İçeriğe atla

27. DÖNEM · 600 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 28. BİRLEŞİM · PAZARTESİ

2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2020 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin İlk Görüşmesi münasebetiyle

Dursun Müsavat Dervişoğlu

İzmir Milletvekili · İYİ Parti

Genel Kurul, 28. Birleşim · 5. yasama yılı · 6 Aralık 2021 · 1.182 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Dursun Müsavat Dervişoğlu (İYİ Parti), 6 Aralık 2021 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 28. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2020 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin İlk Görüşmesi münasebetiyle); konuşma 1.182 kelime.

Dursun Müsavat Dervişoğlu (İYİ Parti, İzmir). “2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2020 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin İlk Görüşmesi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 28. Birleşim tutanağı, 6 Aralık 2021. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/dursun-musavat-dervisoglu-27-2021-12-06-2022-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-teklifi-ile-2020-yili-merkezi-y (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=101867

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

İYİ PARTİ GRUBU ADINA DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir)Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri, siyasi partilerimizin muhterem Genel Başkanları ve televizyonları başında bizleri izleyen sevgili vatandaşlarımız; hepinizi en derin saygılarımla selamlıyorum.

2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ve 2020 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi’ne ilişkin İYİ Partimizin görüşlerini açıklamak üzere huzurunuzdayım.

Konuşmamın başında millî iradenin tecilligâhı Türkiye Büyük Millet Meclisinin kurucu iradesini, Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere bütün kıymetli şahsiyetleri rahmet, şükran ve minnetle yâd ediyor, aziz hatıraları önünde tazimle eğiliyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

Türkiye Büyük Millet Meclisi demokratik sistemin kalbidir, Türkiye Büyük Millet Meclisi kişi hak ve hürriyetlerinin teminatıdır. Bu sebeple, Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türk milletinin üstün iradesini temsil ettiğinin bilinciyle öncelikle kendi varlığına ve kendi haklarına sahip çıkarak hareket etmek durumundadır. Egemenlik yalnız ve ancak Türk milletine aittir. Dolayısıyla, Türk milletine ait olan egemenlik hiçbir şart altında hiçbir kişiye, kuruma, zümreye ya da sınıfa asla terk edilemez. İstiklal mücadelesini vermiş ve Türkiye Cumhuriyeti devletini kurmuş olan bu Gazi Meclis ekonomik çöküşün, bürokratik yozlaşmanın, siyasi kamplaşmanın sebebi olan Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine ve tek adam rejimine de asla teslim olmayacaktır. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

Demokrasi tarihimize aşina olanlar bilirler, 1924 Anayasası’nın Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşüldüğü günlerdi, taslak metnin 25’inci maddesinde “Reisicumhur gerekçesini Meclise ve millete bildirmek şartıyla seçimlerin yenilenmesine karar verebilir ve Meclisin feshine karar verebilir.” ifadesi yer alıyordu. Yani Reisicumhura Meclisin mevcut varlığını sona erdirme ve memleketi seçime götürme yetkisi verilmek istenmişti. O dönem genç bir milletvekili olan Mahmut Esat Bozkurt, bu yüce Meclisin kürsüsüne çıktı ve şöyle itiraz etti: “Dünyanın hangi köşesinde hangi devlet teşkilatı hâkimiyetin kayıtsız şartsız milletin olduğu anlayışının tecellisine rağmen Meclisi feshedebilir?” Ardından da merhum Şükrü Saracoğlu yine bu kürsüye çıkarak dedi ki: “‘Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir.’ diyorsak böyle bir kuvveti Cumhurbaşkanı dahi feshedemez.” Bu büyük Meclis o gün Cumhurbaşkanına Meclisi feshetme yetkisinin verilmesini reddetti. Gazi Meclis, Türk milletinin bağımsızlık savaşının Başkomutanı, Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e dahi kendi varlığını sona erdirecek bir yetkiyi vermemiştir.

Devletimizin kurucusu Atatürk, 1924 Anayasası’nda Cumhurbaşkanına fesih yetkisine karşı çıkan Mahmut Esat Bozkurt ve Şükrü Saracoğlu’nu Bakan yapmıştır. Bugün itiraz edenleri istifa müessesesinin şerefinden bile mahrum bırakan, “Af istedi, affedildi.” diyerek tarihe kayıtlayan anlayışa bakarak o günkü bakış açısının kıymetini bir kere daha anlıyoruz ve o Meclisi tekrar saygıyla selamlıyoruz. (İYİ Parti ve CHP sıralarından alkışlar) Çünkü cumhuriyet ve demokrasi, tartışmayı, uzlaşmayı, istişareyi, itiraz etmeyi ve en nihayetinde Türk milleti için daima en güzel olanı, en doğru olanı, en iyi olanı bulmayı hedeflemiştir. Ancak bugün geldiğimiz noktada cumhuriyeti ve demokrasiyi içselleştirememiş, araçsallaştırmış bir zihnin ürünü olan Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarında Türkiye Cumhuriyeti devleti, tüm yetkilerin tek adamda toplandığı, ne olduğu hâlâ anlaşılamayan Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi tarafından yönetilmektedir. Türkiye’yi siyasi ve ekonomik çöküşe sürükleyen bu tek adam rejiminde Türkiye Büyük Millet Meclisinin yetkileri kısıtlanmış, denge ve denetleme mekanizmaları yok edilmiş, denetimsiz bir yürütme, keyfî bir yönetim anlayışı ortaya çıkmıştır.

Partili Cumhurbaşkanı, kararnameler yoluyla Meclisin yasama yetkisini de fiilen gasbetmiştir. Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı fiilen sona ermiş, hukuk siyasetin tasallutu altında ezilmiş, korkusuz yargı hasreti günden güne kendini hissettirmeye başlamıştır. Partili Cumhurbaşkanı, devletin ve milletin temsilcisi olmaktan çıkmış, bir siyasi görüşün temsilcisi ve siyasi kamplaşmanın bizatihi sebebi hâline gelmiştir. Devletimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e dahi verilmeyen fesih yetkisi cumhuriyetimizin özünü ve ruhunu idrak edemeyen bir iktidar tarafından ele geçirilmiş, 600 milletvekilinin görev ve sorumluluk süresi bir kişinin iki dudağının arasından çıkacak söze terk edilmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisinin bütçe hakkı ve yetkisi fiilen elinden alınmıştır. Bu Meclisin yetkilerine göz dikenler ve şahsını devletin varlık sebebi olarak görenler dönüp bir geçmişe bakmalıdırlar. Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratikleşme tarihi bu Gazi Meclisin yetkilerini savunma ve genişletme tarihidir. Türkiye Cumhuriyeti devletinin şahıs devleti olduğunu zannedenler, devlet malını kendi malı gibi görenler ve yiyenler, bu haramzade düzenin sahipleri ve taşeronları, özellikle de “Ben gidersem devlet yıkılır.” diyen o sakat zihniyet, bizi iyi dinleyin, İYİ Parti olarak şunu söylüyoruz, kulak verin sözlerimize: Siz ilk genel seçimde bu iktidardan gideceksiniz. (İYİ Parti ve CHP sıralarından alkışlar) Adınız ve geriye bıraktığınız kötü hatıralarınız dahi unutulacak, hatırlanmayacaksınız ve Türk milleti ve Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır. (İYİ Parti sıralarından alkışlar) Çünkü bu memleket “Ben gidersem devlet yıkılır.” diyenlerin değil “Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır fakat Türkiye Cumhuriyeti sonsuza kadar yaşayacaktır.” diyenlerin memleketidir. (İYİ Parti sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar; CHP sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, bütçe yapma yetkisi elinden alınmış bir Mecliste, seçilmişlerin değil, atanmış bürokratların sunduğu bir bütçeyi tartışıyoruz. Hatta buna “tartışma” demek dahi ne kadar doğru bilemiyorum. Saraydan buraya bir metin geldi, yanında sayfalarca doküman. İçinde vatandaşın yoksulluğuna çare yok, EYT’linin sorununa çözüm yok, 3600 sözünüzü yerine getirecek kaynak yok, gençler yok, çocuklar yok, kadınlar yok. Önümüze gelen bu bütçede geleceğe dair bir umut yok, insanımıza vadedilen bir mutluluk da yok. Bu bütçenin sahibi de burada yok. Nerede bu Cumhurbaşkanı? (İYİ Parti ve CHP sıralarından alkışlar) Kendi bütçesini savunmaya gelmiyor, kendi bütçesini sunmaya gelmiyor; biz de diyoruz ki: “Sayın Cumhurbaşkanının herhâlde çok işi var.” Sayın Cumhurbaşkanı Türkiye Büyük Millet Meclisinin itibarını nazarıitibara almalı ve öyle davranmaya kendini mecbur hissetmelidir. (İYİ Parti ve CHP sıralarından alkışlar) Türkiye Büyük Millet Meclisine 4 bütçeden beri ne bütçeyi sunma ne de bütçeyi savunma zahmetine katlanamayan bir Cumhurbaşkanının elbette ki bu yüce kuruma olan saygısı da tartışma konusu olacaktır. O sebeple, bu bütçeye, öncelikle Sayın Cumhurbaşkanının lütfedip sunmaması ve savunmaya da gelmeyeceğinin anlaşılması münasebetiyle neresinden bakarsanız bakınız en başından itibaren öksüz ve yetim bir bütçe olarak bakıyoruz. Bu bütçe yokluk bütçesidir ve bu bütçenin sonucu da doğal sonucu da pek tabiidir ki yolsuzluktur. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

İYİ Parti olarak iktidar grubuna defalarca fırsat verdik, unuttuğunuz, arasına karışmaktan korktuğunuz halkın sorunlarına önergeler vermek suretiyle işaret ettik, Komisyon gündemine taşıdık, Komisyon görüşmelerinde tam 19 tane önerge verdik. Bir taneniz bile söz alıp bu önergelerin üzerinde konuşmadınız, bir taneniz bile tartışmadınız, bir taneniz bile önerilerimizi istişare etme zahmetine katlanmadınız. Aslında size hak vermiyor da değilim; konuşmak, tartışmak, uzlaşmak, özgür iradeye sahip olan bir topluluk içinde anlam kazanır. Her biriniz önergeleri reddetmek için el kaldırmaya hazır beklediniz; 84 milyonun bilinen, görünen sorunlarına yönelik önerilerimize “hayır” dediniz. İçinizden bir kişi bile çıkıp bu önergeleri neden reddettiğinizi açıklamadı. Bakanların dahi Cumhurbaşkanı izin vermeden konuşamadığı, onurlu bir istifa hakkına dahi sahip olmadığı, yalnızca af dileyebildiği bu ucube sistemde belki de size çok fazla yükleniyoruz, fazla şey istiyoruz. Sizlere “hürriyet” ve “şahsiyet” kavramlarının faziletini hatırlatıyor, lafın daha fazlasını feraset ve tahayyül kabiliyetinize bırakıyorum. (İYİ Parti sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş)Sayın Başkan, bunlar çok ağır ifadeler. Sayın Başkan, bu ifadeler çok ağır ifadeler.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize)Sen kendine bak!

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (Devamla)Sayın Başkan…

OSMAN AŞKIN BAK (Rize)Bunları bize söyleyemezsiniz ya!

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş)Burada gördüğünüz her bir milletvekili haysiyetli ve şereflidir.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (Devamla)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri…

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş)Lütfen hatibi temiz bir dil kullanmaya davet edin.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize)Doğru söylüyor Mahir Bey ya!

Sayın Başkan, böyle olur mu ya!

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (Devamla)Şahsiyet…

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş)Bu ifadeleri aynıyla iade ediyoruz.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize)Aynen iade ediyoruz… Aynen iade ediyoruz…

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (Devamla)Teşekkür ederim.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

38 konuşma daha · 6 Aralık 2021

38 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook