2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 5'inci Tur görüşmeleri münasebetiyle
İstanbul Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 39. Birleşim · 3. yasama yılı · 16 Aralık 2017 · 1.287 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Engin Altay (CHP), 16 Aralık 2017 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 5'inci Tur görüşmeleri münasebetiyle); konuşma 1.287 kelime.
Engin Altay (CHP, İstanbul). “2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 5'inci Tur görüşmeleri münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim tutanağı, 16 Aralık 2017. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/engin-altay-26-2017-12-16-2018-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-ile-2016-yili-merkezi (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=64765
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)CHP GRUBU ADINA ENGİN ALTAY (İstanbul)Teşekkür ederim.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
On altı yıldır bu Meclisteyim. Mecliste, bir siyasi parti grubunun oturduğu sıralardan çok gürültü ve uğultu çıkarsa orada mahcubiyet vardır, orada utanç vardır, orada üzüntü vardır. (CHP sıralarından alkışlar) Bu yüzden, Sayın Bülent Tezcan’a, Sayın Engin Özkoç’a, Sayın Özgür Özel’e teşekkür ediyorum. Meclisin tümünden uğultu çıkarsa korkmak lazım, durum vahimdir.
Şimdi, 30 Temmuz 2003, Çarşamba, 113’üncü Birleşim: Ben burada kürsüye çıkmışım, başlamışım. Kürsüye çıkmadan iki dakika önce bir haber gelmiş, “Devrin Başbakanı bir kaza geçirdi.” diye. Ben demişim ki tutanaktan okuyorum: “Sayın Başbakan da küçük bir kaza geçirmiş. Kendisine geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.” Ben böyle demişim, şimdi bu Hükûmetin bakanı o zaman “Ata binmesini bilmeyen adamdan bir şey olmaz.” demiş. Aramızdaki fark bu, aramızdaki fark bu. (CHP sıralarından alkışlar)
Şimdi, değerli arkadaşlar, bir konuyu açıklığa getirmemiz lazım, kavuşturmamız lazım, mutabık olmamız lazım; o da şu: “Hizmet hareketi” diye bilinen, “Fetullah Gülen cemaati” diye bilinen örgüt, yapılanma 17-25 Aralıktan sonra mı FETÖ oldu, 15 Temmuzdan sonra mı FETÖ oldu? Şimdi, siz, hep birlikte ve haklı olarak kendinizce diyebilirsiniz ki: “Efendim, 17-25 Aralıktan sonra biz, bunların terörist, adi, alçak olduğunu anladık.” O zaman sorarlar, derler ki… Bizim Muharrem İnce bir soru önergesi vermiş, demiş ki uzatmayayım: “17-25 Aralık sonrası FETÖ okullarına aktarılan, hani bir kanun çıkardık ya özel okullarda okuyan çocuklara devlet para veriyor, vesair vesair; kaç para?” Devrin Millî Eğitim Bakanı da yazmış, namuslu namuslu yazmış: “113 milyon 973 bin 279 lira para verdik.” demiş. Bu FETÖ… Bu Hükûmet, terör örgütlerinin finansmanını sağlamaktan yargılanmalı eğer FETÖ 17-25 Aralıktan sonra FETÖ olduysa yani hizmet hareketi 17-25’ten sonra terörist olduysa. (CHP sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlar, şunu kabul etmek durumundasınız: Parayı siz vermişsiniz. Onun için biz diyoruz ki: Sizin “hizmet hareketi” diye tanıdığınız, sıfatlandırdığınız, hepsi hakkında, en başındakinden ara unsurlarına kadar övgüler düzdüğünüz hareket, 15 Temmuzda gerçek yüzünü göstermiş ve bu bayrağa, bu millete, bu Meclise adi, hain bir kalkışma yapmıştır ve terör örgütü olmuştur. Bir kere burada, kendi aranızda bir mutabakat sağlayın. Zira 17-25 Aralıktan sonra da çok sayıda AK PARTİ’li belediyenin FETÖ’cü olarak şimdi kaçan, yurt dışına kaçan, yakalanan, tutuklanan iş adamıyla çok güzel ilişkileri var.
Gelelim ana konuya. Sayın Kültür Bakanı ve Sayın Çalışma Bakanı kusura bakmasın. Bugün onlara, onların bütçelerini önemsemediğimizden değil ama onlara ayıracak zamanımız yok, daha mühim işlerimiz var, devletle ilgili endişelerimiz var, devletle ilgili kaygılarımız var.
Değerli arkadaşlar, şimdi, söyleyeni unuttum, bana da birisi söyledi, Bostancı gibi bir yerden okumadım, o çok okuyor: “Bir delille kırk akıllıyı ikna ettim, kırk delille bir ön yargılıyı ikna edemedim.” Ben bazen AK PARTİ Grubunu, yanlış anlamayın, biraz buna benzetiyorum. Bakın, yanlış anlamayın, bir ön yargıdan bahsediyorum. Bir siyasi sahiplenme en doğal hakkınız.
BÜLENT TURAN (Çanakkale)Bağırmasan daha iyi olacak.
ENGİN ALTAY (Devamla)Ama arkadaş, biz AK PARTİ Genel Başkanına, Cumhurbaşkanına “diktatör” falan deyince -savcılar ha bire dava açıyor, nihayet bana da gelmiş, teşekkür ediyorum o savcıya- hoplayıp…
BARIŞ YARKADAŞ (İstanbul)İki tane gelmiş.
ENGİN ALTAY (Devamla)Bana iki tane gelmiş.
…zıplıyorsunuz da yani AK PARTİ Genel Başkanı hakkında bunca laf eden, laf ettiği belli, bilinen bir Sayın Bakanın çıkıp da bununla ilgili de bir samimi öz eleştiri yapmadığı hâlde, bakıyorum, AK PARTİ Grubumuzun bir grubu…
BÜLENT TURAN (Çanakkale)Yapmış ki burada zaten.
ENGİN ALTAY (Devamla)Tümünü kastetmem mümkün değil, zaten katılımdan da belli. AK PARTİ Grubunda Sayın Bakanın çok sahiplenilmediğini de görüyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
Sayın Bakan, peşin hüküm vermek doğru olmadı. Bir belediye için peşinen “hırsız” demeniz görevi kötüye kullanmanızdır, orada yargı var. Hükmü verecek Bakan mı, Bakanlık mı, yargı mı? Burada kusur işlediniz.
Bir de arkadaşlarım söyledi ama şu turpun büyüğünü merak ediyoruz, şu heybedeki turpun büyüğünü merak ediyoruz ama iftira değil, devletin imkânlarıyla, müfettişleriyle bir abluka değil. Ben bu kürsüde yalan söylersem namussuzum, şerefsizim; biraz sonra ortaya koyacağım iddialarla ilgili ama benim ortaya koyduğum iddialarla ilgili bu kürsüye gelip bu milletin vekillerine yanlış evrak, yalan söyleyen de namussuz ve şerefsizdir! (CHP sıralarından alkışlar) Şimdi, senin heybendeki büyük turpu bilmem ama yani CHP’yle ilgili turpu bilmem ama Sayın Bakan, ben sizin heybenizin biraz sıkıntılı olduğunu düşünüyorum.
Şimdi, AK PARTİ, kandırılmakta çok mahir olan AK PARTİ, bu sefer -üzülerek söylüyorum- kandırılan İçişleri Bakanı tarafından kandırılmıştır. Sayın Bakan, sizi kandırdılar, sizi kandırdılar. (CHP sıralarından alkışlar) Bunun altını çizmek istiyorum. Ya da -ikisinden birini kabul edeceksiniz- daha önce AK PARTİ, FETÖ’yü taşeron olarak kullanarak yaptığı kumpasları şimdi Sayın Bakanı taşeron olarak kullanarak yapmaya devam ediyor. Ya o ya bu; birinden birini seçin, üçüncü bir seçenek yok. (CHP sıralarından alkışlar)
Sayın milletvekilleri, devlet akıl gerektirir, sağduyu gerektirir, basiret gerektirir. Devlet milletindir, Hükûmet partinindir, AK PARTİ Hükûmetidir. Evet, işte “67’nci Cumhuriyet Hükûmeti” dense de Hükûmet partinizindir. Devlet hepimizin. Bu devleti zafiyet içine düşürmek, bu devletin itibarına halel getirmek, kuvvetler ayrılığı prensibini ortadan kaldırmak sadece CHP’ye değil, AK PARTİ’ye, AK PARTİ’ye oy veren 23 milyon vatan evladına da açık bir ihanettir. Hükûmetler kurulur, yıkılır; hükûmetleri yıkmak için muhalefet partileri el birliği yapar, güç birliği yapar ama devlet yıkılırsa millet de yıkılır. Bu yüzden, devletin itibarı, devletin güvenirliliği, devletin adilliği ve gücü için hukukun üstünlüğünden ve kuvvetler ayrılığından ayrılmamak gerekir. Yıkılan devletlere bakın, hepsi, yönetenlerin adalet duygusunu kaybetmesinden sonra önce zafiyet içine düşmüş, sonra çöküşe maruz kalmıştır. Onun için devlet erkini yönetenlerin ayrılmamaları gereken çok şey var ama bir tanesi var ki adalet duygusu. Burada siyasi mülahaza olmaz, siyasi değerlendirme olmaz, siyasi kaygı olmaz. “Ben buradan böyle yaparsam şuradan şunu alırım.” olmaz. Hükûmet etmenin yerini hükmetmek alırsa devlette çürüme başlar. Bu Hükûmetin yaptığı, saygıdeğer milletvekilleri, odur. Bu Hükûmet, AK PARTİ’nin içinden çıkan bu Hükûmet, hükûmet etmeyi hükmetmekle karıştırarak Türkiye’yi bir büyük felakete hazırlamaktadır. Risk almak yerine maceraperestlik yapılırsa, basiret yerine belagatle sorunlar çözülmeye çalışılırsa olmaz. Sağduyunun yerini hırs alırsa, olgunluğun yerini ihtiras alırsa toplumu gerersiniz. Güven yerini şüpheye bırakırsa, mütevazılık yerini şımarıklığa bırakırsa devlette dökülme başlar. Devleti dökmeyin, devleti koruyalım. Yıllar boyu -cumhuriyet tarihini ve öncesini de sayarsak- bu topraklardaki bu milletin evlatlarının kurduğu devletlerin çöküşlerine, sonuçlarına baktığınızda orta yerde olan budur. Devleti, millete ve muhalefete karşı bir şemsiye gibi değil de bir siper gibi kullanırsanız, bu milleti de bölersiniz. Devlet, sizin için, Hükûmet için, çoğunluk partisi için millete ve muhalefete karşı kullanacağınız bir siper değildir; olsa olsa bir şemsiye gibi, hepimizi, 80 milyonu, Kürt’üyle Türk’üyle, doğulusuyla batılısıyla, varsılıyla yoksuluyla hepsini bir arada tutarsa devlettir. Milleti bölmeyin.
Biz bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da AK PARTİ’yle ve AK PARTİ’nin içinden çıkmış buradaki Hükûmetle münakaşa etmeye, kavga etmeye, mücadele etmeye devam edeceğiz. Ama, şimdi, Sayın Bakanın son zamanlardaki tutumu gerek Genel Başkanımıza yönelik… Ben eminim, o gece “Keşke ağzımdan bu laflar çıkmasa.” dediğinden. Ama siyaset erdem gerektirir. Ağzımızdan çok laf çıkmıştır, çok istemediğimiz laf çıkmıştır. Eskiler bilir, benim de çok çıkmıştır.
BÜLENT TURAN (Çanakkale)Biliriz, biliriz.
ENGİN ALTAY (Devamla)Gelmişimdir, “Olmadı.” demişimdir, “Yakışmadı.” demişimdir. Biz Sayın Bakandan bunu beklerken Sayın Bakan bir konuyu internet üzerinden de kaşımaya devam ediyor; yetmiyor, bir belediyemize yönelik hukuk dışı bir işlemde bulunuyor. Oraya biraz gireceğim, oraya biraz gireceğim. Mehmet Muş pazartesi günü otuz beş dakika serbest atış yaptı, şimdi oraya gireceğiz.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri)Hedefi iyi buldu, hedefi buldu.
MEHMET MUŞ (İstanbul)Sen de kaledeydin.
ENGİN ALTAY (Devamla)Evet… Yok, yok.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri)Hepsi 12’dendi.
ENGİN ALTAY (Devamla)Belli, uğultu başladı, rahatsızlık var arkadaşlar.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri)“Hepsi 12’dendi” diyorum.
ENGİN ALTAY (Devamla)Şimdi, samimiyetle söylüyorum. Önce peşin bir çağrı yapıyorum, peşin: Şu, Ataşehir Belediye Başkanının avukatının, bugün ya da dün, idari mahkemeye başvurusu. Hepinizi severim. 3 isim sayacağım, 3 isim. Hepinize güvenirim, onlara özel hukukum da olduğu için ayrıca güveniyorum: İsmet Uçma, Doğan Kubat, Naci Bostancı. AK PARTİ’nin bu 3 sayın milletvekili…
BÜLENT TURAN (Çanakkale)Adamların vekilliğini bitirdin be!
ENGİN ALTAY (Devamla)Hayır, hayır, özel hukukum olduğu için onları saydım.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
91 konuşma daha · 16 Aralık 2017