takdir hakkı da çok uzun süre kullanılamaz.

Diğerleri, yeniden yapılandırılan ikinci fıkrada, yeniden yapılandırılan bu prim borçlarının taksitlendirme sürelerinin, bir yıla, iki yıla ve diğer yıllara, altmış aya kadar nasıl olacağını ve bunlara nasıl bir faiz uygulanacağını içermektedir.

Yine, diğer fıkralar ise; üçüncü fıkrasında, taksitin ihlali halinde, bunun birkaç kez -üç kez- taksitlendirmesi ihlali halinde ise, ne gibi bir müeyyideler olacağını içeren fıkrasıdır.

Dördüncü fıkrası ise, yeniden yapılandırılırken, üzerine TEFE'den gelen faiz konan ve bir yılda ödemek istiyorsa, üzerine yıllık yüzde 5 faiz konan ve yeniden yapılandırılarak borç aslı haline dönmüş olan bu borcun, bu prim borcunun ödenmesinin geciktirilmesi halinde, gecikilen her ay için, Hazine Müsteşarlığınca açıklanacak ve bir önceki aya ait YTL cinsinden ıskontolu ihraç edilen devlet iç borçlanma senetlerinin ortalama faizlerine 1 puan eklenerek uygulanacak faiz bulunmaktadır ki, ben bunu hesapladım, bu, yüzde 2,1 gibi önemli bir faiz olmaktadır.

Bundan sonra devam eden maddelerde ise, taksitlendirmeye tabi tutulan mükellefin, vergi dairesine, her ne nam altında olursa olsun -muhtasar, gerçek ve diğer konuda- vergi borcunun olmaması gerekmektedir. 6183 sayılı Tahsili Emval Kanununa göre ise, eğer vergi borcu taksitlendirilmişse, bunda da ihlalin yaşanmamasını gerektirmektedir.

O nedenle, biz bu maddede bir önerge vereceğiz, bu maddenin beşinci fıkrasında; çünkü, SSK ve Bağ-Kur affı ile vergi dairesine borcun hiç alakası bulunmamaktadır.

Anımsarsanız değerli milletvekilleri, vergi barışı hiçbir koşula tabi olmadan getirilmiştir. Bu madde ise, hukukçuların ifade ettiği gibi, askıda bir hukukî muameledir veya diğer deyişiyle, topal bir hukukî muameledir, şarta, taliki şarta bağlı olan bir hukukî muameledir; yani, taliki şartı yerine getirmezseniz, bu maddeden istifade edemezsiniz. Onun için, bu madde, bu fıkra konusunda da, değerli arkadaşlar, bir önergemiz olacaktır.

Yani, sonuç olarak, bu kadar şarta bağlanmaması gerekirdi, basit, herkes tarafından anlaşılabilir olması gerekirdi, çok karmaşık yazılmaması gerekirdi. Arkadaşlarım 1 inci maddede ve başlangıçta epeyce tenkit ettiler; onlara katılıyorum. Bunun anlamak için, en azından, bu üç sayfalık maddeyi anlamak için bir malî müşavire de danışılması gerekmektedir.

Değerli arkadaşlar, ben, şimdi, bu yasanın ratio legis'i dediğimiz konuş amacındaki bölüme gelmek istiyorum; yani, esbabı mucibe layihasından, gerekçeden… Bir okumak istiyorum bu gerekçeyi: Birinci fıkrasında, 2000 ve 2001 yıllarındaki kriz nedeniyle hem mükellefin düştüğü durum hem de kurumların düştüğü durum nedeniyle bu kanun getiriliyor.

Şimdi, aradan çok uzun zaman geçmiş -keşke, daha önce getirilebilseydi- kurumların alacağı 23 katrilyona gelmiş, mükellefler de bunu ödeyemez noktaya gelmişler. Yani, vergi borcunuzu ödeyeceksiniz, cari taksiti ödeyeceksiniz, bunun üzerine, faiz bindirilmiş olan eski borcu ödeyeceksiniz.

