Tüketicinin korunması hakkında kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı hk (s.s. 61)
Tekirdağ Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 41. Birleşim · 1. yasama yılı · 5 Mart 2003 · 1.361 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma
Kaynak göster
Enis Tütüncü (CHP), 5 Mart 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 41. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI HK (S.S. 61)); konuşma 1.361 kelime.
Enis Tütüncü (CHP, Tekirdağ). “Tüketicinin korunması hakkında kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı hk (s.s. 61)”. TBMM Genel Kurulu, 41. Birleşim tutanağı, 5 Mart 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/enis-tutuncu-22-2003-03-05-tuketicinin-korunmasi-hakkinda-kanunda-degisiklik-yapilmasina-dair-kan (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ)Teşekkür ederim.
Sayın Başkan, Yüce Meclisin saygıdeğer milletvekilleri; Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi hakkında, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Sözlerime başlarken, şahsım ve Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, hepinizi en iyi dileklerimizle, sevgilerimizle, saygılarımızla selamlıyoruz.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Adana Milletvekili Sayın Atilla Başoğlu'nun verdiği yasa teklifiyle Plan ve Bütçe Komisyonunda birleştirilmiş olan bu yasa tasarısı, 23.2.1995 tarihinde kabul edilen 4077 sayılı Tüketicilerin Korunması Hakkında Kanunun uygulamasında görülen yetersizliklerin giderilmesi ve Türkiye'deki tüketici hukukunu, zamanın değişen koşullarına uyumlu hale getirme amacını taşımaktadır.
Bilindiği gibi, tüketici hakları kavramıyla murat edilen konu, genelde, kamu düzeninin korunmasını ve temel sağlık kurallarına uygunluğun gözetilmesini içerir, özelde ise, bizatihî tüketicinin hak ve menfaatlarının korunmasını ifade eder. Bu çerçevede, üretilen mal ve hizmetlerin, fiyat, kalite, standart, doğru ölçü ve tartı, ilan ve reklamlar, kullanma süresi, ambalaj gibi çeşitli yönlerden denetlenmesi icap etmektedir.
İşte, söz konusu denetlemelere, bu yasa tasarısıyla önemli ölçüde etkinlik kazandırılmaya çalışılmaktadır.
Ayrıca, uğranılan mağduriyetlerin giderilmesine dönük, öteden beri, gösterilmekte olan çabalara da güç verilmektedir.
Tasarı üzerindeki görüşlerimize geçmeden önce tüketici hakları konusunda Cumhuriyet Halk Partisinin temel görüşüne, temel anlayışına kısaca değinmeyi yararlı görüyorum.
Cumhuriyet Halk Partisine göre, tüketicinin korunması, sosyal duyarlılığı olan örgütlü piyasa ekonomisinin temel koşullarından biridir. Bu nedenle, biz, tüketiciyi koruyan kurumlarla sivil toplum örgütlerinin gelişmelerini özendirecek her türlü çabayı desteklemeyi önemli bir görev sayıyoruz.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bilindiği gibi, Avrupa Birliğinin tüketici koruma politikasına yeni hız kazandırma programı yıllar öncesi hazırlanıp yürürlüğe sokulmuş bulunmaktadır. Bu programda belirlenen, tüketicinin, sağlık, güvenlik ve ekonomik çıkarlarının korunması, tüketicinin aydınlatılması, tüketicinin bilgilendirilmesi, sesinin duyurulması ve temsil edilmesi gibi hakların ülkemizde de aynen Avrupa Biriliği ülkelerindeki etkinlikle kullanılması gerekmektedir. Bu nedenle, biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, tüketicinin söz konusu hakları konusunda bilinçlendirilmesine, eğitimine ve aydınlatılmasına, örgütlenerek sesini duyurmasına ayrı bir önem vermekteyiz. Bu çerçevede, örgütlü, sosyal duyarlılığı olan bir piyasa ekonomisinin ve rekabet koşullarının oluşturulmasını öngörmekteyiz. Tekelleşme, kartel, oligopol ve düopol piyasa yapılanmalarıyla arz-talep dengesinin tüketici aleyhine bozulmaması için gerekli yasal ve yapısal önlemlerin süratle alınmasını, Cumhuriyet Halk Partisi olarak hedeflemekteyiz.
Zarara uğrayan tüketicilerin, süratli, adil, ucuz ve ulaşılabilir yöntemlerle tazmin edilerek mağduriyetlerinin giderilmesine son derece önem veriyoruz. Ayrıca, tüketicilerin sağlık güvenliğinin korunması için, hizmet ve üretim alanlarında dünya kalite güvence sistemlerinin mutlaka uygulanması gerektiğine inanıyoruz.
Tüketicilerin eğitim ve bilinçlendirilmesi işinin, başlangıçta, temel eğitim seviyesinde, temel eğitim düzeyinde başlatılmasını öngörüyoruz. Yetişkinler için ise, özel eğitim programlarının hazırlanmasını, hem de acilen hazırlanmasını düşünüyoruz.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yine, bu çerçevede, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, biz, tüketicilerin korunmasında gerekli olan koşullardan birinin de tüketici kooperatiflerinin güçlendirilmesi ve yaygınlaştırılması olduğunu, olması gerektiğini ısrarla savunuyoruz.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tüketicinin korunması konusunda, Cumhuriyet Halk Partisinin temel anlayışını, temel görüşünü böylece belirttikten sonra, şimdi, bu yasa tasarısının değişik açılardan önem taşıyan niteliklere sahip olduğunu dikkatlerinize sunmak istiyorum. Bu nedenle, Cumhuriyet Halk Partisi, özellikle komisyonlarda, bu yasa tasarısının olgunlaştırılmasında katkıda bulunmuş, büyük destek vermiştir.
Birinci olarak, yasa tasarısı, ekmeğinden, peynirinden, zeytininden, ilacından başlayan tüm dayanıklı ve dayanıksız tüketim mallarında tüketicilerin aldatılmasının önlenmesi açısından önemlidir. Bozuk, kalitesiz ya da yüksek fiyatla mal satın alma durumunda, halkımızın uğradığı mağduriyetin giderilmesi açısından bu yasa tasarısı önemlidir. Bu çerçevede, bu yasa tasarısında, kapıdan yapılan satışlarda, kuralsız olarak götürülen ve tüketicilerin, yurttaşlarımızın büyük mağduriyetlerine neden olan bu kapıdan kapıya satış uygulamalarına da yeni kurallar getirilmektedir.
Öte yandan, bu yasa tasarısı, sadece tüketicileri değil, aynı zamanda üreticileri de ilgilendirmektedir; çünkü, bu yasanın uygulanması sonucunda, hem halkımız daha kaliteli, daha sağlıklı, güvenli, ucuz mal ve hizmet satın alma olanağı elde edecekler hem de üreticiler, haksız rekabetin yarattığı sorunlardan, sıkıntılardan önemli ölçüde kurtulmuş olacaklardır.
İkinci olarak, yasa tasarısı, toplumun büyük yaralarından biri haline gelmiş olan, kredi kartı temerrüt faizi mağdurlarına yardımcı olma açısından önemlidir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizde, hepimizin bildiği gibi, son üç yıl içerisinde, hâlâ sıkıntılarını çektiğimiz iki büyük ekonomik kriz yaşanmıştır. Toplumun tüm katmanlarını etkileyen bu krizlerden en fazla zarar görenler, işsizler, emekliler, dar ve sabit gelirli çalışanlar olmuştur. Yurttaşlarımız, asgarî düzeyde yaşamlarını sürdürebilmek için gereksinim duydukları mal ve hizmetleri, giderek artan oranda, kredi kartıyla satın alma zorunluluğu içine düşmüşlerdir. Ne var ki, genelde kredi faizlerinin yüksekliği nedeniyle; özeldeyse, bankadan bankaya farklılık gösteren ve bazı bankalarda bir ara yüzde 150 ile yüzde 375 arasında değişen oranlarda uygulanan temerrüt faizleri, kredi kartı borcunu ödemeyenlerin sayısının yaklaşık 520 000 kişiye yükselmesine neden olmuştur. Bu çerçevede, borcunu ödemede gecikenlerin sayısıysa, yaklaşık 337 000 kişi dolayında olmuştur. Yani, bu yasa tasarısı, yalnızca bu açıdan, yalnızca kredi faizi temerrüt borçlarının ödenememesi açısından, yaklaşık 857 000 dolayında kredi kartı kullanıcısını ilgilendirmektedir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; getirilen düzenlemeyle, bankalara olan borcunu ödeyemez duruma düşen, bu nedenle maaşına haciz gelen, evindeki televizyonu, buzdolabı haczedilmesine rağmen borcunu kapatamayan tüketicilere, bu borçlarını yeni bir ödeme planı üzerinden tasfiye etme olanağı sağlanmaktadır.
Üçüncü olarak, yasa tasarısı, insan haklarının gelişim süreci açısından son derece önemlidir. Bu konuya bilhassa dikkatinizi çekmek istiyorum Sayın Başkan, değerli milletvekilleri. Bu çerçevede, tüketici hakları, üçüncü kuşak insan hakları kulvarındaki temel haklardan birini oluşturmaktadır ve insan haklarının, ülkemizde tartışma konusu olmaktan çıkarılması bakımından da, kanımızca son derece stratejik bir öneme sahiptir. Bu nedenle, bize göre, bu yasa tasarısı, Türkiye'nin temel yasalarından biri olma konumundadır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bilindiği gibi, insan haklarındaki gelişim süreci, birbirini takip eden üç kuşak insan haklarının yerleştirilmesi mücadelelerinde, savaşımında şekillenmiştir. Konuya bu açıdan yaklaştığımızda, Türkiye'nin sıkıntısı, hem birinci kuşak insan haklarının hem ikinci kuşak insan haklarının hem de üçüncü kuşak insan haklarının bir arada tartışılmakta oluşudur.
Konuyu biraz daha açmak istiyorum: Hepimizin bildiği gibi, birinci kuşak insan hakları, insan hakları gelişme tarihinde 1789 Fransız İhtilaliyle birlikte başlamıştır. Seçme ve seçilme hakkı, kişilik hakları, düşünce özgürlüğü, mülkiyet hakkı gibi temel hak ve özgürlükler, böylece, Fransız İhtilalinden sonra tartışılmaya başlanmış, uğruna büyük mücadeleler yapılmış ve bu kuşak, yani birinci kuşak insan hakları, İkinci Dünya Savaşına kadar insanlığa yeterli olmuş ya da olmaya çalışmış. Ancak, İkinci Dünya Savaşından sonra, bu birinci kuşak insan hakları, artık, yetersiz gelmeye başlamış; insanlık tarihinde ikinci kuşak insan hakları dediğimiz ekonomik ve sosyal haklar gündeme gelmiş; yani, sendika hakkı, toplusözleşme ve grev hakkı, özgür örgütlenme hakkı, sosyal sigorta kurumları, çağdaş sosyal devlet anlayışı çerçevesinde sosyal refah devletine açılım çalışmaları... Bunların hepsi, ikinci kuşak insan haklarıyla dünyanın gündemine gelmiş. Batı ülkelerinde şimdi tartışılan, üçüncü kuşak insan hakları; yani, birinci kuşak ve ikinci kuşak insan hakları Batı ülkelerinde tartışma konusu olmaktan çıkarılmış, üçüncü kuşak insan hakları tartışılıyor. Nedir bunlar: Çocuk hakları, çevre hakkı, tüketici hakları, kadın hakları, hayvan hakları; bunlar, üçüncü kuşak insan hakları. Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; işte, bizim sıkıntımız, Türkiye'deki sıkıntı, bu üç kuşak insan haklarının da, ne yazık ki yaşadığımız zaman kesitinde, Türkiye'de, bir bölümüyle tartışılmakta oluşudur.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu konuya geçmeden önce, Plan ve Bütçe Komisyonunda yaşadığımız ve kamuoyuna gerektiği şekilde yansıtılamayan bir tartışmaya da açıklık getirmek istiyorum. Bu açıklık getirme isteğim, hem AK Partisi Grubu açısından önemlidir hem de Cumhuriyet Halk Partisi Grubu açısından önemlidir. Konu, dünyada insan haklarının gelişme sürecinin ne zaman başladığı; bizim, Osmanlının torunları mı, yoksa cumhuriyetin çocukları mı olduğumuz tartışmasıydı, anımsayacaksınız. Bir kere, bu tartışmanın konumuzun özüyle, esasıyla ilgisinin pek olmadığını belirtmeliyim; ama, bir arkadaşımız öyle bir açılım yaptı ve birden bire, kendimizi bu tartışmanın içinde bulduk. Hepimiz açısından açıklık getirilmesi gereken nokta, kanımızca şudur: Bizler, hepimiz, tabiî ki Osmanlının torunlarıyız, cumhuriyetin önderi ve onun yanındaki kadrosu, yerel kadroları, subayları ve neferleri Osmanlı toplumunun insanlarıydı; öyle değil mi. Ancak, biz, hem Osmanlıya olmayan erdemleri atfederek maziye demir atıp, her türlü yeniliğe karşı durmayı reddediyoruz Cumhuriyet Halk Partisi olarak hem de Osmanlı geçmişimizi tümden reddederek, leyleğin attığı yavru misali, geçmişi olmayan bir kişiliğe sarılmayı doğru bulmuyoruz.
Evet, hepimiz Osmanlının torunlarıyız, daha ötede, hepimiz Selçukluların torunlarıyız (AK Parti sıralarından alkışlar) daha da ötede, hepimiz Anadolu ve Rumelinin binlerce yıllık tarihinde yaşamış tüm kavim ve uygarlıkların torunlarıyız; ama, son tahlilde, hepimiz, cumhuriyetin çocuklarıyız değerli arkadaşlarım, cumhuriyetin çocuklarıyız. (CHP ve AK Parti sıralarından alkışlar)
Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; dördüncü olarak, yasa tasarısı Türkiye'de sivil inisiyatiflerin, sivil toplum kuruluşlarının güçlendirilmesi ve geliştirilmesi açısından önemlidir. Bu tasarıyla, bizler, az önce değinmeye çalıştığım insan hakları tarihindeki o gelişme sürecini belki çok kısa sürede tamamlayabilecek olanağa sahip olacağız.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şunu biliyoruz ki, Batı demokrasilerindeki başarının tılsımı, üreticilerin, tüketicilerin, çalışanların çalışmayanların...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
19 konuşma daha · 5 Mart 2003