İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 14. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Orman kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun (s.s.274)

Mehmet Işık

Giresun Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 14. Birleşim · 2. yasama yılı · 5 Kasım 2003 · 1.236 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Işık (CHP), 5 Kasım 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 14. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ORMAN KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN (S.S.274)); konuşma 1.236 kelime.

Mehmet Işık (CHP, Giresun). “Orman kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun (s.s.274)”. TBMM Genel Kurulu, 14. Birleşim tutanağı, 5 Kasım 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-isik-22-2003-11-05-orman-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-s-s-274 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA MEHMET IŞIK (Giresun)- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 31.7.2003 tarihli 4965 sayılı Kanunun, Anayasanın 89 uncu maddesi gereğince Cumhurbaşkanınca bir kez daha görüşülmek üzere geri gönderilmesi üzerine gündemimize gelen 274 sıra sayılı yasa tasarısının 1 inci maddesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Parti Grubunun görüşlerini belirtmek üzere söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Kanunla ilgili görüşlerimi belirtmeden önce, bir konuda düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Değerli milletvekilleri, Meclisimizde birçok kanun tasarısı görüşülüyor, kanunlaşıyor; büyük zaman ve emek harcanıyor. Bunların bir kısmında Anayasaya aykırı hükümler bulunuyor. Grup olarak, milletvekilleri olarak uyarıyoruz; diyoruz ki, bunlar, Anayasamıza aykırı, lütfen, bunları düzeltelim; ancak, AKP Grubu, hükümetten geldi diye, bir parti disiplini anlayışıyla, bu tasarıları çoğu zaman aynen kabul ediyor. Sonra, Cumhurbaşkanının onayına sunuluyor; oradan, tekrar görüşülmek üzere iade ediliyor; aynen geçirilmeye çalışılıyor, çoğu zaman da geçiriliyor; sonra, Anayasa Mahkemesine gidiliyor ve iptal ediliyor. Bu Meclisin bu şekilde çalıştırılması, emek zayiatından başka bir işe yaramıyor.

Değerli arkadaşlarım, demokrasi, bir uzlaşma kültürüdür. Ülkemiz, bir hukuk devletidir. Lütfen, çalışmalarımızda bu hususu dikkate alarak, bazı görüşleri, sadece muhalefetten geldi diye geri çevirmeye kalkmayalım, bu konuda konsensüs sağlamaya çalışalım ki, verimli olalım ve Meclisin saygınlığı artsın.

Şu anda önümüzde bulunan bu yasa da, maalesef, açık ve net olarak Anayasaya aykırı. Bunu, daha önce, burada, ilk görüşme sırasında yaptığım konuşmada belirtmiştim, Sayın Cumhurbaşkanımız da aynı gerekçelerle bir daha görüşülmek üzere iade etti, şimdi tekrar görüşüyoruz.

Bu yasa da, böyle bir yasadır. Çoğunluğumuz var diye geçirebilirsiniz; ama, bu yasa geçtiği takdirde, büyük bir ihtimalle Grubumuz olarak Anayasa Mahkemesine götüreceğiz; hukukçu değilim, ihtisas alanım değil, ama, genel anlayışıma göre söylüyorum, bu yasa, Anayasa Mahkemesinden geri dönecek. Bu kadar emeğe, bu kadar çalışmaya yazık değil mi?! Bir kez daha uyarma ihtiyacı duydum; teşekkür ediyorum.

Değerli arkadaşlarım, kızılağaç ve kestane ağaçları Marmara ve Karadeniz Bölgelerinin aslî ağaç türlerindendir ve geniş bir alana yayılmış bulunmaktadır. Burada, geçen görüşmeler sırasında -Sayın Bakanla- ne kadar alanda kızılağaç ve kestane ormanı olduğu bir polemik konusu olmuştu; bizim iyi incelemediğimizi, iyi inceleyerek rakamlar vermediğimizi söyledi. Şimdi, ben, burada, Orman Bakanlığı kaynağından alınan iki bilgiyi sizlere arz etmek istiyorum. Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı Ormancılık Özel İhtisas Komisyonu raporuna göre -bu rapor Orman Bakanlığı tarafından yayımlanmıştır- 208 000 hektar kızılağaç ve kestane ormanı mevcuttur Türkiye'de. Aynı Bakanlığın internet sitesine göre, bu, 100 000 hektardır. Hangisi doğrudur? Eğer, ikisi de doğru deniliyorsa; yani, 2001'de o kadardı, şimdi de 100 000 hektar deniliyorsa, 108 000 hektarlık orman azalmasının sorumluluğu kimdedir, bunu sormak lazım. Bunu özellikle belirtmek istiyorum. Eğer, burada bir yanlış varsa, bu yanlış, CHP Grubu sözcülerinin değil -raporda ve sitede ayrı ayrı rakamlar verilmesinden dolayı- bir rakamı doğru dürüst veremeyen Bakanlıktadır.

Kızılağaç ve kestane ormanları, Doğu Karadenizin yağışlı, dik yamaçlı ve sığ topraklı arazilerinde yetişir. O bakımdan, bakanlığın, yalnız ağaç türü ve orman ürünü üretme değil, aynı zamanda, toprak ve su rejimini koruma konusunda da büyük bir görevi vardır, büyük bir fonksiyon icra etmektedir.

Bu yörede, kızılağaç ve kestane ormanlarının hâkim olduğu yörede orman kadastrosu yapılan saha yüzde 10 civarındadır; hatta, bazı illerde, mesela, Giresun'da yüzde 6, Trabzon'da yüzde 10, Ordu'da yüzde 8'dir; yani, yüzde 10'un da altındadır. Bu, burada, orman mülkiyeti konusunda ihtilafların halen devam ettiğini, devlet ormanı ile özel mülkiyet arasındaki ihtilafın devam ettiğini göstermektedir.

Görüşmekte olduğumuz kanunla, 6831 sayılı Orman Kanununun 1 inci maddesinin (G) fıkrası daraltılıp, kızılağaç ve kestane, ormanı ağacı olmaktan çıkarılıp, (H) fıkrasına aktarılmakta ve böylece, ormana bitişiklik ve 3 hektarı geçmeme koşulu ortadan kaldırılmaya çalışılmaktadır.

Şimdi, müsaade ederseniz, mevcut kanunun o maddelerini okumak istiyorum sizlere. Değerli arkadaşlarım, Orman Kanununun 1 inci maddesinin (G) fıkrası, yani, kızılağaçlıklar ve kestaneliklerinin içerisinden çıkarıldığı maddeyi okuyorum: Orman sınırları dışında olup -dikkat edin orman sınırları dışında olup- yüzölçümü 3 hektarı aşmayan sahipli arazideki her nevi ağaç ve ağaççıklarla, örtülü yerler orman sayılmaz. Koşul ne; 3 hektarı geçmeyecek ve ormana bitişik olmayacak. (H) fıkrasında, sahipli arazide ve muhitin hususiyetlerine göre yetişmiş veya yetiştirilecek olan fıstık çamlıkları ve palamut meşelikleri dahil olmak üzere her nevi meyveli ağaç ve ağaççıklar orman sayılmaz deniliyor. Yani, bitişiklik şartı yok, 3 hektar şartı yok; ortadan kaldırılıyor (H) fıkrasına alınarak ve kızılağaç ve kestane orman ağacı olmaktan çıkarılıp meyveli ağaç statüsüne aktarılıyor, dolayısıyla da orman alanları geniş çapta daraltılıyor.

Arkadaşlar, 3 hektardan fazla olan kısım ne oluyor? Şimdi buralar orman oluyor; yalnız, eğer tapulu ve sahipliyse, geçerli tapuları varsa -(G) fıkrasında geçen yerleri söylüyorum- buralar özel orman statüsüne giriyor. Özel orman olunca ne oluyor; o zaman devlet ormanı gibi amanejman planları yapılacak ve planlı işletilecek. Planlı işletmecilik için yeterli bir büyüklük sayılıyor burası; yani, 3 hektardan büyük olması bir büyüklük olarak kabul edilmiş ve buraların işletilmesi özel mülkiyette de mümkün hale getirilmiş.

Bu maddeyi bu şekilde açıkladıktan sonra, bunlardan faydalanma şekilleri konusunu, yine eski yasaya göre, değiştirilmek istenen yasaya göre okuyorum: "(H) bendindeki fıstık çamlıkları palamut meşeliklerinden sahiplerinin her türlü yapacak ve yakacak ihtiyaçları mahallî orman idaresine haber vermek ve bir tutanakla tevsik edilmek suretiyle karşılanabilir. Bu durumda damga ve nakliye tezkeresi aranmaz -yani, kendi zatî ihtiyacı için kesip kullanacaksa tezkere aranmaz- Bu yerlerden sahiplerinin pazar satışları için yapacakları her türlü kesimler, keşif, damga ve nakliye işlemlerine tabidir. Orman idaresinin yapacağı masraflar arazi sahiplerinden alınır deniliyor. Bu, eski kanun. Yeni maddede ne deniliyor, onlara da bakalım; yani değiştirildiği takdirde ne olacak: "(H) bendindeki yerlerden (kızılağaçlıklar ile aşılı kestanelikler, fıstık çamlıkları ve palamut meşelikleri hariç, sahipleri her türlü zatî ihtiyaçları ve pazar satışları için hiçbir kayıt ve şarta tabi olmadan kesim ve taşıma yapabilirler.

Kızılağaçlıklar ve aşılı kestaneliklerin sahiplerinin her türlü yapacak ve yakacak ihtiyaçları ile pazar satışları için yapacakları kesimler, keşif, damga ve nakliye işlemlerine tabi olmayıp köy muhtarlığınca düzenlenecek belgeyle yapılır.

6831 sayılı Orman Kanununun ilgili maddelerini ve değiştirildiği zaman alacağı şekli sizlere arz ettim.

Görüşmekte olduğumuz kanunla 6831 sayılı Orman Kanununun 1 inci maddesinin (G) fıkrası daraltılıp "kızılağaç ve kestane" ibaresi çıkarılıyor, serbest kullanıma -muhtar belgesiyle pazara getirilmeye- uygun hale getiriliyor ve böylece "3 hektar" kaydından ve "ormana bitişik olma" kaydından kurtarılıyor. Şimdi, her ikisi de, yani, isterse 3 hektardan büyük veya küçük olsun, sahipli araziden faydalanma şekli bir hükme bağlanıyor. Sahibinin oradan faydalanması engellenmiyor. Ancak, orman...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun Sayın Işık.

MEHMET IŞIK (Devamla)Arkadaşlar, ben, tabiî, tümü üzerindeki görüşmeye göre konuşmamı hazırlamıştım; kusura bakmayınız, özetlemeye çalışıyorum; onun da sıkıntısını yaşıyorum burada.

Müsaade ederseniz Sayın Başkanım, birazcık açıklama yapmak istiyorum. Otuz yılını bu mesleğe vermiş, ormanların gelişmesi, korunması için gayret göstermiş tek orman mühendisi meslektaşınızım, hoşgörünüze sığınıyorum; lütfen bu hoşgörüyü gösterin.

Yasanın gerekçesinde, kızılağaç ve kestane ağaçlandırmalarının teşvik edilmek istendiği belirtilmektedir. Orman Kanununun 57 nci maddesi gayet açıktır; isteyen kendi arazisinde kızılağaç ve kestane yetiştirebilir. Hatta, isterse, kamuya ait arazi üzerinde de yetiştirebilir; bunun için gerekli izni alır ve yetiştirebilir. Ayrıca, bozuk orman alanlarını orman idaresinden izin almak suretiyle ağaçlandırır ve buralarda kızılağaç ve kestane plantasyonları kurabilir ve özel mülkiyette olduğu için, ondan da, istediği şekilde, biraz önce bahsettiğimiz şekillerde faydalanabilir. Yani, ağaçlandırmayı teşvik etmek istiyorsanız, Orman Kanununun 57 nci maddesini çalıştırırsınız, bu şekilde kızılağaç ve kestanenin ülke çapında artışını sağlayabilirsiniz.

Kestane ve kızılağacın kesimini serbest bırakmak ve muhtar belgesine bağlamakla yapılan iş, algarinayı serbest bırakıp, denizde balıkları çoğaltmaya benzer; avlanmayı serbest bırakıp, av hayatını koruyorum demeye benzer. Ağaçların kesimini serbest bırakacaksınız, sonra da, ben bu ormanları koruyorum, geliştiriyorum, güçlendiriyorum diyeceksiniz; bu mantığı anlamakta zorluk çekiyorum.

Değerli arkadaşlarım, sahipli arazideki ağaçların kesilmesi, hangi çeşit ağaçların kesileceği konusuna gelince; bu konuda da bilgi vermek istiyorum. Yalnız kestane, kızılağaç değil, tüm ağaçlardan, çamından sedirine, kayınından köknarına kadar tüm ağaçlardan, bunların hepsinden faydalanması bu yasaya göre mümkün.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

19 konuşma daha · 5 Kasım 2003

19 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook