İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 47. BİRLEŞİM · SALI

Tarım vehayvancılık alanındaki sorunların araştırılarak alınması gereken önlemler hk (10/51)

Enis Tütüncü

Tekirdağ Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 47. Birleşim · 2. yasama yılı · 27 Ocak 2004 · 850 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Enis Tütüncü (CHP), 27 Ocak 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TARIM VEHAYVANCILIK ALANINDAKİ SORUNLARIN ARAŞTIRILARAK ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER HK (10/51)); konuşma 850 kelime.

Enis Tütüncü (CHP, Tekirdağ). “Tarım vehayvancılık alanındaki sorunların araştırılarak alınması gereken önlemler hk (10/51)”. TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim tutanağı, 27 Ocak 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/enis-tutuncu-22-2004-01-27-tarim-vehayvancilik-alanindaki-sorunlarin-arastirilarak-alinmasi-gerek (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ)Sayın Başkan; değerli milletvekilleri; sözlerime başlarken, hepinizi, en iyi dileklerimle, sevgilerimle, saygılarımla selamlıyorum.

Geçen hafta Sayın Tarım Bakanını, az önce de AKP'nin sayın sözcüsünü dikkatle dinledik. Ne yazık ki, araştırma önergemizin özünün, esasının anlaşılamamış olduğunu şaşkınlıkla ve üzüntüyle tespit ediyorum.

Önergemiz, yalnızca hayvancılıktaki sorunların genelde araştırılmasına yönelik olarak verilmemiştir. Önergemiz, hayvancılık sektörü ile bunlara dayalı sanayilerdeki sorunların, bir bütün olarak, bir arada araştırılması için, her iki kesimde de, üretimin, verimliliğin ve kalitenin nasıl artırılabileceğinin ortaya konulması için verilmiştir. Önergede, ayrıca, Avrupa Birliğine uyum sürecinde, özellikle et ve süt hayvancılığı ile bunlara dayalı gıda sanayilerinde ortaya çıkabilecek sorunlar ve çözüm yollarının araştırılması da öngörülmüştür.

Araştırma önergemiz, bu haliyle, Türkiye'de yeni bir politika anlayışını ifade etmektedir. Şimdiye kadar yürütülen politikalar, tarımdaki çeşitli üretim dallarını bir başına ele alan, genelde birbirinden kopuk, dolayısıyla başarısız uygulamalara neden olmuştur.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu kürsüde, hayvancılıkla ilgili ne kadar bilgi, ne kadar istatistik ve ne kadar uygulama varsa AKP sözcüleri tarafından dile getirildi; yani, hayvancılık alanında, hayvancılık konusunda gök kubbede ne varsa burada ortaya dökülmeye çalışıldı. Bunları burada anlatmaya ne gerek var; çünkü, bunları biliyoruz, üretici de biliyor, et ve süt ürünlerini işleyen sanayici de biliyor. Yıllardır konuşmaya dayanan böyle bir yaklaşımı hâlâ sürdürmenin ne anlamı var allahaşkına. Artık, şunun herkes tarafından anlaşılması gerekiyor: Çiftçiler, yani üreticiler ile bunların ürünlerini girdi olarak kullanan küçük ve orta ölçekli sanayi işletmeleri birbirlerinin rakibi değildirler; bunların yaşam halkaları ayrılmaz bir şekilde birbirine bağlıdır, bunlar birbirlerine muhtaç olan kesimlerdir.

İşte, bizim önergemizin özü, esası da budur. Böyle bir yeni yaklaşıma sahip çıkmalıyız. Bu yeni yaklaşım, söz konusu sorunların çözümüne -halk deyimiyle- damardan girecek yeni bir anlayışı yansıtmaktadır. Eğer bunu kabul edersek, Yüce Meclisin ortak iradesiyle, sorunlara, siyasî çıkarların dışında, sağlıklı ve kalıcı çözümler bulma yolunu hep birlikte açabiliriz.

Önergemizin ne kadar önemli olduğunun ortaya konulması için, öncelikle, tarım sektörünün ve çiftçilerimizin yürekler acısı durumunu, farklı açılardan; ama, bir bütünün ayrı parçaları olarak dikkatlerinize sunmak istiyorum. Örneğin, üretim açısından bakıldığında, tarım sektörünün hemen tüm üretim dallarında -yani, bitkisel üretimde, et ve süt hayvancılığında, tavukçuluk ve diğer kanatlılarda, arıcılıkta, balıkçılıkta- hem üretim düzeyi hem verimlilik hem de ürün kalitesi düşüktür.

Tarıma sosyoekonomik açıdan bakıldığında, aile başına toprak bütünlüğü giderek küçülmektedir, topraksız ailelerin sayısı artmaya devam etmektedir, gelir dağılımındaki adaletsizlik endişe verici boyutlarda derinleşmektedir. Tarımda yaşayan nüfusun büyük bölümü sağlık ve sosyal güvenlik kapsamı dışında bulunmaktadır. Çiftçi, ebe veya hemşire yokluğu nedeniyle, temel sağlık hizmetlerini dahi alamaz durumdadır. Kırsal alanda çocuk ölüm oranları hâlâ yüksek düzeylerde seyretmektedir. Çiftçi çocuklarının iyi eğitim görme ve üniversitede okuma şansları yüzde 1'ler düzeyine inmiştir.

Tarıma kırsal yerleşim boyutu açısından bakıldığında, yol, içmesuyu, kanalizasyon gibi alanlarda eksiklikler, yetersizlikler devam etmektedir. Suda ve toprakta başlayan kirlilik, kırsal alanda da çevre kirliliği sorununun öne çıkmasına neden olmaktadır.

Tarıma dışticaret açısından bakıldığında, 2003 yılı tarım sektörü ithalatı, ihracatından 340 000 000 dolar daha fazla olmuştur; yani, biz, kendi çiftçimize, kendi tarımımıza yeterince destek vermiyoruz, esirgiyoruz; ama, sonuçta, yabancı ülkelerin çiftçilerine, sanki yağdırıyoruz.

Tarıma içticaret açısından bakıldığında, çiftçinin sattığı ürünlerin fiyatları, çiftçinin satın almak zorunda kaldığı mal fiyatlarının sürekli altında seyretmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tabiî ki, bu olumsuz tablonun sorumlusu, onbeş aylık AKP İktidarı değildir. Bu manzaranın sorumlusu, gelmiş geçmiş dönemlerde Türkiye'yi yönetme iddiasında olan iktidarlardır. AKP olarak, onbeş aya yakın bir süredir, Türkiye'yi yönetmeye çalışıyorsunuz. Bizi endişeye ve umutsuzluğa sevk eden konu, bu süre zarfında, hükümetin, tarım ve hayvancılıkla ilgili sorunları önemsemeyen bir tavır sergilemekte oluşudur. AKP'nin seçim meydanlarında tarımla ilgili verdiği sözler ortada, bu sözlerin ne kadar ciddîye alınmakta olduğu da ortada.

2003 yılı bütçesinde Tarım Bakanlığına ayırdığınız pay binde 5, 2004 yılı bütçesinde Tarım Bakanlığına ayırdığınız pay binde 6; yüzde 1'in altında, binde 5, binde 6.

2003 yılında tarım sektörüne, kamu sabit sermaye yatırımı olarak 1 katrilyon 865 trilyon Türk Lirası yatırım yapmayı programa almıştınız. Bunu da tırpanladınız. Tarım sektörüne, programlandığınız yatırım miktarından 625 trilyon Türk Lirası daha az yatırım yaptınız.

Sayın milletvekilleri, hani bir atasözü vardır, eski tas, eski hamam, sadece tellaklar ayrı. Onbeş aylık iktidarınızda "meaşallah" bu sözün AKP versiyonunu yarattınız: Eski tas, eski hamam, üstüne üstlük tellaklar da aynı! Tebrik ediyorum.

Bu nedenle, diyoruz ki, verdiğimiz önergemizi kabul ediniz. Bakınız, önergemizin kabulünün ne kadar yararlı olacağının anlaşılması için önce üretici penceresinden bakmamız gerekiyor. 1 dananın yıllık maliyetinde şöyle bir manzarayla karşılaşıyoruz: 1 süt danasının 70 gün süreyle günde 6 litre süte ihtiyacı var. Bu sütün maliyeti bugünkü süt fiyatıyla 178 000 000 Türk Lirasıdır. Yem maliyeti ortalama 300 gün ve günde 10 kilogram olmak üzere, bugünkü yem fiyatlarıyla 1 200 000 000 lira olmaktadır. İşçilik maliyeti, saman maliyeti, diğer maliyetler de dikkate alındığında, 1 yaşındaki bir dananın yıllık maliyeti 2 228 000 000 Türk Lirasına çıkmaktadır. Öte yandan, bu 1 yaşındaki dana kesildiğinde, ortalama karkas ağırlığı 250 kilogram hesabıyla 2 000 000 000 liralık bir gelir sağlamaktadır. İşte, acı gerçek burada ortaya çıkıyor. Bu duruma göre, üretici, et hayvancılığında 1 yaşında kesilecek her bir dana başına şu anda 228 000 000 Türk Lirası zararla karşı karşıyadır. Besicilerin zarardan kurtarılması için, öncelikle, kooperatif örgütlenmesi sağlanmalıdır. Ayrıca, hayvan borsaları oluşturulmalıdır. Kooperatiflere fatura üzerinden 1 kilogram et için en az 3 000 000 lira destek sağlanmalıdır. Bu destekle...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

23 konuşma daha · 27 Ocak 2004

23 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook