İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 33. BİRLEŞİM · CUMA

2006 merkezi yönetim bütçe kan.tas.(gençlik ve spor genel müd., vakıflar genel müd., devlet personel bşk., başkanlık yüksek denetleme kurulu, danıştay başkanlığı ıv tur)

Dursun Akdemir

Iğdır Milletvekili ·

Genel Kurul, 33. Birleşim · 4. yasama yılı · 16 Aralık 2005 · 2.055 kelime · yaklaşık 10 dakikalık okuma

Kaynak göster

Dursun Akdemir, 16 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2006 MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KAN.TAS.(GENÇLİK VE SPOR GENEL MÜD., VAKIFLAR GENEL MÜD., DEVLET PERSONEL BŞK., BAŞKANLIK YÜKSEK DENETLEME KURULU, DANIŞTAY BAŞKANLIĞI IV TUR)); konuşma 2.055 kelime.

Dursun Akdemir (Iğdır). “2006 merkezi yönetim bütçe kan.tas.(gençlik ve spor genel müd., vakıflar genel müd., devlet personel bşk., başkanlık yüksek denetleme kurulu, danıştay başkanlığı ıv tur)”. TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim tutanağı, 16 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/dursun-akdemir-22-2005-12-16-2006-merkezi-yonetim-butce-kan-tas-genclik-ve-spor-genel-mud-vakifl (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA DURSUN AKDEMİR (Iğdır)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Devlet Personel Başkanlığı, Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu ve Danıştay Başkanlığıyla ilgili söz almış bulunmaktayım. Anavatan Partisi adına, Yüce Meclisimize ve Büyük Türk Milletimize saygılar sunuyorum.

Değerli arkadaşlarım, Devlet Personel Başkanlığı, Türk kamu idaresinde, personel politikası ve devlet teşkilatıyla ilgili uygulamalarda stratejik önemi haiz kurumlarımızdan bir tanesidir.

Bu Başkanlık, devlet personel rejiminin temel ilke ve politikalarını, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin hukukî, malî statülerini belirlemek maksadıyla, niteliklerini, atanmalarını, görev ve yetkilerini, haklarını ve yükümlülüklerini ve diğer özlük işlerini düzenleyen bir uzmanlık kurumudur.

Bu kurum, kamu kurum ve kuruluşlarında personel mevzuatımızın uygulanmasını sağlayan ve mevzuatın öngördüğü düzenleyici işlemleri hazırlayan, Bakanlar Kuruluna yardımcı olmak üzere kurulmuş değerli bir kurumdur.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın Mehmet Ali Şahin Bey, sizi, gazetelerde, hep, spordan sorumlu Devlet Bakanı olarak görüyoruz; ama, sporumuzun çıkmazını da görüyoruz. Ancak, keşke, isterdik ki orada başarılı olunsaydı; fakat, bu durum, kamu yönetimini önemsediğinizi ya da önemsemediğinizi mi gösteriyor, yoksa, sportmen bir kişi olduğunuzu mu gösteriyor?! Bakanlığınız döneminde Devlet Personel Başkanlığının gereken önemini anlamadığınızı ve önem vermediğinizi görmekteyiz. Sizin gibi hukukçu birisinin böyle davranmasını yadırgamadım desem yalan olur. Bununla birlikte, Bakanlığınıza bağlı Devlet Personel Başkanlığının faaliyetleriyle ilgili olarak çalışmalarınızın neler olduğunu, neler yaptığınızı burada açıklarsanız memnun oluruz?

Değerli arkadaşlarım, hükümet programında ve acil eylem planında devlet teşkilatının yeniden yapılandırılması ve kamu personel reformunun gerçekleştirilmesi öncelikli konular arasında yer almasına rağmen, bütçe gerekçelerinde bunların yer almaması bütçe tekniği açısından eksiklik olarak göze çarpmaktadır.

Değerli arkadaşlarım, ayrıca şunu da ifade etmek istiyorum ki, Devlet Personel Başkanlığı ile Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği bütçesi hariç diğer bütün bütçelerin fazla olduğu göze çarpmaktadır. Devlet Personel Başkanlığı ile Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği bütçesinin neden azaldığını burada sormamız gerekiyor?

Reformlarda amaç, kamu hizmetini görebilecek etkin ve verimli kamu yönetimini gerçekleştirmektir. Bu çerçevede, Türk kamu yönetiminde yeniden yapılanmaya karşı olunamaz, yapılması gerekir diye söylemek istiyorum buradan. Hükümetin hazırladığı ve gündemde tuttuğu kamu temel kanunu kamu personel rejimi taslağında, Türkiye Cumhuriyetinin üniter yapısı, Anayasada ifadesini bulan sosyal hukuk devleti prensipleri ve Atatürk ilkelerinin ışığında hazırlanması ve üzerinde devletin tüm kurumlarının, sivil toplum kuruluşlarının ve en önemlisi, toplumun uzlaşmasının sağlanması gerekirken, hükümet, âdeta, toplumsal uzlaşmaya karşı çıkmış durumdadır.

Değerli arkadaşlarım, son yıllarda, hiçbir yasa tasarısının olmadığı kadar ülke gündemine giren ve tartışılan, neredeyse her meslek kuruluşu ve sivil toplum örgütü tarafından karşı çıkılan ve Cumhurbaşkanı tarafından veto edilen kamu yönetimi temel kanununun maddeleri, kurumların teşkilat kanunlarına ve çeşitli diğer kanunlara serpiştirilerek uygulanmaya çalışılmaktadır. Kurumlara görüş alınmak üzere gönderilen kamu personel rejimi tasarılarına şöyle bir baktığımızda şaşkınlığımız ortaya çıkacaktır. Hükümetinizce reform diye kamuoyuna sunulan tasarının birsürü maddelerinin, yürürlükte bulunan 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun maddelerinin tekrarından ibaret olduğu gözden kaçmamaktadır.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; kamu personel rejiminde reform diye sunulan, Başbakanlık tarafından kamu kurumlarına gönderilen taslakların ekinde, malî haklara ilişkin ücret ve görev ücret grupları boş bırakılmış bulunmaktadır. Sayın Bakandan, söz konusu cetvellerin, taslak ekinde neden var olmadığını öğrenmek istiyorum. Kamu kurum ve kuruluşlarındaki personelin ve sosyal tarafların ücret grupları arasındaki görüşünü almadan tasarılar Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulduğundan, ciddî sıkıntılar doğuracak ve sosyal taraflarla çatışmaların gerçekleşmesi kaçınılmaz olacaktır. Burada hata yaptığınızı açıklamak istiyorum.

Ayrıca, söz konusu tasarıda, personel rejiminde önemli değişmelere gidilmektedir. Boyutu ve sayısı şimdiden tahmin edilmeyen personel devrine ve kadrolaşmaya yol açacak olan düzenlemeler getiren tasarı, üst düzey yöneticilerin atanmasını iktidar değişimine bağlayarak, hem tarafsız olması öngörülen memurluk kavramını siyasallaştırmakta hem de memurların denetimini üst yöneticilerinin performans denetimine bağlayarak, Türk kamu personel sistemini yığma sistemine dönüştürmektedir.

Ayrıca, istihdam şeklinde farklılaşma yaratılarak, diğer kamu görevlisi tanımı değiştirilmekte, Anayasaya aykırı şekilde, tam zamanlı ve kısmî zamanlı memurluk getirilmektedir.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, hükümet, bu hükümlerle, devlet örgütlenmesinde değişiklik yapmakta, bu düzenlemelerle hukuk devleti ve sosyal devlet ilkesine karşı durmaktadır. Sosyal adalet ilkesi, düzenleyici devlet ilkesiyle değiştirilmekte ve kamu hizmetlerinin özel sektöre devriyle sonuçlanabilecek kısıtlamalara gidilmektedir.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, Sayın Başkanım; 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun aksayan yönü malî kısmıdır ve önemli kısmı da ücret dengesizliğidir. Kurumlar arasında, personele verilen ek ödeme, ücret dengesizliğinin başlıca nedenlerindendir. Ek ödeme almayan kurumların sayısı azınlıkta kalmıştır. Bütün kamu kurum ve kuruluşlarını kapsayan ek ödemeye ilişkin çerçeve kanunu çıkarıldığında, ek ödeme almayan kurumlara ek ödemenin verilmesine ilişkin kademeli geçiş gerçekleştiğinde, ücret dengesizliğinin büyük kısmını bütçeye yük olmadan karşılayabilirsiniz. Böylece bunlar arasından naklen geçiş talepleri de azalmış olacaktır.

Kamudaki ücret dengesizliği, en çok dile getirilen konulardan biridir.

Biz, Anavatan Grubu olarak, kamu personel rejiminde gerekli düzenlemeler yapılarak, eşit işe eşit ücretin hızla gerçekleştirilmesi gerektiğini savunuyoruz ve bunu gerçekleştirmek isteriz.

Kamu yönetiminde yeniden düzenlemeye ihtiyaç bulunduğu bir gerçektir; ancak, bu reformları gerçekleştirirken, üniter yapıyı bozucu, Anayasanın temel ilkelerine aykırı bir sistem değişikliği hedef alınmamalıdır. Hükümetinizce hazırlanacak, Türkiye'nin sorunlarının çözümüne yönelik, anayasal sistemin temel ilkelerini oluşturan sosyal devlet, hukuk devleti ve laiklik ilkelerine uygun, toplumsal uzlaşmaya varılmış tasarılara Anavatan Grubu olarak destek verebileceğimizi de belirtmek istiyorum.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; Devlet Personel Başkanlığının kamu kurum ve kuruluşlarına memur alımını planlayan bir kurum olduğunu, sendikalarla toplusözleşme pazarlığında sekreterya hizmetlerini gerçekleştiren, toplusözleşme süreci içerisinde devrede olan, sendikalı memurlarla ilgili sorunları tespit eden ve çözümlerine yönelik katkılar sağlayan bir kurum olduğunu da gördük; ancak, bu tür hizmetlerin daire başkanlığı bünyesinde gerçekleştirilemeyeceği tespit edilmiş durumdadır.

Değerli Bakanım, Devlet Personel Başkanlığı Teşkilat Kanununda değişiklik yapılması gerektiğini de tespit etmiş vaziyetteyiz. Sendikalar daire başkanlığı ve merkezî sınav daire başkanlığı gibi yeni kurumların kurulması gerektiği açıkça ortadadır. Hatta, sosyal taraf olan sendikaların, Devlet Personel Başkanlığında sendikalar daire başkanlığının kurulması yönünde size talepleri de olmuştur. Bu çerçevede, sendikaların taleplerine duyarsız kalınmaması gerektiğini bu kürsüden seslendirmek istiyorum.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda yaptığınız konuşmanızda, kamu personeline ve milletvekillerimize şöyle demiştiniz Değerli Bakanım: "Başbakanlığa bağlı kuruluşlardaki tüm bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşlarındaki kariyer uzmanları ve denetim elemanları ile üniversitelerdeki daire başkanlıkları, genel sekreter yardımcıları, hukuk müşavirleri ve belediye müfettişleri ekgöstergeleri arasındaki dengesizliği aralık ayında gidereceğiz." Söz konusu çalışmaların ne aşamada olduğunu ve bu sözünüzü ne zaman yerine getireceğinizi öğrenmek istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, Devlet Personel Başkanlığına daha fazla zaman ayırmanız, hukukçu kimliğinizle kamu yönetimine ayrı bir dinamizm kazandırmanız gerekmez mi Değerli Bakanım? Edindiğim izlenime göre, Devlet Personel Başkanlığı çalışanları da, sorunlarının giderilmesi için, umutla sizi beklemektedir.

Şimdi, özelleştirme mağdurlarına gelelim. Değerli Bakanım, özelleştirme mağdurları olan işçilerin zaman zaman bize ulaşan talepleri, feryatlara ulaşmıştır. Özelleştirme mağduru olan işçiler atandıkları kurumlarda büyük sıkıntılar yaşamaktadırlar. Bu kurumlarda iller arasında naklen atama talepleri mevzuatta düzenleme olmaması nedeniyle kurumca yerine getirilememektedir. Kamu personelinden sorumlu bir bakanımız olarak bu konuda mevzuatta değişiklik yapmanız, özelleştirme mağdurları olan işçiler tarafından sevinçle karşılanacaktır.

Bu arada teberru konusuna değinmek istiyorum. Bakanlığınız olarak, Maliye Bakanlığında düzenleme olursa, tüm kurumlardaki çalışanların teberrudan faydalanacağından söz etmiştiniz. Bu konu ne zaman gerçekleşecek?

Ayrıca, liyakat ve kariyer ilkelerini öne çıkaracak şekilde Devlet Personel Başkanlığında kurumlararası eğitim merkezinin kurulması birçok sorunu çözecektir. Buradan bunu önermek istiyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; konuşmamın diğer bölümü de Yüksek Denetleme Kuruludur. Yüksek Denetleme Kurulu, kamu iktisadî teşebbüslerinin ekonomik alanda etkin işlevler üslenmeye başladığı 1930'lu yılların ikinci yarısında, anılan kuruluşların çalışma usul ve esasları ile denetimlerini düzenleyen 1938 tarih ve 3460 sayılı Kanunla ve Umumî Murakabe Heyeti adıyla Başbakanlığa bağlı olarak kurulmuştur.

Yüksek Denetleme Kurulu, Kamu İktisadî Teşebbüslerinin işletmecilik kurallarına ve ekonominin genel ilkelerine uygun, kârlı ve verimli çalışmalarına yönelik tespit ve önerilerde bulunan ve bu kuruluşları sürekli gözetim ve denetim altında tutan, bilanço ve sonuç hesaplarını inceleyen yöneticilerin aklanmasına veya aklanmamasına ilişkin rapor düzenleyen önemli büyük bir devlet kurumudur.

Sayın Bakana sormak istiyorum: Yüksek Denetleme Kurulu raporlarına göre, aklanmayan kamu iktisadî teşebbüsleri var mıdır? Var ise bu KİT'ler nelerdir ve hangi olaylardan dolayı bu raporlar Yüksek Denetleme Kurulu tarafından onaylanmamıştır? Bu soruların cevabını bu kürsüden Sayın Bakanımızın ağzından duymak istiyoruz.

Değerli arkadaşlarım, 1982 Anayasasının 165 inci maddesinde, sermayesinin yarısından fazlası doğrudan doğruya ve dolaylı olarak devlete ait olan kamu kuruluş ve ortaklıklarının Türkiye Büyük Millet Meclisinde denetlenme esaslarının kanunla düzenleneceği kural altına alınmıştır. İlgili maddede, Türkiye Büyük Millet Meclisinin, bu denetimini, Yüksek Denetleme Kurulu aracılığıyla yapması öngörülmüştür. Anayasanın bu maddesi, öngörülen Türkiye Büyük Millet Meclisinin yapacağı denetimin Yüksek Denetleme Kurulu raporlarını esas alarak yapılması zorunluluğunu koyar. Anayasanın ilgili maddesi, ifade edilmeyen Yüksek Denetleme Kurulunu, madde gerekçesinde belirtilen bir anayasal kuruluş konumuna getirmektedir. Yüksek Denetleme Kurulu tarafından yürütülen denetim faaliyetlerinde beklenen amaca ulaşılması için bu kurumun yapısının sağlam temele oturtulması gerekmektedir.

Kamu kurum ve kuruluşlarında performans yönetiminin oluşturulması ve geliştirilmesi yönündeki çabalara katkı sağlanması, performans ve finansal kadroların denetiminde çağdaş uygulamaların yerleştirilmesi, geliştirilmesi ve bu konudaki birikimlerin kamuoyuyla paylaşılması kaçınılmaz bir zorunluluk haline gelmiştir.

Değerli arkadaşlarım, Yüksek Denetleme Kurulunun uluslararası genel kabul görmüş denetim standartlarıyla uyumlu denetim raporları hazırlaması ve sunması sağlanmalıdır. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin tümünde denetim anlayışı ve uygulamalarının performans denetimine doğru hızla gittiği bir aşamadayız. 1938 yılından bu yana performans denetimi yapmakta olan Yüksek Denetleme Kurulu, bu konudaki birikim ve deneyimini buna yapısal anlamda hazır ya da uygun durumda olan sadece KİT'ler üzerinde uygulayarak değil, sermaye ve organizasyon yapıları ve faaliyet alanları birbirinden son derece farklı kamusal üretim ve hizmet kuruluşlarında, dikkate alarak uygulanmalıdır. Üstelik, KİT'lerin, denetime tabi kuruluşlar içerisinde oranının giderek azaldığı şu dönemlerde daha faydalı olacaktır diye düşünüyorum.

Değerli arkadaşlarım, burada, yönetimde istikrarın kaybolmasına ve performansın düşmesine neden olan bazı durumlar vardır. Üst yönetim görevlilerinin çok sık değiştirilmesinin olumsuz etkileri aşağı kademelere kadar yansımakta, çoğu zaman, orta ve alt düzey yönetim kadrolarında da aynı paralelde değişiklikler yapılmasıyla istikrarsızlık artmaktadır. Bu anlamda, iktidarınız döneminde tarihin en büyük kadrolaşması yaşanmıştır; buna dikkatinizi çekmek istiyorum.

Anayasanın 165 inci maddesinde tanımlanan tüm kamu iktisadî teşebbüslerinin ve il özel idareleri ile belediyelerin sermayelerinin yarısından fazlasına sahip oldukları iktisadî teşebbüslerin, Eximbank ve fonların Türkiye Büyük Millet Meclisinin denetimine tabi olması sağlanmalıdır.

Türk Ticaret Kanununa veya özel kanunlarına tabi şirket ve kurumların bilanço ve netice hesaplarının ibra edilmesi veya edilmemesi hususunda Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda karar verilmelidir.

Özelleştirme programında bulunan kuruluşlar, müessese ve işletmelerin bağlı ortaklık statüsüne dönüştüren KİT'lerde, sermayeye hâkim kuruluşlara geçmesi önemli bir vakıadır. Bu durumda, yürütmenin, kendi bürokratlarını yine kendisinin ibra etmesi gibi durum ortaya çıkmakta ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin, mal sahibinin vekili sıfatıyla kamu adına yaptığı denetim yetkisi sınırlandırılmaktadır. Bağlı şirket haline getirilen kuruluşların da Türkiye Büyük Millet Meclisince ibralarına imkân sağlanmalıdır.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu raporlarında yer alan ve ilgili bakanlıklarca yerine getirilmesi gereken çeşitli konularla ilgili soruşturma ve inceleme taleplerinin yerine getirilmesinde gecikmeler ortaya çıkmakta ve bu çalışmalar, zamanında sonuçlandırılamamaktadır. Bunun neden sonuçlandırılamadığını Sayın Bakandan öğrenmek istiyoruz.

Yüksek Denetleme Kurulunca tespit edilen inceleme ve soruşturma konularının, ilgili teftiş ve denetim organlarına intikalinde ve rapor sonuçlarının değerlendirilmesinde, özellikle, adlî mercilere suç duyurusunda bulunulmasının gerektiği durumlarda hızla hareket edilmesi ortaya çıkmaktadır. Soruşturma sürecinde ortaya çıkan gecikme ve aksaklıklar, yargılama sürecinde ortaya çıkan gecikme ve aksaklıklarla birleşince, yolsuzluklarla mücadele etkinliğinin sağlanamaması kaçınılmaz hale gelmektedir. Bu anlamda, bu tedbirler hükümetinizce niçin alınmamıştır? Yine, bu çerçevede KİT'lerde yolsuzlukla mücadelede Yüksek Denetleme Kurulu raporları neden gözardı edilmektedir? Özellikle, organize bir şekilde yürütülen yolsuzlukların kimi zaman siyasetle bağlantılı olduğu görülmektedir. Ancak, Anayasanın 83 üncü maddesiyle düzenlenmiş olan yasama dokunulmazlığının suç teşkil edebilecek her türlü eylemi kapsaması nedeniyle, yolsuzlukların sonuna kadar gidilmesi mümkün olamamaktadır. O nedenle, yolsuzluklar, Meclis gündemine gelmişken, bu konunun üzerinde durulması gerekiyor. Ayrıca, tüm kamu fonları, kaynakları ve faaliyetleri ulusal bütçeye dahil edilip edilmediğine ve anılan fon ve kaynakların kim tarafından kullanıldığına bakılmaksızın denetlenmeli ve yetkileri ilgili yasada açıkça yer almalıdır.

Yüksek Denetleme Kurulu raporları Parlamentoda görüşülmeli ve kamunun bilgisine açılmalıdır. Bu süreç sağlandığında, yolsuzlukla mücadelede büyük adım atılacaktır. Hortumları kesiyordunuz, ak hortumlar oluştu; o nedenle bunun üzerinde durmak gerekiyor.

AHMET YENİ (Samsun)İspat etmeniz lazım o ak hortumları!

DURSUN AKDEMİR (Devamla)Efendim, gelir, buradan cevaplandırırsınız. Ak hortumların hesabını günü geldiğinde belli iktidarlar soracaktır. Buradan cevap verirsiniz benim sözüme.

AHMET YENİ (Samsun)İspat etmeniz lazım onu!

DURSUN AKDEMİR (Devamla)Değerli arkadaşlarım, konuşmamın bu aşamasında Danıştay Başkanlığıyla ilgili konuşmama başlamak istiyorum.

Sayın Başkanım, değerli arkadaşlar; Anayasamızın 155 inci maddesiyle yüksek mahkemeler arasında yer alan Danıştay, laik, demokratik ve sosyal hukuk devleti olan Türkiye'nin en önemli kurumlarından bir tanesidir. Anayasamızda yer alan ve devletimizin temel yapısını oluşturan hukuk devleti ilkesi sonucu vatandaşlarımızın hürriyetlerinin korunmasında, özellikle idareyle birey arasındaki ilişkilerde adaletin sağlanmasında Danıştayın görevi takdire şayandır.

1968 yılında Şûrayı Devlet adıyla kurulan Danıştay, ülkemizde hukuk devleti ilkesinin gerçekleştirilmesinde oldukça destekler vermiş ve önemli işler becermiştir.

Danıştayın en önemli sorunlarından bir tanesi, çağdaş bir ülkenin yargı sistemine uygun bir hizmet binasının olmamasıdır. 1974 yılında kullanıma alınan bir binada ve mülkiyeti bir başka kuruma ait ek hizmet binasında faaliyet gösteren Danıştayda, Danıştay üyeleri, tetkik hâkimleri ve savcıları görevlerini 3 veya 4 hâkim aynı odayı paylaşarak…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

43 konuşma daha · 16 Aralık 2005

43 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook