İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 66. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Sosyal güvenlik prim alacaklarının yeniden yapılandırılması ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında (s.s.1066)

Engin Altay

Sinop Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 66. Birleşim · 4. yasama yılı · 22 Şubat 2006 · 1.108 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Engin Altay (CHP), 22 Şubat 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 66. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SOSYAL GÜVENLİK PRİM ALACAKLARININ YENİDEN YAPILANDIRILMASI VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.1066)); konuşma 1.108 kelime.

Engin Altay (CHP, Sinop). “Sosyal güvenlik prim alacaklarının yeniden yapılandırılması ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında (s.s.1066)”. TBMM Genel Kurulu, 66. Birleşim tutanağı, 22 Şubat 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/engin-altay-22-2006-02-22-sosyal-guvenlik-prim-alacaklarinin-yeniden-yapilandirilmasi-ve-bazi-ka (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA ENGİN ALTAY (Sinop)Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, teknik yanını, Grubumuzca çekincelerimizi günlerdir konuştuğumuz SSK ve Bağ-Kur primlerinin yeniden borçlandırılmasıyla ilgili olarak bir kanunun son maddesine geldik. Bu son madde yürütme maddesidir; dolayısıyla, bu kanunu yürütecek olan hükümete ve bu kanunun yakından ilgilendirdiği milletimize bazı anımsatmaları yapmayı, bu madde içerisinde, bir görev sayıyorum.

Değerli arkadaşlar, bazı arkadaşlarımızca af niteliği taşıyan, bazı arkadaşlarımızca borçların yeniden yapılandırılması niteliğini taşıyan böyle bir kanunu, 22 nci Dönem Parlamentosu, 19 uncu kez çıkarmak durumunda kaldı. Bu kanunun, cumhuriyet tarihimizin 19 uncu prim affı olması çok düşündürücüdür; özellikle yürütme organları bakımından son derece düşündürücüdür, geriye dönük de büyük tarihsel sorumluluğu vardır.

Çok açık ifade etmek lazım, söylemekten korkmamak lazım ki, bu millet, nasıl, böyle çökertilmiştir; Türkiye gibi bir ülke, zengin bir ülke, özkaynak zengini bir ülkenin milleti nasıl böyle bir sefalet tablosuyla başbaşa bırakılmıştır; bunu irdelememiz lazım, buna bakmamız lazım.

Burada çok sarih bir gerçek vardır ki, o da şudur: Gelmiş geçmiş birçok hükümet, Türk Milletinin duruluğunu, saflığını, hoşgörüsünü ve yüce dinine olan saygısını istismar ettiği için, SSK'lılar, Bağ-Kurlular ve bütün millet, bugün, bu haldedir.

Hepiniz kabul edersiniz ki, dünyada, Türkiye'den daha çok yeraltı ve yerüstü kaynakları bakımından zengin başka bir ülke, belki de yok. En azından, bu konuda, özkaynak zenginliği konusunda, Türkiye, dünyada ilk on ülke içindedir; ama, gelişmişlik ve kalkınmışlık kriterlerine göre baktığımızda, maalesef, Türkiye, dünyadaki 189 ülke içerisinde, son onlarda, yirmilerde seyretmektedir. Bunun cevabını, bu milletin bu hale nasıl getirildiğinin cevabını da, çekinmeden, korkmadan, ürkmeden, 83 yıllık Türkiye Cumhuriyeti tarihinin 59 hükümetinde ayrı ayrı sorgulamak gerekir.

Şöyle bir baktığımızda, Türk Milletine, 83 yıllık siyasal yaşamında çok bariz damga vuran 8 liderle karşı karşıya kalırız. Bunlar, tabiî ki, en başında, cumhuriyetimizin ve ülkemizin kurtarıcısı, kurucusu Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü, Karaoğlan, Deniz Baykal, Adnan Menderes, Süleyman Demirel, Turgut Özal ve Recep Tayyip Erdoğan'dır.

Şimdi, bir anlayış var ki, bu anlayış, Türkiye'de, bu millete, soygunu, rüşveti, yalanı, talanı, devleti soymayı, fütursuzca borçlanmayı insanlarla tanıştırdı. Bir anlayış da var ki, Türkiye'de, ödünsüz vatan sevgisini, millet sevgisini, insan sevgisini bu milletle tanıştırdı.

Şimdi, bir lider, bir milleti küllerinden doğurmuş, Kurtuluş Savaşı yapmış, 600 yıllık Osmanlının üzerinden bir genç cumhuriyet kurmuş, bir milleti yeniden doğurmuş. Cumhuriyet Halk Partisinin Birinci Genel Başkanından bahsediyorum. Yine, bir lider var ki, Türkiye'yi, bütün dünyanın kan gölüne dönüştüğü İkinci Dünya Savaşının ateş çemberinin dışında tutmuş. Yine, Cumhuriyet Halk Partisinin İkinci Genel Başkanından bahsediyorum. Yine, bir lider var ki, bir başbakan var ki, Yavruvatan Kıbrıs'ta, Rumlar, soydaşlarımızı satırla doğrarken, her türlü riski göze almış ve Yavruvatandaki soydaşlarımızı esaretten özgürlüğe kavuşturmuş. Cumhuriyet Halk Partisinin Üçüncü Genel Başkanından bahsediyorum. Yine bir lider var ki, Türkiye'yi, uluslararası sermayenin Ortadoğu'daki kirli emellerine alet olmaktan kurtarmış. Cumhuriyet Halk Partisinin, şimdiki, Dördüncü Genel Başkanından bahsediyorum.

Türk Milleti bu liderleri de tanıdı; ama, Türk Milleti başka liderler de tanıdı. Muhafazakâr, milliyetçi, yarı liberal, sağ tandanslı, sağ zihniyetli siyasî liderlerle de tanıştı Türkiye ve 1950'den beri, neredeyse, kesintisiz olarak ellibeş yıldır, Türkiye Cumhuriyeti, bu anlayışla yönetildi ve bu anlayışta, Türk Milleti borçlanmayla tanıştı, yağmayla tanıştı, talanla tanıştı; Türk Milleti, bu anlayışta, irticaî akımlarla tanıştı. Oysa, 1950'lilere kadar, Türkiye Cumhuriyetinin yönetimine şekil veren liderlerle, bu millet, sadece istikrar içinde kalkınma, ulusal çıkarları her şeyin üstünde tutma ve karşılıksız insan ve vatan sevgisiyle tanışmıştı.

1950'lere kadar, Osmanlı dahil tüm borçları sıfırlamış, emin adımlarla hızlı bir kalkınma ve büyüme trendi yakalamış bir Türkiye, uluslararası camiada saygın bir Türkiye'yi gördü bu millet; ama, 1950'den itibaren, fütursuzca bir borçlanma, yağma, talan, vurgun ve türedi zenginleri tanıdı bu millet. "Her mahallede bir milyoner" projesiyle yola çıkanların, Türkiye'ye ve bugün konuştuğumuz SSK'lıya, Bağ-Kurluya, emekliye, çiftçiye neler ettiğini biliyoruz.

Sonra, "yollar yürümekle aşınmaz", "verdiysem ben verdim", "benzin vardı da biz mi içtik" diyen liderlerle tanıştı Türkiye ve bu süreçte de, millet ezilmeye, devlet soyulmaya devam etti.

Daha sonra yeni bir zihniyet geldi Türkiye'ye "benim memurum işini bilir" dedi "ben zengini severim" dedi "Anayasayı bir kere delmekle bir şey olmaz" dedi. Milletimiz, böyle bir lider ve böyle bir siyasî anlayışla tanıştı. O liderlerin ve o siyasî anlayışın, Türkiye'ye, Türkiye yönetimine damgasını vurduğu yıllarda da değişen bir şey olmadı, talan devam etti, soygun devam etti, beytülmale uzanan ellere hiçbir şey olmadı, millet daha çok ezilmeye, devlet daha çok soyulmaya yine devam etti ve son üç dört yıldır daha yeni, daha farklı bir anlayışla bu millet tanıştı. "Lanet olsun, hisselerimi sattım", "senin maaşın kaç lira" diye uluslararası meslektaşlarına soran bir anlayış. "Yahu"lar, "ulan"lar, devlet terbiyesiyle bağdaşmayan argo ötesi kelimelerle Türkiye'yi yöneten bir anlayışla Türk Milleti tanıştı. Bu dönemde de değişen bir şey olmadı SSK'lı açısından, Bağ-Kurlu açısından, emekli açısından. Bu dönemde de millet ezilmeye, devlet soyulmaya, talan edilmeye devam etti.

Bu eleştirileri geriye dönük olarak yapmamın sebebi, üzerinde konuştuğum yürütme maddesiyle ilgili olarak Hükümetin dikkatini çekmektir. Bugün çıkardığımız bu af son olmayacaktır. Bu anlayış devam ettiği müddetçe, önümüzdeki dönem parlamentolar da, SSK'lının, Bağ-Kurlunun feryatlarına kulak vermek zorunda kalacaktır.

Ben, Yüce Heyetinize dört zihniyetten bahsettim; 1950 sonrası Türkiye'nin yönetimine damga vuran dört zihniyetten ve bu dört lider, dört zihniyetin Türkiye'yi getirdiği noktadan bahsettim.

Şimdi, bilinmelidir ki, bu zihniyet kötü bir zihniyettir, Bu zihniyet yanlış bir zihniyettir, bu zihniyetin, Türkiye'ye ve Türk Milletine kazandıracağı bir şey yoktur. Türkiye'de, tarikat-ticaret-siyaset üçgeni ve bu üçgenin içerisinde, bürokrasiyle beraber, bu yolsuzluk sarmalı son bulmadan, önlenmeden, ne SSK'lı ne de Bağ-Kurlu ne de çiftçinin yüzü gülmeyecektir.

Değerli arkadaşlar, buradan, bu vesileyle, Yüce Milletimize de seslenmek istiyorum. Milletçe çok unutkan bir toplumuz. Ey Türkiye, hayalî sunta ihracatını unutmamalısın. Ey Türkiye, kardeşler, bacanaklar saltanatını unutmamalısın. Ey Türkiye, hasbahçe sefalarını, papatyalar devrini unutmamalısın. Ey Türkiye, bisküvi, gofret bayiliklerinden gelip, "geçinemiyorum" deyip, trilyonlarca servet edinenleri de görüyorsun, unutmamalısın; mısırcıları, pastörize yumurtacıları unutmamalısın; "Kısıklı'da villan var mı yok mu" diye sorulduğunda, cevap verme gereğini duymayanları görmelisin, unutmamalısın; takı zenginlerini görmelisin, unutmamalısın. Bir ülke olabilir mi ki, bir site açılıyor Maliye Bakanıyla ilgili "www.kemalabi.com" bunları unutmamalısın ve Türkiye, bu unutkanlıktan bir an önce kurtulup, Büyük Önder Atatürk'ün, İsmet Paşanın, Karaoğlan'ın devlet yönetimi anlayışıyla, Deniz Baykal'ın devlet yönetimi anlayışıyla, yani, sosyaldemokrat sol devlet yönetimi anlayışıyla, muhafazakar, milliyetçi, yarı liberal sağ devlet yönetimi anlayışlarının Türkiye için, Türk Milleti için neler yaptığını, ülkeyi hangi noktaya getirdiğini unutmamalıdır. Bu bir sistem sorunudur, kişilerin sorunu değildir ve Türk Milleti, umuyorum ve inanıyorum ki, onca tecrübeden sonra, kendisine atılan onca kazıktan sonra gerçekleri daha iyi görecektir. Yüce dinimizi ve onun kutsal değerlerini istismar ederek, milletin dinî duygularını sömürerek devletin yönetilemeyeceğini milletimiz görmüştür, görüyor, görecektir.

Bu Parlamento ve bu Parlamentonun içinden çıkan bu hükümet, bana göre, Partimize göre, siyasî ömrünü, milletin nezdinde tamamlamıştır ve ilk seçimlerde, inanıyorum ki, milletimiz, bu zihniyet farkını, gerçek anlamda kendi gönlündeki, vicdanındaki anlayışı gerçekten temsil eden sosyal demokratları, solcuları, halkçıları iktidara getirecektir.

Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

28 konuşma daha · 22 Şubat 2006

28 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook