2006 merkezi yönetim bütçe kan.tas.(gençlik ve spor genel müd., vakıflar genel müd., devlet personel bşk., başkanlık yüksek denetleme kurulu, danıştay başkanlığı ıv tur)
Ankara Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 33. Birleşim · 4. yasama yılı · 16 Aralık 2005 · 912 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Nur Doğan Topaloğlu (AK Parti), 16 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2006 MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KAN.TAS.(GENÇLİK VE SPOR GENEL MÜD., VAKIFLAR GENEL MÜD., DEVLET PERSONEL BŞK., BAŞKANLIK YÜKSEK DENETLEME KURULU, DANIŞTAY BAŞKANLIĞI IV TUR)); konuşma 912 kelime.
Nur Doğan Topaloğlu (AK Parti, Ankara). “2006 merkezi yönetim bütçe kan.tas.(gençlik ve spor genel müd., vakıflar genel müd., devlet personel bşk., başkanlık yüksek denetleme kurulu, danıştay başkanlığı ıv tur)”. TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim tutanağı, 16 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nur-dogan-topaloglu-22-2005-12-16-2006-merkezi-yonetim-butce-kan-tas-genclik-ve-spor-genel-mud-vakifl (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
AK PARTİ GRUBU ADINA NUR DOĞAN TOPALOĞLU (Ankara)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Danıştayımızın 2006 malî yılı bütçesi üzerinde AK Parti Grubu adına konuşmak üzere huzurunuzdayım; Partim ve şahsım adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Bilindiği gibi, Danıştayımızın kuruluşundan bu tarafa 137 yıl geçmiştir. Dava sayılarındaki gelişmeler sonunda bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri kurulmuştur. Bunların hepsi birden idarî yargının bütününü oluşturmaktadır.
Danıştay, aslında, Osmanlıdan kalan bir mirastır; ama, 1961 Anayasasında daha etkili hale gelmiş, 1982 Anayasasında da bu etkinliğini korumuştur.
Danıştayın görevleri Anayasamızın 155 inci maddesinde bayağı ayrıntılı olarak açıklanmıştır. Esas 2575 sayılı Kanun ise Danıştayın görevlerini tümüyle ortaya koymaktadır.
Danıştayımız bir yüksek idare mahkemesidir. Kendisine doğrudan gelen ve karara bağlanan konularla ilgili, aynı zamanda idare mahkemelerinin temyiz merciidir, ikinci bir basamak olarak. Bunun dışında da, görüş bildirmek için, kanunlar üzerinde istişarî görüşte bulunmak için ayrıca yetkileri vardır, sözleşmeler üzerinde yetkileri vardır. Bu bakımdan da Danıştay görev ifa etmeye devam etmektedir.
Danıytayımızın, Başkanlık, Başsavcılık, 13 daire ve Genel Sekreterlik olmak üzere önemli birimlerini bu şekilde saymamız mümkündür. Şu anda 406 hâkim-savcı kadrosu vardır, bunun 328'i doludur, 78'i boştur. Toplam 912 kamu görevlisi kadrosundan da 689'u dolu, gerisi boş bulunmaktadır. Bunu kısaca özetlemek gerekirse, yüzde 25 noksanıyla hizmet yapmaktadır. Buna karşılık Danıştaya yılda 60-65 bin dosya gelmektedir. Halbuki, bir yıl içerisinde de 55-60 bin dosya karara bağlanmaktadır.
Elimizdeki istatistiklere göre, 31.10.2005 tarihinde dava dairelerinde 84 558 dosyanın bulunduğu, idarî dosyanın da 94 000 olduğu ortadır. Danıştayın ne kadar büyük yük altında olduğunu göstermek için sizlere bu bilgileri sunmak gereğini duydum.
2006 bütçesi geçmiş yıla nazaran yüzde 12 artırılmıştır; daha sonraki iki yılda da yüzde 10'ar artırılması prensip olarak kabul edilmiştir. Ayrıca, Danıştayımızın köklü bir problemi vardır, hizmet binasıdır. Şu anda, 1974'te yapılan bina yetmediği gibi, İş Bankasından kiralanan bina da hizmete cevap vermemektedir. Bunda, geçmiş Danıştay Başkanlarının, idarecilerinin hatası vardır. İki kere devlet imkân vermiş, onu kullanamamışlardır. Onların beğenmediği, taşınmaya erindikleri bina, bugün bakanlık olarak hizmet görmektedir. Eğer Danıştay yöneticileri idareyle el ele verselerdi, bu problem o zaman kendiliğinden çözülmüş olacaktı.
İlk kurulduğu yıllarda yüksek istişare organı olarak Şûrayı Devlet ismiyle kurulmuştu; ama, o günden bugüne Danıştayda büyük gelişmeler olmuştur. Danıştayın Fransa'dan örnek alınmasına rağmen, Fransa'da dairelerin üçte 2'si idarî, 1’i dava daireleri olmasına rağmen, şu anda Danıştayımızda 13 daire bulunmaktadır; 12'si dava dairesidir, sadece 1'i idarî daire haline gelmiştir. Bunda da, Batı’yı örnek aldığımız halde, Batı’dan ne derece ayrıldığımızı görmek mümkündür.
Vaktimizin sınırlı olması nedeniyle, fazla, konuya girmek istemiyorum. Kamu yönetiminde, kaymakamlık, müfettişlik, valilik yaptım; onbuçuk yıl da Danıştay üyeliği yaptım; orada üye olmaktan, bulunmaktan da gurur duyuyorum; ama, bu konuşmayı yaparken, bazı misaller verirken, kendimi de içine alarak, tenkit etmekten ziyade, bir otokritik olarak değerlendirilmesini düşünüyorum; bu şekilde, bilginize, takdirinize sunuyorum.
Bugün, davalar, gittikçe artmaktadır dedik. Neden; başta nüfus artışı. 1927 yılında, nüfus sayımıyla, 13 000 000’ken nüfusumuz, bugün 70 000 000’u geçmiştir. Bu kadar vatandaşın davası da, elbette çok olur. Bunun dışında, kuvvetler ayırımı ilkesinden hareketle, öncelikle yürütmenin içinde bulunan yöneticilerin, sorumlulukları, hatalı uygulamaları çoktur; bu da davaları artırmaktadır. Yürütmeden gelen birisi olarak, o bakımdan da kendimizi tenkitte yarar görüyorum.
İkinci bir konu ise, idarenin uygulama ve kararlarını değerlendiren ve karara bağlayan yargının da bunda önemli payı vardır; bu da, kendi uygulamasıyla dava sayısını artırmaktadır; o bakımdan da, yargı olarak, yine kendimizi denetlememiz gerekmektedir.
Üçüncü bir faktör ise, bilhassa geçmiş dönemde, büyük yolsuzluklar, hortumlamalar sonunda meydana gelen davalar, açılan davalar, ortaya çıkan dosyalar, bunun aldığı zaman iş hacmini artırmış, zaman kaybını çoğaltmış, diğer davaların karara bağlanmasını zorlaştırmıştır. Bütün bunları düşünerek, tedbir almakta yarar olduğu kanısındayım.
Şimdi, bir hatıramı anlatarak otokritiği yapmak istiyorum. Ben, 1990 yılında Danıştay üyeliğine seçildim; eski valim, müsteşarım, Danıştay Başkanvekilliğinden emekli merhum Osman Meriç'i ziyarete gittim. Bana şu tavsiyede bulundu; dedi ki: "Ben, Danıştayda olduğum sürece, sınıf arkadaşlarım da dava açsa, valilik için olumlu karar vermedim. Danıştay kararıyla valilik yapılmaz, hükümet isterse valilikte tutar, isterse tutmaz."
Zaten, İl İdaresi Kanununda "vali, her bakanın hem idarî hem siyasî temsilcisidir" diyor. Buna rağmen, şu anda Danıştayımızın, bazen birkaç kere iade ettiği valilerden dolayı, hükümetin valileri, Danıştayın valileri gibi bir ikilem oluşmuştur. Ben, bu konuyu 13. Dairenin kuruluşunda da tekrar ettim, tekrar etmekte de yarar görüyorum. Artık, idarenin her türlü eylem, işlemi yargıya tabidir; ama, yargı organı da idarenin yerini alacak kadar hatalı uygulama yapmamalıdır.
RASİM ÇAKIR (Edirne)Devletin valisi olur, AKP'nin valisi olmaz!
NUR DOĞAN TOPALOĞLU (Devamla)Bir başka konuyu daha söyleyeyim. Ben de Danıştaya seçildiğimde merkez valisiydim, beni de merkeze almışlardı. Dava açmaktan hicap duydum. Beni istemeyen, vali… "İstenmeyen birisi olarak valilik yapmam, niçin haber vermediniz, dilekçe verirdim" dedim, arkadaşlarım mahcup oldular; ama, aynı hükümet zamanında, ben, Danıştay üyeliğine seçildim.
Şu anda tipik bir misal vereyim. Çok sevdiğim, takdir ettiğim, kabiliyetini de beğendiğim bir kardeşimiz, iktisadî görüşü devletçilik olan bir partinin resmen milletvekili adayı oluyor. Bu hükümet onu merkeze alıyor. Danıştay "liberal görüşlü bir hükümetin programını uygulamaya sen gideceksin, orada valiliğe devam edeceksin" diyor. Danıştay kararıyla bu da devam ediyor. O bakımdan da, ben, bu durumların düzeltilmesi gerektiğine inanıyorum.
HÜSEYİN GÜLER (Mersin)Yakında parti devleti de kurarsınız…
NUR DOĞAN TOPALOĞLU (Devamla)Ayrıca, Avrupa Birliği yolunda birçok yasal çalışma yapılmıştır; fakat, bunların yasalaşması tek başına yeterli olmamıştır.
GÖKHAN DURGUN (Hatay)İl başkanları vali olur o zaman…
NUR DOĞAN TOPALOĞLU (Devamla)Bu yasaları uygulayıcıların da, yasama organı iradesi doğrultusunda işlem yapması, yürütmenin bu iradeye uygun icraat ve iş yapması, bir ihtilaf halinde de yargı erkinin, bu üstün iradeyi gözönünde bulundurması gerekmektedir.
Yargı, hiçbir zaman olumlu bir icraatın önünde engel olmamalı, kendisi yasa koyucu gibi veya yürütme gibi, yürütme erki gibi davranmamalıdır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
43 konuşma daha · 16 Aralık 2005