Tarım sigortaları kanun tasarısı (s.s.879)
Antalya Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 111. Birleşim · 3. yasama yılı · 14 Haziran 2005 · 565 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Nail Kamacı (CHP), 14 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TARIM SİGORTALARI KANUN TASARISI (S.S.879)); konuşma 565 kelime.
Nail Kamacı (CHP, Antalya). “Tarım sigortaları kanun tasarısı (s.s.879)”. TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim tutanağı, 14 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nail-kamaci-22-2005-06-14-tarim-sigortalari-kanun-tasarisi-s-s-879 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
NAİL KAMACI (Antalya)Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; 19 uncu madde üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Geçen konuşmamdan sonra Sayın Bakanın burada konuşmaları vardı; onlara birkaç şey eklemek istiyorum. Biliyorum ki, bu konuda da çok bilgisi vardır; ama, ben bir eksikliği gidermek için burada söz almış bulunuyorum. Aynı zamanda da, Rusya'ya yapılan ihracatın durmasından sonra, Sayın Başbakan geçen gün Antalya'daki açılışlarda "bu konuda hepimizin kabahati var" dedi. Yani, kabahati olanlar olabilir; ama, bence üreticilerde bu konuda hiç kabahatin olmadığını söyleyebilirim; çünkü, bu konudaki en büyük kabahat yürütmenindir. Nasıl yürütme zaman zaman kendilerine göre başarılı oldukları konularda "ben başarılıyım" diyebiliyorsa, bence sorumluluklarını da zaman zaman üstüne alabilmeli; çünkü, yürütmenin kudreti buradan belli olur.
Değerli arkadaşlar, geçen günkü konuşmamda, bu konuşmalarımızın belli noktaya kadar olabileceği ve belli noktadan sonra, imza attığımız uluslararası sözleşmelerin geçerli olduğunu söylemiştim. Sayın Bakanım da, Cenevre'de görüşmelerin devam ettiğini; ama, en son Hong Kong'da bunun sonuçlanacağını söylemişti. Ancak, ben, 1986-1994 dönemi arasında Uruguay'da yapılan toplantılar sonucunda tarımla ilgili alınan kararların bir kısmını burada açıklamak istiyorum.
Uruguay müzakereleri sonunda üzerinde uzlaşmaya varılan önemli konulardan birisi de, tarımın, Dünya Ticaret Örgütü kapsamına alınması olmuştur. Üye ülkeler tarım ürünlerinde pazara girişte, yani, ithalatta uyguladıkları tarifeleri indirecekler. Bu, alınan karardır.
İç üretimdeki destekleri ve ihracatta uyguladıkları teşvikleri azaltacaklardır. Nasıl bugün Türkiye'deki destekleri, buğdayda ve diğerlerinde azaltıyorsak, bu, sadece buranın iradesinden kaynaklanmıyor; bu, 1986'dan 1994'e kadar gelen süreç içerisindeki yapılan uygulamaların sonunda alınan kararlar gereğince oluyor.
Aynı şekilde, bundan, tarım ürünleri üretim ve ticaretindeki iktisadî faaliyetlerin serbest rekabet şartları altında yürütülmesi amaçlanmaktadır. Yani, diyorlar ki: Koruma duvarlarını kaldıracaksınız, tarım ürünlerinin serbest piyasaya girmesi için gümrük duvarlarını indireceksiniz, biz de istediğimiz gibi Türk piyasasına girebileceğiz.
Pazara girişte, yani, ithalattaki tarife oranları da gelişmiş ülkelerde altı yıl içerisinde yüzde 36, gelişme yolundaki ülkelerde on yıl içerisinde yüzde 10 civarında aşağıya doğru indirilecektir. Bu, sizin aldığınız karar değildir, Dünya Ticaret Örgütüne üye olan ülkelerin uygulamak zorunda olduğu şartlardır. Bu şartları uygulayamayacağız deme şansınız hiç yoktur. İndirimde esas alınacak tarife oranları ise, her ülkenin 1986 yılındaki ithalata uyguladığı tarife sistemleri olacaktır. Ticareti bozucu iç desteklerdeki indirim oranları ise, gelişmiş ülkelerde altı yılda yüzde 20, gelişme yolundaki ülkelerde on yılda yüzde 13,3 olacaktır.
İhracat sübvansiyonları, bütçe harcamalarını ve sübvansiyondan yararlanılan ürün miktarlarını azaltma şeklinde uygulanmaktadır. Buna göre, gelişmiş ülkeler, altı yıl içinde, bütçe harcamalarını yüzde 36, sübvansiyondan yararlanılan ürün miktarlarını yüzde 24 oranında azaltacaklardır. Gelişme yolundaki ülkeler ise, sırasıyla, on yılda, yüzde 24 ve yüzde 14 nispetinde azaltacaklardır.
Değerli arkadaşlar, 11 dalda uygulanmakta olan, şu anda taahhüt ettiğimiz bu anlaşmalardan eğitim alanındaki anlaşmayı söyleyeyim. Bu ülkede iki türlü eğitim sistemi var; bir devlet okulları, bir özel sektör okulları var. Diyorlar ki, devlet okullarında bugün devlet profesörün parasını veriyor, okulu yaptırıyor, hademenin parasını veriyor; ama, özel okullarda bütün hepsini biz yapıyoruz. O anlamda, bir öğrenci, devlet okulunda 1 000 000 liraya mal oluyorsa, özel okullarda 10 000 000 liraya mal oluyor. O yüzden, ya siz de öğrenci harçlarını artıracaksınız ya da bize destek vereceksiniz diyorlar. Geçen yıl burada çıkarılmış olan 10 000 öğrencinin özel okullara gönderilmesinin temelinde yatan gerçek budur. Yoksa, öğrencileri daha iyi okullarda okutmak anlamında değildir. O, diğer özel okullara bir teşvik anlamındadır değerli arkadaşlar. Bu, sağlık uygulamalarında da aynı şekildedir; çünkü, siz, devlet olarak hastane yapıyorsunuz, hastanede çalışan doktorlara maaşını veriyorsunuz, hemşirelere parasını veriyorsunuz; ama, özel hastaneler bunları kendi kaynaklarından giderdikleri için, şimdi SKK'lı hastaları özel hastanelere göndermek zorunda kalıyorsunuz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
51 konuşma daha · 14 Haziran 2005