Chp grup önerisinde
Denizli Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 70. Birleşim · 4. yasama yılı · 2 Mart 2006 · 644 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mustafa Gazalcı (CHP), 2 Mart 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 70. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: CHP GRUP ÖNERİSİNDE); konuşma 644 kelime.
Mustafa Gazalcı (CHP, Denizli). “Chp grup önerisinde”. TBMM Genel Kurulu, 70. Birleşim tutanağı, 2 Mart 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-gazalci-22-2006-03-02-chp-grup-onerisinde (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
MUSTAFA GAZALCI (Denizli)Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; önerimin, Türkiye Büyük Millet Meclisinde gündeme alınması için söz aldım; tümünüzü saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, ben, 4.3.2003 tarihinde 53 arkadaşımla birlikte, 3 Martın, resmî tatil olmadan, kamuda ve okullarda "Laiklik ve Öğretim Birliği Bayramı" olarak kutlanması için Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bir yasa önerisi verdim.
Süresi içerisinde görüşülmediği için, 37 nci maddeye göre, 13 Mayıs 2005'te gündeme alınmasını burada ele aldık, yaklaşık iki yıl önce, oybirliğiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi sırasına girdi. Şimdi, her gün masalarımızın üstüne bırakılan bu kitapçıkta, 63 üncü sırada bu bekliyor. İki yıl oldu.
Yarın yine 3 Mart ve 82 nci yılını kutlayacağız. Şimdi, aleyhte alan arkadaşlarımız, inşallah, bir biçimi yerine getirmek için değil ya da bir gerekçe bulmak için aleyhte almıyorlar; o oylarının sahipleri iseler, daha önce kabul ettikleri, oybirliğiyle kabul edilen bu yasa önerimin, Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine alınmasını diliyorum.
Peki, nedir bizi bu yasa önerisini vermeye iten duygu? Değerli arkadaşlar, cumhuriyetin duyurulmasından dört ay sonra, Türkiye Cumhuriyetinin, devletinin, toplumunun laik bir anlayışla yaşaması, eğitimde bilimsel bir birliğin olması için, bu Meclis, Türkiye Büyük Millet Meclisi, 3 Mart 1924'te art arda üç devrim yasasını kabul etti. Bu yasayla halifelik kaldırıldı, bakın, bu 1924 3 Martında.
Gençler ve bugünkü insanlar anlasın diye söylüyorum, vakıf ve din bakanlığına son verildi ve en önemlisi de Öğretim Birliği Yasası kabul edildi.
429, 430 ve 431 sayılı bu Yasalar, Türkiye Cumhuriyetinin bir yaşam biçimi, bir yol haritasını belirten yasalardı. O günden sonra, doğal olarak, 1928'de, Anayasadaki "devletin dini İslamdır" maddesi kaldırıldı, 1937'de de laiklik gündeme girdi.
Birçok işler başardı değerli arkadaşlar bu yol; yani, inancı vicdanlara bırakarak, kişi özgürlüğüne bırakarak, toplumda barış, hoşgörü, çağdaşlık olması düşüncesiyle bu temel yasalar kabul edildi.
Şimdi, değerli arkadaşlar, bakın, cumhuriyet, gerçekten, çok güç kazanılmış, en büyük bir devrimdir, Atatürk'ün sözüyle; beş yıllık bir ulusal kurtuluş savaşı sonucunda duyurulmuştur. Kurtuluş Savaşını yapanların kafasında, Türkiye'nin cumhuriyetle yönetileceği ve bunun laik olacağı; öğretiminin, eğitiminin de öğretim birliği içinde olacağı vardı.
Bakın, bu yasa çıktığı zaman, Büyük Atatürk, Nutuk'ta, Söylev'inde -hem halifeliğin kaldırılmasıyla ilgili olarak bir iki cümle okumak istiyorum- diyor ki Atatürk Büyük Nutuk'unda: "Türkiye Cumhuriyetinde insanlararası ilişkilerle ilgili yasaları yapıp yürütmeye Türkiye Büyük Millet Meclisi yetkili kılınarak, din işleri ve vakıflar bakanlığı kaldırıldı. Türkiye'de bütün bilim, eğitim ve öğretim kurumları, bütün okullar Millî Eğitim Bakanlığına bağlandı.
Bana 'halife ol' diyorlar. -Ben, zaman tüketmemek için söylüyorum- Halifelik devlet başkanlığıdır; Mısır'dan, Hindistan'dan gelenler öyle söylüyor. O benim sözlerim, acaba oralarda kabul edilebilir mi? Bu, en büyük hakarettir" diyor, reddediyor, halife olmayı da reddediyor ve bu üç büyük devrim yasasını kabul ediyor.
İsmet İnönü'nün, yine, en uzun süre Başbakanlık yapmış, cumhuriyetin kurucularından İsmet İnönü'nün de, halifeliğin kaldırılmasıyla ilgili, gerçekten, o tutanaklardan okunması gereken çok güzel sözleri var. "Arkadaşlar, Anadolu'nun bütün ovalarını doldurduğumuz, henüz gözleri açık yatan şehitlerimiz için bundan daha büyük bir saygısızlık olamaz. Mücadelemizdeki başarımız, hilafet makamının Türk Ulusunun bağımsızlığı ve yazgısı üzerinde herhangi bir rol oynamaması düşüncesini fiilen ve maddeten getiren bir sonuçtur" diyor. Bir yıl sonra, Öğretmenler Birliği Kongresinde İsmet İnönü diyor ki: "Öğretim birliğiyle yapılan, daha da yapılacak olan işlerin, memleketin bütün hayatına, düşün, sanayi, teknik hayatlarda olduğu kadar toplumsal hayatta da başlıca bir temel olduğunu düşünüyoruz" diyor. "Ulusal eğitim istiyoruz. Bu ne demektir; bunu, tersiyle, zıddıyla düşünelim. Bunun zıddı, dinsel eğitimdir ya da uluslararası eğitimdir. Biz, ne dinsel eğitim istiyoruz ne uluslararası eğitim istiyoruz. Biz, ulusal eğitim istiyoruz, kendimizin eğitimini istiyoruz" diyor arkadaşlar.
Bu ülkede sekiz yıla yakın bakanlık yapmış, UNESCO'da bizi temsil etmiş olan Hasan Âli Yücel de, bakın, ölümünden çok kısa bir süre önce, 3 Mart Öğretim Birliği Yasasıyla ilgili diyor ki, 3 Mart 1924 tarihli Öğretim Birliği Yasasının 1839'dan bu yana gelen eğitim ve kültür ikiliğini kaldırdığını, laik öğretimin bu yasayla başladığını söylüyor.
Değerli arkadaşlar, hoşgörü istiyorsak, demokrasi istiyorsak, eğitimin bilimsel olmasını istiyorsak, ülkemizin, gerçekten, bugüne değin olduğu gibi, bütün dünya ulusları arasında çağdaş bir biçimde yer almasını istiyorsak, bu büyük günü bize kazandıran…
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
27 konuşma daha · 2 Mart 2006