Sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortaları kanun tasarısı (s.s.1139)
Ordu Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 89. Birleşim · 4. yasama yılı · 18 Nisan 2006 · 777 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Cemal Uysal (AK Parti), 18 Nisan 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 89. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTALARI KANUN TASARISI (S.S.1139)); konuşma 777 kelime.
Cemal Uysal (AK Parti, Ordu). “Sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortaları kanun tasarısı (s.s.1139)”. TBMM Genel Kurulu, 89. Birleşim tutanağı, 18 Nisan 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/cemal-uysal-22-2006-04-18-sosyal-sigortalar-ve-genel-saglik-sigortalari-kanun-tasarisi-s-s-1139 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
AK PARTİ GRUBU ADINA CEMAL UYSAL (Ordu)Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 1139 sıra sayılı kanun tasarısının birinci bölümü hakkında Grubum adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Muhalefet partisinin çok değerli sözcüleri, hükümet hakkında veyahut da bu kanunu hazırlayan Parlamento hakkında biraz tereddüt yaratmak için, bu kanun iyi; ama, iyi hazırlanmamış, gerekli teknik detaylar çok iyi yapılmamış diye, burada beyanlarda bulundular. Bunun, gerçekle hiçbir ilgisi yoktur. Sayın Agâh Kafkas, burada ifade etti; bu kanunla ilgili olarak, üç üçbuçuk yıldan beri çok ciddî çalışmalar yapılmaktadır. Ben, daha da geriye gideceğim; ben de, Sosyal Güvenlik Bakanlığında ve o sektörde olduğum otuz yıl evvelsinden beri, bu kanunla ilgili bütün çalışmalarda bulundum. Bu kanunun, en az yirmibeş otuz yıllık bir mazisi vardır, bir fikri vardır, bir çalışma temposu vardır ve de bu kanun, devletin geçmişte sosyal güvenlikle ilgili çok derin hafızalarının incelenmesi ve ele alınması suretiyle, tabiî ki, AK Parti Hükümetinin programı çerçevesinde, çok ciddî çalışmalarla hazırlanmıştır.
Çok değerli milletvekilleri, bakın, bu kanun, bir reform kanunu olduğu gibi, aynı zamanda, belki cumhuriyet tarihinin en önemli kodifikasyonudur. Gerçekten de, çok çeşitli, çok sayıdaki kanunlar iki kanun haline getirilmiş, bir teşkilat yasası, bir norm ve standartları belirleyen yasa haline getirilmiş, hem de 900 küsur maddelik, 970 maddelik üç kuruma ait kanunu 170 maddeye indirmiştir.
Çok değerli milletvekilleri, gerçekten de, Sayın Bakan da ifade etti, bu kanun, sosyal sigortalar, genel sağlık sigortası, primsiz ödemeler, primsiz rejimler ve tüm bunların hizmetini görecek olan bir kurumsal çerçeve içerisinde hazırlanmış, birinci etap yürürlüğe girmiş, öteki de bugün yürürlüğe girecektir.
Gerçekten de, bugün, tüm dünyada, sosyal güvenlik bir sıkıntı halindedir. Bakın, önümde bir rapor var, ben bu raporu arşivimden çıkardım, onbeş yıl evvel Dünya Bankası tarafından hazırlanmış bir rapor "Yaşlılık Krizinden Kaçınmak." Türkiye için hazırlanmamış, tüm dünya için hazırlanmış. Onbeş yıl önce, sosyal güvenlik krizinin, emeklilik krizinin yaklaşmakta olduğunu ifade eden bir rapor. Burada, birtakım çalışmalar var, projeksiyonlar var.
