İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 116. BİRLEŞİM · CUMA

Kahramanmaraş milletvekili veysi kaynak ve 3 milletvekilinin bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi; genel kadro ve usulü hakkında kanun hükmünde kararnamede değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı, emniyet teşkilatı kanunu ile genel kadro ve usulü hakkında kanun hükmünde kararnamede değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı ile milli eğitim bakanlığının teşkilat ve görevleri hakkında kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı; konya milletvekili mustafa kalaycı ve 3 milletvekilinin; kırşehir milletvekili abdullah çalışkan ve 2 milletvekilinin benzer mahiyetteki kanun teklifleri ile (s.s.: 508)

Engin Altay

Sinop Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 116. Birleşim · 4. yasama yılı · 11 Haziran 2010 · 1.380 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma

Kaynak göster

Engin Altay (CHP), 11 Haziran 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 116. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAHRAMANMARAŞ MİLLETVEKİLİ VEYSİ KAYNAK VE 3 MİLLETVEKİLİNİN BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ; GENEL KADRO VE USULÜ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMEDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI, EMNİYET TEŞKİLATI KANUNU İLE GENEL KADRO VE USULÜ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMEDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI İLE MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI; KONYA MİLLETVEKİLİ MUSTAFA KALAYCI VE 3 MİLLETVEKİLİNİN; KIRŞEHİR MİLLETVEKİLİ ABDULLAH ÇALIŞKAN VE 2 MİLLETVEKİLİNİN BENZER MAHİYETTEKİ KANUN TEKLİFLERİ İLE (S.S.: 508)); konuşma 1.380 kelime.

Engin Altay (CHP, Sinop). “Kahramanmaraş milletvekili veysi kaynak ve 3 milletvekilinin bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi; genel kadro ve usulü hakkında kanun hükmünde kararnamede değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı, emniyet teşkilatı kanunu ile genel kadro ve usulü hakkında kanun hükmünde kararnamede değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı ile milli eğitim bakanlığının teşkilat ve görevleri hakkında kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı; konya milletvekili mustafa kalaycı ve 3 milletvekilinin; kırşehir milletvekili abdullah çalışkan ve 2 milletvekilinin benzer mahiyetteki kanun teklifleri ile (s.s.: 508)”. TBMM Genel Kurulu, 116. Birleşim tutanağı, 11 Haziran 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/engin-altay-23-2010-06-11-kahramanmaras-milletvekili-veysi-kaynak-ve-3-milletvekilinin-bazi-kanu (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA ENGİN ALTAY (Sinop)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. 508 sıra sayılı torba Kanun Teklifi üzerinde CHP Grubu adına söz aldım.

Sayın milletvekilleri, bugün burada, Emniyet Genel Müdürlüğüne ve Millî Eğitim Bakanlığına kadro tahsis edeceğiz. Ben de, işin doğrusu, sıra sayısı bana gelene kadar böyle biliyordum. Ama gene, yirmi maddelik bir torba çorba kanun tasarısıyla karşı karşıyayız. Bunları yanlış bulduğumu ifade etmek istiyorum, bir.

İkincisi: 1 Ekimde açılan Meclisi, çoğu zaman gündüz ikide, üçte kapattınız, gene bir haftadır gece birlere, ikilere kadar…

(x) 508 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

ERGÜN AYDOĞAN (Balıkesir)Beş, beş.

ENGİN ALTAY (Devamla)…milletvekillerini beşlere kadar çalıştırıyorsunuz. Yani Hükûmete söylüyorum bunu. Hükûmet milletvekillerine karşı ayıp ediyor, hepimize, size bize. Böyle şey olur mu? “1 Temmuza kadar şunları yetiştirelim…” Ev ödevi mi veriyorsun Parlamentoya? Ben çok biliyorum, ekimden beri çok günler ikide, üçte Meclisi kapattık arkadaşlar. Hepimizin bir şahsiyeti var, gururu var, izzetinefsi var. Tabii ki çalışmak gerekirse yirmi dört saate yirmi dört saat daha katarız ama Hükûmetin bu konudaki yaklaşımının tam bir lakayıtlık olduğunu söylemek istiyorum.

Sayın milletvekilleri, bu kanun tasarısına evet oyu vereceğiz, hiç şüphe yok. Gerek Emniyet Genel Müdürlüğümüzün gerekse Millî Eğitim Bakanlığımızın gerçekten kadro ihtiyacı var. Ben ve partim, müteaddit defalar, özellikle Millî Eğitim Bakanlığındaki öğretmen açığının kapatılmasına yönelik olarak âdeta burada feryat ediyoruz, Genel Kurula ve Hükûmete yalvarıyoruz, önlerinde diz çöküyoruz ama Hükûmet, hep, her zaman olduğu gibi, özellikle millî eğitimle ilgili fevkalade nakıs davranıyor. Şimdi, bu, kamuoyuna da “70 bin kadro Millî Eğitime, 30 bin kadro Emniyet Genel Müdürlüğüne” diye… Şimdi öyle biliyor kamuoyu, belki birçoğunuz da öyle biliyorsunuz, işin aslının da öyle olmadığını biraz sonra belirteceğim.

Plan Bütçeye geldiğinde bu kanun teklifi sayın milletvekilleri, 70 bin öğretmen, 20 bin polis diye geldi ama Plan ve Bütçeden çıkarken gelen 20 bin polis kadro sayısı 30 bin oldu. Eyvallah, hiçbir itirazım yok ama gelen 70 bin öğretmen kadro ihdası -ama herkes bilsin ki bu 70 bin 2010’da değil, onu biraz sonra anlatacağım- 70 bin olarak geçti. Yani Emniyet Genel Müdürlüğüne AKP Grubu tarafından gösterilen cömertlik işsiz öğretmenlere gösterilmedi, sözleşmeli öğretmenlere gösterilmedi.

Aslında eğitime gereği kadar önem versek, eğitim konusunu Hükûmetiyle, Parlamentosuyla hep beraber biraz daha ciddiye alsak belki 30 bin tane polis kadrosu vermemize gerek kalmayacak çünkü direkt eğitimle ilintili bir mesele. Bugünkü toplum dünkü, dünden önceki öğretmenlerin iz düşümüdür, dünkü, dünden önceki eğitim politikalarının, eğitim yaklaşımlarının iz düşümüdür. Manzara bu.

Şimdi, sayın milletvekilleri, kanunla polis memurlarına da öğretmenlere yapıldığı gibi bir “başpolis”, “kıdemli polis”, “kıdemli başpolis” gibi yeni unvanlar veriliyor. Tabii, ben bu işin teknik yanını bilmem. Bana doğrusu çok mantıklı gelmiyor. Eskiden “başefendi” falan denirdi ama o işler geçti biliyoruz biz. Polis memuru polistir. Onlar karakollarda kendi içlerinde zaten kıdem durumuna göre grup amiri, ekip amiri oluyor, bu işler bir düzen içinde yürüyor. Şimdi “başpolis bey” mi diyeceğiz biz “başöğretmen” dediğimiz gibi? Onu da yanlış bulmuştum pedagojik olarak, bunu da yanlış buluyorum. Bu kısım kişisel görüşümdür.

Öte yandan sayın milletvekilleri, emniyet müdürlüğünde, dereceleriyle ilgili yükselme süreçlerinde birçok dördüncü sınıf, beşinci sınıf emniyet müdürü Genel Müdürlükle mahkemeliktir, bilginize sunuyorum. Yani şerefli Türk polisinin üçüncü sınıf emniyet müdürü “Ben bir haksızlık neticesinde ikinci sınıf emniyet müdürü olamadım.” diye mahkemeye gidiyor. Yani emniyetin içinde böyle bir güven bunalımı olmasının emniyet hizmetlerini büyük bir zaafa düşüreceği kuşkusu içindeyim.

Öte yandan, gene, rütbeli personel arasında kadro ve unvan farkları davalık ve düzenlemeye muhtaç. Bakın, sayın milletvekilleri, şimdi, Türkiye Büyük Millet Meclisi tutanaklarından size bir bölüm okuyayım: “Dolayısıyla, özlük haklarının bir an evvel çözülmesini bekleyen bu teşkilat, bu camia şimdi teşkilat kanununda yapılan ve Anayasa’ya aykırılıklar içeren birtakım hükümlerle karşı karşıya kalmış olacaktır.” Devamla: “Aynı süreyle eğitim almış kişiler arasında böyle bir eşitsizliğin yapılmış olması mutlaka Anayasa’nın da dikkate alacağı önemli ölçütlerden birisi.” diyor, eleştirilerini sürdürüyor. Tarih 6 nisan 2001. Okuduğum konuşmanın sahibi Sayın Bülent Arınç, Başbakan Yardımcısı, hadi o zaman Fazilet Partisi Grubu adına konuşmuş. Şimdi Başbakan Yardımcısısın, elinden tutan mı var? Yapsana bunları. Yani muhalefetteyken şu Meclisi yıktınız, millete kan kusturdunuz buralarda, o zaman söylediklerinizi bari şimdi yapsanıza; tek partili, büyük bir sayısal çoğunluk iktidarısınız. 2001’deki Bülent Arınç’a bak, şimdiki Bülent Arınç’a bak! Böyle çelişki olur mu? Siyasetin hiç kaldırmadığı şey çelişkidir sayın milletvekilleri.

Şimdi -burada emniyet teşkilatından yetkililer de var- sekiz senedir bu Parlamentoda birkaç defa bir şey söyledim, dedim ki: “Türk polisi şehit olmaktan korkmuyor, Türk polisi emekli olmaktan korkuyor.” Niye korkuyor? 2.200 lira alan başkomiserin maaşı emekli olduğu gün1.200 liraya düşüyor, mesaisiyle falan 2.000 lira alan polis memurunun maaşı 1.050 liraya düşüyor. E ne oluyor? Yani, bu, polis teşkilatında moral bırakır mı, motivasyon bırakır mı, görev şevki, azmi bırakır mı? 12-12 çalışma koşulu bugün dünya standartlarında kabul edilebilir mi? 12-12 çalışan bir polisin sosyal hayatı olabilir mi? Aile hayatı, baba ya da anne olarak, babalık görevini, annelik görevini yapabilir mi? Yapamaz. 12-12 çalışan, camia içinde bir sürü başka sorunlar yaşayan polisin içinde, değişik ideolojik inançsal sorunlar, gruplaşmaların olduğu bir toplumdaki polisin içinde, teşkilatın içinde olumlu, ılımlı bir iklim olabilir mi? Psikolojisi düzgün olabilir mi? Yani polis memurlarının intiharı bu ülkede çok sık karşılaşılan bir vakadır. Bunda bu Parlamentonun, bırakın Parlamentoyu, bu Hükûmetin hiç sorumluluğu yok mudur? Diyebilirim ki en az her ay 1-2 polis memuru intihar ediyor. Hükûmet bu konuda bir adım atmış mıdır? Sekiz senedir “Türkiye’nin çehresini değiştirdik.” diye hamasi nutuklar atan, her şekliyle, angaryasında, şununda bununda, bakanların ziyaretlerinde ordu gibi koruma tayin ederek polise yerine göre angarya da yaptıran Hükûmet, polise “Senin moralin niye bozuk?” diye sormuş mudur? Ya da bu konuda Hükûmet ciddi bir tedbir almış mıdır? Hayır. Polis, Hükûmetin değnekçisi değildir; polis, Türkiye cumhuriyeti devletinin polisidir. Polise Hükûmetin gerekli özeni, hassasiyeti de göstermesi lazım.

Şimdi, bu kadar stres içindeki bir polisin insan haklarını koruması mümkün mü? Tam tersine, Türkiye’de insan haklarının birinci elden koruyucusu, günlük hayatta yaşamamızın, en özgürce yaşamamızın temininden sorumlu olan polisin insan hakları ihlalleriyle dolu bir sürecini yaşıyoruz.

Şimdi, gene sizin döneminizde sistematik olarak bir asker-polis ayrımı ikircikliliği yaratılmıştır; bu, AKP’den önce olmayan bir manzaradır. Sizden önceki değişik hükûmetlerde Türkiye’de toplumda bir asker-polis ikircikliliği olmamıştı.

TAHİR ÖZTÜRK (Elâzığ)Öyle bir şey olamaz da.

ENGİN ALTAY (Devamla)Şimdi, toplumun bir kesimi askere güveniyor, bir kesimi polise güveniyor.

YILMAZ TUNÇ (Bartın)Yok öyle bir şey, ayrımcılık yapma.

ENGİN ALTAY (Devamla)Ben de biliyorum, merak etme, dinle.

YILMAZ TUNÇ (Bartın)Öyle bir şey olmaz.

ENGİN ALTAY (Devamla)Polisle ilgili bir şablon oluşturulmaya çalışılıyor. Emniyet teşkilatı dip-doruk (F) tipi yapılanmayla itham ediliyor. Bakın, “itham ediliyor” diyorum. Bu, beni de belki sizi de rahatsız eden bir şey ama bu teşkilat içinde hakikaten o “(F) tipi” diye bahsedilen, ideolojik, inançsal örgütlenmeler varsa bu konuda da tedbir almak Hükûmetin görevi. “Yok öyle bir şey.” diyerek olmuyor bu işler. Türkiye şunları yaşamadı mı? Polis okulu sınavlarından önce bir dershanede, bir özel ideolojik, inançsal örgütlenmede çocuklar toplanıp, kampa alınıp sınav soruları bu çocuklara bir gece önce verilmedi mi? Bunlar yaşandı mı, yaşanmadı mı? Bunlar yaşandıysa bir sorun vardır. Hani 10 nisanlarda hep söyleriz “Herkesin polisi kendi vicdanıdır.” Çok güzel bir söz. Evet, o vakit Hükûmetin vicdanının da bu söze uygun olması, örtüşmesi lazım. Polis teşkilatımızın her türlü siyasi mülahazadan, her türlü siyasi hesaptan arınmış ve uzak olması lazım. Siyasetin dışında, polis teşkilatının her türlü inançtan da uzak ya da her inanca eşit mesafeli olması lazım. Bunların görülmesi lazım sayın milletvekilleri.

Şimdi, polisin özlük haklarını, teşkilat içindeki sorunlarını, savunacağız ama polisin eleştirilecek de bir ton yanı var, maalesef var. Eleştireceğimiz konuların bir kısmı polisimizin içinde bulunduğu ekonomik, özlük sıkıntılardan, bir kısmı çalışma şartlarındaki olumsuzluklardan ama polisle toplum arasında da Türkiye’ye, cumhuriyete yakışmayacak ilişkiler yumağı var. Polis, eylem ve uygulamalarında ülkenin bütün vatandaşlarını bir görmelidir, nezdinde eşit görmelidir. Örneğin “06 CHP 70” benim arabamın plakasıdır. Ankara’nın içinde, benim arabama dışarıdan müteaddit defalar ceza yazılmıştır. Neymiş? Telefonla. Emniyet Genel Müdürlüğüne sesleniyorum: Bana bir tane ceza gönderecek, ben de özür dileyeceğim, 06 AKP’li bir plaka olacak, 06 AKP 60, 70… Bir tane gösterin bakayım. (AK PARTİ sıralarından “Var, var!” sesleri)

ABDURRAHMAN ARICI (Antalya)Ben yedim, ben varım!

ENGİN ALTAY (Devamla)Tabii tabii, tamam tamam.

MEHMET TUNÇAK (Bursa)Hepimize geliyor.

ENGİN ALTAY (Devamla)Başka bir şey söyleyeyim…

MUSTAFA ÜNAL (Karabük)İnsaf!

METİN KAŞIKOĞLU (Düzce)Herkese geliyor, biz de ceza yiyoruz.

ENGİN ALTAY (Devamla)Daha devam edeceğim, dur be kardeşim, söz al, konuş yani. Bak, bana diyorsunuz ki “Engin Bey, seni seviyoruz, sinirlenme.” E sinirlendirmeyin, sakin sakin konuşuyoruz.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

33 konuşma daha · 11 Haziran 2010

33 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook