Kamu yönetimi temel kanunu tasarısı (ss.349)
Tekirdağ Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 60. Birleşim · 2. yasama yılı · 28 Şubat 2004 · 843 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Erdoğan Kaplan (CHP), 28 Şubat 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU YÖNETİMİ TEMEL KANUNU TASARISI (SS.349)); konuşma 843 kelime.
Erdoğan Kaplan (CHP, Tekirdağ). “Kamu yönetimi temel kanunu tasarısı (ss.349)”. TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim tutanağı, 28 Şubat 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/erdogan-kaplan-22-2004-02-28-kamu-yonetimi-temel-kanunu-tasarisi-ss-349-2 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA ERDOĞAN KAPLAN (Tekirdağ)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşmekte olunan tasarının 44 üncü maddesi üzerinde, Grubum adına söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlarım.
"İdarî düzenleme yetkisi" başlığını taşıyan bu maddede, bakanlıklar ile kamu tüzelkişilerinin, önceden kanunla düzenlenmeyen konularda ve kanun hükümlerine aykırı şekilde idarî düzenleme yapamayacaklarını hükme bağlamaktadır.
Bizim hukuk sistemimizde, normlar hiyerarşisinin en tepesinde Anayasa yer almaktadır. Anayasadan sonra kanunlar, kanun hükmünde kararnameler ve usulüne uygun bir şekilde içhukukumuza aktardığımız uluslararası sözleşmeler gelmektedir. Bunların yanı sıra, yürütme organı ve idare, değişik isimler altında düzenleme yapmaktadır. Uygulamada, tüzük, yönetmelik, kararname, talimat, yönerge, genelge, sirküler, karar, tebliğ gibi isimler altında idarî düzenlemeler, hukuk sistemimizde görülmektedir.
Normlar hiyerarşisinde alt sıralarda bulunan ve hiyerarşide kendisinden önce gelen Anayasa, kanun ve kanun hükmünde kararnamelerin uygulanmasını göstermek ve bunlara aykırı olmamak kaydıyla idarî düzenlemeler yapılmaktadır.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; tasarının gerekçesinde, bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşlarında, kanun düzeyinin altındaki idarî düzenlemelerde âdeta bir enflasyon yaşandığı ve bu düzenlemelerin çoğu yayımlanmadığı için hizmet alanların bilgisi dahilinde olmayan idarî düzenlemelerle kamu hizmetlerinin yerine getirildiği belirtilmektedir.
Gerekçede "Anayasa Mahkemesi de, muhtelif kararlarında, yürütmenin düzenleme yetkisinin, sınırlı, tamamlayıcı ve bağımlı bir yetki olduğunu; bu nedenle, yasalarla düzenlenmemiş alanlarda yürütmenin genel nitelikte kural koyma yetkisinin bulunmadığını belirtmektedir." denilmektedir.
Yine, Danıştay 4. Dairesi, idarî düzenlemelerle ilgili vermiş olduğu bir kararda, idarî düzenlemelerin, yasa kurallarını kaldırma, değiştirme, daraltıp genişletme gibi, yasama organına, yani, Türkiye Büyük Millet Meclisine ilişkin görev ve yetkilerinin içinde bulunan hususların idare tarafından yapılamayacağını hükme bağlamaktadır. İdareye bu tür yetkiler verilmesinin, Anayasanın 6, 7 ve 8 inci maddelerine aykırılık oluşturduğu, bu kararda ileri sürülmektedir.
Anayasamızda egemenliği kullanma yetkisi, yasama, yürütme ve yargı organları arasında paylaştırılarak, devlet görev ve yetkilerinin güçler ayrılığı ilkesine göre yürütülmesi benimsenmiştir. Bununla birlikte, yasa koyucu, belirli konularda gerekli temel kuralları koyup, çerçeveyi çizer, uygun veya gerekli görürse, bu kuralların uygulanması yolunda belirlenmiş alanlar bırakır. Bu alanlarda, düzenleme yetkisine dayanarak, idare, bazı düzenlemeler yapabilir.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hukuk devleti ilkesinin genel kuralları, normlar hiyerarşisine bağlı kalmaktadır. İdare, düzenleme yetkisini, hukuka aykırı bir şekilde kullanamaz. Bu kural, Anayasamızın "Tüzükler" başlıklı 115 inci maddesinde ve "Yönetmelikler" başlıklı 124 üncü maddesinde hükme bağlanmıştır. İdareye tüzük ve yönetmelikler konusunda yetki veren bu maddeler, aynı zamanda, idarenin, hukuk kuralları içinde düzenleme yapmasını emretmektedir.
Diğer düzenleyici işlem ve kararlar için, Anayasada böylesine açık ve net bir tanımlama bulunmazken, idarenin düzenleyici işlemlerinin hukuka aykırı olamayacağı, hukukun temel kuralıdır. Reform olarak sunulan bu tasarıya bu genel kuralın konulması bir yenilik değildir, bir reform değildir. Zira, tüzük ve yönetmelikler için Anayasada belirtilen sınırlamaların diğer düzenleyici idarî metinler için de geçerli olduğu Anayasa Mahkemesi ve Danıştay kararlarında mevcuttur.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hukuk devleti, her istediğini istediği şekilde yapamayan, yapmaktan da kaçınan, çekinen bir devlettir. Hükümetlerin bu konudaki özeni, kendi saygınlığının temel koşuludur. Bu hükümet, hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü ilkelerinde saygınlığını yitirmiştir. Bu tasarı, Anayasaya aykırı olan maddelerle doludur. Anayasa Mahkemesi, kurulduğu günden bugüne, hiçbir yasama döneminde, bu dönemde olduğu kadar, çıkan yasalarla ilgili yürütmeyi durdurma ve iptal kararları vermemiştir ve hiçbir hükümet, bu hükümet kadar, yargı kararlarını tartışmamış, yargı kararlarına rağmen idarî ve yasal düzenlemelerde ısrar etmemiştir.
Yine, hiçbir hükümet döneminde, bir düzenleyici işlem olan Bakanlar Kurulu kararı önce gizli olarak çıkarılıp, sonra bu kararın içeriği Amerikan gazetelerinde ortaya çıkınca açıklamak zorunda kalınmamıştır. Bu hükümet, ABD askerlerinin Türkiye üzerinden ABD'ye gitmeleri için çıkardığı Bakanlar Kurulu kararını gizlemiştir. Daha sonra, bu durum bir Amerikan gazetesinde yer alınca, hükümet, gizlilik kararını kaldırmış ve rotasyon için tezkereye gerek olmadığı görüşünde ısrar etmiştir. Oysa, Anayasanın 92 nci maddesi çok açıktır ve bu madde gereğince, yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye'de bulunmasına izin verme yetkisi sadece ve sadece Türkiye Büyük Millet Meclisinindir.
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ)Tezkereyi mi görüşüyoruz?!
ERDOĞAN KAPLAN (Devamla)Yaptıklarınızı görüşüyoruz efendim.
Hükümet, bu konuda, Birleşmiş Milletlerin 1483 sayılı kararını dayanak olarak gösterirken, Türkiye Cumhuriyeti Anayasanın açık hükmünü görmezden gelmiştir.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; yargı kararlarını tartışmaya açan, yargı kararlarına uymayan bir hükümetin bu maddeyle hukuka uygun idarî düzenlemeler yapacağını beklemek nafiledir. Ayrıca, bu madde, idarenin düzenleme yetkisini kanunda açıkça yetki verilen konularla sınırlamıştır.
Yönetmelik çıkarılması kanunda açıkça belirtilmedikçe, idare, yönetmelikle düzenleme yapamayacaktır. Anayasamıza göre, sayılı birkaç durum dışında, idarenin aslî düzenleme yetkisi bulunmamaktadır; ancak, Anayasamızın 124 üncü maddesi, kanunla düzenlenmemiş alanlarda, idarenin yönetmelik çıkarma yetkisine sınırlama getirmemiştir. Kamu kurum ve kuruluşlarının kendi görev alanı içinde bulunmak, kanun ve tüzüklere aykırı olmamak kaydıyla, yönetmelik çıkarılmaktadır. O nedenle, bu maddeyle getirilen, yönetmelik çıkarmak için kanunla yetki verilmesi kuralı, Anayasamızın 124 üncü maddesine aykırıdır.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; reform olarak kamuoyuna sunulan bu tasarı, bir iyileşme, bir gelişme, bir ilerleme değil, kamu yönetimi sistemimizi kaosa sürükleyecek olan bir geriye gidiştir. Kamu hizmetlerinde nitelik ve nicelik olarak bir iyileşme sağlamayacak olan bu tasarı, kamu hizmetlerinin, yerelleşmeyle birlikte özelleştirilmesinin önünü açacak bir düzenlemedir. Oysa, toplumun beklentisi, yoksulluğa, işsizliğe, yolsuzluğa, açlığa dur diyecek bir kamu yönetimi ve devlet örgütlenmesidir.
Anayasaya aykırılıkları içinde barındıran, kamu hizmetlerinde iyileşme sağlamayacak olan, toplumun günlük yaşamında karşılaştığı sorunları çözmekten uzak olan bu tasarı geri çekilmelidir.
Yönetim sistemimizi kökten değiştirmeyi hedefleyen bu tasarı için olmazsa olmaz koşul, toplumsal mutabakattır. Bu tasarı, toplumsal uzlaşmayı değil, toplumsal ayrışmayı temsil etmektedir.
Yüce Meclisi saygıyla selamlarım. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
96 konuşma daha · 28 Şubat 2004