Yüksek öğretim kurumları teşkilatı kanunu ile 78 ve 190 sayılı khk lerde değ.yap.hk.kan.tas.(ss. 1039) 15 ilde üniversite kurulması hakkında
Bitlis Milletvekili ·
Genel Kurul, 46. Birleşim · 4. yasama yılı · 29 Aralık 2005 · 1.126 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Edip Safder Gaydalı, 29 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 46. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEK ÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNU İLE 78 VE 190 SAYILI KHK LERDE DEĞ.YAP.HK.KAN.TAS.(SS. 1039) 15 İLDE ÜNİVERSİTE KURULMASI HAKKINDA); konuşma 1.126 kelime.
Edip Safder Gaydalı (Bitlis). “Yüksek öğretim kurumları teşkilatı kanunu ile 78 ve 190 sayılı khk lerde değ.yap.hk.kan.tas.(ss. 1039) 15 ilde üniversite kurulması hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 46. Birleşim tutanağı, 29 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/edip-safder-gaydali-22-2005-12-29-yuksek-ogretim-kurumlari-teskilati-kanunu-ile-78-ve-190-sayili-khk-ler (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA EDİP SAFDER GAYDALI (Bitlis)Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisinin çok değerli üyeleri; hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.
Önemli bir toplantı yapıyoruz; ama, çoğunluğumuz buruk. Anayasa gereği, buraya, Türkiye Büyük Millet Meclisine seçilen her milletvekili seçildiği ilin değil tüm Türkiye'nin milletvekilidir; dolayısıyla, Türkiye'nin neresine bir çivi çakılırsa bundan mutluluk duymayacak hiçbir milletvekili yoktur.
Ön sıralarda, üniversite kurulacak illerin milletvekilleri büyük bir heyecanla, şevkle, zevkle oturup kendi seçmenlerine doğal olarak da mesajlar veriyorlar. Bir arka sırada biraz umutla oturan milletvekillerimiz var "acaba sıra bize de gelir mi, gelecek mi" diye.
SABRİ VARAN (Gümüşhane)Bizimkiler umutsuzlar.
EDİP SAFDER GAYDALI (Devamla)Tabii, umut hepimizin, zaten umutlarımızı yitirdiğimiz an yaşama şansımız da olmaz.
Bir güzelliği daha sizinle paylaşmak istiyorum. Sayın Alptekin, bundan önce bizi yöneten Sayın Meclis Başkanvekilimiz gerçekten çok demokrat bir kişilik sergiledi, hatta konuşmama çıkmadan önce Sayın Alptekin'e bu demokrat yaklaşımından ötürü de teşekkür etmek gereği hissediyordum ve edecektim eğer bizi yönetmiş olsaydı; ama, Sayın Pakdil gelip oturur oturmaz "konuşmalarınızı uzatmayacağım" dedi. Gelen gideni aratıyor; ama, Sayın Pakdil'den, tabiî, şimdiye kadar hiçbir şikâyetimiz olmadı, onun da dirayetli yönetimiyle; ama, eğer, süremi biraz aşarsam da, bu vesileyle de, herhalde müsamaha göstereceğine eminim.
İRFAN GÜNDÜZ (İstanbul)Sayın Bakanım, süreyi aşmayın.
EDİP SAFDER GAYDALI (Devamla)Efendim, böyle coşkulu bir günde, böyle güzel bir günde, süreyi aşmamak, insanın içinden gelenleri söylememesi mümkün değil.
Şimdi, ben, Rize Üniversitesi hakkında söz aldım. Rize, malum, siyasî tarihimizde önemli bir ilimiz. Rize İlimiz, 2 Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı çıkarmış. Ama, bunların bir farklılıkları var; bir Başbakanımız milletvekili sıfatıyla, Rize Milletvekili sıfatıyla başbakan olmuş, diğer bir Sayın Başbakanımız da Siirt Milletvekili olup, Rizeli sıfatıyla başbakanlık koltuğuna oturmuş. Her ikisi de son derece saygın kişiliğe sahiptir; onlara da bir şey söylemiyorum.
Şimdi, gönül isterdi ki, bir atasözümüz vardır "insan doğduğu değil, doyduğu yerde" der; yani "doyduğu yerle övünür" derler; doğrudur; ama, şimdi, Sayın Başbakanımızı acaba, hangi ilimiz başbakan yaptı? Bakın, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlığına oturtan Siirt İlimizdir. Şimdi, ben, Sayın Başbakanımızın yerinde olsam, öncelikle, tabiî, Rize'yi de alırdım; ama, Siirt'i asla unutmazdım.
SABRİ VARAN (Gümüşhane)Bütün iller onun.
EDİP SAFDER GAYDALI (Devamla)Şimdi, bunun sıkıntısını, Sayın Millî Eğitim Bakanımız zaten duydu. Bu ihtiyacı duyduğu için de, çıkıp, buradan, açıklama ihtiyacı hissetti; buradan açıkladı. Ne dedi: "Diğer illerimizde de kurmak istiyoruz; bunun için de YÖK'e yazı yazdık; bundan da cevap bekliyoruz.". Peki, bu kurmak istediğimiz, 15 ilde, YÖK'ün onayı var mı? YÖK " bu 15 ilden 4'üne ben izin veririm" diyor. Şimdi, bakın, YÖK 4'üne izin verirken, biz 15'ini kuruyoruz da, niye diğer illeri kurarken acaba bu bahanenin arkasına sığınıyoruz?! (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar) Yapılan doğrudur; yapılan doğrudur. Çünkü, neden; bu işin kararını 59 uncu cumhuriyet hükümeti verecektir; buradaki oyları da, Türkiye Büyük Millet Meclisinin değerli üyeleri, değerli oylarıyla verecektir.
AGÂH KAFKAS (Çorum)Bu kararı verecek; ama, bir yeri onaylayamaz bunu; sadece görüş bildirir.
EDİP SAFDER GAYDALI (Devamla)Görüş için yazı yazmış efendim; onay demiyorum, hayır. Onay yeri burasıdır, onay yeri millî hâkimiyettir, onay milletvekilleridir, onay sizlerin oylarıdır; ama, Sayın Bakanımızın, o gerekçenin arkasına sığınmasını anlayabilmiş değilim. Ben, bunu arz etmek istiyorum.
Değerli arkadaşlarım, Sayın Bakanımız buradan konuşurken, kurulan üniversiteleri yıl itibariyle de dile getirdi ve "en son 1995 yılında Galatasaray Üniversitesi, bir vakıf üniversitesi olarak kuruldu; ondan sonra da, bir üniversite, bizim zamanımıza kadar kurulmadı" dedi.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van)Devlet üniversitesi, vakıf değil…
EDİP SAFDER GAYDALI (Devamla)Ama, Galatasaray da bir vakıf üniversitesidir.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van)Vakıf üniversitesi değil, devlet üniversitesi…
EDİP SAFDER GAYDALI (Devamla)Peki… Buna sığınacağınızı biliyordum; ama, ondan sonra da 14 üniversite kurulmuştu, onları da dile getirmek istiyordum; ama, o gerekçe de ortadan kalktığına göre, şimdi, diğer üniversitelerimize bir bakalım.
Bakın, ilk üniversitemiz 1933 yılında İstanbul Üniversitesi olarak kurulmuş, ikinci olarak 1944 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi kurulmuş, 1946'da Ankara Üniversitesi, daha sonra, 1955'te Karadeniz Teknik Üniversitesi, 1955'te -tarih itibariyle biraz sonra; çünkü, biri 20 Mayısta, biri 27 Mayısta kurulmuş- Ege Üniversitemiz kurulmuş, 1957'de Erzurum Atatürk Üniversitesi kurulmuş, 1959'da da Orta Doğu Teknik Üniversitesi kurulmuş.
Yani, sıralamaya baktığımızda, tarihte, önce Cumhuriyet Halk Partisi döneminde en köklü 3 üniversitemiz kurulmuş, daha sonra Demokrat Parti döneminde 5 üniversitemiz kurulmuş, daha sonra da sırasıyla, diğer partiler zamanında kurula kurula 71 üniversite kurularak gelmiş.
Şimdi, buradaki öğretim görevlilerine bakıyoruz; 9 021 profesörümüz var, 5 447 de doçentimiz, 11 829… Yani, toplam 26 297 profesör, doçent, yardımcı doçentimiz var. Diğer öğretim görevlileriyle birlikte 71 000 öğretim görevlisi ve profesörlerimiz var. Şimdi, dağılımlarına baktığımızda -işte, Türkiye'nin en büyük sıkıntısı burada- büyük illerdeki profesör sayısı diğer küçük illerdekinden kat kat fazla. Şimdi, bir Ankara Üniversitesine bakıyoruz 906 profesör, 9 Eylül İzmir'e bakıyoruz 399, Ankara Gazi 478, Hacettepe 612, İstanbul 1 291… Böyle sıralayabiliriz. Şimdi, büyük illerimizde profesör sıkıntısı yok; ama, taşradaki üniversitelerimize bakıyoruz, orada büyük sıkıntıyla karşılaşıyoruz; şimdi, bu yeni kuracağımız üniversitelerde de bu sıkıntıları kat kat göreceğiz.
Değerli arkadaşlarım, geçmişin hakkını yemememiz lazım. Üniversiteleri kuruyoruz, güzel; şimdi, Rize Üniversitesinin de kararını alacağız, hayırlısıyla, oylarınızla; peki, bu üniversite, bu fakülteler, bu yüksekokullar -ki, şimdiye kadar öğretimi devam eden- acaba kimler zamanında yapıldı diye hiç düşündünüz mü?! Biz, sadece adını koyacağız ve bir de rektör atayarak, göndereceğiz. Dolayısıyla, hani meşhur bir sözünüz var ya, 2002 yılını malî milat kabul edip, öncesini reddedip de 2002'den sonrasına sahip çıkıyorsunuz; bunun en güzel tipik örneğini de, dün, 9 uncu Cumhurbaşkanımız Sayın Süleyman Demirel "Genç Bakış" programında, televizyonda gençlerle tartışırken söyledi, dedi ki: "Bu hükümet her şeye sahip çıkıyor, 20 000 000 turistten bahsediyor; peki, bu 20 000 000 turist, 2002'den bu yana yapılan tesislere mi geldi?!" 2002'den bu yana, acaba bu kurulan tesislere ne kadar ilave yaptınız; bunlarla övünç duymanız lazım.
Peki, 70 küsur milyar ihracatımız var; bu 70 küsur milyar ihracatın içinde otomotivin payı 15 milyar dolar. Peki, soruyorum; 58 ve 59 uncu cumhuriyet hükümetleri zamanında kaç otomobil fabrikası kuruldu; 1 tane var mı?! (AK Parti sıralarından gürültüler) Bakın, bakın, şimdi Hyundai için bile hâlâ karar verebilmiş değiliz, Hyundai için… Bakın, eski notlarımı karıştırırken bir baktım, Çok Değerli Çevre Bakanımız Osman Pepe'nin, Kocaeli Milletvekiliyken Ford arazisine Ford'un yatırım yapmaması için verilen gensoru ve soruşturma komisyonlarında burada ettiği lafları okuyunca tüylerim diken diken oldu; diyor ki: "Çevreyi mahvedecek, çevreyi rezil edecek." Ford ne oldu; 1 milyar dolar yatırım, 3 milyar dolar ciro, 322 000 000 euro yıllık gelir ve 252 000 araç bir yılda üretiliyor, bunun 127 000'i ihraç ediliyor. Şimdi, bir baktım, araştırdım, Çevre ve Orman Bakanı olarak Osman Pepe, gelen misafirlerine, çevreyle ne kadar uyumlu diye, bu fabrikayı gezdiriyor. Şimdi, bakın, bir şey söylerken, ileride ne olacak diye, bunun da hesabını yapmamız lazım. Dolayısıyla, şimdiye kadar emeği geçen tüm milletvekillerine, tüm hükümetlere, hep birlikte teşekkür etmemiz gerekir. Bu üniversitelerimizin hayırlı olmasını diliyorum. İnşallah, Siirt ve Bitlis üniversiteleri de 60 ıncı cumhuriyet hükümetine kısmet olacaktır; yani, bize. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
118 konuşma daha · 29 Aralık 2005