Atatürk'ün gençliğe hitabesinin 78'inci yıldönümü münasebetiyle
İzmir Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 10. Birleşim · 4. yasama yılı · 20 Ekim 2005 · 520 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Cânân Aritman (CHP), 20 Ekim 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 10. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ATATÜRK'ÜN GENÇLİĞE HİTABESİNİN 78'İNCİ YILDÖNÜMÜ MÜNASEBETİYLE); konuşma 520 kelime.
Cânân Aritman (CHP, İzmir). “Atatürk'ün gençliğe hitabesinin 78'inci yıldönümü münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 10. Birleşim tutanağı, 20 Ekim 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/canan-aritman-22-2005-10-20-ataturk-un-genclige-hitabesinin-78-inci-yildonumu-munasebetiyle (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CANAN ARITMAN (İzmir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Atatürk, 1927'de, çalışma arkadaşlarına, Cumhuriyet Halk Partisi kongresinde okuyacağı, millî mücadelenin tarihi olan Nutuk'un en sonuna koyacağı satırları; yani, Gençliğe Hitabeyi yüksek sesle okumuş ve gözyaşlarını da saklamamıştı; sonra şöyle dedi: "Tarihi yaşadığımız gibi yazdık; fakat geleceği cumhuriyete inananlara, onu koruyanlara ve yaşatacaklara emanet etmek lazımdır."
Atatürk, Cumhuriyet Halk Partisinin ikinci büyük kongresinde okuduğu Nutuk'u, 20 Ekim 1927 Perşembe günü, yani, bundan tam yetmişsekiz yıl önce Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsünden, bu kürsüden Gençliğe Hitabı okuyarak bitirdi. Gençliğin cevabı hemen geldi: "Vatan kadar aziz bildiğimiz Sevgili Gazimize, cumhuriyeti, onun istiklalini ve muhafazasını bir iman ve namus borcu addettiğimizi en derin minnettarlık hisleriyle arz ederiz."
Değerli milletvekilleri, bugün, Çanakkale'de üniversite gençliğimiz altı gündür yüksek sesle Nutuk'u okuyor. Birazdan Nutuk'un son sayfasını, yani, Gençliğe Hitabeyi okuyacaklar ve bitiminde, hep birlikte Atatürk'e cevaplarını haykıracaklar; çünkü, ülkemizin içinde bulunduğu asimetrik savaşın sarmalından çıkmak ve millî bütünlüğümüzü korumak adına iç ve dış ihanet cephelerine karşı büyük bir azimle mücadele edeceklerini haykırma gereğini hissediyorlar. "Atatürk'ün resimlerini duvarlardan indirin" diyen AB yetkilisine inat, altı gündür, yedi düvele karşı yüksek sesle Nutuk'u okuyorlar. O gençler, işsiz, güvencesiz, güçsüz bırakılmış olsalar da cumhuriyete, emanete sahip çıkacaklardır.
Atatürk'ün "cumhuriyeti biz kurduk, onu yüceltecek ve yaşatacak olan sizlersiniz" diyerek, büyük sorumluluklar verdiği gençlik, sadece yaşta değil, düşüncede, fikirde genç olan, özgürlüğün, bağımsızlığın, egemenliğin, cumhuriyet ve devrimlerin yılmaz bekçileri olan tüm yurttaşlardır. Nutuk, millî mücadelenin tüm tarihi ve bu süreçte yapılanların hesabını millete veren bir belgedir. Sonundaki Gençliğe Hitap ise, Nutuk'ta anlatılanların bir özeti ve ondan çıkarılan mesajdır. Dikkat çekilmesi gereken en önemli mesaj ise şu cümlelerdedir: "Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasî emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakru zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen; Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur!"
Atatürk, bu cümlelerle en ciddî tehlikeyi işaret ederek, gençliğin bir çaresizlik edinimine kapılmadan mücadele etmesi gerektiğini belirtiyordu. Toplum psikolojisini bir inanç içinde organize olmaya yönelten, olası çözülmelere karşı uyarı yapan Gençliğe Hitabe metni, muhtemel çaresizlik hallerine karşı bir aşı işleviyle ortaya çıkmaktadır. Bugün yaşadıklarımıza bakınca, Atatürk'ün bu mesajı neden verdiğini ve ne kadar ileri görüşlü bir devlet adamı olduğunu bir kez daha anlıyoruz.
Nutuk'u ders kitaplarından çıkaranlar, Atatürk'ü tarihten silmek isteyenler, bölücü terör örgütünü cesaretlendirenler, İstanbul'u Vatikanlaştırmak, asırlardır egemenliğimizdeki topraklarımızı, Kıbrıs'ı, Ege Denizini, Dicle ve Fırat'ın sularını almak isteyenler, sınırlarımız içerisinde yeni devletler kurulmasını planlayanlar, atalarımızı asla işlemedikleri bir soykırım suçuyla en haksız biçimde sonsuza değin damgalamak isteyenler, en onurlu biçimde ve tamamen eşit şartlarda, başımız dik, hakkımızla, hukukumuzla AB'ye ortak olacakken bizi o kapıda yanaşma konumuna sokanlar, bu ülkeyi yeniden şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi yapmak isteyenler, mirasyedi gibi ülkeyi haraç mezat pazarlayıp satanlar, Türkiye'yi ülkesiyle milletiyle bölmek, parçalamak isteyenler ve onların işbirlikçileri şunu bilsin ki, emanete sahip çıkan dinamik güçler, yani "namus cephesi" onlara izin vermeyecektir.
Hiç kimse bize yeni sınırlar çizmeye kalkışmasın. Biz Yugoslavya değiliz. Muhtaç olduğumuz kudret damarlarımızdaki asil kanda mevcuttur.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
27 konuşma daha · 20 Ekim 2005