İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 78. BİRLEŞİM · SALI

Dünya hemşireler günü nedeniyle

Cânân Aritman

İzmir Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 78. Birleşim · 1. yasama yılı · 13 Mayıs 2003 · 481 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma

Kaynak göster

Cânân Aritman (CHP), 13 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 78. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DÜNYA HEMŞİRELER GÜNÜ NEDENİYLE); konuşma 481 kelime.

Cânân Aritman (CHP, İzmir). “Dünya hemşireler günü nedeniyle”. TBMM Genel Kurulu, 78. Birleşim tutanağı, 13 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/canan-aritman-22-2003-05-13-dunya-hemsireler-gunu-nedeniyle (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CANAN ARITMAN (İzmir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; günümüzde Batılı ülkelerde, analık, gebelik, loğusalık, çalışanların korunmasını gerektiren özel durumlardan kabul edilmiş ve konuya ilişkin düzenlemeler yapılmıştır. Bunlardan biri 1948 İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, 1952 Anneliğin Korunması Sözleşmesi, 1979 Kadınlara Karşı Her Türlü Ayırımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi, 1989 Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi, 1995 Pekin Deklarasyonu ve Eylem Platformu, 1998 ILO Kadın İşçilere Fırsat Eşitliği ve Muamele Eşitliği Sözleşmesi, yine, 1998 Çalışmaya İlişkin Temel Haklar ve İlkeler ILO Bildirgesi ve henüz, ülkemizin parafe etmediği, ama etmesi gerektiğine inandığımız 2000 yılı Anneliğin Korunması Sözleşmesi, tüm bu uluslararası sözleşmeler, ana ve çocuğun sağlığını ve güvenliğini geliştirmeyi amaçlar. Bu amaçlar, taraf ülkelerin, girişimcilerin, ulusal hukukun, hükümetlerin ortaklaşa paylaştıkları sorumluluk ve görevlerdir.

Avrupa Sosyal Şartı, ülkelerde çalışan kadınların korunma hakkının en etkin biçimde kullanılmasını sağlamayı zorunlu kılmaktadır. 98/85 sayılı Gebe, Loğusa, Emzikli Kadın İşçilerin İşleri Başında Sağlık ve Güvenliklerinin Korunmasına İlişkin Yönerge, gebe, doğum yapmış ya da emzirme dönemindeki kadın işçileri, birçok bakımdan özel risk grubuna girdikleri gerekçesiyle, işbaşında sağlık ve güvenliklerinin korunmasını düzenlemektedir. Söz konusu yönergeyle, kadın işçilere en az 14 hafta olmak üzere, doğum izni verilmesi zorunlu kılınmıştır. Bu iznin en az 2 haftası, doğum öncesi zorunlu izindir.

Avrupa ülkelerinde doğum izni, ortalama 16 ilâ 18 haftadır. Görüşmekte olduğumuz kanun tasarısında ise, teklif edilen 14 haftadır. Bunun, değerli arkadaşlarım, bir tek nedeni var. Yani, yasa tasarısında hazırlanan, 7 önce 7 sonra, toplam 14 haftalık doğum izninin yasamızda bu şekilde hazırlanmasının nedeni, ne yazık ki, uzun süreli doğum izinlerinin ülkemizde kadınların işe alınması önünde ciddî bir engel oluşturacağına karşı duyduğumuz endişedir; çünkü, ne yazık ki, ülkemizde kadın, işe en son alınan ve işten en önce çıkarılan konumdadır. Ama, değerli milletvekilleri, tıbben, bu doğum izni daha uzun süreli olması gerekir. Avrupa ülkelerinde olduğu gibi, en az 16 hafta olmalıdır. Yani, 8 hafta önce, 8 hafta da sonra, toplam 16 hafta olmalıdır.

Değerli milletvekilleri, bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanı olarak söylemek istiyorum ki, gebelikte, kadının, kalbinden böbreklerine, kanından karaciğerine kadar tüm organları ilave yük altındadır. İnanın, bunu, bir erkek bünyesi kaldıramaz.

Amerika'da yapılan bir bilimsel araştırma var; bu bilimsel araştırmada, termde bir hamile kadının taşıdığı ilave yükün, gönüllü, genç ve sağlıklı erkekler tarafından yürüme eylemi halinde taşınması istenmiş ve bu araştırmada bunu başarabilen erkekler, en fazla ikinci saatte pes etmişler. Yani, gebelikte kadının taşıdığı yük, hakikaten ağır bir yüktür.

Bir de, Anadolu'da, gebelik sonrası dönemle ilgili çok güzel bir söz vardır. Anadolu insanı "loğusanın mezarı 40 gün açık kalır" der. Değerli arkadaşlarım, hakikaten doğru bir sözdür. Halk, gözlemleriyle, doğum sonrası 6 haftanın çok önemli bir süreç olduğunu belirlemiştir. Loğusalıkta, vücut son derece dirençsiz ve her türlü hastalığa yatkın durumdadır. Ne yazık ki, kadınlarımızın, gebelikte, doğumda ve loğusalıkta sağlıklarını yeterince koruyamadığımız için, ülkemizde, ana ölüm oranı yüksektir. Ülkemizde bu oran yüzbinde 54 iken, Avrupa ülkelerinde bu oranın yüzbinde 6 ile 8 arasında olduğu dikkatimizi çekmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

CANAN ARITMAN (Devamla)Hemen 1 dakikada toparlıyorum.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

39 konuşma daha · 13 Mayıs 2003

39 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook