Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Filistin Devleti Hükümeti Arasında Filistin-Türkiye Dostluk Hastanesi'nin Gazze'de Ortak İşletilmesi ve Devri ile Filistin Vatandaşlarının Tıpta Uzmanlık Eğitimini Türkiye'de Almasına Dair Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Mardin Milletvekili · Halkların Demokratik Partisi
Genel Kurul, 75. Birleşim · 3. yasama yılı · 31 Mart 2020 · 485 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ebrü Günay (Halkların Demokratik Partisi), 31 Mart 2020 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 75. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Filistin Devleti Hükümeti Arasında Filistin-Türkiye Dostluk Hastanesi'nin Gazze'de Ortak İşletilmesi ve Devri ile Filistin Vatandaşlarının Tıpta Uzmanlık Eğitimini Türkiye'de Almasına Dair Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi münasebetiyle); konuşma 485 kelime.
Ebrü Günay (Halkların Demokratik Partisi, Mardin). “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Filistin Devleti Hükümeti Arasında Filistin-Türkiye Dostluk Hastanesi'nin Gazze'de Ortak İşletilmesi ve Devri ile Filistin Vatandaşlarının Tıpta Uzmanlık Eğitimini Türkiye'de Almasına Dair Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 75. Birleşim tutanağı, 31 Mart 2020. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ebru-gunay-27-2020-03-31-turkiye-cumhuriyeti-hukumeti-ile-filistin-devleti-hukumeti-arasinda-fi (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=86927
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)HDP GRUBU ADINA EBRÜ GÜNAY (Mardin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Covid-19 pandemisi aslında hepimizin gündemi ve bütün dünyada herkesi eşit ve ayrımsız bir şekilde tehdit etmeye devam ediyor. Tabii bu tehditle beraber, aslında dünya yeniden birçok şeyi tartışmayı başladı. Aslında sistemlerin, mekanizmaların, sosyal ilişkilerin, kültürel yapıların bir çoğunun bu şekilde değişeceği gündemde. Ama bugünlerde, aslında Türkiye’de bu süreçle beraber kesin ve net olan, değişmeyecek olan bir şeyi hepimiz bir kez daha gördük. Bunu aslında son birkaç saat içerisinde yeniden gördük. Değişmeyecek olan şey de AKP iktidarının ayrımcı politikaları, ayrımcılığı sonucu insanlarını ve vatandaşlarını ölüme terk etmesi politikaları. Toplumun dezavantajlı, yoksul kesimi iktidar tarafından maalesef desteklenmiyor, maalesef korunmuyor; bunun yerine, daha çok sermayedarlar ve iktidarın yandaşları korunmaya devam ediyor. Bu yetmiyor, sizin politikalarınıza karşı dayanışmaya çalışan, bir şekilde dayanışma ağları kuran, destekler kurmaya çalışan ağları yasaklamaya çalışıyorsunuz. Bakın, Elâzığ depreminde yardım götüren belediyelerimiz, belediye konvoylarımız engellendi ve şimdi aynı şeyi yeniden yapıyorsunuz. Bizim yardım paketlerimizi ya da ihtiyaç sahiplerine yapacağımız yardımları engellemeye çalışıyorsunuz ve aslında, bütün toplumsal yapıları yani sizin kontrolünüzde olmayan, sizin çıkarlarınıza hizmet etmeyen bütün dayanışma ağlarını, tekrardan yasaklamaya çalışıyorsunuz.
Şimdi, sosyal devlet olmanın bir gereği vardır, o da vatandaşın aslında IBAN numarasını almak ve vatandaşa zor zamanlarda ihtiyacı olan desteği sağlamaktır. Peki, Türkiye ne yapıyor? Bu ülkenin Cumhurbaşkanı, vatandaşa bir IBAN numarası veriyor ve diyor ki: “Benim yardıma ihtiyacım var, ben iflas ettim, bana yardım edin.” Bu devlet olmanın gereği...
ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar)Senden istemiyoruz.
EBRÜ GÜNAY (Devamla)Kimden istedi?
ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar)Sizden istemiyoruz.
EBRÜ GÜNAY (Devamla)Halktan, herkesten istedi. Sen verirsin.
ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar)Sizden istemiyorlar ki hiçbir şey.
EBRÜ GÜNAY (Devamla)Başkan müdahale edecek misiniz? Sataşıyor.
ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar)İstemiyoruz Sayın Başkanım, istemiyoruz.
EBRÜ GÜNAY (Devamla)Neyse, Başkan da galiba ayrımcı. AKP’liler konuşmaya her yerden devam ediyor, onlar oradan beni susturabilir ama ben buradan konuşmaya devam edeceğim.
Bakın, kimsenin evinden çıkamadığı bugünlerde temel ihtiyaçlarımızı karşılamaya çalışan çiftçilerimiz var. Her koşulda, riske rağmen, coronavirüs riskine rağmen bizim temel ihtiyaçlarımızı sağlamak için, gıda ihtiyaçlarımızı sağlamak için üretim yapmaya devam ediyorlar ve maalesef ki bu çiftçiler ve emekçiler AKP iktidarı tarafından tekrardan korunmuyor.
Danıştayın, çiftçilerin desteklemesine el konulmayacağına dair aldığı yargı kararı var ve buna rağmen ne oluyor biliyor musunuz? Bölgede, özellikle Kürt illerinde faaliyet yürüten, 6 ile elektrik dağıtımı yapan DEDAŞ, maalesef, çiftçiye yapılan yardıma ve desteklemeye el koyuyor. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından 2020 yılı için çiftçilere verilen mazot, gübre ve tohum desteklemelerinin tamamına el koyuldu, el koyulmaya da devam ediliyor. Bunun adı açık, net bir şekilde, fırsatçılıktır ve daha önemlisi buna göz yummak ise bu fırsatçılığa ortak olmaktır.
Bir diğer nokta ise coronavirüsle mücadele esnasında, aslında dünyanın tamamında doğal gaz, elektrik, internet ve su faturalarının devletler tarafından ödenmeye devam edilmesi. Peki, Türkiye’de durum nasıl işliyor? Ben söyleyeyim, kayyum atanan belediyelerin…
ABDULLAH GÜLER (İstanbul)Doğal gaz, elektriğin borçlarını siliyor musunuz? Öyle talep ediyor.
EBRÜ GÜNAY (Devamla)Başkan, müdahale edecek misiniz?
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
74 konuşma daha · 31 Mart 2020