Tarım sigortaları kanun tasarısı (s.s.879)
Ardahan Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 111. Birleşim · 3. yasama yılı · 14 Haziran 2005 · 602 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ensar Öğüt (CHP), 14 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TARIM SİGORTALARI KANUN TASARISI (S.S.879)); konuşma 602 kelime.
Ensar Öğüt (CHP, Ardahan). “Tarım sigortaları kanun tasarısı (s.s.879)”. TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim tutanağı, 14 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ensar-ogut-22-2005-06-14-tarim-sigortalari-kanun-tasarisi-s-s-879-2 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ENSAR ÖĞÜT (Ardahan)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Tarım Sigortaları Kanunu Tasarısı hakkında şahsım adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, bir kere, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, tarım sigortasını destekliyoruz, eksik olmasına rağmen destekliyoruz. Niye destekliyoruz; çünkü, nüfusumuzun yüzde 40'ını oluşturan köylüye az da olsa katkı sunuyorsa, tabiî ki onu destekliyoruz; ancak, eksiklerimiz var; bu eksiklerimizin giderilmesi lazım. Bir; bir kere, sigorta primi olarak devlet yüzde kaçını ödeyecekse kanuna koymamız lazım; yani, Amerika'da yüzde 60, İspanya'da yüzde 50 prim verilirken çiftçiye, Türkiye'de, bu, kanunda belli değil. Onun için, kanuna yüzde kaç olacaksa konulması lazım.
İki; küçük çiftçilerden, yani tarlası, çayırı küçük olan çiftçilerden para alınmaması lazım. Hiç olmazsa bir süre alınmasın; çünkü, bunlardan alınırsa, o zaman, bunların, sigorta primini ödeme şansları yok.
Üç; iklim şartları ağır olan, yılda bir defa tarımdan verim alabilen doğu ve güneydoğu illerinden alınmaması lazım; diğer illerden de ona göre kademeli alınması lazım ki, o zaman bir dengeyi kuralım; yani, yedi sekiz ay kar altında kalan Kars, Ardahan, Erzurum, Ağrı, Doğu Anadolu Bölgesi tarımda yılda bir defa verim alamazken, mahsul alamazken, diğer illerimiz yılda üç defa mahsul alırken, o illere uygulanan primle diğer illere uygulanan prim arasında da fark olması gerektiğine inanmaktayım.
Sayın Bakanım, şimdi, yatırımları teşvikle ilgili bir yasa çıktı. Burada, organize sanayiler yapılıyor. Örneğin, benim ilim Ardahan'da organize sanayi halen daha yapılmadı bile; yani, var ama... Şimdi, Ardahan'a sanayiin gitmesi çok zor. Gitmesini çok gönülden arzu ediyorum; ama, Ardahan'da organize sanayiin bir bölümüne hayvancılık organize sanayii yapılırsa, Kars'ta, Ardahan'da, Erzurum'da, yani hayvancılık olan yerlerde… Bu çok önemli bir projedir; yani, hayvancılıkla uğraşan bölgelere hayvancılık organize sanayileri yapılması lazım ki, o bölge kalkınsın.
Artı, en önemlisi, şu anda, değerli arkadaşlar, hayvancılık yapan insanların çoğu hayvanına nasıl bakacak, onu bilemiyor; ahırı teknik anlamda yeterli değil. Bunlara faizsiz kredi verilerek, teknik anlamda hayvancılık yapılması lazım.
En önemlisi, insan yetiştirme gücü olarak, hayvanına bakan, hayvanından sütünü, verimli etini alabilmesi için hayvancılık meslek liseleri kurulması lazım. Sayın Bakanım, hayvancılık meslek liseleri olursa, o zaman insangücü yetişiyor, adam hayvanına nasıl bakacağını biliyor. Dışarıdan getirdiği veterinerle hayvanını ne kadar sağlıklı bir şekilde oluşturur!.. Ama, hayvancılık meslek lisesini bitiren bir adamın hayvancılık yapması, bir de hayvancılık organize sanayi bölgesinde olduğu zaman, o zaman, hayvancılık korkunç derecede gelişmiş olur ve şu anda bile et açığımız var, on yıl sonra daha büyük açık olacaktır. Hiç olmazsa bu tedbirlerin alınması lazım.
En önemlisi de, arkadaşlar, süt hayvancılığı. Türkiye'nin bölgesini çok iyi biliyorsunuz; meslekten geliyorsunuz Sayın Bakanım. Süt hayvancılığını belli bir bölgede, buzağı hayvancılığını belli bölgede, besi hayvancılığını da belli bölgede yaparsanız; o zaman, organik tarıma da giren değerlerimiz var. Mesela, bizim, doğu ve güneydoğuda yayla otuyla beslenen hayvanın organik olarak etinin satılması, sütünün satılması, sütünden peynirinin, yağının oluşması, inanın, dünyada, Türkiye aranan bir mekân olur; yani, bugün, Avrupa'da biliyoruz, birsürü kimyasal maddenin katıldığı yemler yediriliyor hayvanlara. İşte, delidana oluyor. Delidananın ötesinde, küspe yiyen hayvanların eti lezzetli olmuyor; ama, gelin, şimdi, Doğu Anadoludaki bölgeye, Ardahan'a gelin, Kars'a gelin, et yiyin, hakikaten çok lezzetli; ama, onu pazarlayamıyoruz, organik olmasına rağmen.
Bu anlamda, yani, doğu ve güneydoğunun kalkınması ve göçün durması lazım. Halen göç var. Değerli arkadaşlar, büyük şehirlere göç edip, büyük şehirlerde şu anda gasp, hırsızlık, kapkaç olaylarını önlemeyi polisle yapmaya çalışıyoruz, 10 000 tane polis alınması için de bu Meclisten karar çıkardık. Polisi aldığınız zaman, polisin gücüyle bu insanlara ne kadar baskı kurarsınız?! Bu insanlara, iş, aş, ekmek verirseniz yerinde kalır, üretir, büyük şehre gelip aç kalıp hırsızlık yapmaz, gasp yapmaz, fuhuş yapmaz. Bu, bizim gerçeğimiz.
Değerli arkadaşlar, bu anlamda, hükümetin -yeni Bakan da, inşallah, bu işten geliyor; ben de güveniyorum kendisine- acil olarak bu tedbirleri alarak, Türkiye'nin bölgelerindeki hayvancılık potansiyeli…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
51 konuşma daha · 14 Haziran 2005