İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 42. BİRLEŞİM · PAZAR

2006 merkezi yönetim bütçe kan.tas. maddelerin oylanması

Edip Safder Gaydalı

Bitlis Milletvekili ·

Genel Kurul, 42. Birleşim · 4. yasama yılı · 25 Aralık 2005 · 1.497 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma

Kaynak göster

Edip Safder Gaydalı, 25 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 42. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2006 MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KAN.TAS. MADDELERİN OYLANMASI); konuşma 1.497 kelime.

Edip Safder Gaydalı (Bitlis). “2006 merkezi yönetim bütçe kan.tas. maddelerin oylanması”. TBMM Genel Kurulu, 42. Birleşim tutanağı, 25 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/edip-safder-gaydali-22-2005-12-25-2006-merkezi-yonetim-butce-kan-tas-maddelerin-oylanmasi (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA EDİP SAFDER GAYDALI (Bitlis)Sayın Başkan, Yüce Meclisimizin çok değerli üyeleri; sözlerime başlamadan önce, hepinizi en derin saygılarımla selamlıyorum.

Bugün, konuşmacılar arasında ben yoktum; ama, Meclise gelip bu hararetli konuşmaları gördükten sonra da, bu madde üzerinde konuşma gereği hissettim.

Şimdi, burada olan, olmayan bakanlar hakkında konuşulur, konuşulmaz edebiyatı da yapılıyor. Dileriz ki, her bakan, hakkında konuştuğumuz bakanın burada olmasıdır; ama, Bakanlar Kurulu, Kabine kurulduğu ilk gün, bakanların hepsi birbirlerine vekâlet verirler. Dolayısıyla, her bakan, her bakan adına konuşma, her bakan, her bakan adına oy kullanma yetkisini haizdir. Bu yetki, sadece Başbakan Yardımcılarına da mahsus değildir. Dolayısıyla, Bayındırlık Bakanı hakkında veya Enerji Bakanı hakkında veya Millî Eğitim Bakanı, Savunma Bakanı veya diğer devlet bakanları hakkında bir söz söylendiğinde, onun adına savunacak, sadece Başbakan Yardımcısı değildir. Eğer, o sırada Türkiye Büyük Millet Meclisinde Maliye Bakanı burada duruyorsa, Maliye Bakanı da pekâlâ o arkadaşını savunacak güce sahiptir. Dolayısıyla, bu Meclis, bu dönem, bazı yakışıksız olaylara da sahne oluyor; ama, dileriz ki, bunların devam etmemesi, bunlardan ders alınmasıdır.

Değerli arkadaşlarım, iktidar partisi demek, iktidar partisi grubu demek, her şeyi, yanlışı, kötüsüyle, kendisine de ait olsa, alkışlamak demek değildir. Bazı şeylere de karşı koymasını bilmeniz lazım. iktidar grubu, öyle bir güce sahiptir ki, grupta oylama yaparak kendi bakanını düşürme yetkisine sahiptir.

Şimdi, Enerji Bakanlığı bütçesi konuşulurken, burada çok değerli Enerji Bakanımız Sayın Güler de konuştu. Peki, Adalet ve Kalkınma Partisi İktidar mensubu milletvekili çok değerli arkadaşlarıma sormak istiyorum; bu konuşmayı hepiniz tasvip ettiniz mi, onayladınız mı? İktidar Partisinin bakanı çıkacak, buradan konuşacak, ne pahasına olursa olsun, alkışlayacaksınız… Yok böyle bir şey!

Bakın, kötüyü alkışlarsanız, kötüyü emsal yaparsınız. Eminim ki, grubunuzun içinde en az 50 tane Enerji Bakanı çıkaracak güce sahipsiniz; belki 60 tane, belki 70 tane; grubunuzun içinde olmadığım için, çok değerli arkadaşlarımı da tanıma fırsatı bulamadım; belki, AK Parti Grubunun içinden 3 tane kabine çıkaracak güce sahip milletvekilleri var. Ama, size tavsiyem, burada kötüleri alkışlamayın; kötü, hiçbir zaman emsal olmasın.

Çok değerli Başbakan Yardımcımız Sayın Şahin burada çıkıp konuşurken -keşke burada olsaydı; şimdi, burada olmayınca gıyabında konuşmuş gibi oluyor- eski Başbakanlardan birine atfen de atıfta bulundu.

Şimdi, hepiniz, geçmişinizde çok eski siyasî partilerde de bulunmuş olabilirsiniz. Şu anda Meclisi yöneten Sayın Meclis Başkanvekilimiz de bir partinin eski genel başkanıydı. Tarih, olaylar icabı çok çeşitli partilerde de görev almış olabiliriz.

Şimdi, bir haftadır konuşuluyor toplumda; yargıya müdahale, yargıya müdahale yapılmaz… Ama, yargıda olan bir dava nasıl burada konu edilebiliyor; onu anlayabilmiş değilim. Şimdi, bir eski çok Sayın Başbakan Yüce Divanda yargılanıyor. Yargılandığı konu ne;Türkbank davasında ihaleden önce taraflarla konuşmak.

Peki, bu, size, bir şeyi hatırlatmıyor mu değerli arkadaşlarım?! Size bir şeyi hatırlatmıyor mu?! (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar) Haa, üstelik, bu devlet adamlığı ciddiyetiyle de değil, bakın, babalar gibi görüşmeyi, babalar gibi görüşmeyi…

Şimdi, bir davada ayrı bir taraf alıp, öbür davada farklı davranamazsınız. Şimdi, eğer ihale öncesi görüşmeleri tasvip ediyorsanız, niye o zaman 22 nci Dönem Parlamentosu o Sayın Başbakanı Yüce Divana gönderdi?! Eğer etmiyorsanız, o zaman burada bir tavır almanız lazım.

AHMET RIZA ACAR (Aydın)Fesat ayrı, görüşme ayrı!

EDİP SAFDER GAYDALI (Devamla)Haa, sizin hesabınız nedir, onu da bilmiyorum tabiî, ama…

AHMET RIZA ACAR (Aydın)Fesat… Fesat…

EDİP SAFDER GAYDALI (Devamla)İnşallah, hesabınız da doğru çıkar; ama, gün gelir bu hesap döner. Sap döner keser döner, bir gün hesap döner. Sayın Demirel'in bir lafı vardı…

AHMET RIZA ACAR (Aydın)Fesat… Fesat…

EDİP SAFDER GAYDALI (Devamla)Ama, onların hepsinin de bir gün hesabı gelir, onların da hesabı görülür.

AHMET RIZA ACAR (Aydın)Ben, fesat diyorum.

EDİP SAFDER GAYDALI (Devamla)Değerli arkadaşlarım, Anavatan Partisinin getirdiği teknik imkânlar, buradan da anında cep telefonlarıyla da konuşmamızı ve vatandaşın bize telefon açarak bazı bilgileri vermesini de sağlıyor. Demin, AK Parti Grubundan Sayın Fatsa konuşurken, hemen Yozgat-Şefahatli'den -hiç tanımam- bir çiftçi arkadaşımız aradı; değerli çiftçi "gübre desteğinden bahsetti Sayın Fatsa, tohumluk desteğinden bahsetti; ama, böyle destekleri almadık" dedi.

Bilmiyorum, bunu da bu vesileyle burada anlatmak istiyorum. Hafta sonu Gaziantep'teydik, Kahramanmaraş'taydık. Tabiî, hükümetin anlattığı ve gösterdiği tablo ile halkın yaşadığı tablo birbirinden farklı; keşke farklı olmasa. Keşke, iktidara geldiğiniz bu üç yılı doldurup dördüncü yıla girdiğiniz bu yıl da her şey güllük gülistanlık olsa; bütün çiftçiler memnun olsa, esnaf memnun olsa, memur, dul ve yetim eğer memnun olsa, bundan rahatsızlık duyacak 550 milletvekilinden bir milletvekili var mı acaba aramızda?! Hepimiz bundan mutluluk duyarız. Her gittiğimiz yerde, eğer çiftçi halinden memnunsa, esnaf halinden memnunsa, bundan bir Türk vatandaşı olarak hepimiz memnunluk duyarız.

Ben, geçmişteki bir sözümü burada tekrarlamak istiyorum. Bir toplantıda dedim ki: Fert başına düşen millî geliri 2 000-2 200 dolar olan bir ülkenin bakanı olacağıma, bırakın başbakanı olacağıma, fert başına düşen millî geliri 30 000 dolar olan bir ülkenin işçisi olmayı her zaman tercih ederim. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar) Bu, hepimizin de tercihi olmalı.

MUSTAFA ILICALI (Erzurum)Nasıl olacak?!

EDİP SAFDER GAYDALI (Devamla) -.Değerli arkadaşlarım, sayın bakanlarımız, sayın hükümetimiz hakikaten yoruldu. Bunun işaretlerini de bir bir veriyorlar. Burada hep beraber de görüyoruz. Bu yorgunluk bir iktidar yorgunluğu, belki bir nöbet değişimi zamanı geldi, belki Kabinede bir revizyon, belki sandık gelip halk bu değişikliği yapacak, bilemiyorum; ama, bir an önce hükümetimizin toparlanması lazım. Hükümetin kendi içinde bir yekvücut olarak hareket etmesi lazım. Bir bakanın söylediğini diğer bakanın tekzip ettiği bir konumdan acele çıkmamız lazım.

Bakın, Sayın Başbakan bütçe konuşmasında çıkıp burada yaptıkları çok şeyi anlattı; ama "bir şeyi yapamadık, işsizliğe çare bulamadık" dedi. Saygıyla karşılıyorum Sayın Başbakanımızı; ama, Maliye Bakanı da çıkıp, akabinde Başbakan Yardımcısı Sayın Şahin de çıkıp diyor ki: "Bu konuda çok başarılıyız."

AHMET RIZA ACAR (Aydın)Başbakan öyle söylemedi.

EDİP SAFDER GAYDALI (Devamla)İşte, nüfusumuz bu kadar, 750 000 artıyor - bir de hesap yapıyorlar- eğer, nüfusumuz bu kadar arttığında işsizlik oranı da artmıyorsa, demek ki, her sene 750 000 insanımıza iş buluyoruz diye övünüyorlar; ama, burada bir homojenlik yok. Ben bunu anlatmaya çalışıyorum. Bundan da rahatsızlık duymanıza hiçbir ihtiyaç yok Sayın Milletvekilim.

AHMET RIZA ACAR (Aydın)Müsterihiz, yüzde 5 değiliz çünkü.

EDİP SAFDER GAYDALI (Devamla)Şimdi, değerli arkadaşlarım, burada, Adana Milletvekilimiz Sayın Recep Garip bir saat kadar önce konuştu; yani, tarihin köklerinden gelen bir parti olduğunuzdan falan bahsetti.

Şimdi, sormak istiyorum: Bazen 2002'yi milat olarak görüyorsunuz, bazen köklerimiz taa tarihlere uzanıyor diyorsunuz. Şimdi, acaba tarihlere mi uzanıyor, 2002'mi; bunun bir kararını verin.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ)Osmanlıdan.

EDİP SAFDER GAYDALI (Devamla)Her şeyde, işinize geldiğinde 2002 milat; yok, işinize gelmediğinde, tarihin derinliklerinden falan bahsederek geliyorsunuz.

İRFAN GÜNDÜZ (İstanbul)Tarihin kökünden süzülüp geliyoruz.

SABRİ VARAN (Gümüşhane)Kök ayrı, milat ayrı!

EDİP SAFDER GAYDALI (Devamla)Bu hükümet bir şeye de ilk imzayı attı; o da nedir biliyor musunuz, eskiden işçi ile işverenler birbirlerine girerlerdi, hükümet de aracılık yapardı; gider aracılık yapar, onların arasını bulurlardı. Şimdi, bugün ilk defa bir şeyi müşahede ettim; hükümet ile işverenler kavga ediyor, DİSK'in Sayın Genel Başkanı da arabuluculuğa soyunuyor, diyor ki: "Sizi ben uzlaştırayım." Bu da, bir, tarihteki ilk.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, Bayındırlık Bakanınız dün bir toplantıda -Diyarbakır Milletvekilimiz Sayın Akgül de o toplantıdaydı- Türkiye'deki fakirlikten, işte, dünyada 852 000 000 çok fakir insan, açlık sınırında olan insandan bahsediyor ve 1 000 000 insan da Türkiye'de açlık sınırında diyor ve Sayın Bayındırlık Bakanınız diyor ki: "Bu rakam da artıyor; buna önlem almamız lazım." Bunu söyleyen kim; Türkiye Cumhuriyetinin 59 uncu hükümetinin Bayındırlık Bakanı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

VEZİR AKDEMİR (İzmir)Doğru söylemiş; kırk yılda bir doğru söylemiş!

BAŞKANBuyurun efendim.

EDİP SAFDER GAYDALI (Devamla)Doğru söylemiş, doğrudur; ama, hükümetin, bir, şapkasını önüne koyup düşünmesi lazım; yani, doğruları söylemek de bir yerde yetmiyor.

Şimdi, hükümetler birinci yıllarda geçmiş iktidarlara çatarlar, çatarlar; doğrudur; ama, dördüncü yılınız doldu değerli arkadaşlarım. Artık, geçmişi kötüleyerek önümüzdeki seçimlerde oy almanız mümkün değil; bir defa bunu öğrenmeniz lazım; artık, yapacağınız veya yaptığınız icraatlarınızla halkın karşısına gidip halktan oy isteyeceksiniz.

ALİ AYDINLIOĞLU (Balıkesir)Buna halk karar verecek!

EDİP SAFDER GAYDALI (Devamla)Sakın, sakın, geçmişi kötüleyerek bu seçimlerde de oy alacağınızı zannediyorsanız aldanıyorsunuz. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar) O hakkınızı bir defa kullandınız; 2002'de çok da güzel kullandınız. Sizi de tebrik ediyorum. Konjonktür de güzeldi, her şey güzeldi; onu kullandınız; ama, bakın, bir hafta sonra, haftaya bugün, artık, 2006. Haftaya bugün… Hepimize hayırlı olsun, memleketimize hayırlı olsun; inşallah, hayırlı hizmetlere de vesile olur.

ALİ AYDINLIOĞLU (Balıkesir)Alnımız açık.

EDİP SAFDER GAYDALI (Devamla)2006'ya geldikten sonra diyeceğimiz tek laf var, nedir biliyor musunuz; seneye seçim var.

ALİ AYDINLIOĞLU (Balıkesir)Alnımız açık Allah'a şükür.

EDİP SAFDER GAYDALI (Devamla)Bakın, seneye seçim var. Hep birlikte söyleyeceğiz bunu. İnşallah, bir hafta kimse ölmez kalmazsa söyleyeceğiz. Seneye seçim var diyorsak, artık hesap kitabınızı da ona göre yapmalısınız diyorum.

Bu bakanlar arasındaki diyalog veya diyalogsuzluğa bir atıfta da bulunmak istiyorum. Gümrüklerden sorumlu bir Devlet Bakanımız… Bakın, gümrükler kaynıyor, neler olduğu belli değil; yargıya intikal ediyor. Yargıya intikal edecek şeylerde konuşmak istemiyorum; ama, sizin Bayındırlık Bakanınız her VIP salonuna gidip baktığımızda, mankenlik yapıyor. Şimdi, bütün mecmualarda, gazetelerde mankenlik yapıyor.

Şimdi, eğer milletvekilleriniz mankenliğe, yani, yeni bir mesleğe gıpta ediyorlarsa, yeni bir iş aramak için kendilerinde bir arayış içindelerse, demek ki…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

98 konuşma daha · 25 Aralık 2005

98 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook