İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 104. BİRLEŞİM · CUMA

Danışma kurulu önerisi

Engin Altay

Sinop Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 104. Birleşim · 3. yasama yılı · 12 Haziran 2009 · 954 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Engin Altay (CHP), 12 Haziran 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 104. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DANIŞMA KURULU ÖNERİSİ); konuşma 954 kelime.

Engin Altay (CHP, Sinop). “Danışma kurulu önerisi”. TBMM Genel Kurulu, 104. Birleşim tutanağı, 12 Haziran 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/engin-altay-23-2009-06-12-danisma-kurulu-onerisi (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ENGİN ALTAY (Sinop)Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; MHP Grubunun, özel dershanelerin eğitimde yarattığı fırsat eşitsizliğinin araştırılması ile ilgili verdikleri Meclis araştırma önergesi üzerinde grubumun ve şahsımın görüşlerini açıklamak için söz aldım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Önergeye geçmeden önce bir duygumu, bir hissimi yüce Meclisle ve milletimizle paylaşmayı da bir görev sayıyorum.

Sayın milletvekilleri, demokrasilerde, hele hele parlamenter demokrasilerde Başbakanla Genelkurmay Başkanının gizli görüşme yapması diye bir usul yoktur. Hele bu görüşmeyi -Millî Güvenlik Kurulu olur, şu bu olur, anlarız- İstanbul’da bir yerde gerçekleştiriyorlar ve sonra birisi “O açıklarsa ben açıklarım.”, birisi, işte “Benimle mezara gider.” şeklinde şeyler söyleniyorsa, bu ülkede, bunun, demokrasinin hiçbir parametresinde, hiçbir demokratik anlayış içerisinde kabul edilmesi mümkün değildir.

Ben, buradan, bu milletin bir vekili olarak Sayın Başbakana bir çağrıda bulunuyorum: En kötü ihtimalle Parlamentoda bir kapalı oturumda milletvekillerine bu görüşmeyi anlatmak Başbakanın görevidir. Başbakan buna mecburdur. Yok, Başbakan bunu yapmıyorsa, ben, maalesef bu ülkedeki düzenin parlamenter demokrasi mi yoksa bir oligarşik diktatörlük mü olduğu konusunda milletin kafasında şüpheler uyandığı konusunu Meclisimizin, sizin bilginize sunmayı bir görev sayıyorum. Türkiye’de bir oligarşik diktatörlük yoktur, Türkiye’de parlamenter demokrasi vardır. Başbakanla Genelkurmay Başkanı kapalı kapılar ardında pazarlık yapamazlar. Ne Genelkurmay Başkanının hakkı ve haddidir ne Başbakanın hakkı ve haddidir.

Tekrar altını çizerek söylüyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisine özel kapalı bir oturumda Başbakanın gelip bu kürsüden bu konuşmayı açıklamasını istiyorum ve bekliyorum. Milletvekilliğim bitene kadar her vesileyle bu kürsüye çıktığımda bu talebimi sürdüreceğimi de buradan ilan ediyorum.

Sayın milletvekilleri, bugün yaklaşık 20 milyona yakın ilk, ortaöğretim, okul öncesi öğrencimiz karne aldı. Peşinen belirtmek isterim ki 2008-2009 eğitim öğretim yılı sonu ve sonuçları, hem öğrencilerimize hem velilerimize hayırlı olsun.

Sevgili veliler, çocuklarımızın karnesindeki kırık notlar bilin ki onların kırık notları, onların zaafları, onların başarısızlığı değildir. Çocuklarınızı bu yüzden sakın ola incitmeyin. Bu kırık notlar, yıllardır ülkemizdeki eğitim sistemimizdeki fırsat eşitsizliğinin kırık notlarıdır. Bu kırık notların adresi Hükûmettir, bu kırık notların adresi Parlamentodur. Evet, çözüm merci burasıdır.

Bu yüzden, MHP Grubunun verdiği ve araştırılmasının son derece önemli olduğunu gördüğüm, hissettiğim, bir eğitimci olarak bu konunun da bu Meclis gündeminde, tam da gününde, karne verilen, karne alınan bir günde, 2008-2009 eğitim öğretim yılının tamamlandığı bir günde gündeme alınacağına çok inanıyorum. O yüzden de olabildiğince sakin konuşmaya çalışıyorum ve çalışacağım.

Değerli milletvekilleri, eğitim bir ülkenin en önemli meselesidir. Sayın Başbakan hep diyor ya: ”Adalet, emniyet, sağlık, bunlar öncelikli hassasiyetlerimiz.” Ama AKP’nin icraatına baktığımızda pek öyle olmadığını görüyoruz. Bakın, mesela özel dershaneler konumuz. İki altı yıllık dilim vereceğim size yani 1996-2002, 2002-2008. Şimdi, 1996’dan sizin Türkiye’yi devraldığınız döneme kadar geçen altı yıllık dilimde özel dershanelerin artış oranı, sayın milletvekilleri, yüzde 41’dir, yüzde 41. Sonra siz geldiniz, devletin direksiyonuna geçtiniz, bir altı yıl geldik, altı yıl içinde, iktidarınız döneminde sizin özel dershanelerdeki artış oranı ne biliyor musunuz? Yüzde 100,8. Sizden önceki altı yılda yüzde 41, sizin altı yıllık döneminizde 100,8. Bu sevinilecek bir şey değil, bu üzülünülecek bir şey. Bu “Eğitimde yanlış yaptık, eğitimde bir şeyler doğru gitmiyor ki devletin okullarına, devletin öğretmenine, öğrenciler, veliler itibar etmiyor ki büyük bir dershane talebi doğdu.” diye sizi düşündürmesi gereken bir şey sayın milletvekilleri.

Böyle bir şey olabilir mi? Yani dershaneler… Evet, biz dershanelere zinhar karşı değiliz. Biz dershanelerin millî eğitim sistemi içinde yeniden entegre edilmesini, ekonomiye kazandırılmasını savunuyoruz. Dünyanın hangi ülkesinde, hangi gelişmiş ülkesinde böyle bir garabet var? Bunu hiçbir mantıkla açıklayabilmemiz, değerli milletvekilleri, mümkün değildir.

Şimdi, bir araştırma yapılmış. Sayın milletvekilleri, eğitim hepimizin. Hepinizin çocuğu ya da torunu bugün karne aldı. Bir araştırma yapılmış, sadece öğretmen ve yöneticilerimizin, Türkiye’deki öğretmen ve yöneticilerimizin yüzde 5,3’ü okullardaki eğitimi yeterli buluyor. Yani yüzde 84,7’si Türkiye’nin öğretmenlerinin -düşünce ayrımı yapmaksızın- ve yöneticilerinin yüzde 87,7’si Türk millî eğitim sistemindeki eğitim-öğretim hizmetlerini, kalitesini yetersiz buluyor ve bir dönemde bir çocuğun ilköğretim 5’inci sınıftan ÖSS’ye kadar uzanan zinciri, bir kuşağın maliyeti bize, özel öğretim maliyeti, dershane maliyeti 8,4 milyar dolar.

Sayın milletvekilleri, başka bir rakam söyleyeyim ben size: Türkiye’nin bir yıllık özel dershane için harcadığı para, Yükseköğretim Kurulunun -yani üniversiteleri de içine koyarak söylüyorum - bütçesinden fazladır. Dünyanın hiçbir gelişmiş ülkesinde de böyle bir tabloyla karşılaşabilmeniz mümkün değildir.

Şimdi, yasama, yürütme, yargı. En tepede yasama var, burası var, bu çatı var. Dün her ne kadar çatı aktıysa da bu çatı önemli bir çatıdır. Bu çatıda bulunan bizler, sizler, Türkiye’nin bu en temel meselesinde “Canım, bu muhalefetten geldi, bunu görüşmeyiverelim” diyemezsiniz. Çocuklarımıza, torunlarımıza karşı bu konuda gerçekten insani, siyasi, vicdani sorumluluklarımızla baş başayız. Bunu bir kere belirtmek istiyorum.

On beş yıllık özel öğretime harcayacağımız, özel dershanelere Türkiye’nin harcayacağı parayla, yapılan bir araştırmaya göre, 162 adet birinci sınıf üniversite yapmak mümkün ve böylece 567 bin öğrenciye de yükseköğretimin kapısını açmak mümkün. Böyle bir kaynağı, Türkiye’nin bu şekilde sarf etmesi, hovardaca kullanması çok akla yatkın değildir sayın milletvekilleri. Bu konuda gerçekten hassasiyetinizi rica ediyorum.

Bakınız, 2008 itibarıyla ÖSS’ye 1 milyon 645 bin öğrencimiz giriyor, sadece ve sadece 265 bini bir lisans programına yerleştiriliyor. Bunu düşünmemiz lazım. SBS’lere giren öğrenci sayısı yılda 3 milyon civarındadır. Demek ki ÖSS, SBS, 5 milyon yıllık bir sirkülasyon, 5 milyon öğrencimiz böyle bir sınav kulvarında. Bu 5 milyon öğrencimizin -bendeki verilere göre- yüzde 25’i dershaneye gidiyor, gidebiliyor. Okullardaki, devlet okullarındaki eğitimdeki fırsat eşitsizliğinden kaynaklı nitelik probleminin ayrıntılarına girmiyorum. Ama sayın milletvekilleri, şu sizi üzmüyor mu? 5 milyonun 1 milyon 500 bini, 1 milyon 750 bini bu olanaktan yararlanabiliyor, 3 milyon 250 bini yararlanamıyor. O 3 milyon 250 bin öğrenci de bu milletin evladı, o 1 milyon 750 bin öğrenci de bu milletin evladı. Oradakiler buradakiler, fırsatı olanlar olmayanlar… Bunu bizim kabul edebilmemiz inanın mümkün değildir. Teker teker vicdanlarınızda sizin de bu hâlden memnun olmadığınızı, bir şeyler yapılması gerektiğini düşündüğünüzü biliyorum. Bir şeyler yapacak merci burasıdır, bu yüce çatıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale)Bir şeyler yapılmalı ama birileri izin vermiyor.

ENGİN ALTAY (Devamla)Sayın Başkanım, iki dakika verir misiniz?

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

29 konuşma daha · 12 Haziran 2009

29 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook