Orman kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun (s.s.274)
Ordu Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 14. Birleşim · 2. yasama yılı · 5 Kasım 2003 · 721 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Cemal Uysal (AK Parti), 5 Kasım 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 14. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ORMAN KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN (S.S.274)); konuşma 721 kelime.
Cemal Uysal (AK Parti, Ordu). “Orman kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun (s.s.274)”. TBMM Genel Kurulu, 14. Birleşim tutanağı, 5 Kasım 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/cemal-uysal-22-2003-11-05-orman-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-s-s-274 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
AK PARTİ GRUBU ADINA CEMAL UYSAL (Ordu)Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun üzerinde AK Parti Grubunun görüşlerini açıklamak üzere huzurlarınızda bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
6831 sayılı Orman Kanununda değişiklik yapılmasını içeren ve görüşülmekte olan bu kanun, esas itibariyle, orman sınırları içerisinde tapulu, orman sınırları dışında ise her türlü tasarruf belgeleriyle özel mülkiyette bulunun kızılağaçlar ile aşılı kestanelerin, Orman Kanunundaki istisna hükümleri kapsamına alınarak, kızılağaç ve aşılı kestane yetiştiriciliğinin; yani, üretiminin teşvik edilmesi; ayrıca, bu yerlerden yararlanma şartlarının özel bir rejime tabi tutularak devletten; yani, orman idaresinden alınıp, muhtarların inisiyatifine verilerek kolaylaştırılması ana düşünce ve felsefesine dayanmaktadır.
Bunların haricinde, kanun, muhafaza ormanı ve millî park alanlarının yanı sıra, tabiat parkları ve tabiatı koruma alanlarında 6831 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin (B) bendine göre uygulama yapılamayacağı hükmünü içermekte, bu uygulamalarla orman sınırları dışında kalmış yerlerin yeniden orman rejimi içine alınması imkânını getirmektedir. Mevcut para cezaları yetersiz kaldığı için kaçak orman emvali ticaretini önlemek, ormanların tahribini engellemek amacıyla cezaların miktarı da artırılmaktadır.
Sayın milletvekilleri, kızılağaç ve aşılı kestanelerin 6831 sayılı Orman Kanunu kapsamı dışına çıkarılmasıyla, orman alanlarında azalma değil artış olacağına inanıyoruz. Ülkemizde mevcut 100 000 hektar kızılağaç alanının sadece yüzde 3,1'i, yani, 350 hektarı özel mülkiyettedir. Bunu küçümsemiyoruz; sadece, çok az olduğunu, bunun sebebininse, bu konudaki yasakçı hükümler olduğunu belirtmek istiyoruz. Bu kanun çıktığı takdirde, kızılağaç ve aşılı kestane alanlarının çok daha artacağına inanıyoruz.
Karadeniz Bölgesine ait bir ağaç türü olan kızılağaç, genellikle fındık bahçelerinin, çay bahçelerinin içinde ve dere kenarlarında küçük ve dağınık kümeler halinde seyrek olarak bulunmaktadır. Halkımız, kendi tapulu arazisinde büyümekte olan kızılağacı yetiştirmekten ve büyütmekten âdeta korkmaktadır. Fidanları büyüdükten sonra kesmesi durumunda devletle, yani orman idaresiyle başı derde girecektir.
Halkımızın kendi mülkünde bulunan ve 3 hektarı aşmayan ormanlardan mevzuata göre kesim yapma imkânı mevcuttur; ama, bu, öyle kanunda yazılı olduğu gibi işlememektedir. Halkımızın devletle ihtilaflı olduğu, en çok sıkıntı çektiği konulardan birinin de orman alanlarıyla ilgili olduğunu hepimiz gayet iyi bilmekteyiz. Vatandaşlarımızın kendi mülklerinde bulunan kızılağaç ve aşılı kestaneleri dikip yetiştirmesine, istediği gibi tasarrufta bulunmasına imkân verildiği takdirde, bu alanların bugünkünden çok daha fazla artacağından şüphemiz olmamalıdır.
Ormanların bir ülke için ne kadar önemli olduğunu çok iyi bilmekteyiz ve ormanlarımızın genişletilmesi, gelişmesi ve korunması, partimizin temel görevi ve politikasının ana hedefidir; ancak, ekonomik alandaki yasaklar, tarih boyunca, hangi alanda olursa olsun, üretimi sınırlamış, refaha ulaşmayı engellemiştir. Tarih boyunca devlet otoritesini elinde bulunduranlar, çeşitli nedenlerle, ekonomik faaliyetleri, ticarî faaliyetleri ve sanat faaliyetlerini kısıtlamışlardır. Bunun en son örneğini, kolektivist ekonomilerde, bundan yirmi otuz sene evvel çöken kolektif ekonomilerde gördük ve bu ekonomilerde, üretim cezalandırıldı, üretimin artması yasaklandı, kişilere inisiyatif tanınmadı ve o ülkelerin ne hale geldiğini, en sonunda nasıl çöktüklerini hep birlikte gördük.
Özel bir ağaç türü olan kızılağaç ve aşılı kestanelere getirilen serbestî, hiç şüphemiz olmasın, bu ağaçların üretimini, yetiştirildiği alanları artıracaktır. Özellikle belli bir rakımın üzerinde tesis edilmiş olan verimi düşük marjinal fındık alanları, bu kanunla, büyük ölçüde kızılağaçlığa dönüşecektir; çünkü, fındık bahçeleri, 600'ün üzerindeki rakımda, maalesef, verimli olmamakta; buna mukabil, kızılağaçlar daha yüksek rakımlarda daha büyük alanlarda gelişmekte ve büyümektedir. Bu bakımdan da, fındığın yerine, alternatif ürün olarak, bir ikame ürün olarak kızılağaç gelişecektir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kanundaki ikinci temel değişiklik ve yenilik, 1 inci maddede yapılan değişikliğin bir yerde doğal bir sonucu, ürünüdür ve onu tamamlar niteliktedir. Kızılağaç ve aşılı kestane ağacı sahiplerinin her türlü yapacak ve yakacak ihtiyaçları için yapacakları kesimler, 6831 sayılı Kanun kapsamındaki keşif, damga ve nakliye işlemlerine tabi olmayacak; bu konularda, muhtarlar tarafından belge düzenlenecektir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Cumhurbaşkanımızın bu kanunu onaylamama gerekçesinde, kızılağaçların bu değişiklikle tahrip edileceği ve bunun da erozyona sebep olacağı belirtilmektedir. Şüphesiz, bu, Sayın Cumhurbaşkanımızın takdiridir; ancak, hayatı Karadenizde geçmiş, bölgeyi ve kızılağacı çok iyi tanıyan bir kişi olarak şunu belirtmek istiyorum: Şüphesiz ki ormanlar, yağış rejimi, ekoloji ve erozyonun önlenmesi bakımından çok önemlidir; ancak, Karadenizde erozyonu önleyen esas bitki örtüsü, ormanlar kadar, maki türü bir ağaç olan, meyve ağacı olan fındıklıklardır, çay bahçeleridir ve hatta araziyi kaplayan ve tüm yıl boyunca canlılığını koruyan, kurumayan güçlü çayır örtüsüdür. Özel mülklerdeki -300 hektar gibi- küçük bir alanın, kümeler halinde, seyrek bir vaziyette bulunan kızılağaçların, 2 000 kilometrelik Karadeniz sahilinde ve milyonlarca dönüm arazide erozyonu önleme gibi bir fonksiyonu olup olmayacağını takdirlerinize arz ediyorum. Bu kanun değişikliği sonucu kızılağaç ormanlarının tahrip olmayacağına, aksine, daha da genişleyeceğine inanıyoruz.
Bu nedenlerle, bu kanunu Grup olarak desteklediğimizi ifade eder, Yüce Meclisinizi saygıyla selamlarım. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
19 konuşma daha · 5 Kasım 2003