Değerli arkadaşlar, bunları kim ödeyecek, hangi mükellef ödeyecek? Ankara milletvekili arkadaşlarımız Şaşmaz'ı bilirler. Sanıyorum, Şaşmaz Sanayi Sitesine giden arkadaşımız vardır. Orada dükkânlar açılmıyor, esnaf para kazanamıyor. Bir dükkânın açılması, zaten, günlük 250 000 000 lirayla başlıyor. Gitmemiş olan arkadaşlar varsa, ben, kendilerini, Şaşmaz Sanayi Sitesindeki oto tamircilerini bir ziyarete davet ediyorum. Yalnız onda mı; sanayicilerde, ihracatçılarda, tarımla uğraşanlarda, yani, nüfusun çok önemli bir bölümünde kriz devam ediyor arkadaşlar. Kriz nerede bitmiş -belki, kriz bitti diyenler olacaktır, onlara da hak veriyorum- kriz sadece rantçılarda bitmiş değerli arkadaşlar; yani, ülkenin ekonomik durumu nedeniyle yararlanan ve sıcak portföy olarak Türkiye'ye para getirenler, bir yıl içinde dolarlarına yüzde 68 kazandırmışlar. Evet, doğru; yani, kriz bitti diyenler bu konuda haklı, ben de kendilerine hak veriyorum; ama, reel sektörle uğraşanlar, ayrıca tarımsal ürün üretenlerde kriz bitmemiş.

Bakın şimdi, ihracatın parlayan yıldızı tekstil sektöründeki duruma bakın değerli arkadaşlar. Bakın, tekstilde, giyim sektöründe neler yatıyor... Burada kriz bitmemiş, onu anlatmaya çalışıyorum. Yani, konuştuğum konu, maddenin başlangıcıyla ilgili. Şimdi, tekstilciler, gayri safî millî hâsılanın yüzde 7,8'ini, sanayi üretiminin yüzde 19,9'unu, imalat sanayii üretiminin yüzde 18,4'ünü, sanayi istihdamımızın 23,9'unu, ülke istihdamının 13,6'sını, toplam ihracatımızın yüzde 28'lik payını oluşturuyorlar. Güçlü bir sektör; fakat, bu sektörün iki önemli özelliği var. İhracatı çok fazla; ama, ithalatı çok az olan bir sektör; ama, bu da krizde.

Değerli arkadaşlar, bir de -çok önemli- kadın işçi çalıştırıyorlar, bir de eğitimsiz işçi çalıştırıyorlar; ama, bunların üzerlerindeki vergi yükünün, özellikle muhtasarın çok artmış olması, KDV'nin çok artmış olması, Türk Lirasının çok aşırı değerlendirilmesi ki, 2000'li yıllara doğru dönersek, bugün, ihracatın kurtulabilmesi için doların 2 500 000 Türk lirası olması gerekmektedir.

Bir de ayrıca, bunların üzerinde -ne alakadır bilemiyorum; ama- 1,2'lik TRT payı da bulunmaktadır, KDV'si yüksektir. OECD ülkeleri içinde, değerli arkadaşlar, bu sektörün maliyetleri çok fazladır, enerji maliyeti çok fazladır, istihdam üzerindeki maliyetleri çok yüksek düzeydedir. Eskiden bu maliyetler yüzde 18 iken, bugün, yüzde 41 düzeyindedir.

Şuna gelmeye çalışıyorum: Bu arkadaşlarımız geleneklerimize ve devletimize çok bağlı olmalarına karşın, İzmir'de, Denizli'de, Aydın'da, Manisa'da bu ihracatçılar, bu tekstil üretenler, eylem kararı almışlardır değerli arkadaşlar. Yani, çiftçilerimiz eylem kararı alıyor; maalesef, geleneklerimize aykırı olarak, Sayın Başbakana hoş geldin diyeceklerine, üzerine yumurta atıyorlar. Bu, üzüntü verici bir olay. Yani, tarımcı bitmiş -kendini böyle ifade etmeye çalışıyor- tekstilci de bitmiş ve…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BÜLENT BARATALI (Devamla)Sayın Başkanım…

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

49 konuşma daha · 14 Şubat 2006

49 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook