Türkiye büyük millet meclisi içtüzüğünde değişiklik yapılması hakkında içtüzük teklifi ( ss. 161 )
İstanbul Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 122. Birleşim · 3. yasama yılı · 30 Haziran 2005 · 560 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Burhan Kuzu (AK Parti), 30 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 122. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ İÇTÜZÜĞÜNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA İÇTÜZÜK TEKLİFİ ( SS. 161 )); konuşma 560 kelime.
Burhan Kuzu (AK Parti, İstanbul). “Türkiye büyük millet meclisi içtüzüğünde değişiklik yapılması hakkında içtüzük teklifi ( ss. 161 )”. TBMM Genel Kurulu, 122. Birleşim tutanağı, 30 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/burhan-kuzu-22-2005-06-30-turkiye-buyuk-millet-meclisi-ictuzugunde-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-3 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul)- Sayın Başkan, Sayın Koç'un sorusu... Evet, 10 Nisan 2003'te bu bizim önümüze geldi. Anayasa Mahkemesinin kararı var. Daha önce de bir kararı var; yani, yeni bir karar değil.
Tabiî, Anayasa Mahkemesinin kararları, elbette ki hepimizi bağlar; ama, hepimizi bağlamış olması, bu kararların mutlak ve nas anlamında doğru olduğunu göstermez Sayın Koç. Yani, hukukta, siyaset biliminde elastikiyet vardır, tıptaki gibi değildir; teşhis koymalarda bile farklılık vardır, biliyorsunuz.
Anayasa Mahkemesi, yürütmeyi durdurma -mesela- yetkisi olmadığını 10 kez ifade etti. Bütün kararlar elimde var. Böyle bir yetki, Anayasa Mahkemesi, bana vermemiştir diyor, böyle bir yetki kanunda yoktur diyor. Efendim, Deniz Gezmiş asılıyor; ortada kanun var, durdurulması gerekir diyelim prensip olarak asılmaması bakımından -öyle düşünüyoruz da; çünkü, daha sonra geriye dönüşü olmaz- yoktu, ne yapayım diyor. Özelleştirme gündeme geldi, vardır dedi, hâlâ buna devam ediyor. Yani, bunu şunun için söylüyorum: 10 karardan sonra Anayasa mı değişti, kanun mu değişti de Anayasa Mahkemesi yürütmeyi durdurmaya yetkim vardır noktasına gelebildi?!
Demek ki, Anayasa Mahkemesinin ya da bir başka mahkemenin kararlarını biz sonuç olarak bağlayıcı olduğunu düşünürüz, gerekçelerini dikkate alarak bir yeni metin getirebiliriz. Yani, bu getirdiğimiz metin Anayasaya aykırı mı değil mi, ben onu bilemem. Zaten bilsem, bile bile getirmem. Bir arayış içerisindesin, hepimiz öyle.
Şimdi, yeni getirilen metin, önergelerle… O karar yayınlandığı için, Anayasa Mahkemesinin kararını dikkate alarak, mümkün olduğu kadarıyla uyduğumuzu düşünerek -bunu samimî olarak söylüyorum- bir metin getiriyoruz. Yani, bunun iptal edilmiş olması, bundan sonra iptal edilmiş olması, bu ihtiyacı yine gidermez.
Bütün mesele şu: "Temel kanun", "kapsamlı kanun" nedir diye, bunun bir tanımı, hakikaten, yok hukukta. Anayasa Mahkemesi göreceli bir yaklaşımda bulunmuş -tam tanım değil; ama -yani, şöyle şöyle olan, filan diye bir şey söylüyor, buna uymaya çalışıyoruz; ama, bu da ne kadar doğrudur...
O bakımdan, bence, sosyal dallarda ve özellikle hukuk alanında, mutlaka bu doğrudur diyemiyoruz. Yani, o yüzden, bunu bile bile, Anayasaya aykırılığı şeklinde, bile bile buraya getirmem -benim samimî ifadem- mümkün olmaz. Yani, bunun çok hoş bir yöntem olmadığını, zaten, konuşmamda birçok kez söyledim. Dünyada bunun çok örnekleri var. Bu bir anlamda, arızî belki bir durumdur; yani, çok darda kalındığı zaman kullanılabilecek bir durumdur.
Kaldı ki, biz buna gitmek zorunda da değiliz; yani, ille de bu yönteme gideceğiz diye bir şey de yok. Bulunabilir; kullanmazsın. Eski dönemlerde de, mesela, 20 nci ve 21 inci Dönemlerde de bu yönteme pek gidilmemiş; yani, bir iki kez gitmişler. Yani, hüküm var; ama, kullanılmamış. İlle de çok sık kullanılacak diye bir kaide yok. Bunu da özellikle belirtmek istiyorum.
Şimdi, Sayın Gazalcı "milletvekillerinin katılımı engelleniyor, sınırlı katılım var" diyor. Evet, bir sınırlı katılım olduğu doğru. Engelleme lafı belki doğru değil; ama, sınırlı katılım doğru. İki parçalı parlamentoda, belki bunu savunması daha zor; ama, çokparçalı bir modelde daha da ihtiyaç doğan bir yöntem. Birazdan önerge okunduğu zaman da görülecek; maddelerin görüşülmesi, prensip olarak engellenmiyor. Belki, bölüme ağırlık veriliyor; ama, madde hakkında önerge verilmesi engellenmiyor. Konuşma sırası, süre olarak biraz kısıtlanabiliyor; ama, diyelim ki, soru-cevap süresi daha bir artırılıyor eskiye göre.
Zaten, aynısını getirirsek madde görüşmesinin, istisna koymanın bir anlamı kalmaz. Yani, bunun farklı olduğunu, nasıl başka türlü göstereceksiniz. Şimdi, en çok 30 madde diyor bölümlerin oluşmasında. Bu, 5 madde de olabilir, 15 madde de olabilir. Yani, ilgili maddeleri bir yerde kesersiniz, ilgisiz maddeyi başka bir bölüme aktarabilirsiniz. Uygulamada kimi zorluklar çıkabilir; ama, zannediyorum, zaman içerisinde bu da yerleşir diye düşünüyorum.
Bana başka soru yok.
Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
68 konuşma daha · 30 Haziran 2005