2006 merkezi bütçe kan.tas.(meb,yök,ösym,kredi ve yurtlar gen.müd.,üniversiteler)15 inci tur
Denizli Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 40. Birleşim · 4. yasama yılı · 23 Aralık 2005 · 959 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mustafa Gazalcı (CHP), 23 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 40. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2006 MERKEZİ BÜTÇE KAN.TAS.(MEB,YÖK,ÖSYM,KREDİ VE YURTLAR GEN.MÜD.,ÜNİVERSİTELER)15 İNCİ TUR); konuşma 959 kelime.
Mustafa Gazalcı (CHP, Denizli). “2006 merkezi bütçe kan.tas.(meb,yök,ösym,kredi ve yurtlar gen.müd.,üniversiteler)15 inci tur”. TBMM Genel Kurulu, 40. Birleşim tutanağı, 23 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-gazalci-22-2005-12-23-2006-merkezi-butce-kan-tas-meb-yok-osym-kredi-ve-yurtlar-gen-mud-uni (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA MUSTAFA GAZALCI (Denizli)Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlar; Millî Eğitim bütçesinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım; tümünüzü saygıyla selamlıyorum.
Ben de konuşmama başlamadan önce, bundan yetmişbeş yıl önce şehit edilen Mustafa Kubilay'ın önünde saygıyla eğiliyorum, eğitim sistemimizin, karanlık güçlere karşı, böyle, kararlı, cumhuriyeti, laikliği koruyan öğretmen ve öğrenciler yetiştirmesini diliyorum.
Değerli arkadaşlar, AKP İktidarı üç yılı doldurdu. Bu üç yıl içerisinde, gerek Başbakan gerekse Millî Eğitim Bakanı, eğitim alanında yaptıkları işleri övüp duruyorlar, anlata anlata bitiremiyorlar. Gerçekten, Sayın Başbakanın ve Millî Eğitim Bakanının dediği gibi, eğitimde güzel işler başarılmış olsa, bir yerden belli olması gerekirdi, en azından, bu işi yapan öğretmenler sesini çıkarmaması gerekirdi, "yurdun dört bir yanında eğitim çilesi var, üst üste eğitim oluyor" diye yakınmaların gelmemesi gerekirdi, Mardin'deki velilerin, İlin önünde "öğretmen istiyoruz" diye toplanmaması gerekirdi, Afyon'daki bebeler "öğretmen bekliyoruz" demezlerdi. Yurdun çeşitli yerlerinde, böyle, eğitimin döküldüğüne ilişkin gazetelerde sık sık haberlere rastlarız.
Ekonomik politikaları izlemesinden ötürü, en azından TÜSİAD'ın beğenmesi gerekirdi hükümetin eğitim işlerini; onlar bile eleştirdiler. Yalnız bu kez değil, daha önce de eleştirdiler; eleştiriden hoşlanmadığı için de, "suç işliyorsunuz" diye savcıları göreve çağırdık.
Bir sendikanın, üç büyük kentin de arasında bulunduğu 30 ilde yaptığı araştırmada, ilköğretim okullarının büyük bir çoğunluğunun fizikî bakımdan eğitime uygun olmadığını ortaya çıkardı ve bu 30 ilin yüzde 70'inde ikili öğretim olduğu; yani, her 3 okuldan 2'sinde ikili eğitim olduğu ortaya çıktı. Yine, onların çok övündüğü "bütün okulları bilgisayarlarla donatıyoruz" diye övünüp durdukları sayıları gerçekler doğrulamıyor. Örneğin, o araştırmaya göre, 8 624 öğrenciye 1 bilgisayar laboratuvarı; yani, okul başına yarım bilgisayar laboratuvarı sınıfı düşüyor, 1 bilgisayar laboratuvarına da 2 255 öğrenci düşüyor.
Değerli arkadaşlar, her zaman söylüyoruz; bilgisayar, internet, bunlar güzel şeyler; ama, eğitim bu demek değildir, onlar yardımcıdır. Eğitim, bir bütündür; okulda öğretmen yoksa eğitim yoktur.
Haydi bunlar, diyelim dışın değerlendirmesi. Millî Eğitim Bakanlığı, okullarda bir sağlık taraması yapıyor ve kendi yaptırdığı taramada, 574 okulda su, 2 588 okulda ise uygun tuvalet yok; yani, okulların yüzde 25'i bidon suyu kullanıyor.
Değerli arkadaşlar, bakın, Millî Eğitim Bakanlığı, bize, Plan ve Bütçe Komisyonunda kitap dağıttı, burada da dağıttı. Onun 23 üncü sayfasını sizlere gösteriyorum. "İlköğretim okullarında yaklaşık 70 000 hizmetliye gereksinim var; ama, ne yazık ki, 27 434 hizmetli var, gerisini satın alacağız" diyor AKP'nin eğitim politikası, birçok alanda olduğu gibi. Yani, üçte 2, ilköğretim okullarında hizmetli yok. Bunun parasını kim verecek; tabiî, yalnız çocuğunun yükünü değil, okulun eğitim yükünü de çeken veliye yükleniyor.
Değerli arkadaşlar, sınavlar da -arkadaşlarım burada söyledi, zamanı harcamamak için söylüyorum- eğitimin döküldüğünü gösteriyor; gerek liselerarası girişte, gerek üniversite giriş sınavlarında. Biliyorsunuz, birincilerin yerleştirilemediği… Uluslararası yapılan araştırmalarda da -arkadaşlarım söyledi- maalesef, eğitimin niteliği çok düşüktür.
Bu bütçe, eğitimin temel gereksinimlerini bile karşılamaktan uzaktır. Bakın, 2005 yılında eğitime ayrılan pay 9,57 oranındadır. Değerli arkadaşlar, geçen yılkiyle oran olarak aynıdır. Ama, Başbakanı, Bakanı dinlerseniz "en büyük bütçeyi biz eğitime ayırdık" diyor. Şu elinizdeki kitapçıklara lütfen bir bakın, bugün dağıtılanlara bir bakın. 239 uncu sayfayı sizlere gösteriyorum. 1983 yılında, Millî Eğitim Bakanlığının bütçedeki payı 15,2 -on yıl atlıyorum- 92'de yüzde 22; 2002'ye geliyorum, AKP'nin iktidara geldiğinde yüzde 10; 2003'te yüzde 9,2; 2004'te 10,7; 2005'te 12,9; 2006'da 12,8. Yarılara düşmüş geçmiş yıllara oranla; ama, öyle bir tablo, öyle tozpembe tablo çiziyorlar ki, işte, İnternetler, bilgisayarlar, en büyük paylar; ama, gerçekler hiç de öyle göstermiyor.
Millî Eğitim Bakanlığında yatırıma ayrılan paylar da düşmüştür değerli arkadaşlar; gene, kitapçığınıza lütfen bakın. Bakın, hemen iki sayfa öncesi, 227'de, 95'te Millî Eğitim Bakanlığının yatırımlara ayırdığı pay yüzde 16,12; 2006'da 10,21; geçen yılkinden daha az. Yatırım olmadan nasıl okul olacak, yatırım olmadan nasıl eğitimdeki sorunlar çözülecek?! Bu tabloya bakın; geriye doğru gidiyor! Aslında, birilerinin, balonu söndürmesi gerekir. Yalanı, bütün çıplaklığıyla, kendi dağıttığı kitaplar bile ortaya koyuyor.
Değerli arkadaşlar, yatırımlar azaldı, pay düştü. Bir de, durmadan söylüyorlar; diyorlar ki "biz şu kadar derslik yaptık", sanki, cumhuriyet tarihinin en büyük dersliğini yapmış gibi… Akşam, hesap makinesini aldım, kendinden önce yapılan derslik sayılarına baktım, maalesef, o konuda da büyük bir yalanın olduğunu gördüm.
Değerli arkadaşlar, bakın, kendinden önceki, yani, 2003'ten önceki dört yıl boyunca 77 000 derslik yapılmış. Kendi dağıttıkları broşürlerde, kitaplarda bunlar var. Yüzde 100 desteğe karşın, bir sürü, özel kesime kolaylık gösterilmesine karşın, AKP döneminde, Maliye Bakanı burada 42 000 dedi, Plan Bütçede, yukarıda Bakan 60 000 dedi, Başbakan hızını alamadı, 70 000 dedi. Hadi, biz 70 000 desek bile, yani, desek bile -Bakan ona da bir kulp bulur ya; şimdi buraya gelip açıkladığı zaman, o şunu yaptı, o bunu yaptı, Başbakan bunu dedi- hani, bunun arasında aylar yok ki… Aynı ay içinde, Maliye Bakanı söylüyor, Başbakan söylüyor, siz söylüyorsunuz. Yani, bu, aranızda bir eşgüdüm yok mu, bir derslik sayısı ortaya çıkmıyor mu?! Ama, rakamları propaganda amacı olarak kullanırsanız, maalesef, bu olmaz. Öğretmen alımında da öyleydi.
Değerli arkadaşlar, bana verdiği yazılı soru önergesinde "135 000 öğretmene gerensinim var…" Feridun Baloğlu'na veriyor, "165 000" diyor. Aradan çok zaman geçmiyor. Yahu, hiç olmazsa, arkadaşlar, milletvekilliğini ciddîye alın; söylediğiniz, yazdığınız, altına attığınız imzaları ciddiye alın. Bakanın görevi, eğitim işlerini özel kesime ve velilere havale etmektir arkadaşlar; geldi geleli yaptığı iş budur. Bakmayın siz, koca bakanlık, çok büyük bir bakanlık; ama, maalesef, orada büyük işler yapılmıyor.
Bakın, daha yeni, 14 Aralıkta elimde bir olur var: "Merkez Eğitim Hizmetlerini kapattım" diyor. Merkez Eğitim Hizmetlerine, internet varmışmış da, bilgisayar varmışmış da, artık gereksinim yokmuş da… Arkadaşlar, Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğüne -hani, şu Açıköğretim Lisesi Yönetmeliğinin yapıldığı yer- şurada, bir Müsteşar Yardımcısının adıyla "ben seni kapattım" diyor. Nedir o kapattığı; 82 ilde ders araç ve gereçlerini üreten, onların onarımlarını yapan, geçmişte büyük hizmetler yapmış olan ve şu anda 1 100 000'den fazla açıköğretim öğrencisine hizmet sunan… Bakan diyecek ki, biz, hizmeti kaldırmadık. Efendim, herkeste internet mi var, bilgisayar mı var; millî eğitim müdürlerinin ne yaptıklarını biz biliyoruz; oradaki atölyeler ne olacak?.. Bakalım; sorduk; zamanımı, şimdi, ona da pek harcamak istemiyorum...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
27 konuşma daha · 23 Aralık 2005