Gerçekten de, bizim hazırlamış olduğumuz tasarı, çok önemli, çok detaylı ve projeksiyona dayanan makroekonomik analizlere dayanmaktadır. Bugün, bir milletvekili arkadaşımız bir gazeteye vermiş olduğu beyanatta, efendim, on yıl şimdiki mevzuata göre çalışmış, bundan sonra da yeni mevzuata göre çalışacak olan insanların onbeş veya yirmi yıl sonra 50 000 000, 150 000 000 emeklilik kayıplarına uğrayacağını ifade ediyor. Bu, gerçekten, hiç doğru bir analiz değildir. Neden; çünkü, biraz önce de ifade ettiğim gibi, çok derin makroekonomik analizlere göre yapılmış, projeksiyonlara göre yapılmıştır. Onbeş yirmi yıl sonra Türkiye'de, gayri safî millî hâsıla bugünkünden çok çok fazla olacaktır, işsizlik bugünkünden daha az olacaktır, çalışma şartları, özellikle daha uzun çalışma şartları -yani, bugün kısmî çalışma yapan vatandaşlarımız vardır, mevsimlik- o zaman çok daha uzun olacaktır, o zaman Türkiye'nin ekonomik yapısı çok daha iyi olacaktır ve bugünden "onbeş yıl sonra bağlanacak aylıklarda 100 000 000 - 150 000 000'luk azalma olacak" demek, gerçekten de hiçbir esasa dayanmamaktadır.
Bakın, bugün, milletin, toplumun sosyal güvenliğini sağlamakla mükellef olan sosyal güvenlik sisteminin bizzat kendisi risk altındadır ve bizim toplumumuzun geleceği için, sosyal güvenlik rejiminin geleceği için hem sosyal güvenlik sistemini kuvvetlendirmemiz ve hem de toplumumuzun geleceğini teminat altına almamız gerekir. İşte, yapılan bu çalışma da budur.
Yine, genel sağlık sigortasıyla ilgili olarak, özellikle Türkiye'nin bazı yerlerinde birtakım yürüyüşler tertiplendiğini duydum. Gerçekten de buna hayret etmemek mümkün değil. Bugün, sosyal güvenlik, sağlık bakımından, yani, sağlık sistemi bakımından, evvela mevzuat itibariyle insanları ayırmış; sen Bağ-Kurlusun, sana şöyle sağlık hizmeti verilir; sen sigortalısın, sana şu şekilde verilir, sen memursun, sen yeşilkartlısın… Gerçekten de ne bir eşitlik vardır ne bir norm birliği vardır. Bugün, vatandaşlarımız hastaneye gittiği zaman bu kanunlardan kaynaklanan bir farktan dolayı hastanede de sormaktadırlar vatandaşımıza: Sen Bağ-Kurlu musun, Emekli Sandığına mı tabisin, memur musun, yoksa, işçi misin?.. Hepsine ayrı normlar, ayrı standartlar uygulanmaktadır. Bu, tek sağlık sigortası ve tek sağlık sigortalılısı sistemini getirmekte, bir eşitlik getirmekte, bir adalet getirmektedir.
Bakın, Sosyal Sigortalar Kurumu hastanelerini Sağlık Bakanlığına bağladığımız zaman gerçekten de muhalefet buna da itiraz etti; ama, bakın, bu yapıldıktan sonra gerçekten de sigortalılar da tüm vatandaşlar da çok daha iyi sağlık hizmetleri almaktadırlar.
Bu bakımdan, bu reform, cumhuriyet tarihinin en önemli reformlarından biridir. Buna karşı gelmek mümkün değildir. Gerçekten de bu, rasyonel bir baza ve esasa oturtulmuş bir sosyal güvenlik sistemi getirmektedir, Türkiye'deki parçalı rejimi tek sisteme getirmektedir.
Bugün, tüm dünyada sosyal güvenlik, özellikle sağlık ve emeklilik rejimleri bakımından bir kriz içindedir; Türkiye'de de krizdedir. Bakın, bugün Sayın Bakan da ifade etti, diğer konuşmacılar da ifade ettiler; aşağı yukarı, Türkiye'de bugün sosyal güvenlik alanına devlet bütçesinden 23 katrilyonun üzerinde para verilmektedir. Bu, ekonominin temel dengelerini sarsmaktadır. İleride çok daha büyük sorun haline gelecektir. Bizim, toplumumuzun geleceği ve sağlık sisteminin, sosyal güvenlik sisteminin geleceği için bu reformu yapmamız zorunludur.
Bunun çok iyi bir sistem olacağına inanıyor, hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
39 konuşma daha · 18 Nisan 2006