2006 merkezi bütçe kan.tas.(meb,yök,ösym,kredi ve yurtlar gen.müd.,üniversiteler)15 inci tur
Ardahan Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 40. Birleşim · 4. yasama yılı · 23 Aralık 2005 · 988 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ensar Öğüt (CHP), 23 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 40. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2006 MERKEZİ BÜTÇE KAN.TAS.(MEB,YÖK,ÖSYM,KREDİ VE YURTLAR GEN.MÜD.,ÜNİVERSİTELER)15 İNCİ TUR); konuşma 988 kelime.
Ensar Öğüt (CHP, Ardahan). “2006 merkezi bütçe kan.tas.(meb,yök,ösym,kredi ve yurtlar gen.müd.,üniversiteler)15 inci tur”. TBMM Genel Kurulu, 40. Birleşim tutanağı, 23 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ensar-ogut-22-2005-12-23-2006-merkezi-butce-kan-tas-meb-yok-osym-kredi-ve-yurtlar-gen-mud-uni (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ENSAR ÖĞÜT (Ardahan)Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi üzerinde söz almış bulunuyorum.
Öncelikle, konuya girmeden önce, Sayın Başbakan ve Sayın Tarım Bakanı on gün önce bir açıklama yaptılar; yem bitkisi fiğ paraları ayın 16'sından sonra ödenecek Ziraat Bankasından, gidin, alın.
AHMET YENİ (Samsun)Millî Eğitimle bir alakası var mı?!
ENSAR ÖĞÜT (Devamla)Gidin paranızı alın… Her gün, kışta kıyamette, yolda kalarak, millet gelip, Ziraat Bankasında kuyrukta bekliyor akşama kadar, beş kuruş almadan gidiyorlar. Bugün ayın 23'ü. Lütfen, rica ediyorum hükümet yetkililerinden, bu paralar derhal yılbaşına kadar ödensin.
Şimdi, millî eğitimle ilgili, gelelim… Değerli arkadaşlar, millî eğitim akla geldiği zaman, köy enstitüleri ve halkevleri geliyor. Mustafa Kemal Atatürk, 1923'te, İzmir Kongresinde, İktisat Kongresinde, halkın aydınlanması için, o zaman -1923'te 12,5 milyon Türkiye'nin nüfusu var, yüzde 7'si, 8'i okuryazar, gerisi değil; bu çok önemli- halkevlerini kuruyor. Halkevlerine kütüphane getiriyor. 4 800 tane de kütüphane oluyor ve halkevleri 1951'e kadar devam ediyor. Köy enstitülerini başlatıyor 1926'da deneme anlamında eğitime, 1940'ta resmen kuruluyor. Köy enstitülerini kurarken 1936'da 16 000 000 Türkiye'nin nüfusu var, 12 000 000'u köylü, bunun, erkek nüfusunun yüzde 77'si okuryazar değil, kadınların da yüzde 92'si okuryazar değil.
Şimdi, Mustafa Kemal Atatürk'ün çağdaşlığı ve toplumu aydınlatmasının, halkevlerini kurması, halkevlerinde kütüphanenin oluşması, bilime, teknolojiye, edebiyata, kültüre, sanata dayalı köy enstitülerini oluşturmasının amacı halkı aydınlatmak; ama, ne yazık ki, 14 Mayıs 1950'de Demokrat Parti iktidara geldikten sonra, Amerika'dan Marshall yardımı alır almaz, 1951'de halkevlerini kapatıyor, 1954'te de köy enstitülerini kapatıyor. Bakın, toplumun beli orada kırılıyor, eğitim düzeyinde arkadaşlar.
Bunu anlatmamın nedeni şu değerli arkadaşlar: 1936'da yüzde 19'u, 1923'te yüzde 7'si okuryazar olan toplumun, şu anda, 2005'te 7,5 milyonu okuryazar değil, 2005'te! Sayın Bakan söylüyor. Ben utanırım. 2005'te 7,5 milyon Türk insanı okuryazar değilse, bunun da 6 000 000'u bayansa; bu çok düşündürücü bir olaydır arkadaşlar, bu çok düşündürücü bir olaydır. Birbirimizi kandırmayalım.
Şimdi, Mustafa Kemal Atatürk'ün o dönemde öğretmene verdiğini söyleyeceğim değerli arkadaşlar. İsterseniz, ondan önce şunu söyleyeyim: Avrupa ülkelerinden Danimarka'da bir öğretmen 32 000 dolar alıyor yılda, Almanya'da bir öğretmen 38 000 dolar, Lüksemburg'da 44 000 dolar, Türkiye'de 6 240 dolar alıyor; aradaki farka bakın. Ondan sonra, efendim, öğretmenler, işte, Kızılay Meydanına geliyor, öğretmenler yürüyor… Öğretmenler ne yapsın; aç, sefil, perişan.
AHMET YENİ (Samsun)İzin aldılar mı, izin?!
ENSAR ÖĞÜT (Devamla)Şimdi, değerli arkadaşlar, burada çok önemli bir şey söyleyeyim size, istatistikî bilgi açıklayacağım: Bir öğretmen, 1930'da bir maaşıyla 281 kilogram dana eti alıyormuş -bunlar çok önemli- şimdi, aynı öğretmen bir maaşıyla 68 kilogram dana eti alıyor. Bir öğretmen, yine, 1930'da 1 000 kilogram nohut alırken, şimdi 284 kilo nohut alıyor. Bir öğretmen, 1976'da maaşıyla 17 takım elbise alırken, bugün 2 takım alabiliyor. Bir öğretmen, -1980'e geliyorum-1980'de bir maaşıyla 5 118 ekmek alırken, şimdi 2 236 ekmek alıyor. Öğretmen, aç, sefil, perişan. Ne yapsın öğretmen; yani, kim kalkar, İstanbul'dan, İzmir'den, Anadolu'nun çeşitli yerlerinden Kızılay'a cop yemek için gelir?! Perişan… Bir öğretmen, çocuğunu dershaneye gönderip, dershanede başarılı olması için 1 077 gün çalışması lazım değerli arkadaşlar. Bizim amacımız, Millî Eğitim bütçesine daha büyük katkı sunmaktır, daha büyük pay ayırmaktır.
Değerli arkadaşlar, burada, 1950'den sonra Türkiye'yi yöneten sağ hükümetler, köy enstitülerini kapatmış, halkevlerini kapatmış, toplumun aydınlamasını engellemiş, imam-hatiplere önem vermiştir. İmam-hatiplere önem vermiş; ama, dinimizi de öğretmemişlerdir. Bugün, imam-hatibi bitiren arkadaşımız, Kur'an-ı Kerim'i veya okuduğu Elhem'in Türkçesini biliyor mu; bilmiyor.
ALEETTİN GÜVEN (Kütahya)Elhem diye bir şey yok... Elhem ne?..
ENSAR ÖĞÜT (Devamla)İşte, Mustafa Kemal Atatürk, 1924'te, dinden ayrı bir şekilde, imam-hatipleri geliştirmek için talimat veriyor ve diyor ki "bu çocuklarımız Türkçe okusunlar, okuduğunu anlasınlar."
ALAETTİN GÜVEN (Kütahya)Elhem yok!
ENSAR ÖĞÜT (Devamla)Şu anda, allahaşkına Kur'an okuyan kaç kişi Kur'an'ı anlıyor. Okunan duayı kaç kişi anlıyoruz. Bize öğretmediler dinimizi. Elhamdülillah hepimiz Müslümanız değerli arkadaşlar; ama, şunu söyleyeyim -burada herkes Müslümandır- "Elhem"in anlamını biliyor musunuz, "Kul hüvallâhü"nün anlamını biliyor musunuz, "Ettehiyyatü"nün anlamını biliyor musunuz; çok az sayıda insan bilir. Değerli arkadaşlar, dinimizi de öğretmediler, toplumu cahil kıldılar.
ZAFER HIDIROĞLU (Bursa)Neymiş manası?!
ENSAR ÖĞÜT (Devamla)Değerli arkadaşlar, bugün özel okullarda olan donanım devlet okullarında yok. Laboratuvar yok, bilgisayar yok, hiçbir şey yok. Devlet okulları perişan bir durumda. Öğretmenler perişan bir durumda. Ekders durumu perişan durumda. 300 000 000 liraya öğretmen çalıştırıyorlar arkadaşlar, 250 000 000 lira… Böyle bir şey olabilir mi?!
Değerli arkadaşlar, üniversiteye girişte Ardahan evvelki sene sondan ikinciydi, geçtiğimiz sene, benim kurmuş olduğum vakıf ve MEF Dershanelerinin yardımıyla İstanbul'dan götürmüş olduğumuz öğretmenler sayesinde bir kademe yukarıya çıktı, sondan üçüncü oldu Ardahan.
Doğu ve güneydoğuda öğrenci yetişmiyor, üniversiteye giremiyor. Girememesinin nedeni de, tecrübeli öğretmen yok.
MEHMET SOYDAN (Hatay)Üniversite sayısını artıralım.
ENSAR ÖĞÜT (Devamla)Efendim, müsaade edin…
Şu anda orada 1 metre kar var. Beyler, Sayın Bakan taşımacılıktan bahsetti. Şu anda köylerin yolları kapalı; minibüsler taşımacılık yapamıyor, çocuklar okuluna gelemiyor.
Çocuk okulunda ısınamıyor. 222 sayılı Yasaya göre, Millî Eğitim Bakanlığı Yasasına göre, çocukların okullarına kendilerinin yakacak götürmesi lazım. Doğuda da tezek götürüyorlar, tezekle ısınmaya çalışıyorlar. Tezek de yaş olduğu için soba yanmıyor, çocuklar soğuktan donmak üzeredirler. Şu anda almış olduğum haberler budur ve de vermiş olduğum kanun teklifini de bütçeden sonra gündeme getireceğiz, bunun da yasalaşması lazım. Şu anda özellikle doğu ve güneydoğudaki okullarda ve Türkiye'nin genelindeki okullarda devlet yakacak yardımı yapmadığı için sınıflar, okullar ısınamıyor.
Değerli arkadaşlar, Ardahan'ın çok büyük sıkıntıları var. Ben, şimdi Sayın Bakandan rica ediyorum; şu anda Rekabet Kurulunun yapmış olduğu bir okul var. Bu okul 20 dersliktir. Bu okulda, sizden rica ediyorum, bizim başarılı olabilmemiz için, fen lisesinin kurulması lazım; bu fen lisesinin derhal kurulması lazım. İkincisi, Ardahan'da yüksekokul var; yurdu yok, yarım kalmıştır. Bu yurdun derhal tamamlanması lazım. Artı, bunun dışında, Ardahan ve ilçelerine en az 500'er kişilik yurt yapılması lazım değerli arkadaşlar; çünkü, taşımacılıkla çocuklar okula gelemiyorlar, yollar kapalı, yedi sekiz ay kış zaten okul sezonu; okuryazarlığı olmayan bir sürü çocuk ilkokulu bitirmiş oluyor; şu anda Ardahan'daki durum bu.
Değerli arkadaşlar, Ardahan merkezde yurdun yapılması, fen lisesinin yapılması ve çocuklarımızın üniversiteyi kazanması gerekiyor.
Bakın, değerli arkadaşlar, Doğu Anadoluyu, Güneydoğu Anadoluyu göçe zorladık, boşaltıldı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
27 konuşma daha · 23 Aralık 2005