İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 125. BİRLEŞİM · PAZAR

Özelleştirme uygulamalarının düzenlenmesine dair kanun (s.s. 975)

Cemal Uysal

Ordu Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 125. Birleşim · 3. yasama yılı · 3 Temmuz 2005 · 783 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Cemal Uysal (AK Parti), 3 Temmuz 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 125. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÖZELLEŞTİRME UYGULAMALARININ DÜZENLENMESİNE DAİR KANUN (S.S. 975)); konuşma 783 kelime.

Cemal Uysal (AK Parti, Ordu). “Özelleştirme uygulamalarının düzenlenmesine dair kanun (s.s. 975)”. TBMM Genel Kurulu, 125. Birleşim tutanağı, 3 Temmuz 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/cemal-uysal-22-2005-07-03-ozellestirme-uygulamalarinin-duzenlenmesine-dair-kanun-s-s-975 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CEMAL UYSAL (Ordu)Sayın Başkan, ikisi birlikte.

BAŞKANBuyurun Sayın Uysal.

AK PARTİ GRUBU ADINA CEMAL UYSAL (Ordu)Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 975 sıra sayılı kanun üzerinde Grubum adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Çok değerli milletvekilleri, özelleştirme, esas itibariyle, siyasî olarak, ekonomik manada genel bir tercihi içeren bir hadisedir. Bu bakımdan, ben, Grubum adına konuşurken, siz çok değerli milletvekillerine ve muhterem halkımıza, özelleştirmenin tarihî geçmişi ve ekonomik derinliklerini, çok genel hatları itibariyle ve kısaca arz etmek istiyorum.

1700'lü yılların ikinci yarısında başlayan sanayileşme devrimi hızla ilerlerken iki temel düşünce gelişti; bunlardan bir tanesi, biliyorsunuz, devletçi, sosyalist ve Marksist düşünce; diğeri de, liberal düşünceydi. Bu iki düşüncenin tartışıldığı temel veri şuydu: Üretim faktörlerinin mülkiyeti ve idaresi devletin elinde mi bulunsun, özel kişi ve kuruluşların elinde mi bulunsun; bu, yüzelli yıl tartışıldı. Bazı grup ülkeler, fikrî planda da, tatbikatta da devletin elinde bulunması noktasında birleştiler ve bunun ortasında, teorik olarak Marks yer aldı. Marksist ideolojinin 1917 yılında Rusya'da siyasî bir rejim haline gelmesi, bir iktisat ve cemiyet sistemi haline gelmesiyle birlikte devletçilik Rusya'da kuruldu ve bu sistem hem liberal ekonomiyi hem de liberal demokrasiyi, liberal siyaseti

(x) 975 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

kabul etmedi. Hem ekonomik hem de siyasî gücü tek merkezde toplayan güç merkezli böyle bir rejim, ekonomik manada başarılı olamadı ve biliyorsunuz, yıkıldı gitti. Tabiî, o yıkıldıktan sonra görüldü ki, Rusya gibi devletçiliği çok katı şekilde uygulayan ülkeler, perde kalktıktan sonra görüldü ki, geri kalmış bir üçüncü dünya ülkesi durumundadır.

Diğer ülkelerde, özellikle, Batı Avrupa'nın ve Amerika'nın kabul ettiği ve birçok ülkenin kabul ettiği, liberal ekonomiyi, liberal demokrasiyi, liberal siyaseti kabul eden ülkelerde ise, üretim faktörlerinin mülkiyeti ve yönetiminin özel sektöre ve kişilere verilmesi ve bu istikamette politikalar oluşturulması hususunda bir mutabakat hâsıl oldu ve bu ülkeler ekonomik manada da liberalizmi benimsediler. Sonunda bu ülkeler, bildiğiniz gibi, çok geliştiler, çok zenginleştiler, toplumun refahını çok üst seviyeye getirdiler; aynı zamanda, liberal demokrasi sayesinde de toplumu büyük bir mutluluğa, büyük bir huzura getirdiler.

Tabiî, özel sektöre dayalı ekonomik rejim nedir; özel sektöre dayalı liberal ekonomik rejim, temel yapısı itibariyle serbest piyasaya, rekabete, özel mülkiyete ve piyasanın serbestliğine, tüketicinin tercihine dayanan bir rejimdir. Böyle bir rejimde, özel firmalar çok çeşitli mallarını, ürettikleri malları, piyasada çok çeşitli talepte bulunan, çok sayıda insana sunarlar ve bunu sunduktan sonra o piyasa rasyonel bir baza oturur ve böylece ekonomik bakımdan da toplum daha hür, daha demokratik bir yapıya kavuşur.

Tabiî, siyasî demokrasi de, bildiğimiz gibi, çok sayıda partinin bulunduğu, onların da aynen ekonomide olduğu gibi fikrî olarak, siyaseten sosyal ve ekonomik programlarını halka sundukları ve halkın bu sunuma cevap verdiği ve böylece tamamen demokratik bir ortamda partilerin faaliyet gösterdiği bir rejimdir.

Neden acaba özel sektör rejimleri başarılı oldu da, kamu sektörü başarılı olamadı; çünkü, devlet memurunun kendisine ait olmayan işletmede işlemlerinin riskine katlanmadan, kâr ve zarar endişesi olmadan, iflas endişesi olmadan o işletmeyi yönetmesi, becerisini, kabiliyetini bu işletmeye yeteri kadar verememesi, o işletmelerin kârından veya zararından... Zarar etmemesi veya istifade etmemesi sonucunda, bu işletmeler, kamu işletmeleri, muvaffak olamadı.

Tabiî, komünist rejimler hiç özel sektörü kabul etmemesine rağmen, liberal ülkeler, Amerika, Avrupa, daha birçok ülkeler, liberal bir ekonomiye sahip olmalarına rağmen, devletin içinde birtakım, devlete ait işletmeler meydana getirdiler. Bunlar, karma ekonomi olarak anıldı; bu işletmeler, Amerika'da, Avrupa'da bundan yüz yüzelli sene evvel çok kuruldu, çok işletildi; ama, bir sonuç alınamadı. Şimdi, aşağı yukarı hepsi tasfiye oldu. Artık, özel işletmelerin dışında, devlette bir işletmenin bulunması kabul edilmiyor. 1960'lı yıllarda kamulaştırma furyası vardı. Ben çok iyi biliyorum, 1960'lı yıllarda, 1960'lı yılların sonunda, Fransa'da, Renault Fabrikası devletleştirilmişti. Şimdi, tamamen bunun tersi bir tatbikat, uygulama var dünyada.

Şimdi, burada, bir noktaya daha gelmek istiyorum. Özellikle kaynaklara ulaşma bakımından sübvansiyonlarla, özel sektör olsun KİT'ler olsun devlete ait işletmeler olsun, kaynaklara ulaşma bakımından bir gayreti, bir çabası, bir rasyonalitesi yoksa, verime dayalı bir kaynak elde edemiyorsa, birtakım sübvansiyonlarla, birtakım yardımlarla kaynaklara kolayca ulaşıyorsa, öyle işletmenin muvaffak olması mümkün değildir. İşte, KİT'lerin başına gelen de budur.

Devlet ancak tekel olduğu zaman başarılı olur. Tekel olmadığı zaman, devletin başarılı olması mümkün değildir. Oraya özel sektör girdiği andan itibaren, devlet işletmesi bocalamaya başlar, devlete daha fazla yük olur ve sonunda çekilmez hale gelir. İşte şimdi olan da budur. Artık, devlette, işletme mahiyetinde, yani, özel mal ve hizmet üreten işletme artık devlet yapısı içinde yok, bunlar kabul edilmiyor. Bundan sonraki sorun, tahmin ediyorum, gayri safî millî hâsılanın yüzde 40'larına ulaşan devlet bütçelerinin, yani, devleti mega devletten malî devlete getiren uygulama, devlet bütçelerinin çok büyümüş olması, bundan sonra ele alınacak, tartışılacak konunun bu olduğuna inanıyorum; ama, bundan sonra artık global ekonomide devlete ait işletmelerin muvaffak olması mümkün değildir. Bu bakımdan, özelleştirme, ekonomi mantığı bakımından çok geçerli ve çok yerindedir.

Bu vesileyle, hepinizi saygı ve sevgilerimle selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

27 konuşma daha · 3 Temmuz 2005

27 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook