İçeriğe atla

24. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 40. BİRLEŞİM · CUMA

2013 yılı merkezî yönetim bütçesi ve 2011 yılı merkezî yönetim kesin hesap kanunu tasarısı

Cevdet Yılmaz

Bingöl Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 40. Birleşim · 3. yasama yılı · 14 Aralık 2012 · 1.301 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma

Kaynak göster

Cevdet Yılmaz (AK Parti), 14 Aralık 2012 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 40. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2013 YILI MERKEZÎ YÖNETİM BÜTÇESİ VE 2011 YILI MERKEZÎ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI); konuşma 1.301 kelime.

Cevdet Yılmaz (AK Parti, Bingöl). “2013 yılı merkezî yönetim bütçesi ve 2011 yılı merkezî yönetim kesin hesap kanunu tasarısı”. TBMM Genel Kurulu, 40. Birleşim tutanağı, 14 Aralık 2012. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/cevdet-yilmaz-24-2012-12-14-2013-yili-merkezi-yonetim-butcesi-ve-2011-yili-merkezi-yonetim-kesin-h (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=20116

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2013 yılı bütçesi vesilesiyle huzurunuzdayım. Bu vesileyle hepinize saygılar sunuyorum.

Öncelikle 2013 yılı bütçemizin ekonomimize, milletimize hayırlı olmasını temenni ediyorum.

Burada ortaya konan görüşmeler, fikirler, perspektiflerin önümüzdeki döneme ilişkin bizler için yol gösterici olacağını özellikle belirtmek istiyorum. Eleştiriler önemli. Eleştirilerle birlikte epeyce polemik de yapılıyor. O polemik kısmını bir tarafa bırakıyorum ama yapılan eleştirileri mutlaka çalışmalarımızda dikkate alacağız.

Öncelikle perspektifimizi ifade etmek istiyorum size. Kalkınma Bakanlığı olarak nasıl bakıyoruz kalkınma meselesine? Biz, kapsayıcı bir kalkınmadan yanayız, bütün kesimleri, bütün toplumu hem gerçekleştiriliş biçiminde hem de sonuçları itibarıyla kapsayan, kucaklayan bir kalkınma anlayışından yanıyız. İki temel hedefi aynı zamanda gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Bir taraftan dünyayla Türkiye arasındaki mesafeyi daraltmaya, gelişmiş ülkelere Türkiye'nin yaklaşmasını, daha fazla yakınlaşmasını sağlamaya çalışıyoruz, diğer taraftan ülke içinde değişik bölgelerimiz arasında yine gelir farklılığını azaltma yönünde gayret ediyoruz.

Bakın, daha dün bir rakam yayınlandı, Eurostat tarafından hesaplanan bir rakam. Bunu özellikle bugün paylaşmak istiyorum: Çok önemli bir rakam, aslında Türkiye'nin toplam performansını çok iyi ifade eden bir rakam, Avrupa Birliğinin ortalama kişi başına geliri ile bizim kişi başına gelirimizin oranı. Bu, 2002 yılında, on yıl önce neymiş; bu sene, geçtiğimiz sene ne olmuş? Bu önemli bir gösterge çünkü uluslararası alanla kendinizi mukayese etmezseniz gerçek anlamda başarıyı ölçemezsiniz. 2002 yılında satın alma gücü paritesine göre Avrupa Birliği kişi başına gelirinin sadece yüzde 36’sına sahip olan Türkiye, 2011 yılında bunu yüzde 52’ye çıkarmayı başardı, tam 16 puanlık bir artış oldu. Şu anda Avrupa Birliğine üye olan Romanya, Bulgaristan gibi ülkelerden daha yüksek kişi başına gelire sahip Türkiye. Bu gerçekten son derece sevindirici. Bunu yaparken Romanya gibi, Bulgaristan gibi milyarlarca dolar Avrupa Birliği fonları da kullanmadık, kendi kaynağımızla, emeğimizle bu başarıyı sağladık. Rekabet gücünde 43’üncü ülke hâline geldik.

Beşerî gelişme endeksinde hızlı bir şekilde gelişmeler sağlıyoruz yalnız orada eğitim bizi aşağıya çekiyor. Eğitimde de aldıkları kriter: 25 yaş üstü nüfusun örgün eğitimde geçirdiği süre ve beklenen okullaşma oranı. 25 yaş üstü nüfusun ne zaman okula gittiği, ne zaman bu şartları yaşadığını takdirlerinize bırakıyorum. Bu bir stok problemidir, son dönemde eğitimde sağlanan başarı maalesef o rakama gecikmeli bir şekilde yansıyacak. İnşallah on iki yıllık eğitimle birlikte, üniversitelerimize yaptığımız yatırımlarla birlikte önümüzdeki dönemlerde bu etkiyi daha fazla göreceğiz. Mevcut beşerî gelişme endeksinde yapısı gereği elli sene önceki performansın da etkisi var, son on yılın da etkisi var, dolayısıyla, buna bir bütün olarak bakmak durumundayız. Çok şükür iyi yatırımlar yapıyoruz. Ortalama altı buçuk yıl olan şu anki eğitimdeki süreyi sadece zorunlu eğitimde on iki yıla, üniversiteyle birlikte inşallah on üç-on dört yıllara doğru yeni nesillerde taşıyoruz.

Bir taraftan, Türkiye’yi dünyaya yaklaştırırken, dünyayla arasındaki farkı azaltırken, kapatırken bir taraftan da ülke içindeki farklılıkları azaltmaya çalışıyoruz. Burada da GAP (Güneydoğu Anadolu Projemiz), DAP (Doğu Anadolu Projemiz), DOKAP (Doğu Karadeniz Projemiz) ve KOP (Konya Ovası Projemiz) var. Bunlar, bütün bu 4 bölge de ortalama olarak Türkiye ortalamasının altında olan bölgeler, değişik düzeylerde olmakla birlikte. Buraları ortalamaya doğru yaklaştırmak için çok önemli bir gayret içindeyiz. “Bunu neye göre söylüyorsunuz?” diye sorabilirsiniz, lafügüzaf olabilir, laf olarak bunu söyleyebilirsiniz. Bunun olup olmadığını rakamlarla görmeniz lazım. Rakamları hiçbir zaman küçümseyemeyiz. 2002 yılında bu dört bölgeye toplam yatırımlarımız içinde ayrılan kaynağın toplam yatırımlara oranı sadece yüzde 20. Bu dört bölge için ayrılan kaynağın toplam kamu yatırımlarımıza oranı yüzde 20. 2012’de yüzde 35’i aşmışız. Yüzde 20’den yüzde 35’e. Bu, bizim kamu olarak bu bölgelere verdiğimiz önemi çok açık bir şekilde gösteriyor. Sadece kamu yatırımlarında bu bölgelere önem vermemişiz, teşvik politikalarımızda da bu bölgeleri birinci öncelikli alanlar -gelişmişlik düzeyine göre illerin- olarak belirlemişiz ve buralara ciddi yatırımlar yapmışız.

Kesimler arasındaki dengeyi de bu dönemde iyileştirmişiz. Türkiye sadece 230 milyardan 774 milyara çıkmadı, sadece 3.500 dolardan 10.500 dolara yükselmedi, aynı zamanda gelir dağılımını da düzeltti. Bunun da ölçütleri uluslararası ölçütler. En zengin yüzde 20’lik dilimin toplam gelirden aldığı pay 2002 yılında yüzde 50’yken -kabaca söylüyorum, küsuratları atıyorum- geçtiğimiz yıl yüzde 45’e düştü. 5 puanlık bir düşüş oldu en zenginlerin payında. Diğer tüm gelir kategorilerinde çok şükür iyileşmeler gördük son on yıl içinde. Ekonomi büyürken gelir dağılımı da daha iyi dağılır hâle geldi. Yoksullukla mücadele de aynı şekilde. Günlük harcaması 4,30 doların altında olan nüfus 2002 yılında toplam nüfusumuzun yüzde 30’una ulaşıyordu. 20 milyonun üstünde insandı. 66 milyon bir nüfusumuz vardı, bunun 20 milyondan fazlası günde 4,30 doların altında bir harcamaya sahipti. Yine son yaptığımız ölçümlerde bu rakam yüzde 2,8’e kadar düştü, yüzde 30’dan yüzde 2,8’e. Bu, yoksullukla mücadele politikalarımızın da nereye geldiğini çok açık gösteren bir rakam. Bütün bunlar kendiliğinden tabii olmadı. Sosyal politikalarımızla, kırsal alana dönük politikalarımızla, eğitime, sağlığa yaptığımız yatırımlarla bu noktalara çok şükür ulaştık. Toplam kamu yatırımlarımızın ne olduğunu söylediğimizde bu da ortaya çıkacaktır. Bakın, 2002 yılında toplam kamu yatırımlarımız sadece 17 milyar 300 milyon civarındaymış. 2011’de bu rakam 53 milyara, 2012’de 61,8 milyara ulaşmış, 2013’te de 68,3 milyar planlıyoruz. Burada çok ciddi bir artış söz konusu. Bir taraftan da kamu-özel ortaklığı modeliyle, eskiden kamu bütçesinden yapmakta zorlandığımız yatırımları bütçe imkânlarını da kullanmadan dış kaynaklarla özel sektörün finansman ve yönetim kabiliyetiyle birlikte gerçekleştiriyoruz. Yatırımlarımızı eskisine göre çok daha verimli yapıyoruz. Yine, bir rakam söyleyeyim: 2002 yılında kamu yatırım programında projelerin ortalama tamamlanma süresi 9,4 yıldı. İçinde bulunduğumuz yıl 3,7 yıla kadar düştü ortalama tamamlanma süresi. Dolayısıyla hem daha fazla yatırım yapıyoruz hem daha verimli yatırım yapıyoruz. Bunlar çok açık göstergeler.

GAP’la ilgili çeşitli fikirler ifade edildi. Öncelikle ben şunu söyleyeyim: Ben, Urfa Milletvekilimiz Sayın Binici’nin -gerçi ayrılmış- Barış ve Demokrasi Partisinin GAP projesine karşı olduğunu burada çok açık bir şekilde ifade ettiğini görünce doğrusu şaşırdım. Bir bölgesel kalkınma programına; insanlara aş verecek, iş verecek, kuru tarımdan sulu tarıma geçişi sağlayacak, altyapıya, üniversitelere, teknolojiye, birçok alana yatırımları ihtiva eden bir bölgesel gelişme programına, kalkınma programına burada çok farklı bir üslupla karşı çıkmasını milletimizin takdirine bırakıyorum.

Diğer taraftan, Sayın Altan Tan yine bu bölgesel programlarla ilgili yorumlar yaptı. Polemiklere girmeyeceğini söyledi ama baştan sona, bence, polemik bir konuşma gerçekleştirdi. Diğer taraftan, bakanlığımla ilgili de birkaç konuya değindi, onları da açıklığa kavuşturmak isterim.

Değerli milletvekilleri, geçtiğimiz günlerde, Milliyetçi Hareket Partisinden değerli bir milletvekilimiz bakanlığımızın temsil ve ağırlama giderlerini sordu. Ben de, çok şeffaf bir şekilde ve çok detaylı bir şekilde, neyse bu harcamalarımız ilettim; 160 bin küsur, şimdi hatırlamıyorum, bir yılda bütün bakanlığın... Fakat, bir gazete -Sözcü gazetesi- sürmanşetten, sanki bu sadece benim bakanlık makamımın harcamasıymış gibi ve ben oturup bütün bu çayları, yemekleri yemişim gibi bir haber yaptı. Bunu da, basın ahlakı açısından takdirlerinize sunuyorum. Bir yıl boyunca, 8 genel müdürlüğün, 4 tane müsteşar yardımcılığının, 1 müsteşarlığın, bakan yardımcılığının ve bakan makamının temsil ve ağırlama giderinin 160 bin lira olmasını yadırgayan milletvekillerimize, tekrar düşünmelerini tavsiye ediyorum.

İDRİS BALUKEN (Bingöl)Vallahi, siz tekrar düşünün; yani 160 bin, bir yılda lahmacun yenir mi yahu! Ayıptır!

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Devamla)Bakanlıklar arasında da, bakanlıkları da bir mukayese etsinler, Kalkınma Bakanlığı, en düşük değilse de en düşüklerden bir tanesidir. Ama olsun, siz bunlarla uğraşmaya devam edin, diğer politikalarla. Demek ki gerçek politika yapılmayınca, gerçekten fikir üretilemeyince, proje üretilemeyince, bu tür şeylere sığınma oluyor…

ALİM IŞIK (Kütahya)Bunların önemi yok mu yani? Bunların hiçbir önemi yok mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Devamla)…bu tür şeylere sığınılıyor. Tabii ki…

ALİM IŞIK (Kütahya)Bunların hiçbir önemi yok mu yani Sayın Bakan? Bunlar önemli değil mi?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Devamla)Bunlar da önemli tabii, bunlara da bakalım, bunlara da bakalım ama…

İDRİS BALUKEN (Bingöl)72 bin lahmacun, el insaf yahu! Siz lahmacun siyaseti yapıyorsunuz.

ALİM IŞIK (Kütahya)Hayır, milletvekilinin sorgulamasını küçümseyen anlayışınızı yakıştıramıyorum.

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Devamla)Yok hayır, hayır, onu sorgulamayı küçümsemiyorum. Kusura bakmayın…

ALİM IŞIK (Kütahya)Bu milletvekili her şeyi soracak! Öyle bir şey olabilir mi yani?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Devamla)Bakın, değerli milletvekilim, ben onu söylemiyorum.

İDRİS BALUKEN (Bingöl)72 bin lahmacunu normal görüyorsanız, size söyleyecek bir şey yok.

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Devamla)Yanlış bir şekilde bunu bakanlığıma mal edenlere eleştiri yöneltiyorum.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

94 konuşma daha · 14 Aralık 2012

94 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook