İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 76. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Türkiye cumhuriyeti ile rusya federasyonu hükümeti arasında petrol alanında işbirilği protokolüni onaylanması hakkında (s.s.668)

Emin Haluk Ayhan

Denizli Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 76. Birleşim · 5. yasama yılı · 10 Mart 2011 · 1.972 kelime · yaklaşık 10 dakikalık okuma

Kaynak göster

Emin Haluk Ayhan (MHP), 10 Mart 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 76. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLE RUSYA FEDERASYONU HÜKÜMETİ ARASINDA PETROL ALANINDA İŞBİRİLĞİ PROTOKOLÜNİ ONAYLANMASI HAKKINDA (S.S.668)); konuşma 1.972 kelime.

Emin Haluk Ayhan (MHP, Denizli). “Türkiye cumhuriyeti ile rusya federasyonu hükümeti arasında petrol alanında işbirilği protokolüni onaylanması hakkında (s.s.668)”. TBMM Genel Kurulu, 76. Birleşim tutanağı, 10 Mart 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/emin-haluk-ayhan-23-2011-03-10-turkiye-cumhuriyeti-ile-rusya-federasyonu-hukumeti-arasinda-petrol-ala (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MHP GRUBU ADINA EMİN HALUK AYHAN (Denizli)Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 668 sıra sayılı, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti İle Rusya Federasyonu Hükümeti Arasında Petrol Alanında İşbirliği Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu üzerinde Milliyetçi Hareket Partisinin görüşlerini ifade etmek üzere söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Tasarının gerekçesinde “Türkiye için her zaman güvenilir bir ortak olan Rusya Federasyonu ile aramızda yapıcı, karşılıklı güvene, işbirliğine ve çıkarlara dayalı bir anlayış mevcuttur.“ denilerek petrol alanında imzalanan protokolün, ikili enerji iş birliğini yeni somut projelerle derinleştirilmesi ve ülkemiz arasındaki bağları daha güçlendirmesinin beklendiği ifade edilmektedir.

Tasarının gerekçesinin ilk paragrafında bile konuya ciddiyetle yaklaşılmadığı ortaya çıkmaktadır. “Rusya Federasyonu ile aramızda” denmektedir. Bu nedenle, bu “aramızda” kelimesinin anlamının ne olduğu çok açık ve net bir şekilde ifade edilmelidir.

Petrol alanında iş birliğine ilişkin protokolde Rusya Federasyonu, Türkiye ve üçüncü ülkelerde hidrokarbon arama ve çıkarma konusunda Türk ve Rus petrol şirketleri arasında ortak projeler ve girişimler gerçekleştirilmesi, tarafların Samsun-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı Projesi’nde yer almaya hazır oldukları, bu amaçla bir çalışma grubu tesis edilmesi, Rus tarafının, Rus şirketlerinin gerekli petrol taahhüdünü ve taşıma kapasitesini sağlamaları için destek vermesi, Samsun-Ceyhan Projesi bağlamında bir petrol rafinerisi kurulması ve üçüncü ülkeleri de kapsayacak şekilde ürünlerin ortaklaşa pazarlanması gibi hususlara yer verildiği de belirtiliyor.

Samsun-Ceyhan Projesi’nde sağlanacak hızlanmanın, ülkemizin İsrail ve Hindistan ile geliştirmekte olduğu Ceyhan-Kızıldeniz Projesi’ni de olumlu yönde etkileyeceği, bu projenin temel ve gerçekçi veriler üzerinde değerlendirilmesine ve hayata geçirilmesine imkân tanıyacağı da yine gerekçede ifade ediliyor.

Petrol alanında imzalanan bu protokolle enerji stratejimiz bağlamında önem arz eden kuzey-güney eksenindeki transit rolümüzün güçlendirilmesi ve Ceyhan’ın bir enerji merkezine dönüştürülmesi konusunda önemli kazanımlar sağlanması amaçlandığı da gerekçede yer alıyor.

Bunlara ilaveten Dışişleri Komisyonu Raporu’nda ise tasarının, ülkemizin enerji alanında akdettiği uluslararası anlaşmalar bakımından izlediği stratejinin bir yandan ülkemizin enerji arz güvenliğini sağlamayı hedeflerken, diğer yandan da ülkemizin genel dış politikasına paralel bir seyir izlediği de belirtiliyor. Bu, gerçekten ülkenin mi yoksa firma veya bireylerin izlediği stratejiyle mi ilgilidir, tartışmaya değer.

(x) 668 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

Görüşülmekte olan protokolün esasen ülkemiz açısından stratejik önemi olan Samsun-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı’nın gerçekleştirilmesine yönelik olduğu ve bu Samsun-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı’nın başarıya ulaşması hâlinde Türk boğazlarının rahatlatılacağı ifade edilmektedir.

Gerekçede ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nda, protokolün 4’üncü maddesinden, çok önemli olmasına rağmen hiç bahsedilmemiştir. 4’üncü madde neden bahsetmektedir? Burada “Tarafların petrol ve petrol ürünleri pazarlamada kullanılmak üzere ortak ödeme sistemleri ve menkul kıymetler borsası teknolojileri oluşturulmak için iş birliği geliştirilecektir.” denilmesine rağmen, bunu kaleme alanların ustaca ve akıllıca bu işi yazmalarına rağmen, maalesef ne gerekçede ne de Komisyonda bu konunun ele alınmadığı açık ve net bir şekilde görülmektedir. Bu protokolün ülkemize, genel dış politikasına ne kadar uygun olup olmadığı da tartışmalıdır.

Daha önce enerjiyle ilgili hususlarda bu kürsüde dile getirdiğim hususları bir kere daha ifade etmek istiyorum:

Ülkelerin gelişmişlik durumunu yansıtan, enerji talebini belirleyen üç temel faktör olarak nüfus artışı, ekonomik kalkınma ve teknolojideki ilerleme sayılabilir.

Türkiye, dünyada en süratli büyüyen enerji pazarlarından biri hâline gelmiştir. Türkiye, enerji sektörünün her alanında hızla artan bir taleple karşı karşıyadır. Türkiye'nin artan talebi, enerji talebi karşısında kendi enerji kaynaklarının sınırlı olması, başta petrol ve doğal gaz olmak üzere, enerji kaynaklarının ithaline bağımlılığı da beraberinde getirmiştir.

Türkiye, enerji tüketiminde yüksek bir dışa bağımlılık yaşamaktadır. 2007 yılı enerji tüketiminin yalnızca yüzde 27’si yerli kaynaklarla karşılanabilmiştir.

Petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki artışın sürmesi durumunda, toplam enerji tüketiminde Türkiye ekonomisinin ne hâle geleceğinin ayrıca hesaba katılması da gereklidir.

Yüksek ithalat bağımlısı olduğumuz ülkelere yönelik arz güvenliği kaygıları enerji sorunlarımızın başında yer almaktadır. Gerçekçi bir gözle değerlendirildiğinde bu ve benzeri göstergeler, Türkiye enerji politikaları ve genel ekonomi dengeleri açısından altüst edici değerlerdir ve birer kriz faktörü oluşturmaktadırlar.

AKP hükûmetleri döneminde kamu enerji sektörü yatırımlarının toplam kamu sektörü yatırımları içindeki payı giderek azalmıştır. Enerji sektöründe 2002 yılında yüzde 21 olarak gerçekleşen bu pay, 2008 yılı programında yüzde 9,1 olarak hedeflenmiştir. Sabit fiyatlarla 2004, 2006 ve 2007 yıllarında kamu enerji sektörü yatırımlarında önemli azalmalar meydana gelmiştir.

Şimdi, enerjinin 2009 yılına göre toplam kamu yatırımları içindeki payı 2010 ve 2011 yıllarında azalmaktadır. Sabit fiyatlarla 2010 yılında enerji yatırımları yüzde 27 azalmıştır. Toplam yatırımlar sabit fiyatlarla 2010’da yüzde 22 artarken, enerjide yüzde 27 azalma meydana gelmiştir. “Yüzde 30 enerji yatırımları artacak.” diyorsunuz, toplam yatırımların artışı yüzde 6 civarında. Kamu sabit sermaye yatırımları içinde enerjinin payı azalıyor. Sabit fiyatlarla kamu enerji yatırımları 2010 ve 2011’de azalıyor.

Şimdi, bütün bunlara baktığımızda, AKP Hükûmeti döneminde, Hükûmetin enerji politikalarının temelinde, ulusal çıkarların korunması, enerji arzı ve güvenliğinin ve devamlılığının sağlanması, serbest rekabete dayalı bir enerji piyasası oluşturulması konuları yer almaktadır.

60’ıncı AKP Hükûmeti Programı’nda enerji güvenliği ana unsur olarak yer almış ve konutlarda tüketilen elektriğe hiç zam yapılmadığı, sanayide tüketilen elektrik fiyatlarında yüzde 5 indirim yapıldığı hususlarına yer verilmiştir. Ancak, sadece 2008 yılında elektrik fiyatlarında yüzde 40’ları aşan zamlar meydana gelmiştir. Şu anda petrole dayanan ürünlerin fiyatları ne haldedir, nereye yükselmektedir, kamuoyunun gözleri önünde hadise cereyan etmektedir.

2002 yılında başlatılan elektrik sektörünün serbest piyasaya dönüşüm çalışmalarında AKP Hükûmeti maalesef önemli bir dönüşüm sağlayamamıştır.

2007 yılı seçimleri öncesi elektrik sektöründeki özelleştirmeler kamuoyunca anlaşılamayan nedenlerle ertelenmiştir. Erteleme kararından ilgili bakanın bile haberi olmadığı, onun da medyadan öğrendiği, medya mensuplarının soruları karşısında hayretler içinde kaldığı bütün kamuoyu önünde cereyan etmiştir.

Enerji sektöründeki yatırımların yapılamaması sonucunda AKP Hükûmetleri döneminde yedek kapasite erimiş ve enerji açığı problemi ülke gündemine belirgin bir şekilde oturmuştur. Enerji Piyasası Kurulu Başkanının ifadelerine göre Türkiye'nin gelecek yirmi yılda 360 milyar TL enerji sektörüne yatırım yapması gerektiği ifade edilmiştir. Bu, yaklaşık yılda 20 milyar dolara tekabül etmektedir. 2010 yılında Türkiye'nin enerji sektörü yatırımı 8,8 milyar TL’dir, yaklaşık 5,5 milyar dolardır. Şimdi, hadiseyi böyle yorumladığımız zaman Türkiye'nin sadece 2010 yılında 15 milyar dolarlık enerji yatırımının açık kaldığı görülmektedir.

Gerek özel gerekse kamu sektöründe enerji sektöründe sabit sermaye yatırımları azalmaktadır, hem de cari fiyatlarla. Durumunun vahametinin görülmesi açısından değil, vatandaşın bilmesini, bunların da kayıtlara geçmesini arzu ettiğim için söylüyorum, gerçekten ülkelerin gelişmişlik durumunu yansıtan, enerji talebini belirleyen üç temel faktörün “nüfus artışı”, “ekonomik kalkınma” ve “teknolojik ilerleme” olarak sayılabileceğini ifade etmiştim. Her ne kadar teknolojik gelişmeler enerji tasarrufuna yönelik pek çok icadı beraberinde getirse de ekonomik kalkınmaya bağlı olarak insan topluluklarının artan konfor ihtiyacını karşılamaya yönelik pek çok yeni teknoloji ürünü de her geçen gün artan nüfusun kullanımına sunulmaktadır. Dünyadaki nüfusun artışı ve teknolojik gelişmeler dünya enerji tüketiminin her yıl artacağını göstermektedir.

Türkiye ile Rusya arasında 2009 yılında açıklanan anlaşmaların en önemlilerini enerji alanlarında olanlar oluşturmuş ve iki ülke arasındaki atılması planlanan adımlar kamuoyunda yer almıştır. Petrol İşbirliği Anlaşması’yla, Türkiye'nin hedeflediği Karadeniz-Kızıldeniz Projesi açısından önem taşıyan Samsun-Ceyhan petrol boru hattına Rusya tarafından petrol sağlanması konusunda adım atıldığı düşünülüyor. Doğalgaz İşbirliği Protokolü’yle, Türkiye ile Rusya Mavi Akım 2 doğal gaz boru hattını inşa etme konusunda görüş birliğine varıyor. Şirketlerin Rus şirketleriyle imzaladıkları anlaşmalarda Türkiye’yle Ceyhan’da petrol rafinerisi ve sıvalaştırılmış doğal gaz terminali de kurulması hedefleniyor.

Türkiye’nin Rusya’dan Ceyhan’a gelecek petrol ve doğal gazı diğer bir projeyle İsrail’e geçirmeye aracılık edeceği ifade ediliyor. Bu proje sayesinde İsrail Rusya’dan hem petrol hem doğal gaz almış olacak. Bu anlamda Samsun-Ceyhan hattı bu proje içinde önemli bir yer tutuyor.

Şimdi, esasen, yapılan anlaşma çok sayıda anlaşmalardan oluşuyor. Anlaşmayla özel sektör tarafından Ceyhan’a yapılacak rafineriye petrol verilmesi sağlanırken, diğer taraftan nükleer santral anlaşması da yapılmış oluyor. Bir paket hâlinde yapılan anlaşma nükleer anlaşmanın bağımsız olarak ele alınmasını engellemiş, Rusya’nın petrol sağlaması karşılığında nükleer ihale doğrudan Rusya’ya verilmiş, ülke çıkarları maalesef yeteri kadar gözetilmemiş veya gözetilememiştir.

Türkiye’de akaryakıt fiyatları çok pahalıdır. Tüketimi ortalama 30 milyon ton olan petrol tüketiminin yüzde 92’sini ithal eden, ancak yüzde 8’ini üreten bir ülkeyiz. 2009 yılında 2,2 milyon ton, günümüze kadar ise yaklaşık 132 milyon ton petrol üretimi yapılmıştır. 99 yılında 2,9 milyon ton olan üretimin 2,2 milyon ton civarına düşeceği görülmektedir.

Ülkemizde akaryakıt rafineri fiyatları ile pompa satış fiyatları arasında çok önemli farklılıklar vardır. En pahalı akaryakıt ülkemizdedir. Benzin pompasından yüzde 68 vergi ve kâr, yüzde 32 maalesef benzin akmaktadır. Bu zam halkımızın yaşamını olumsuz etkilemektedir. Fiyatların geldiği nokta tüketicinin seyahat özgürlüğünü kısıtlamaktadır. Dahası bu zaman iğneden ipliğe diğer zamları da beraberinde getirmektedir. Dünya piyasalarında petrol fiyatlarının yükselmesini gerekçe göstererek zam yapan anlayış, petrol fiyatları düştüğünde aynı sorumluluğu göstermemekte ve mevcut durumu görmezlikten gelmektedir. Akaryakıta yapılan zamlar kaçakçılığa ve stokçuluğa da yaramaktadır.

Enerji önemli olmasına rağmen, fiyat artışının etkileri de önemlidir. Üretimden tüketime kadar hayatın her alanında yer alan enerjinin giderek artan önemi… Enerji fiyatları ise ülke ekonomisini olduğu kadar vatandaşın ekonomisini de çok önemli ölçüde etkilemektedir.

İktidarın yanlış politikaları sonucunda büyük çoğunluğu geçim sıkıntısı çeken halkımızın en önemli giderleri arasında enerji faturaları yer almakta, özellikle geliri olmayan ve alt gelir grubunda yer alan aileler ve asgari ücretle geçinen kesimler bu faturaları ödemekte güçlük çekmektedirler.

Ülkemiz, gelişmişlik düzeyi ve fert başına gelir bakımından iyi durumda olmamasına rağmen dünyada enerji fiyatlarının en yüksek olduğu ülkelerin başında gelmektedir. Bu durum ülke tarımını, sanayisini ve ticaretini maalesef olumsuz etkilerken, halkın en temel insani ihtiyacı olan enerjiyi kullanması da zorlaşmaktadır.

2003-2009 yılları arasında tüketicinin kullandığı elektrik fiyatları yüzde 56 oranında, doğal gaz fiyatları ise yüzde 280 oranında artmıştır. 2009 yılından günümüze ise artış aynı hızla devam etmektedir.

Yine aynı yıllar arasında tüketicinin kullandığı 95 oktan kurşunsuz benzin fiyatı yüzde 130, motorin ise yüzde 134 oranında arttırılmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; enerji konusu hassas bir konudur. Bu nedenle, enerji konusunda alınacak tedbirler önemlidir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak, yapılacak 2011 yılı milletvekili genel seçimlerinde millete enerji konusundaki taahhütlerimiz önemlidir. Bunlar, kesintisiz ve yeterli, güvenli enerji arzının sağlanmasıdır. Enerji dış bağımlılığının azaltılması, kaynak çeşitliliği sağlanarak kesintisiz ve yeterli bir şekilde üretilmesi, güvenli ve çevreye duyarlı bir arz sistemi içinde karşılanması, yerli enerji kaynaklarının verimli kullanılması, nükleer başta olmak üzere yeni enerji teknolojilerini üretecek yetkinliğe ulaşılması sağlanacaktır. Kaliteli ve düşük maliyetli enerji arzı gerçekleştirilecektir. Kamu enerji yatırımlarının planlı ve istikrarlı bir şekilde gerçekleştirilmesi sağlanacak, yerli ve yabancı sermayenin bu alandaki yatırımları teşvik edilecektir. Petrol ve doğal gaz arama, çıkarma, taşıma, işletme ve pazarlama işlerinde faaliyet gösteren kamu işletmeleri bir üst yönetim altında toplanarak uluslararası piyasalarda rekabet gücü kazanılması sağlanacaktır. Enerji planlanmasında ve yapılacak uluslararası anlaşmalarda kaynak ve ülke çeşitliliğine gidilerek arz güvenliği oluşturulacaktır. Ülkemizin enerjide dışa bağımlılığını azaltmak ve aynı zamanda mevcut tarım potansiyelini verimli kullanmak için biyoyakıt üretimine önem verilecek ve bu çerçevede enerji tarımına yapılacak yatırımlar desteklenecektir. Sağlıklı işleyen bir enerji politikası oluşturulacaktır. Enerji sektöründe özel ve kamu kesimi faaliyetlerinin düzenlenip destekleneceği, tüketici haklarının korunacağı, rekabetin tesis edileceği sağlıklı ve etkin işleyen bir piyasa oluşturulması sağlanacaktır. Enerji kaynaklarının üretiminden tüketimine kadar her aşamada özel kesimin imkânlarından da yararlanılacaktır. Yeni ve yenilenebilir kaynaklardan enerji teminine ağırlık verilecektir. Enerji ihtiyacının karşılanması için yeni ve yenilenebilir enerji kaynakları ile su potansiyelinin değerlendirilmesi ve alternatif enerji kaynaklarından yararlanılmasını öngören yatırımlar ile bu alandaki araştırma ve geliştirme çalışmaları da ayrıca teşvik edilecektir. Nükleer enerji üretiminin teknolojisine sahip olmak öncelikli hedeflerimiz içinde olup enerji arz güvenliğinin sağlanması için nükleer santraller kurulacaktır.

Diğer taraftan, ülkemizin bilim ve teknolojisinin her kademesinde kullanılabilecek ileri teknolojileri kapsayan hassas nükleer teknolojiye sahip olması sağlanacaktır. Temiz enerji kaynaklarından biri olan diğer potansiyellerin en üst düzeyde kullanılarak hidroelektrik enerji üretimi artırılacaktır. Petrol, doğal gaz ve kıymetli madenlerin arama ve üretimine hız verilecektir. TPAO teknik ve ekonomik kapasitesi güçlendirilecek, uluslararası stratejik ortaklıklar tesis edilerek petrol ve doğal gaz arama ve üretim çalışmalarına hız kazandırılacaktır. Petrol ve doğal gaz, kıymetli madenler gibi doğal kaynaklarımızın ekonomik değere dönüştürülmesi için kamu-özel- yabancı sermaye iş birliğiyle tüm imkânlar harekete geçirilecek ve ayrıca Türkiye’nin millî menfaatleri gözetilerek uluslararası ortaklıklara gidilecektir. Petrol arama ve çıkarma faaliyetlerinde yeni teknolojilerin geliştirilmesine önem verilecektir. Türkiye, enerji piyasasının önemli ekonomik aktörlerinden biri olacaktır. Enerji üreten ve tüketen ülkeler arasında sadece enerjinin transit geçişine imkân sağlayan bir ülke olmanın ötesinde, Türkiye’nin katma değeri enerji ürünleri üretim altyapısına sahip olarak piyasanın önemli aktörlerinden biri olması sağlanacaktır. Jeotermal kaynaklarımızın turizm ve tarım sektörleri ile konut ve iş yerlerinde kullanımı ve enerji tasarrufu sağlanacaktır.

Bütün bunlara ilave olarak ifade etmek istediğim şey, enerji politikası dost ve ahbap politikası değil, devlet politikası olarak ele alınacaktır.

Saygılar sunuyorum.

Teşekkür ederim Sayın Başkanım. (MHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

24 konuşma daha · 10 Mart 2011

24 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook