2006 merkezi bütçe kan.tas.(diyanet işleri, sosyal hizmetler, özürlüler idaresi, aile ve sosyal araştırmalar, kadının statüsü ) vıı tur
İzmir Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 35. Birleşim · 4. yasama yılı · 18 Aralık 2005 · 955 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Cânân Aritman (CHP), 18 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2006 MERKEZİ BÜTÇE KAN.TAS.(DİYANET İŞLERİ, SOSYAL HİZMETLER, ÖZÜRLÜLER İDARESİ, AİLE VE SOSYAL ARAŞTIRMALAR, KADININ STATÜSÜ ) VII TUR); konuşma 955 kelime.
Cânân Aritman (CHP, İzmir). “2006 merkezi bütçe kan.tas.(diyanet işleri, sosyal hizmetler, özürlüler idaresi, aile ve sosyal araştırmalar, kadının statüsü ) vıı tur”. TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim tutanağı, 18 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/canan-aritman-22-2005-12-18-2006-merkezi-butce-kan-tas-diyanet-isleri-sosyal-hizmetler-ozurlule (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA CANAN ARITMAN (İzmir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü 2006 bütçesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisinin görüşlerini sunmak üzere söz almış bulunuyorum; Yüce Türk Milletini ve onun Meclisini saygıyla selamlarım.
Tüm tarihimiz boyunca aile kurumunu önemsemiş bir milletiz. Anayasamıza "Aile, Türk toplumunun temelidir" yazmışız. Bunun, dünyada başka bir örneği yok. Anayasamızın "Ailenin korunması" başlığıyla başlayan 41 inci maddesi, devlete, aileyi, kadın ve çocukları korumak, güçlendirmek, huzur ve refahını artırmak için gerekli tedbirleri alma görevini verir.
Bu amaçla kurulan Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğünün görevi ise, ülkemizdeki sosyal sorunların tespit ve çözümü ile Türk ailesinin bütünlüğünün korunması, güçlendirilmesi ve sosyal refahının artırılmasına yönelik bilimsel araştırmalar yapmak, projeler geliştirmek, bunların uygulamaya konulmasını sağlamak ve aileye yönelik millî bir politikayı oluşturmaktır.
Genel Müdürlüğün 2006, 2007, 2008 araştırma bütçelerine bakarsak, bir artış olmadığını, hatta azalışlar olduğunu görürüz. Bu yetersiz bütçe ve yetersiz sayıdaki personelle, kurumun görevlerini yerine getirmesi mümkün değildir. Gerekli araştırmalar, bu ödeneklerle yapılamaz. Halbuki, bu araştırmalar toplumumuz için çok acildir ve geç kalıyoruz. Sonra, toplum olarak çok yüksek faturalar ödemek zorunda kalırız. Dünyadaki pek çok örnekte görüldüğü gibi, ailenin bozulması, çözülmesi nedeniyle ortaya çıkan sorunlarla baş edebilmek için, devletin kurumları büyük emekler, büyük paralar sarf etmektedir.
Bu nedenle, Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü, hem personel olarak güçlendirilmeli hem de araştırma bütçeleri desteklenerek, bilimsel araştırma yapan bir kurum niteliğinde ele alınmalıdır. Türk ailesi, ülkedeki ekonomik krizlerin atlatılmasında, sosyal patlamaların olmamasında, dayanışma örneklerinin ortaya konulmasında, kültürel bir sermayedir. Türkiye'nin böyle bir sermayeyi tüketme lüksü olmamalıdır. Bugün, aileiçi şiddet, uyuşturucu, alkol, töre suçları, sokak çocukları, bakıma muhtaç çocuklar, artan suç oranları gibi başlıklar altında ele alabileceğimiz konular, hep aile kaynaklıdır. Ailede ihmal edilen her konu, bir sonraki aşamada ve toplumsal hayatın başka bir kesiminde, karşımıza, daha karmaşık, daha pahalı sorunlar dizgesi olarak çıkacaktır.
AKP İktidarı olarak üç yılı bitirdiniz. Peki, aile için, aileyi güçlendirmek, refah ve mutluluğunu artırmak için ne yaptınız? Dördüncü yıla giren iktidarınızda, Türk ailesi ne durumda; aynen ülkeye yaptığınız gibi, bölünme, parçalanma tehdidi altında ve çöküşte; geleneksel gücünü kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya. Ekonomik ve sosyal sorunlar karşısında ezilmiş, değer yargılarını kaybetmeye başlamış ve toplumun en önemli direnç noktası olarak kabul edilen aile, büyük ölçüde yıpranmış, işlevlerini yerine getiremez hale gelmiştir.
20 000 000 insanımız yoksulluk, 1 000 000 insanımız açlık sınırının altında yaşıyor. Milyonlarca işsiz var. İşsizlik, aileyi temelden sarsan en büyük sosyal sorundur. Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğünün yapmadığı, yapamadığı; ama, ATO'nun yaptığı bir araştırmaya göre, 1 051 000 hane halkı reisi işsiz. İşsizlik oranı yüzde 11,7. Bu rakamın yüzde 38'ini aile reisleri oluşturuyor. Rapora göre, işsiz aile reislerinin yüzde 76'sının hanesinde hiç çalışan yok; kendileri işsiz, aile bireyleri işsiz. Onlar için yaşam açlık, sefalet, yoksulluk ve hastalık demek. Aşevlerinde kuyruğa giriyorlar, akraba ve komşularının yardımıyla ayakta kalmaya çalışıyorlar.
Türkiye büyüyor; ama, bu büyüme kâğıt üzerinde kalıyor. İşsizlik sorununu çözemeyen Türkiye, bırakın yetişkin bireylerini, ailenin temel direği olan reislerini bile işsizliğe kurban veriyor. Çıkış yolu arayan milyonlarcası, kredi kartı batağına saplanmış durumda. Kredi kartları, kredi kartı borçları, felsefe öğretmenine soygun yaptırıyor, assubayını intihar ettiriyor.
Açlık sınırının 750 YTL olarak belirlendiği bugünlerde, işçilerimiz de, memurlarımız da açlık sınırının altında yaşıyor ve en yoksul yüzde 40'lık dilimde yer alıyorlar. Bu yıl Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğüne, çocuklarının eğitim ve sağlıktaki şartlı nakit yardımı için başvuran hane sayısı 1 177 000 arkadaşlar. Binlerce aile, bakamadığı çocuklarını SHÇEK'e vermek için sırada. 15 yaş altındaki çocukların yüzde 40'ı yoksul.
Sosyal politikalardan vazgeçip, IMF'ye teslim olmuş AKP İktidarı, kömür yardımları, aşevleriyle olsa olsa pansumancı olur; ama, kötü bir pansumancı olur; pansuman yaptığı yer kangren oluyor, ayırdında bile değilsiniz. Fakirlik, yoksulluk, işsizlik, göç, gelir dağılımı adaletsizliği, hem aileiçi şiddeti hem de toplumsal şiddeti artırıyor, ülkede suç ve suçluluk oranlarında patlama yaşanıyor. Her üç kadından biri, her iki çocuktan biri şiddete maruz kalıyor. Şiddete maruz kalan çocuklar, geleceğin şiddet uygulayıcısı olarak yetişiyor.
İktidarınızda, Malatya Çocuk Yuvasında devlete emanet edilen çocuklara, şiddetin en ağırını, en acımasızını uyguladınız. Müthiş yerel yönetim anlayışınızla içkiyi yasaklarken, bir yandan da halkımıza pis, mikroplu suları içirtip, binlercesini ishalden kırdınız. Şehir suyunu temizlemeye, devlete emanet edilen çocuklara bakmaya para ayıramazken, aile boyu yurtdışı gezilere milyonlarca dolar harcadınız.
Göçle gecekondulaşmış yoksul aileler, geçimlerini çocuklarıyla sağlamaya çalışıyor. Analar, babalar kendi elleriyle çocuklarını sokağa yolluyor, para kazanmaya yolluyor; git, eve para getir de, nasıl getirirsen getir, ister kapkaç yap, ister dilen, ister mendil sat diyor. Çocukların sokağa çıkma yaşı 5 yaşına düştü arkadaşlar ve ailelerince sokakta çalıştırılan bu çocuklar, bir süre sonra sokağın çocuğu oluyor, sokak çocuğu oluyor, madde bağımlısı oluyor. Güneydoğudaki yoksul aileler ise bizzat kendileri, çocuklarını, kapkaç, yankesicilik, hırsızlık gibi suçları yapmak üzere, organize suç örgütlerine kiralıyor, onları suça karıştırıyor, geleceklerini karartıyor. Yoksulluk, gördüğünüz gibi, önce çocukları ve kadınları vuruyor. Hane reisinin işsiz kalması ise, onu daha baskıcı yapıyor ve şiddete yöneltiyor.
Bir yandan boşanmalar olağanüstü bir yükseliş trendine girerken, çocuk evlilikleri, imam nikâhı denen, aslında nikâhsız, ahlaksız birliktelikler ve çokeşlilik artıyor. Aile odaklı bir iletişim aracı olan televizyon, amansız bir reyting ve kâr amacı içinde, abartılı, magazinel, şiddet ve erotizm dolu yapımlarla kurmaca bir dünyayı sunup Türk ailesinin değer yargılarını erozyona uğratıyor, aile içi şiddeti artırıp, çocukların, gençlerin gelişimini de olumsuz etkiliyor.
Ege Üniversitesinde yapılan bir araştırmaya göre, öğrencilerin yüzde 11,2'si intiharı düşünüyor; mutsuz ve umutsuzlar. Ailelerinin tüm özverilerine karşın, yarı aç yarı tok okumaya çalıştıkları fakülteleri bitirseler de işsiz kalacaklarına inanıyorlar. Onların feryatlarını duymuyorsunuz. Üniversite mezunlarının yüzde 35'i işsiz. İşte, Türk ailesine yaptıklarınız bu.
Hayat pahalılığı, işsizlik, yoksulluk, gelir adaletsizlikleri ve bunların getirdiği bir dizi sorunla inim inim inlerken Türk ailesi, siz, AKP olarak, kadınları türbanlamak, eğitimi İslamlaştırmak, hukuku siyasallaştırmak, Türkiye'yi pazarlamak derdindesiniz! Modern, çağdaş, demokratik Türk aile yapısını haremlik-selamlık uygulamalarla çağdışı bir yaşama itiyorsunuz. Kadını, erkeklerin sofrasında, dünyasında yeri olmayan, ikinci sınıf, alt kimlik bir varlık olarak görüyorsunuz. Topluma verdiğiniz fotoğraf, mesaj bu.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
24 konuşma daha · 18 Aralık 2005