209 sayılı sağlık bakanlığına bağlı sağlık kurumları ile esenlendirme (rehabilitasyon) tesislerine verilecek döner sermaya hakkında (s.s1101)
Iğdır Milletvekili ·
Genel Kurul, 70. Birleşim · 4. yasama yılı · 2 Mart 2006 · 1.937 kelime · yaklaşık 10 dakikalık okuma
Kaynak göster
Dursun Akdemir, 2 Mart 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 70. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 209 SAYILI SAĞLIK BAKANLIĞINA BAĞLI SAĞLIK KURUMLARI İLE ESENLENDİRME (REHABİLİTASYON) TESİSLERİNE VERİLECEK DÖNER SERMAYA HAKKINDA (S.S1101)); konuşma 1.937 kelime.
Dursun Akdemir (Iğdır). “209 sayılı sağlık bakanlığına bağlı sağlık kurumları ile esenlendirme (rehabilitasyon) tesislerine verilecek döner sermaya hakkında (s.s1101)”. TBMM Genel Kurulu, 70. Birleşim tutanağı, 2 Mart 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/dursun-akdemir-22-2006-03-02-209-sayili-saglik-bakanligina-bagli-saglik-kurumlari-ile-esenlendirme (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA DURSUN AKDEMİR (Iğdır)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; 209 Sayılı Sağlık Bakanlığına Bağlı Sağlık Kurumları ile Esenlendirme Tesislerine Verilecek Dönersermaye Hakkında Kanun ile 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin üzerinde konuşmak üzere, Anavatan Grubu adına söz almış bulunmaktayım; Yüce Meclisi ve siz değerli milletvekili arkadaşlarımı saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, bilindiği üzere, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 27 nci maddesi ile 209 sayılı Kanunun 5 inci maddesinde yapılan düzenlemeyle, Sağlık Bakanlığına bağlı dönersermayeli işletmelerde görev yapan personele, dönersermaye gelirlerinden eködeme yapılmaktadır.
Değerli arkadaşlarım, bu kanunu görüşmeden önce, bundan önce gündeme getirilmesi gereken Türk Tabipler Birliğini ilgilendiren yasa geri çekildi. Niçin?.. Ben, Sayın Komisyon Başkanına, birkaç gün önce, bu konunun, özellikle 4 üncü maddenin değerlendirilerek bu yasanın Meclise getirilmesini teklif ettiğimde, kendisinden beklemediğim bir tepkiyle, kızarak, bana karşılık vermişti. Bunu, buradan açıklamak mecburiyetinde kaldım. Değerli meslektaşıma, bu yüce kürsüden, kızgınlığının sonucunu bugün aldığını belirtmek istiyorum; çünkü, orada getirilen 4 üncü maddede, muayene, tetkik, ameliyatlara serbest fiyat bırakılmasını, bütçe uygulama talimatına göre bırakılıyor ve bir baz rakam tespit edilmiyordu; yani, bir taban fiyat yoktu orada. Şimdi, eğer, sağlıkta bir taban fiyat belirlemezseniz, kargaşalık çıkar değerli arkadaşlarım; insan canı, parayla alınır, satılır meta haline gelir. Onun için, belli standartta bir sağlık hizmeti verebilmek için, o standardı da tutturabilmek için, sağlık kuruluşlarının standardını belirlemesi ve bunu da, bu standardı da Sağlık Bakanının belirlemesi, Bakanlığının belirlemesi gerekir. Sağlık Bakanlığı hastanelerinde ya da üniversite hastanelerinde, diyeceksiniz ki, fiyatlar, bütçe uygulama talimatına göre, şu kadardır. Evet, doğrudur. Elektriği, binanın fizikî yapısı, personeli, suyu, her türlü masrafı, tüketim malzemelerinin hepsi o hastanenin kendi bütçesinden karşılanıyor ve dolayısıyla, tabiî ki, belli bir rakamda karşılık almak kaydıyla hizmeti götürmek mümkün olabilir; ama, yeni kurulmakta olan bir özel kuruluş, eğer belli rakamın altına çekerseniz, hizmet vermekte zorlanacak. Dolayısıyla, hastane, kendisini sürdürebilmek için elinden gelen gayreti sarf ederek, insanın sağlığını korumayı ucuz fiyata mal etmeye çalışacaktır. O nedenle, bir taban fiyatın olması gerekirdi diye Sayın Komisyon Başkanıma teklif etmiştim ve bundan sonra, bu konu Meclise geldiğinde, buradan, onu dikkate almasını önermek istiyorum.
Değerli arkadaşlarım, konuya dönersek, Sağlık Bakanlığı tarafından 2004 yılı itibariyle yürürlüğe konulan dönersermaye performans uygulaması, sağlık çalışanlarının gelirlerinde kısmî bir iyileşme sağlayarak, sağlıkta uygulamaların sürecine dönük tepkileri bir miktar yumuşatmıştı. Ancak, bilindiği üzere, bütçesinde, devletin kamu hastanelerine olan 3,5 katrilyon liralık borcu silinmiş durumdadır. Aslında 3,5 deniyor; ama, bu 5,75 milyar YTL'dir.
Değerli arkadaşlarım, sağlık çalışanlarının dönersermaye katkı payları iki üç yıldır ödenmemektedir ve ücretleri dönersermayeden karşılanan taşeron ve sözleşmeli işçiler de üç aydır maaşlarını ve ücretlerini alamamaktadırlar.
Anayasa Mahkemesi, 7.2.2006 tarihinde, sağlık personeline dönersermaye gelirlerinin nasıl ödeneceğine ilişkin 2004 yılı bütçe yasasının ilgili hükmümün iptaline karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi, Sağlık Bakanlığına Bağlı İkinci ve Üçüncü Basamak Sağlık Kuruluşlarında Görevli Personele Dönersermaye Gelirlerinden Ek Ödeme Yapılmasına Dair Yönergenin, kimi madde, fıkra ve ibarelerinin iptali ve yürütmenin durdurulması talebiyle açılan davada, Danıştay İdarî Dava Daireleri Genel Kurulunun dava konusu kuralın iptali için yaptığı başvuruyu değerlendirmiş ve kanunun ilgili hükmünü iptal etmiştir.
Danıştay İdarî Dava Daireleri Genel kurulunun itiraz gerekçesinde, Sağlık Bakanlığına Bağlı Sağlık Kurumları ile Esenlendirme Tesislerine Verilecek Dönersermaye Hakkında 209 sayılı Kanunla, Sağlık Bakanlığı kurum ve hastaneleri ile rehabilitasyon merkezlerinden dönersermaye işletmesi kurulmuş ve kanunun 5 inci maddesinin değişik üçüncü fıkrası ve devamında, personel katkısıyla elde edilen dönersermaye gelirlerinden, o birimde görevli personele belirli oranlarda eködeme yapılabileceği kurala bağlanmıştır.
Gerekçeli kararında, Anayasa Mahkemesinin, personelin katkısıyla elde edilen dönersermaye gelirlerinin görevli personele ödenmesi usul ve esaslarının, 2004 malî yılı için yeniden düzenlendiği ifade edilmiştir. Mahkeme, ilgili yasanın hükümlerinin 2004 yılı malî bakımından değiştirildiği belirtilerek, bu nedenle diğer yasalarla değiştirilmesi gereken bir kanunun bütçe yasasıyla düzenlenmesinin Anayasaya aykırı olduğunu vurgulamıştır.
Değerli arkadaşlar, Türkiye genelinde, Sağlık Bakanlığı çatısı altında, benim edindiğim rakamlarla 206 dönersermaye saymanlığı ve 450 hastaneyi ilgilendirmektedir bu yasa. Bu da, Türkiye genelinde 120 000 sağlık çalışanına denk düşer. Ankara, İstanbul ve İzmir kamu hastanelerinde çalışıp, iki üç aydır dönersermaye katkı paylarını alamayan ve tepkilerini basın açıklamalarıyla dile getiren binlerce sağlık emekçisi, buzdağının görünen kısmıdır ancak.
Değerli arkadaşlar, dönersermaye uygulaması, aslında çalışanların gelirlerini düzeltmekten ziyade, hastaneleri sağlık işletmelerine dönüştürmenin bir başlangıcıydı. Hastaneler, dönersermaye uygulamasında adım adım ilerleyince, hükümet bütçede kasıtlı bir yanlış yaparak, hastanelerin 5,75 milyar YTL alacağını silmiş ve hastaneleri kendi kaderiyle baş başa bırakmıştır.
Değerli milletvekili arkadaşlar, hükümetin getirdiği performans uygulamasıyla, kimi alanlarda gereksiz yere çok fazla işlem yapıldığını -bunun da harcamaları artırdığı çok açıktır- hepimiz yakından izlemekteyiz. Tabiî, bu da, hükümetin, kamu sağlık kurumlarına kaynak ayırmak istememesiyle birleşince, malî bir çöküntü doğmaktadır. Bu koşullarda, hastanenin, harcamalarını karşılayabileceği tek kaynak olan dönersermaye ise gerçek yüzünü göstermektedir. Hastanın cebinden çıkan artacak, sağlık çalışanının ücreti giderek düşecek bundan sonra ve hastaneler, iflas bayrağını çekmiş olacak böylece.
Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlar; bu teklifle, performans ölçütlerini belirleyen somut objektif kıstaslar getirilememiştir. Performans bakımından, niteliğin mi, yoksa niceliğin mi esas alınması gerektiği konularında tam bir netlik oluşturulamamıştır. Özellikle, performans ölçütleri olarak niceliğin esas alınması halinde, bir yandan mutlak gerekmeyen tahlil ve ameliyatlarla kamu zarara uğratılacak, öte yandan da insan sağlığına gerekli titizlik ve özen gösterilemeyecektir.
Yine, bu yasa teklifiyle, dönersermaye gelirlerinden merkezde çalışanlara pay verilirken, merkezden uzak, taşrada, mahrumiyet bölgelerinde çalışanlara ise pay verilmemesi, hizmetin uç bölgelerde, yani, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde gönüllü olarak götürülmesine engel teşkil etmektedir. Biz, Anavatan Partisi olarak, bunu bir eksiklik olarak görmekteyiz.
Muhterem milletvekili arkadaşlarım, teklifle, ayrıca, Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kurum ve kuruluşlarından 31.12.2005 tarihine kadar alınan tedavi hizmetlerinden bedeli ödenmemiş olanların tamamının terkin edilmesi, 31.12.2004 tarihine çekilerek, Sağlık Bakanlığının sosyal güvenlik kurumlarından olan alacağının silinmesi şeklinde sonuçlanmış; terkin edilecek bu tutarın, demin de söylediğim gibi, rakamı 5,75 milyar YTL'ye ulaşmıştır. 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununun 21 inci maddesiyle, ödenek aktarmanın kanunla yapılacağı hükme bağlanmıştır. Söz konusu teklifle, Meclisin bütçe yapma hakkı elinden alınarak, kanunla yapılması gereken bir düzenleme "Kemal Abi", yani, Maliye Bakanlığınca yapılmış olmuştur.
Bütçe disiplini ve malî saydamlık ilkeleri bir tarafa bırakılarak tedavi hizmetlerinden bedeli ödenmemiş tutarların bütçeyle ilişkilendirilmeksizin silinmesi, aynı zamanda, ekonomi üzerinde de olumsuz etki yaratmıştır ve giderek yaratacaktır.
Değerli arkadaşlar, sağlık hizmetlerinin bir bütün olduğu ve bir ekip anlayışı içerisinde yürütülmesi gerektiği temel prensibinden hareketle, elde edilen dönersermaye gelirlerinin adil bir şekilde dağıtılması, hepimizin istediği, kuşkusuz, kaçınılmaz bir doğrudur. Bu sistemde, tabip dışı diğer sağlık personeli ile tabipler arasında farklılıklar doğmaktadır. Bu durum, işyerlerinde huzursuzluğa ve sağlık hizmetlerinin sunumunda moral ve motivasyon azalmasına sebebiyet vermekte ve bu arada tabip ve diğer personel arasında kolektif çalışma kültürünü ve düzenini bozmaktadır.
Muhterem arkadaşlarım, hastanelerimizin can damarı olan dönersermaye gelirleri, bugün itibariyle, birçok ilimizde SSK, Bağ-Kur, Emekli Sandığının Sağlık Bakanlığına bağlı hastanelere olan borçlarını ödememesi yüzünden kesilmiştir. Bugün itibariyle, yaklaşık, Türkiye genelinde 450 hastanemizde dönersermaye ödemelerinde sıkıntılar başgöstermiştir. Genel bütçeden sağlığa ayrılan payın yüzde 10'lar civarında olması gerekirken yüzde 4 civarlarında kalmış olması, ülkemizde sağlık sektörünü ayakta tutan dönersermaye gelirlerinin önplana çıkmasına vesile olmuş ve böylece, sağlık sisteminde işlemeyen, işletilemeyen bir fasit daire ortaya çıkmıştır.
Muhterem milletvekili arkadaşlarım, hastaneler, elektrik, su, yakacak, kira gibi, malzeme alımı gibi, tüketim malzemeleri alımı gibi konularda ve personel ücretleri konumlarında şu anda büyük sıkıntı içindedir. Alacaklılar, borç batağında olan hastaneleri icraya vermek durumundalar. Eğer bu borçlar kapatılıp dönersermaye gelirleri ödenmezse, acil, çalışan hastanelerin durumu da sıkıntı içinde kalacaktır. Ayrıca, hastanelerin icralık olması nedeniyle hastane yöneticileri de sıkıntıya girerek mağdur olacaklar ve sanık durumuna düşecekler; çünkü, mevzuat gereği icraya gelen hastanelerin başhekimi ve başhekim yardımcılarıyla ilgili diğer sorumluları hakkında görevi kötüye kullanma suçlamasıyla soruşturmalar, hatta davalar açılabilecektir.
Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; bu vahim tablonun bir diğer yüzü de, dönersermayeden alacakları payları aylardır ödenmeyen sağlık personelinin içine düştüğü negatif durumdur. Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan bir genelgeyle dönersermaye gelirlerinin dağıtımında personel ödemelerinin öncelikli olduğu belirtilmiş; fakat, bu genelgeye hiçbir yerde itibar edilmemiştir. İdareciler, sağlık çalışanının hakkını taşeron firmalara dağıtmıştır. Yaşanan bu yönetim zafiyetinden dolayı sağlık personeli mağdur edilmiş, alacakları aksatılmıştır. Şu anda ise, bu gelirden tamamen yoksun bırakılan ve bütçesini dönersermayeden aldığı paya göre ayarlayarak harcama yapan sağlık personeli, kredi kartını, borcunu, taksitlerini ödeyemez duruma gelmiştir. Ayrıca, sağlık personelinin, yaşadığı ekonomik sıkıntı yüzünden iş verimi düşmüş, çalışma ortamında, demin söylediğim gibi, huzur kalmamıştır.
Değerli arkadaşlar, dönersermaye adaletsizliğinin çözülmesi için bazı öneriler olabilir; ama, bu konu, aslında, daha sonra değişik şekilde gündeme getirilerek çözümlenmeliydi. Sağlık Bakanlığı bünyesinde bulunan kurum, kuruluşlarının gelirleri tek havuzda toplanabilir. Bu gelirlerden bütün meslek gruplarına dağıtılacak miktar yeniden tespit edilebilinir. Tespit edilen oranlar, her birimde çalışan aynı unvanlı personele aynı oranda olmadır şeklinde olmalı; fakat, bu oranların üzerine performansına göre elde ettiği puanların hesaplanmasıyla ilave yapılabilir. Performans belirlenmesinde sadece tabibin değil, ekip içindeki tüm personelin çalışma alanları dikkate alınmalıdır. Bu arada, sizlere, mevcut sistemin bazı aksaklıklarından da bahsetmek isterim tabiî ki.
Değerli arkadaşlar, hastası çok olan hastanelerin geliri yüksek olduğu için tabip ve diğer personel bu hastaneye tayin yaptırmak için çaba sarf etmekte, bu nedenle personelin dengeli dağılımı ilkesi zedelenmektedir. Ayrıca, tabip, daha fazla performans elde etmek için -ki, bunu üzülerek belirtmek istiyorum, Sayın Sağlık Bakanımıza da bu konuda daha önceden bir uyarıda bulunmuştum, tekrarlıyorum bunu ve meslektaşlarımdan da özür dileyerek bu konuyu açıklamak istiyorum- tahlil ve tedavi yapılırken sağlık harcamalarını artıran çabalar, maalesef, artmıştır. Tabipler arasında etik olmayan davranışlar ortaya çıkmıştır. Aynı işi yapanlar arasında unvan değişikliği nedeniyle farklı dönersermaye primi dağıtılmış ve dolayısıyla, bu da huzursuzluklar getirmiştir. Bizzat katkısı olmayan kişilere de pay verilmesi, personel arasında huzursuzluğun kaynağı olmuştur.
Anavatan Partisi olarak, bu teklifin şu anda kanunlaşmamasını, genel sağlık sigortası çıkarıldıktan sonra finansmanla ilgili yasaların çıkarılmasının uygun olacağını belirtmek istiyorum.
Değerli arkadaşlar, demin söyledim, biraz önce, bütçeden, genel bütçeden Sağlık Bakanlığının aldığı pay yüzde 4,39 olarak Sağlık Bakanlığının konuşma kitapçığında; ama, gayri safî millî hâsılada ise Sağlık Bakanlığına bütçeden düşen pay 1,39. Şimdi, genel olarak, gayri safî millî hâsıladan toplam olarak sağlığa ayrılan payı yüzde 6 gibi bir rakamla telakki edersek, o zaman sağlığa harcanan -ki, önemsenecek kadar yüksek- bu rakam, nasıl ve ne şekilde hangi kurumlarda kullanılıyor?! İşte, asıl dengesizliğin temelinde bu yatıyor. Buna, Sağlık Bakanının dikkatini çekmek istiyorum burada.
Değerli arkadaşlar, Sağlık Bakanımız, her konuşmasında "Avrupa'da 52 nci ülkeyiz hekim sayısında" dediğinde gerçek payı var; ama, bugün, gerçek anlamda, bir hekime düşen hasta sayısı 750 olduğuna göre ve Avrupa ortalaması da, yaklaşık olarak, hekim başına düşen hasta sayısı 500 civarlarında olduğuna göre, İstanbul ve Ankara'da da Avrupa dağılımına eşit bir hekim bulunduğuna göre, Sayın Bakanımızın açıkladığı şekilde sayının dramatik çokluğu sağlık sistemini bozmuyor. Bu sayının dengesiz, uygunsuz ve yetersiz dağıtımından kaynaklanan, yönetimin zafiyetinden kaynaklanan bir eksiklik var burada. İşte, bu eksiklik çözülmeli.
Evet, eksikliğimiz var, ben de kabul ederim; ama, şu anda, ben kabul ediyorum, sağlık sisteminin bozukluğu nedeniyle üniversitelerde bulunan toplam öğretim üyeleri sayısını bir araya getirir, dengeli şekilde…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun.
DURSUN AKDEMİR (Devamla)…bütün üniversitelerdeki -ki, özellikle ben sağlık mensubu olduğum için tıp fakültelerini kastederek konuşmak istiyorum- piramit tersine dönmüştür; üstte öğretim üyesi sayısı azalmış, altta hükümetin cimriliği nedeniyle yeni yetişen genç kuşak sayısı azalmıştır. Dolayısıyla bu sayıların belli merkezlerde toplanmasını, adil bir şekilde dağıtılacak YÖK ve hükümetle ortak bir anlayış belirlenirse mevcut tıp fakültelerinin sayısına denk tıp fakültesi çalıştıracak, eğitim yaptıracak, asistan yetiştirecek öğretim üyesi sayısı var Türkiye'de; ama, atıl kapasiteyle bir serviste 2 öğretim üyesi idare edecekken 20 öğretim üyesi var.
İşte bu gerçekleri çözemeyen bir Sağlık Bakanlığının, ülkede insanımıza sağlığı dengeli şekilde götürecek çalışmaları yapmasını ben şahsen beklemiyorum. O nedenle politika yapmıyorum burada, ülkenin gerçeklerinden bahsediyorum. Her ne kadar aynı kurum mensubu olsak da ve hasbelkader kendisine hocalık yapmış olsam da, bu söylediklerim kendisine bir kızgınlığın sonucu değil; Türkiye'de sağlık sisteminin düşürüldüğü ortamın yetersizliğine kendisi de saplanıp kaldı; onu uyarmak istiyorum. Bu saplantıdan ve bu bataklıktan bir an önce çıkmalı, ülkemizin gerçeklerini cesurca ortaya koyarak, -ki, çok konularda çalışkanlığını, cesaretini ve zekâsını biliyorum- çözebilecek kapasitededir; ama, maalesef, hükümetin yanlış politikaları Sağlık Bakanını da kilitlemiştir; dolayısıyla, bir anahtarla kendisinin açılmasını -o anahtarın kimde olduğunu bilmiyorum ama- tavsiye ediyor; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
27 konuşma daha · 2 Mart 2006