Terörle mücadele kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.818)
Bitlis Milletvekili ·
Genel Kurul, 66. Birleşim · 4. yasama yılı · 22 Şubat 2006 · 557 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Edip Safder Gaydalı, 22 Şubat 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 66. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TERÖRLE MÜCADELE KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.818)); konuşma 557 kelime.
Edip Safder Gaydalı (Bitlis). “Terörle mücadele kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.818)”. TBMM Genel Kurulu, 66. Birleşim tutanağı, 22 Şubat 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/edip-safder-gaydali-22-2006-02-22-terorle-mucadele-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-s-s-818-2 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA EDİP SAFDER GAYDALI (Bitlis)- Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; madde üzerinde, aslında bir konuşma talebimiz yoktu; ama, Sayın Fatsa'nın konuşmasından sonra bu konuşma gereğini hissettim. Cumhuriyet Halk Partisi adına da Sayın Öymen, konuşmalarında bizim teklifimiz ve önerilerimiz üzerinde de durdular, bizim aynen kanun teklifimizdeki maddeleri de sıralayıp "bunların çıkması lazım" dediler. Daha sonra, Sayın Fatsa da, AK Partisi Grubu Başkanvekili de bunu destekledi. O zaman neyi bekliyoruz?! Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu bulunan üç siyasî parti bu konuda bir konsensüs sağlamış durumda; o zaman, bir Danışma Kuruluyla, hemen bu hafta, bu hafta yetişmezse önümüzdeki hafta bu kanun teklifini alarak çıkaralım; çünkü, gazilerimiz ve şehitlerimiz için -birinci konuşmamda da söyledim- ne yapsak azdır.
Değerli arkadaşlarım, Sayın Fatsa, konuşmasında, bir haftadır Ankara'da oynanan bu kovalamacaya açıklık getirmek istedi. Kendisine teşekkür ediyoruz. Konuşmasının bir yerinde "gelen heyete 'bir elde silah, bir elde demokrasi olmaz' dedik" dedi. Şimdi, bu sözü alkışlamayacak bir Allah'ın kulu içimizde yok; ne iktidar kanadında ne muhalefet kanadında ne dünya kamuoyunda. Şimdi, bu kadar tepkiyi o zaman niye aldık?! Eğer bir tek bu söylendiyse, bu, kamuoyundan niye gizlendi?! Niye VIP'ten karşılayıp da kargodan bu misafirleri yolcu ettik?! Niye Sayın Başbakan bir mobilya mağazasına girip de karşılaşmama ihtiyacı duydu?! Şimdi, söylenen gayet mantıkî, gayet yerinde bir söz. Neden o zaman, bir siyasî partinin ön kapısından girmeyi tercih etmedi de Sayın Dışişleri Bakanımız, arka kapısından girmeyi tercih etti?! Şimdi, bir alışkanlık var; bu, siyasî partimizin bağlantılı olduğu eski siyasî partide de vardı. Sayın Adalet Bakanı Şevket Kazan, bir mahkûmu ziyaretinde "ben, Adalet Bakanı sıfatımla ziyaret etmedim, milletvekili sıfatımla ziyaret ettim" demişti. Bu alışkanlık oradan geliyor. Sayın Dışişleri Bakanımız da "ben, milletvekili sıfatımla ziyaret ettim, görüştüm" dedi. Peki, bu milletvekili sıfatlarımızdan önce bir de vatandaşlık sıfatımız var. O zaman, diyelim ki, biz vatandaş olarak görüştük. Efendim, biz vatandaşlık ve milletvekili sıfatımız… Gerektiğinde vatandaşlık sıfatımızı ve milletvekili sıfatımızı kullanırız; ama, bu ülkenin, Türkiye Cumhuriyetinin Dışişleri Bakanıysak, Dışişleri Bakanlığımız milletvekilliğinden de, vatandaşlıktan da önce gelir; çünkü, siz artık bir siyasî partinin Dışişleri Bakanı değilsiniz, siz Türkiye Cumhuriyetinin, 72 000 000 insanın Başbakanı ve Dışişleri Bakanısınız. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlarım, şehitlerimize, gazilerimize, doğrudur, ne yapsak azdır; ama, görevde bulunan güvenlik güçlerimize de, mutlaka, sahip çıkmamız lazım. Güvenlik güçlerimiz zor durumdalar. Haftalık 40 saat çalışması gereken güvenlik güçlerimiz, 70 ilâ 80 saat çalışmaktalar. Özlük hakları mutlaka iyileştirilmelidir. AB standartlarına her konuda Türkiye'yi getirmek istiyoruz. Acaba, hiç araştırdınız mı, AB standardında güvenlik güçlerinin maaşları nedir diye? Lojmanı olan güvenlik güçlerimiz neyse; ama, lojmanı olmayan güvenlik güçlerimiz, maaşlarının yarısına yakınını kiraya vermektedirler. Bakın, getirin, önümüzdeki hafta bunları masaya yatıralım, bunları iyileştirelim.
Değerli arkadaşlarım, bununla ilgili bir önergemiz de var; hem iktidar hem muhalefet bütün milletvekillerinden de bu önergemize destek istiyoruz. Sadece dul eşe, hanımına, çocuklarına bu imkânı sağlıyoruz, sağlık hizmetlerini; ama, getirdiğimiz önergede, şehit ve gazilerimizin anne ve babalarını da buna ilave ediyoruz. Bu önergemize de, şimdiden hepinizden destek bekliyorum.
Bu, gazilerle ilgili kanunu görüşürken, bir nevi siyasî gazi olan spordan sorumlu Sayın Bakanımıza da geçmiş olsun diyorum. Dün, gazetelerden okuduk, penaltı atarken düşmüş, kolunu incitmiş, kendisine geçmiş olsun diyoruz. Önemli olan sporda düşmek değildir. Sporda düşülen acı çabuk, iki günde unutuluyor da, önemli olan siyasette düşmemektir; onun acısı uzun süre unutulmuyor.
ÜNAL KACIR (İstanbul)Size de geçmiş olsun efendim.
EDİP SAFDER GAYDALI (Devamla)Bu duygu ve düşüncelerle, hepinize en derin saygılarımı arz ediyorum. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
28 konuşma daha · 22 Şubat 2006