İçeriğe atla

27. DÖNEM · 600 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 106. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle

Burhanettin Bulut

Adana Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 106. Birleşim · 3. yasama yılı · 1 Temmuz 2020 · 563 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Burhanettin Bulut (CHP), 1 Temmuz 2020 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 106. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle); konuşma 563 kelime.

Burhanettin Bulut (CHP, Adana). “Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 106. Birleşim tutanağı, 1 Temmuz 2020. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/burhanettin-bulut-27-2020-07-01-hukuk-muhakemeleri-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasi-hak (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=89451

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

BURHANETTİN BULUT (Adana)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yeni rejim, Türkiye'deki tüm kurumları parti devletinin hizmetine sunmuş hâle getirdi. Yani Türkiye'deki tüm kurumlar, bunun içerisinde yargı ve yasama da dâhil olmak üzere, sarayın siyasi tercihlerinin esiri oldu, onların taleplerine ve isteklerine göre yasa teklifi gelir hâle geldi. Örneğin son günlerde tartıştığımız kıdem tazminatı. Adına her ne kadar emeklilikte yeni bir sistem denilse de tek amacı var, işçinin kıdem tazminatını fonlamak. Peki, bu konuda işçinin bir talebi var mı? Bu konuda işverenin bir talebi var mı? Yok. Hatta işçinin isyanı var çünkü işsiz kalmış durumda. Türkiye'de 10 milyona yaklaşan bir işsizlik var. Türkiye'de esnaf hakeza aynı şekilde, üç aydır iş yerini kapatan esnaf, belki de Türkiye tahinde, cumhuriyet tarihinde ilk defa yargı paketlerine muhtaç hâle gelmiştir. Üniversite öğrencilerinin talepleri var, örneğin bu taleplere karşı bir başvuru oldu mu, bir iyileştirme oldu mu? Neydi o talep? Denildi ki: “Bu üniversite sınavlarını temmuza aldınız, bırakın orada kalsın, biraz daha çalışalım.” Ama siz yine turizm şirketlerini öncelediniz.

Yine sosyal medyada birtakım yazışmalar oluyor -son olayı hariç tutarak söylüyorum- orada da örneğin Cumhurbaşkanı gençlerle buluşuyor, orada “dislike” yapılıyor, anında “Youtube kapatılması gerekiyor.” diye söylemler başlıyor. Örneğin Canan Kaftancıoğlu’na atılan “tweet”leri, orada atılan küfürleri görmeniz gerekiyor ama buna karşı en küçük bir reaksiyon yok. Yine, hani dediğimiz gibi yasamanın ve yargının üzerinde tahakküm kuran yürütme, yaptığı işleri sadece havuz medyasında anlatmak istiyor, bunun dışındaki eleştirilere tahammülü yok. İşte RTÜK -hatta Başkanı geçen haftalarda bir bankanın yönetimine atandı- taraflı olduğu açık bir hâlde TELE 1 ve Halk TV’yi kapattı. Peki, bunu niçin kapatıyorsunuz? Yaptığınız başarısızlıkları halk öğrenmesin diye. Peki, ne yapıyorsunuz bunun yerine? Havuz medyasından haber yapıyorsunuz; A Haber’le tüm Türkiye’ye haber yapmaya çalışıyorsunuz ama ne yaparsanız yapın, tüm kanalların kumandalarında sadece A Haber olsa bile bu halk A Haber’i izlemiyor.

Yine bu iktidar ilk geldiğinde, on sekiz yıl önce şundan bahsediyordu, hep dediği şey: “Avrupa Birliğine girmek bizim en büyük hedefimiz.” Ancak bu yapılanları üst üste koyduğumuzda Avrupa Birliğine giremedik ama tipik bir Kuzey Kore ülkesi hâline geldik.

Bugün de çokça konuşulan baro yasası gündemimizde. Baro yasası, bir anlamda meslek odalarına yapılan bir müdahaledir. Türkiye’de 19’a yakın meslek odası var, bunlar kamu tüzel kişiliğiyle kurulmuştur; her şeyden önce mesleğinden dahi, kendi bulunma varlığından dahi öncelediği ülkedir, halktır. O yüzden kamu hizmeti ve adı üzerinde kamu tüzel kişiliği olanlar. Ancak demin bahsettiğim gibi burada eksik kalan bir taraf var, meslek odaları maalesef yandaş olamadı. Yandaş olmak isteseler de aslında olamazlar çünkü kanunun verdiği yetki onları yandaşlıktan uzak tutuyor. Şunu istiyorlar: Aynı yandaşların dediği gibi beyaza “siyah” denmesini istiyorlar ancak meslek odaları kesinlikle beyaza “beyaz” der, beyaza “siyah” demez.

Peki, iktidarın böylesi bir dönemde meslek odalarından nasıl faydalanması gerekiyor? Meslek odalarına demokrasinin bir kalitesi olarak bakıp onlardan faydalanması gerekiyor ama bakıyorsunuz pandemi döneminde Türk Tabipleri Birliğinden yararlanmadı. Örneğin, kıdem tazminatı konusunda yaptığı toplantılara DİSK’i çağırmadı. Bu yapılan baro çalışması, baro yasa teklifi de tamamen yandaşlaştırmaktan öte başka bir şey değil; diğerlerinin hepsi teferruat. Yapılan iş, baroyu çoklu yapıya çevirip kendisine yandaş bir baro hüviyeti oluşturmak. Burada da çeşitli örnekler var: 1924 yılından önce, Osmanlı döneminde her milletin kendine ait bir barosu vardı. 12 Eylülden önce de yine örnekleyebiliriz: Örneğin, öğretmenlerin 2 ayrı derneği vardı; örneğin, polislerin POL-BİR ve POL-DER diye 2 ayrı yapısı vardı. Bu yapılar ne kadar parçalanırsa, ne kadar çoklu hâle gelirse bu şu anlama gelmiyor, çok sese gelmiyor, ayrı ayrı seslere tekabül ediyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

103 konuşma daha · 1 Temmuz 2020

103 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook