İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 117. BİRLEŞİM · CUMA

Sivil havacılık genel müdürlüğü teşkilat ve görevleri hakkında kan.tas. (ss: 940 )

Engin Altay

Sinop Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 117. Birleşim · 3. yasama yılı · 24 Haziran 2005 · 1.290 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Engin Altay (CHP), 24 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 117. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KAN.TAS. (SS: 940 )); konuşma 1.290 kelime.

Engin Altay (CHP, Sinop). “Sivil havacılık genel müdürlüğü teşkilat ve görevleri hakkında kan.tas. (ss: 940 )”. TBMM Genel Kurulu, 117. Birleşim tutanağı, 24 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/engin-altay-22-2005-06-24-sivil-havacilik-genel-mudurlugu-teskilat-ve-gorevleri-hakkinda-kan-tas (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA ENGİN ALTAY (Sinop)Sayın Başkan, değerli mesai arkadaşlarım; yaklaşık üç gündür sivil havacılığı konuşuyoruz; anlaşılıyor ki, Meclisimiz sivil havacılığa gereği kadar önem veriyor.

1933'te 5 uçakla kurulan Türk Hava Postalarının o günden bugüne kadar geçirdiği evreler ortadadır. Bazı çevrelere göre, bu gelişme yeterli görülebiliyor, iyi bir gelişme olduğu, olumlu bir gelişme olduğu söylenebiliyor; ama, dünyanın diğer ülkelerine baktığımızda, Türk sivil havacılığının, bugün içinde bulunduğumuz çağ itibariyle, çağın gerisinde olduğunu söylemek de mümkündür. Türkiye'de, maalesef, havacılık, hava ulaşımı bakımından, tercih edilen bir sektör olamamıştır. Bugün, Türkiye'de, hâlâ, kara ulaşımı, hatta deniz ulaşımı, hava ulaşımından daha çok tercih edilmekte ve bir parça daha yaygın durumdadır. Mesela, 1 000 000 küsur nüfuslu Düsseldorf ile 12 000 000 nüfuslu İstanbul'u karşılaştırdığınızda, doğal olarak, İstanbul havaalanındaki trafiğin, yolcu-yük trafiğinin, Düsseldorf'tan en az 5-6 kat daha fazla olması gerektiği düşünülebilir; ama, bakıldığında -İstanbul'un neredeyse onda 1'i büyüklüğündeki- Düsseldorf Havaalanındaki trafik, İstanbul Yeşilköy Havaalanı trafiğinden çok daha fazla ve yoğundur.

Kapasite itibariyle 55 000 iç hat, 25 000 dış hat ve 35 000 000 yolcu trafiğine sahibiz yıllık ortalama; ki, iç hat 55 000, dış hat 25 000 olmakla beraber, iç hat yolcu sayımız 9 000 000, dış hat yolcu sayımız 26 000 000'dur; burada da ciddî bir çelişki ortaya çıkmaktadır. Dünyanın en büyük 16-17 ekonomisinden, ekonomik hacminden birine sahip Türkiye'de, bu verdiğim rakamların en az 5 ya da 6 kat fazla olması gerekir.

Hava ulaşımının yurttaşlarımız tarafından tercih edilememesinin ya da gereği kadar hizmet arzı sunulamamasının, elbette, çok değişik sebepleri var. Hükümetin, gerek bundan önceki hükümetlerin gerekse bu hükümetin, hava ulaşımına, içinde bulunduğumuz çağın gereği olarak, çok daha fazla mesai ayırması, kaynak ayırması ve çok daha fazla kafa yorması lazımdır. Türkiye, bugün itibariyle, Chicago, Havana, Paris, Varşova, Madrid başta olmak üzere, çok sayıda uluslararası havacılık anlaşmasına da imza atmış bir ülkedir. 1998 yılında, Cumhurbaşkanının talimatı, direktifleri doğrultusunda yapılan Yüksek Havacılık Şûrasında çok ciddî kararlar ve öneriler gündeme getirilmiştir; ancak, bugün getirilen 940 sıra sayılı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısına baktığımızda, taa 1998'deki Yüksek Havacılık Şûrasında önerilen, düşünülen, konuşulan birçok şeyin, gereği gibi, burada, kanun tasarısında olmadığını da görüyoruz. Türk havacılığında yönetim yapılanması, insan kaynakları, uçuş güvenliği ve uluslararası ilişkiler, 4 ana başlık altında, çok ciddî olarak irdelenmeli ve Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü tarafından bu konuda alınması gereken bütün tedbirler alınmalıdır.

1998'de yapılan Şûrada, 20 ana başlık altında Türk havacılığıyla ilgili çeşitli önermeler ortaya koyulmuştur. Bunların, bana göre, çok önemli olanlarından birkaç tanesini dikkatinize sunmak istiyorum.

Havacılık yüksek kurulunun oluşturulması ve bu kurulda kamunun ve özel sektörün eşit nispette temsil edilmesi bir zorunluluktur.

İnsan kaynakları yaratılabilmelidir. Türk sivil havacılığı -benden önceki birçok arkadaşımızın da söylediği gibi- elini Türk Silahlı Kuvvetlerinden çekmelidir; çünkü, hava savunma sanayiimiz ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin Hava Kuvvetleri bünyesindeki yetişmiş elemanların, biraz da tabiî, ücret politikasından dolayı, bir an önce sivil havacılığa yönelmeleri, savunmamızda ciddî bir zafiyete de yol açabilir.

Anadolu Üniversitesi bünyesindeki Sivil Havacılık Yüksekokulu ve Türk Hava Kurumu gibi kuruluşlar, Türk sivil havacılığına kaynak oluşturabilecek, insan kaynağı oluşturabilecek önemli kuruluşlardır. Bu Genel Müdürlüğümüzün, en azından bundan sonraki süreçte, Anadolu Üniversitesi bünyesindeki Sivil Havacılık Yüksekokulu ve Türk Hava Kurumuyla çok ciddî işbirliği içinde olmasını temenni ediyoruz.

Hava iş yasası, pilotlar birliği yasası gibi yasaların da, Meclisimiz tarafından bir an önce çıkarılması, bana göre bir zorunluluktur.

Havacılık eğitimi hiçbir tasarruf tedbiriyle engellenmemelidir; yani, havacılık eğitimi için, tasarruf tedbiri vardır, şunu yapmayalım, tasarruf tedbiri vardır, bunu yapmayalım, diyemeyiz; çok stratejik bir konudur, çok hassas bir konudur, Allah esirgesin, bir kaza durumunda telafisi yoktur. Onun için, gerek ekipman, donatım bakımından gerek makine ikmal bakımından ve en önemlisi de insan kaynakları bakımından, hiçbir tasarruf tedbiri kullanma hakkımız olmamalıdır diye de düşünüyoruz.

Özel yayınların, FM radyolarının, televizyonların yayınlarındaki frekans kargaşası ve frekans kirliliği de, Türk hava ulaşımı için çok ciddî bir engel teşkil etmektedir.

Değerli arkadaşlar, biraz önce bahsettiğim Anadolu Üniversitesinde Sivil Hava Ulaştırma İşletmeciliği lisans programı mevcuttur; ancak, Anadolu Üniversitesinin bu programından mezun olan çocuklarımız, ne Ulaştırma Bakanlığında ne Türk Hava Yollarında ne Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünde ne Devlet Hava Meydanları İşletmesinde, istihdam edilememektedir. Biraz önce, sanıyorum Sayın İnce de bu konuya değindi.

Bu yetişmiş çocuklarımız, yetişebilecek çocuklarımız varken, bu yasayla, yüzde 10'u geçmemek kaydıyla yabancı çalıştırılma imkânı getirilmesini de, doğrusunu isterseniz çok mantıklı bulmadık. Hiç olmasın da diyemeyiz, bazen işin niteliği gereği bu tür yabancı uzmanlara ihtiyaç duyulabilir; ama, umuyorum ve diliyorum ki, Genel Müdürlüğümüz, bu konuda minimum şekilde bu kontenjanı kullanacaktır.

Değerli arkadaşlar, Türkiye'de, bendeki istatistiklere göre, kullanılan 27 tane havaalanımız var. Bir yandan da, kullanılmayan 8-10 civarında havaalanımız var. Tokat, Körfez, Kastamonu, Hatay, Yozgat, Çaycuma, Gazipaşa ve elbette ki, bütün arkadaşlarımızın kendi seçim bölgeleriyle ilgili değindikleri üzere benim de doğal olarak değinmem gereken, Sinop Havaalanı da, kullanılmayan ve kapalı havaalanlarındandır.

Şimdi, burada iki nokta var. Bir havaalanımız var, tarifeli sefere kapalı; ama, havaalanında personel var. Sinop Havaalanı, tarifeli sefere kapalı olması bir yana, kapatılmış, kilit vurulmuş bir havaalanıdır.

Geçtiğimiz yıl, bu havaalanımızın Jandarma Genel Komutanlığına devredilmesiyle ilgili olarak verdiğimiz bir sözlü soru önergesi burada görüşülürken de Sayın Bakana arz etmiştim, Sinop halkı adına rica etmiştim; Sinop halkı, bu havaalanının açık tutulmasını istemektedir. O zaman da, Sayın Bakana ve Yüce Heyetinize anlattığım ve talep ettiğim bir hususu bugün, burada, yeniden talep etmek zorundayım. Değerli arkadaşlar, bu kapalı havaalanlarını hastaneler gibi düşünebiliriz. Sayın Bakanım…

Sayın Bakan yok mu?..

ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (İstanbul)Buradayım.

ENGİN ALTAY (Devamla)Sayın Bakanım, havaalanlarını hastaneler gibi düşünmeliyiz. Yani, bir üniversite hastanesinde onlarca profesör, yüzlerce yardımcı doçent, uzman doktor var, hemşireler var, şu var, bu var, ekipman, donatım var, burada bir sağlık hizmeti veriyoruz. Bir de sağlıkocağı düşünün, 1 doktor, 1 hemşire, 1 sağlık teknisyeni ve 1 müstahdemle bir hizmet veriyor; ama, açık ve bir hizmet veriyor.

Şimdi, biz demiyoruz ki, Sinop Havaalanında da Yeşilköy Havaalanındaki kadar personel olsun; ama, Sinop Havaalanında da -bir hastane ile sağlıkocağını mukayese eder gibi düşünerek- o alanı açık tutacak, sivil havacılığa açık tutacak şekilde bir düzenleme yapılabilir. Sinop Havaalanı tarifeli uçuşa kapalı diye gönderdiğiniz personel, Yeşilköy'de ya da Samsun Havalimanında çok mu fazla artı değer üretiyor. Kaldı ki, o milyarlarca, trilyonlarca para harcanmış tesisin korunması, kollanması, bakımı, onarımı bile devletimiz için bir kazançtır diye düşünüyorum.

Biliyorum ki -Sayın Bakan belki cevap da verecektir- bir heyet, dün Sinop'a gitti, bir inceleme yaptı. Umuyorum ki, Sayın Bakan, Sayın Bakanlar Kurulu, Sinop Havaalanını sivil havacılığa, önümüzdeki günlerde açacak ve buradan, Sinop ve Karadeniz kazançlı çıkacaktır.

Değerli milletvekilleri, 21 inci Yüzyılın sektörel bazda yükselen yıldızı turizmdir ve bu parlayan yıldızın duyulan ama görülemeyen pırlanta taşı da Sinop'tur; bunu iddia ediyoruz. Sinop, doğal güzellikleri itibariyle, kaynakları itibariyle, iklimi itibariyle, tarihsel dokusu itibariyle, tarihsel mirası itibariyle, Türkiye'nin yeni turizm yıldızıdır. Hep biliyoruz ki, bütün Ankara biliyor, Ankara'da yaşayan herkes biliyor ki, Sinop diye bir yer varmış; ama, gidemiyoruz; karayolu yok, hava ulaşımı yok, gemi seferlerimizi de kaldırdık. Geçen, Sayın Bakan Sinop'a geldiğinde, Sayın Bakan, bu gemi seferlerini koyalım, İstanbul-Trabzon arasındaki bu gemi seferleriyle, Sinop turizmine ciddî bir katkı sağlıyorduk; havaalanını siz kapatmadınız, sizden önce kapandı, gemi seferlerini de siz kaldırdınız... Karayolu ulaşımı bakımından da, Sinop-Boyabat tünelli geçiş projesi ve Sinop-Samsun sahil yolu projeleri -ki, bu projeler yüzde 70-80 gerçekleşme oranındaki projelerdir- bitirildiğinde, büyük bir iddiayla söylüyorum ki, Türkiye'ye gelen turistler, yüzünü Karadeniz'e, Sinop'a dönecektir.

Sinop için, ulaşım, olmazsa olmaz koşuldur. Hükümetin Sinop'a olan bu ilgisizliği, toprağın içindeki bir pırlantayı toprağın üzerine çıkarmamak kadar sakıncalıdır. Hükümeti, Sinop İlinin bu ulaşım sorunu, hava ulaşımı başta, denizyolu ulaşımı ve karayolu ulaşımı konusunda -bundan önceki hükümetler kadar en azından- gayretli olmaya, Sinop halkı adına davet ediyorum.

Sayın Can dün bana demişti ki "senin madde gelene kadar Sinop'a uçaklar inmeye başlayacak." Sayın Can, buradan söylüyorum; benim madde geldi; ama, Sinop'a daha uçaklar inmedi. Umuyorum ve diliyorum ki, ben mahcup olurum; bu yaz Sinop'a uçaklar inmeye başlar, ben de size ve hükümetinize, Sinop Uğur Mumcu meydanında teşekkür mitingi yaparım.

Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

42 konuşma daha · 24 Haziran 2005

42 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook