İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 48. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Tc devletinin para birimi hakkında kanun tasarısı (ss.356)

Cemal Uysal

Ordu Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 48. Birleşim · 2. yasama yılı · 28 Ocak 2004 · 579 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Cemal Uysal (AK Parti), 28 Ocak 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TC DEVLETİNİN PARA BİRİMİ HAKKINDA KANUN TASARISI (SS.356)); konuşma 579 kelime.

Cemal Uysal (AK Parti, Ordu). “Tc devletinin para birimi hakkında kanun tasarısı (ss.356)”. TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim tutanağı, 28 Ocak 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/cemal-uysal-22-2004-01-28-tc-devletinin-para-birimi-hakkinda-kanun-tasarisi-ss-356 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CEMAL UYSAL (Ordu)Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; burada yapılan konuşmalarda, değerlendirmelerde, genellikle, çok değerli muhalefet milletvekilleri, sanki, bu, Türkiye'de, tek ve ilk teşvikmiş gibi bir değerlendirme yaptılar. Türkiye'de, teşvik, yıllardan beri uygulanmaktadır ve genel anlamda yatırımların, ihracatın teşviki ve yatırım belgesine dayalı teşvikler, muafiyetler, istisnalar vardır. Bunlar, genel olarak uygulanmaktadır. Bunlar, bu kapsama giren illerde de uygulanmaktadır, bu kapsamda olmayan illerde de uygulanmaktadır. Burada, sadece, spesifik olarak 1 500 ve 1 500 doların altında millî gelire sahip olan illerde uygulanacaktır; ama, esasında, teşviklerin, selektif uygulamaların, muafiyetlerin, istisnanın, mutlaka bu teşviklerin rasyonel bir mantığı vardır; ama, burada, Sayın Eskiyapan'ın dediği gibi, dört dörtlük teşvik olmaz. Sayın Eskiyapan, siz de çok iyi bilirsiniz ki, bu, gerçekten de adil değildir. Yani, burada, bir adalet söz konusu olamaz; çünkü, bir vilayete göre diğer vilayete bir avantaj sağlamak veya bir sektörden diğer sektöre bir avantaj sağlamak, hem millî gelirin deseni bakımından çok önemlidir hem de gerçekten de ona bir imkân sağlar. O bakımdan da, teşviklerde, mutlaka bir ayırımcılık vardır; bunu kabul ediyoruz.

Tabiî, buna rağmen, bütün dünyada bu teşvikler uygulanıyor, gerçekten de bütün dünya teşvikleri uyguluyor. Hesap Uzmanları Kurulu tarafından bir yarışma açılmış ve bu yarışmada, çok güzel bir eser ortaya çıkmış. Üç ekonomist, dünyada ve Türkiye'de yatırım iklimiyle ilgili çok güzel analizler yapmışlar; hepimize geldi, bende de var.

Orada, dünyada -bırakın ülke içerisinde- ülke dışından sermayeyi celp etmek için ne gibi teşvikler, neler uygulandığı çok detaylı olarak anlatılmaktadır; gerçekten de çok önemlidir.

Şimdi, nedir teşvik? Tabiî, serbest piyasa mekanizmasının kendi sistemi içerisinde, otonom yatırımları tahsis etme durumu vardır, bunun bir rasyoneli vardır; ama, tabiî, özel sektör, daha doğrusu özel yatırımlar, piyasa çekişlidir. Yani, o bölgedeki piyasa, talep bakımından, gelir bakımından uygunsa, burada yatırım yapılır; ama, bunun için de yatırımların uyarılması lazımdır; yani, otonom yatırımların uyarılmış yatırımlar haline dönüştürülmesi lazımdır. İşte, bu teşvikler, bunu yapmaktadır; zaten, bütün dünyada teşviklerin mantığı budur.

Emek-sermaye bakımından iki prensip vardır, bir tanesi, ya emek, sermayenin bulunduğu yere gidecektir veyahut da sermaye, emeğin bulunduğu yere gelecektir. 1960'lardan beri Türkiye, yurtdışına işçi gönderiyor. Neden; çünkü, biz, Türkiye'deki yatırım iklimini, konjonktürü dış yatırımların Türkiye'ye gelmesini sağlayacak şekilde ayarlayamadığımız için, bunu temin edemediğimiz için, işçiler yurtdışına göç etmiştir. Göç, her bakımdan çok sıkıntılı bir durumdur. Yurtdışına giden işçiler, gerçekten de orada büyük sıkıntılar çektiler. Yani, hem kültürel adaptasyon bakımından -ki, adaptasyon zaten mümkün değil- hem her bakımdan sıkıntı çektiler. Halbuki biz, burada eğer, yatırım iklimini, konjonktürü, ekonomik ekolojiyi buna müsait bir hale getirseydik, yurt dışından sermaye buraya gelecek, bizim vatandaşımız da, bizim insanımız da, bulunduğu yerde, beldesinde, köyünde istihdam imkânı bulacaktı.

Türkiye içindeki duruma baktığımız zaman nasıldır; Türkiye'de yine biz, Anadolu'ya sermayeyi yayamadığımız için, gerekli teşvikleri, gerekli ortamı yaratamadığımız için, sermaye İstanbul'a ve Marmara Bölgesine toplandı, sermayeyi Anadolu'ya getiremedik. Tabiî, işçiler de, bütün Türkiye'den emek, İstanbul bölgesine gitti ve İstanbul'da, aynen yurt dışında olduğu gibi, büyük problemler yaşandı; efendim, altyapıdan tutunuz da meskene kadar her şeyde büyük sıkıntılar yaşandı. Halbuki, biz, Anadolu'daki yatırım iklimini teşvik edebilseydik, uygun bir hale getirebilseydik, sermaye Anadolu'ya gelecekti ve işçiler gitmeyecekti, hiçbir problem de olmayacaktı. İşte, teşvik bunun için gerekli ve bu teşvikler, Türkiye'de şimdiye kadar, özellikle 1980'lerden beri uygulanan teşvikler, gerçekten de çok faydalı olmuştur, bundan Türkiye gerçekten de istifade etmiştir, bölgesel farklılıkları mümkün olduğu kadar gidermiştir; ama, arkadaşlar, gerçekten de, Türkiye'de yatırımları artırmamız ve Türkiye'yi kalkındırmamız gerekir.

Demin ifade etmiş olduğum eserde çok dikkat çekici bir şey var. "2025'le 2050 yılları arasında sanayide çalışan, gelişmiş ülkelerde, yüzde 2 ile yüzde 3 olacak" diyor. Bunu, yabancı kaynağa dayanarak söylüyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapandı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

47 konuşma daha · 28 Ocak 2004

47 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook