Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısındaki konuşma
Samsun Milletvekili · İYİ Parti
Plan ve Bütçe Komisyonu · 5. yasama yılı · 6 Ekim 2026 · 3.445 kelime · yaklaşık 17 dakikalık okuma
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)ERHAN USTA (Samsun)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri, tekrar, Merkez Bankamızın Değerli Başkanı ve yöneticileri, sayın basın mensupları; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Şimdi, az önce de kayıt dışı olarak eleştirdiğim gibi Sayın Başkan, sanki bu fonla ilgili, fon kriziyle diyelim ki biraz nötr olsun -aslında bu, bir vurgun, bir soygun- bununla ilgili olarak bunun sanki ekonominin genelini, sizin görev alanlarınızı, fiyat istikrarını, finansal istikrarı sanki hiç etkilemeyecek bir konuymuş gibi davrandınız; bana göre bu, son derece yanlıştı. Yani otuz dakikalık süre içerisinde buna ciddi bir yer ayırmanız gerekirdi. Burada biz sizden birtakım itiraflar falan da beklemiyoruz doğrusu veya bağımsız olarak hareket etmenizi de beklemiyoruz; bitti o iş Türkiye'de, Merkez Bankası bağımsız falan değil bu ülkede ama eğer buraya bir değer veriyorsanız, en azından bunu bir fırsata çevirip "Bunun sistemik bir riske neden olmayacağını, reel sektörü etkilemeyeceğini, bu sorunun çok daha büyümeden tedbirlerin alınabileceğine ilişkin biz de Merkez Bankası olarak üzerimize düşenleri yapıyoruz." türü hiç olmazsa bir şey söylemeniz lazımdı ama artık, Türkiye o hâle geldi ki burada kullanabileceğiniz bir tane cümlenin -niyet okumuyorum ama biz bunları hep yaşadık- yanlış anlaşılması durumunda "Aman, bir sıkıntı çıkar, en iyisi konuya hiç girmeyeyim, Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonu o kadar da önemli değil." gibi bir tavır seziyorum ben burada Sayın Başkan; bu, son derece yanlış, olmaz. Bırakacaktınız yani enflasyonun neyini anlattınız bize 30 tane slaytta, Allah aşkına ya? Enflasyon ortada. Şimdi, ben 2 slaytta anlatacağım sizin anlattığınızın tamamını. O yüzden buna girmeniz lazımdı; bu, sizi temelden ilgilendiren bir konu, Türkiye ekonomisini ilgilendiren bir konu. Bu ülkenin fiyat istikrarından ve finansal istikrarından sorumlusunuz. Bağımsız bir kurum olmanız gerekiyor. Bağımsız bir kurum olarak, hani dediğim gibi, gerçekten burada eleştiri yapmanızı, bilmem ne, hadi onları falan geçtik de ama en azından piyasalara bu işin çok sıkıntı olmayacağını... Bir analiz yapmanızı beklerdik.
Şimdi, biz de enflasyonla başlayalım yine, sizin başladığınız gibi. Enflasyonda şampiyonlar ligi burası, Türkiye de 5'inci sırada, 29,7; en son, en güncel veriler bunlar. Üstümüzdeki ülkeler eğer bizim ligimizin bu olmasını kabul edeceğiz bir şeyse işte isimlerini bile saymaya gerek yok sanırım.
Şimdi, efendim "7 puan savaştan dolayı -sürekli bahane üretiyorsunuz ya- arttı." deniliyor. O hesap neye dayalı olarak yapıldı? Onlar ayrı bir konu ama hadi 7 puanı düş, Suriye'nin altına düşeriz yani 5'inci sırada değil de 6'ncı sırada oluruz sizin dediğiniz 7 puanı kabul edersek bir mazeret olarak; bu, gerçekten, Türkiye'ye yakışmayan bir durum. Buna birtakım mazeret filan sıralamanın da ben çok doğru olduğunu düşünmüyorum.
Şimdi, güncellemeler yapıyorsunuz, Sayın Cevdet Yılmaz da "Güncellemeyi her ülke yapıyor." diyor. Birazdan "Her ülke nasıl yapıyor?" diye göreceğiz. 2026 yılı enflasyonu... Bakın, orada, Eylül 2023'te, program ilk başladığında -o yüzden onu alıyoruz- Mehmet Şimşek ve ekibi geldi, "Yüzde 8,5 olacak." dedi 2026 için, değil mi? Bir sene sonra yüzde 9,7'ye; bir sene sonra yüzde 16'ya, bir sene sonra yüzde 28,4'e çıkardı. Yüzde 28,4 de büyük ihtimalle gerçekleşmeyecek yine. "Hadi, çok geriye gitmeyin efendim, Türkiye'de o kadar geriye gidecek bir durum yok, biraz daha yakına bakalım." derseniz -enflasyon raporları- Kasım 2025 için "Yüzde 16." diyorsunuz Sayın Başkan, yani bir sene olmadı daha bunu yayımlayalı. Ondan sonra "Yüzde 18, yüzde 26, yüzde 28,4" diye, böyle Türk işi güncellemeler yapıyorsunuz. Bunlar güncelleme falan değil, bunlar komple hikâyeyi değiştirmedir esas itibarıyla. Hiç olmazsa buna "Güncelleme." dememeniz lazım.
Şimdi, dünyada güncelleme nasıl yapılıyor, ona bakalım. 2026 yılı enflasyonu yine, savaşın tarafı olan ülkeler... İki savaş var, biliyorsunuz, Rusya-Ukrayna ve ABD ile İsrail'in İran'a saldırması. Enflasyonları, en son tahmini, 2026'da, Amerika yüzde 3,2; İsrail yüzde 2,3; Ukrayna yüzde 6,1; Rusya yüzde 5,6; İran zaten yüksek, savaştan önce de yüksekti, savaştan sonra da yüksek. İran şu anda tahrip olmuş, yerle bir olmuş bir ülke, herhâlde onunla kendimizi mukayese etmememiz lazım. Güncellemeler ne kadar, savaş öncesi Ekim 2025, savaş sonrası Nisan 2026? Yüzde 0,8; yüzde 0,1 artmış; hatta Ukrayna geriye çekmiş, Rusya yüzde 0,4 artırmış; dünyada güncelleme böyle olur. Diğer ülkeler, IMF'nin tahminleri... En son, elimizde Temmuz 2026 var, onu ocakla mukayese ettik, hemen farklarına bakalım. Bütün dünyada savaşın etkisi veya başka etkiler yani savaş öncesindeki dünya enflasyon tahmini ile savaştan sonraki en güncel dünya enflasyonu tahmini arasındaki fark 0,9 puan Sayın Başkan, sizinki gibi 15, 20 puan falan değil; 0,9 puan. Gelişmiş ülkelerde 0,8 puan, gelişmekte olan ülkelerde 1 puan. Allah aşkına, kimseye "Savaşın etkisi." falan demeyin, dünyada herkes petrol üreticisi falan da değil. Başka bir şey olduğu zaman büyümede dünyayla mukayese ediyorsunuz da niye enflasyonda dünyayla mukayese etmiyorsunuz? Olmaz böyle bir şey.
Şimdi, program nasıl olur? 2001 Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı ve 2023 Erdoğan-Şimşek programı... Tabii, sadece "Şimşek programı" dersek haksızlık etmiş oluruz, "Erdoğan-Şimşek programı" diye söylememiz lazım bunu. İşte, burada enflasyondaki durum, enflasyonu anlatıyoruz. İkisinde de programın 40'ıncı ayındayız, oraya kadar yaptık diğerini de, 40'ıncı ayda önceki program, 2001 yılı programı. Bakın, burada iktidara yönelik siyasi bir eleştiri veya siyasi bir konu olarak da almıyoruz. Bu programın da 2001 programı dediğimiz programın da yarısını önceki hükûmet, yarısını da şu andaki hükûmet -başlangıç hâliyle söylüyorum- yani Erdoğan hükûmetleri uyguladı. Yüzde 48,3'le başladı program, bir yükseliyor, diğerinde de aynı trend var. Ondan sonra kaça indi? 40'ıncı ayın sonunda yüzde 9,6'ya indi. Burada da bir sürü olaylar oldu, yani eğer dünyadaki birtakım meseleleri falan sayarsanız. Siz bu programda, yeni programda... Biz başından itibaren diyoruz. Bakın, bu programa başlangıçta en fazla avans veren, tolerans tanıyan, "Durun, bir görmemiz lazım." diyen kişiyim ben; burada tutanaklarda bununla ilgili benim kaç tane konuşmam var ama yetti artık, yetti. Bu kadar uzun vadeli, bu kadar uzun süreli, kırk ay bir ülkenin yüksek faizi devam ettirmesi mümkün değil. Bu program çalışmıyor, bu programın eksik olduğunu da siz söylemiyorsunuz, en büyük kabahatiniz o. Sanki sadece para politikasıyla bu işler düzelecekmiş algısını yaratıyorlar; siz de ona ses çıkarmıyorsunuz, yaptığınız en büyük kötülük bu. Şunu demeniz lazım, "Kardeşim, bu programda, para politikasında, evet, sıkılması, makro ihtiyati tedbirler, başlangıçtaki faiz artışları; bunlar bir gereklilikti ama yalnız başına bununla enflasyon düşmez, dünyanın hiçbir yerinde bu şekilde enflasyon düşmez." diye sizin bir beyanatınızın olması lazım, defalarca bunu söylemiş olmanız lazım. Kapalı toplantılarda söylüyor musunuz, bilmiyorum ama bağımsız merkez bankaları bunu açık olarak söylüyor, açık olarak söylüyor. 9,6... Sizin geldiğiniz ne? 29,7. Kaç puan? 38'den 29,7'yi çıkarırsanız arada 7-8 puanlık sadece bir şey var. Öbür tarafta kaç puanlık düşüş var? 38,7 puan düşüş var 40'ıncı ayın sonunda. Bu programa nasıl "Çalışıyor." diyebilirsiniz? Aynı konu yine, faizle ilgili hususta da var. Tabii, Türkiye'de bilgi sıkıntısı olduğu için burada gecelik borç alma faizini kullanmak durumunda kaldım çünkü 2001'e giden tek serisi olan rakam bu. Normalde bunun gecelik borç verme olması lazım, hatta fonlama maliyeti olması lazım, politika faizi olması lazım ama politika faizi kimi zaman gecelik, kimi zaman haftalık olduğu için, trendi göstermesi açısından veriyorum bunu. Bakın, faiz
nereden nereye düşüyor? Gecelik borç almaya göre söylersek 80'lerden 22'ye düşmüş. Bir de şu verileri güncelleyin ya niye bizim elimizde 2001 yılı gecelik borç verme faizi yok, Merkez Bankasının sayfasında yok Sayın Başkan, raporlarda da yok, onları bir güncellemek lazım, hatta daha geriye gitmek lazım, bunlar elinizde var sizin. 80,9'dan 22'ye gelmiş, siz 13,5; 13,5'u saymıyorum, o yanlış bir politikaydı ama 50'lerden getirdiğiniz nokta 35,5 veya politika faizi olarak alsak şu anda fon maliyeti olarak 37, daha düne kadar da 40'tı bu. Dolayısıyla enflasyonu düşüremeyince tabii faizi de düşüremiyorsunuz ama program devam ediyor, kırk ay oldu, programın da ağır bir faturası var, bu faturayı da yüklenenler var. Bakın, kim yükleniyor bu faturayı? İhracatın millî gelire oranı, Sayın Başkan, bakın, programdan önceki yıl, 2022 yılı ihracatın millî gelire oranı yüzde 27,5; "2026'da OVP 15,9'a düşecek." diyor, hatta OVP hızını alamıyor, "İleride de devam edecek, 2029'da 14,5'e düşecek." diyor orta vadeli program ihracatın millî gelire oranı. Bakın, bunun karşısında ithalatı filan da söylemiyorum, oradaki artış filan da, ihracat olarak bile ama hâlâ Sayın Cumhurbaşkanını yanıltıyorlar, hâlâ milyar dolar cinsinden... Ya, "ihracat" dediğimiz şeyi ekonomide en fazla millî gelire oranlayacak, tek bir oran uygulayacak olsanız ihracatın millî gelire oranına bakmanız lazım. Bu nasıl gidecek? Bitti ihracat efsanesi. Yirmi dört yılın, yirmi beş yılın sonunda geldiğimiz nokta ihracatın millî gelire oranı 2002 yılı seviyesidir.
Şimdi, temel problem ne? Şimdi imalat sanayisiyle birlikte söyleyeyim. Bakın, yan taraftaki de imalat sanayisinin millî gelire oranı. Bunlar çok önemli göstergeler, bunlarda hiç bahseden yok. 2022 yılı, program başlamadan önce ya yine bu hükûmetler döneminde 21,8'miş; şimdi kaç 2025'te?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN MEHMET MUŞBuyurun.
ERHAN USTA (Samsun)Yıllığı yok; 15,6 2025'i; ilk iki çeyrekte 15,5; 15,8 civarında. Bitiyor Türkiye'de, imalat sanayisi falan yok; 15,5'a düşmüş ama biz biliyoruz ki iyi, örnek ülkeler de bu uzun süre yüzde 30 ve üzerinde olmuştur. Hadi, yüzde 30'larda falan vazgeçtik ama dört yıl önce, program başlamadan önce yüzde 21,8 olan imalat sanayisinin millî gelire oranının 15,6'ya düşmesini bize nasıl açıklıyorsunuz? Talebi kısalım derken siz arzı kısan bir program hâline getirdiniz. Doğru, niye öyle oldu? Çünkü uzun süre enflasyonu yani güçlü bir program yok, güven tesis edilemedi. Bakın, bu eleştirilerin tamamı size falan da değil ama sizin bir numaralı kabahatinizi söyledim, açık açık şunu söylemeniz lazım: "Kardeşim, sadece faizi artırmakla bu Türkiye'de enflasyon düşmez." demeniz lazımdı. Bunu demediğiniz için en büyük suçlu sizsiniz çünkü herkes iktisatçı olmak durumunda değil, ülkeyi yönetenler de. Bakın, 21,8'den 15,6'ya... "Talebi kısacağım." derken arzı kısıyorsunuz, üretimi kısıyorsunuz, ihracatı kısıyorsunuz. "Bundan sonra kuru artıracağım." deseniz tabii mesele ne? Çok basit, Türkiye yıllarca denedi, düşük kur, yüksek faiz. Bu bir süreliğine olabilir çünkü Türkiye'de enflasyonu tutmanın yolu kurdan geçiyor ama yani bu kadar da, kırk ay kuru tutarsanız bu şekilde, enflasyonun yarısı kadar kur artışına izin verirseniz ihracatınız da alt üst olur, imalat sanayiniz de altüst olur. Az önce arkadaşlar söyledi, reel sektörün açık pozisyonunda olağanüstü artış var. "Şu andan itibaren kuru salacağım." deseniz de salamazsınız artık, bu sefer de firmalar göçecek. Mesela buna politika çerçeveniz ne, bize bunu söyleyin yani nasıl olacak? Kuru tutunca problem burada, "Kuru bir miktar gevşeteceğim." deseniz nasıl olacak? Yani enflasyon ile kur artışı arasında 20 puan fark var. Bizim 20 puan ekonomimizde bir verimlilik mi var arkadaşlar, bana bunun birisi söylesin. Ancak ne olur? Verimlilik artışı kadar bir şey yaparsın, paranda reel değerlenmeye izin verebilirsin, onun dışındaki her şey sizi tahrip eder ve sürdüremezsiniz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ERHAN USTA (Samsun)Bitiriyorum Başkanım.
BAŞKAN MEHMET MUŞBuyurun Sayın Usta.
ERHAN USTA (Samsun)Programın diğer ağır maliyeti, mesela bunları konuşmuyorsunuz siz. Sayın Başkan, atıl iş gücü oranı, işsizlik oranı Türkiye realitesini göstermiyor, yapmayın lütfen, kendinize saygıdan dolayı yapmayın, bu oranı kullanmanız lazım. Programa başladığınızda 23,8; bak maliyeti görüyor musunuz? 31'e çıkıyor bu ülkede geniş tanımlı işsizlik. "İşsizlik oranı düştü." diyorsunuz, düşer tabii, millet iş aramaktan vazgeçti, ümidini kesti, eksik çalışıyor, çalışmıyor. TÜİK rakamı, ben uydurmuyorum bunu; 23,8'den 31'e... Hâlâ öbür rakama bakarsanız, eğer gerçekten ona bakıyorsanız politikalarınızda yanlış var. Kime? Bak, birinci olarak ihracatçıya yüklediniz maliyeti, imalat sanayisine, üreticiye, fabrikatörlere yüklediniz; işte, toplum kesimlerine, çalışan insanlara yüklediniz.
Geliyorsunuz, diğer şey, emekli maaşları. Hızlı hızlı geçeceğim Sayın Başkan, sabrınızı zorlamamak için. En düşük emekli maaşı ile açlık sınırı arasındaki ilişki. Sayın Başkan, bakın, fark nasıl açılıyor? Diyeceksiniz ki "Mutlak rakamlara farkın o kadar açılması normal." Oransalda da açılıyor tamam mı, fark nasıl açılıyor, görüyor musunuz? Bu ülkede 5,1 milyon insan en düşük emekli maaşı alıyor, emeklilerin de yüzde 80'i bugün açlık sınırının altında. Bütün faturayı geldiniz, emekliye kestiniz; Allah aşkına, yapmayın ya! Bütün fatura emekliye kesildi burada işte, emekliye vermeyerek enflasyonla mücadele edeceğinizi düşünüyorsunuz; olmaz, olmaz, bu yanlıştan dönmemiz lazım ama bu saatte son nasıl dönersiniz? Çünkü yanlış bir denge oluştu; bütçe dengesini yanlış oluşturdunuz, diğer dengeleri yanlış oluşturdunuz.
Asgari ücretli de aynı durum var. Bakın, gelin, asgari ücreti de işte, açlık sınırının altında. Bu ülkede asgari ücret genel ücret hâline geldi, yaygın ücret hâline geldi. Hani, ekonomideki insanların sadece yüzde 2'si, 3'ü alsa dersiniz ki bu olabilir ama Çalışma Bakanlığı rakamlarına göre "Asgari ücretlilerin toplam çalışanlar içerisindeki payı yüzde 42." diyorlar. Dolayısıyla bunlar da ciddi bir şekilde açlık sınırı altında. Programın bütün maliyetini getirdiniz, buraya yüklediniz.
Kazanan kim? Şimdi bu slaytta onu göreceğiz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ERHAN USTA (Samsun)Başkanım, bitiriyorum.
BAŞKAN MEHMET MUŞBuyurun.
ERHAN USTA (Samsun)Programın ağır maliyeti; bize maliyet, birilerine kazanç. Yurt dışına yapılan faiz ve benzeri ödemeler ile kâr transferleri. Bakın, tarihsel gelişimini görüyorsunuz, 2006'dan itibaren elimizde veri var. Arkadaşlar, bu yurt dışında bizim gerek borç almamız veya gelen bir kısım doğrudan yatırım gibi nedenlerle yani kaynak girişi nedeniyle yurt dışına aktardığımız paralar "faiz ve benzeri" diyoruz çünkü bir kısım şeyleri, faizleri onun içinden ayırt edemiyoruz, böyle bakmak daha doğru. 2006'dan 2017 ortalamasına baktığınızda 11, 11,5 milyar dolar civarında Türkiye'nin bu kalemlerden, bu 3 tane kalemden -bunlar Merkez Bankası sayfasından alınmıştır- yurt dışına bir transferi var. Bakın, 2017 sonrası bu yeni bir platoya geliyor, ortalama 15 milyar dolara geliyor, sonra tekrar bir plato derken, şu anda 2025 yılında 32,6 milyar dolar- işte "carry trade"ciler de burada- bu ülkenin yıllık kaynağı yurt dışına akıyor, 32,6 milyar dolar, bundan on yıl önce 11 milyar dolar civarında. Gelecek slayta gelelim arkadaşlar, o da hemen bunun aynısı, daha net görülsün diye. Program başladığında 15,9 milyar dolar -yıllıklandırılmış bu veriler- şu anda en son temmuz ayı verisi var elimizde, 32,5 milyar dolar. Bunu bana birisi izah etsin. İşte, ülkenin emekliye vermediğini, işçiye vermediğini, ihracatçıdan kıstığımızı gelip buralarda bu adamlara vermek durumunda kalıyorsunuz bu yanlış program nedeniyle, bu yüksek faiz nedeniyle; hem içeride verdiğimiz yüksek faiz -o burada yok, birazdan gelecek- hem de dışarıda verdiğimiz yüksek faiz nedeniyle.
"O ihracatçılar" derken hemen orada unuttu, bu döviz dönüşüm desteği meselesi var. Şimdi, yüzde 3 döviz dönüşüm desteği ve bununla ilgili yeni bir düzenleme yaptınız Sayın Başkan, herkes bunun artırılmasını beklerken... Ben bunu ilk kez Temmuz 2025'te söylemişim, demişim ki: "Yüzde 8 olmalı bu, hiç olmazsa kuru burada tutuyoruz, ihracatçıları bir miktar rahatlatalım." diye. Şu anda sektör de yüzde 8 istiyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN MEHMET MUŞSayın Usta, toparlayalım lütfen.
ERHAN USTA (Samsun)Çok teşekkür ederim.
1/3 oranında... Şimdi sektörün dediği şu, TİM Başkanını evvelsi gün televizyonda izledim "Biz artırılsın diye beklerken yararlanma oranı 1/3'e düştü." diyor. Dolayısıyla mevcudu indirmeden tabana yayılması lazım. Hani "Tabana yayılacağız." diye bir iddianız var, burada da buna tekrar bakılması gerekiyor. Bu ihracatçıların döviz dönüşüm desteğinin artırılması gerekiyor. Suistimal olduğu söyleniyor, olmasın efendim ama suistimale açık, suistimali seviyoruz ya; sizin suistimalden korkmamanız lazım, Merkez Bankası için demiyorum, bu Hükûmetin. Yani fon vurgunu suistimal değil miydi? Herkes gördü yani trafikte kırmızı ışığı ihlal eden adamı arabanın içerisinde tanıyor bu devlet, öbür tarafta milyar dolarları götüren de tanımıyor, böyle bir şey yok! Suistimal var argümanıyla buradaki artışın sınırlandırılmaması gerekir.
Son slayt zannediyorum.
Programın ağır maliyeti iç faizlerle ilgilidir, daha doğrusu merkezî yönetimin toplam faiziyle ilgili. Bakın, faiz ödemelerinin bütçe harcamaları içerisindeki payı üç yıllık bir dönem için -üç yıl, üç ay- 10,9'dan 14,6'ya çıkıyor. Bunlar çok yüksek artışlar, böyle 3-4 puan dediğiniz şey bütçe harcamaları içerisinde payı artıyor. "Efendim, işte 2002'de şöyle..." Ya, bırakın, canı cehenneme 2002'nin yani programın başarısını veya başarısızlığını konuşuyoruz. Bütçe gelirleri oranı 13,2'den 16,7'ye, vergi gelirlerinin oranı 15,5'tan 19,4'e yükseliyor Sayın Başkan, bunlar çok yüksek şeyler ve gider olarak milyar dolar cinsinden anlamak daha kolay, Haziran 2023'te yıllıklandırılmış olarak 23,5 milyar dolarken merkezî yönetim bütçesinin iç artı dış faiz ödemesi, bakın, iki buçuk yıl, üç yıl sonunda 59-60 milyar dolara çıkıyor, neredeyse 3 katına çıkıyor. Kim? İşte, deminki ağır faturayı, birileri ağır faturayı yüklendi, işte, buradan da kazanımlar da bunlar; sizin yaptığınız programın en son geldiği nokta bu. Üç yıl içerisinde Türkiye bütçesinin faiz ödemesini 23,5 milyar dolardan 59,2 milyar dolara çıkardınız. Ha, turpun büyüğü... Arkadaşlar oraya buz dağının resmini koydular.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ERHAN USTA (Samsun)Başkanım, bitiriyorum.
Buzdağının resmini koydular. Turpun büyüğü...
BAŞKAN MEHMET MUŞSayın Usta...
ERHAN USTA (Samsun)Çok teşekkür ederim.
BAŞKAN MEHMET MUŞSesiniz kısılmış, bir su için isterseniz, bir su göndereyim ben.
ERHAN USTA (Samsun)Evet, vallahi çok iyi olur ama su yok.
BAŞKAN MEHMET MUŞSu yok, su gönderin.
ERHAN USTA (Samsun)Muhalefete bakmıyorlar.
BAŞKAN MEHMET MUŞHem sizi eleştiriyor hem suyu veriyor bakmayan adamlar(!)
ERHAN USTA (Samsun)O yeni, ondan.
BAŞKAN MEHMET MUŞYeni de arkada oturuyorlardı onlar, öne gelmişler, ben bunları tanıyorum, arkada oturarak öne gelmişler.
ERHAN USTA (Samsun)O sayılmaz, sağ olsun.
BAŞKAN MEHMET MUŞBiraz daha öne gelmeyin, biz varız ha! Orada tamam, orada durun.
ERHAN USTA (Samsun)Sayın Başkanım, şimdi, arkadaşlar beni tanır, eski bürokratım, bizim bürokratlarla bir işimiz yok; sistem ve kurumların yaptıkları...
BAŞKAN MEHMET MUŞSistem olarak bizim Plan ve Bütçenin sistemini de bozmazsak...
Evet, buyurun.
ERHAN USTA (Samsun)Şimdi, buz dağının... Sayın Başkan, bunu mutlaka siz de takip ediyorsunuz, bakın, bu çok önemli. 2023 yılında bu dükkânı kapatmış olsak bütçenin ödeyeceği faiz... 2023 Haziranında Hazine "Ben bütün şeyleri tasfiye ediyorum." dedi. Bir yerden para bulduk, tamam mı? 169,5 milyar lira faiz, 212 milyar dolar da ana para ödediğimizde 381 milyar dolarla dükkânı kapatabiliyorduk işleri şey yapıp ama 2026 Eylüle geldik, arada bir sürü faiz ödedik, onları koymuyorum, onu başka bir tabloda koyuyorduk, şu andan itibaren dükkânı kapatalım desek ödeyeceğimiz faiz... Yani "59 milyar ödedik." diyoruz ya bu yıl, daha 250 milyar dolar civarında da faiz ödeme yükümlülüğümüz var bugün itibarıyla işleri dondurduğumuzda, ana parası 321 milyar dolar, 568 milyar dolar; burası çok hızlı şişiyor, bunu görmeniz lazım. Dolayısıyla, bu programa gerçekten bir şey yapılması gerekiyor, ne yapılması gerektiğini de şimdi söyleyeceğiz.
Programın eksiği: Çalışmadı. Çalışmayacak, bakın, çalışmayacak, bundan sonra da çalışmayacak bu program, bu şekilde ezeceksiniz, ne faizi düşüreceğiz ne yurt dışına çıkan parayı düşüreceğiz, her türlü sıkıntı olacak. Çünkü eksik yanı ne? Harcama ayağı eksik, kamu harcamaları ayağı eksik. Burada özellikle yolsuzluklar, usulsüzlükler ve kamunun şu "şatafat" "saltanat" dediğimiz şey... Bakın, yıllarca bütçeyle uğraşmış birisiyim, Sayın Mehmet Şimşek'in söylediği o 200-300 milyar liralık tasarruflarla bu iş olmaz; çok ciddi alan var, onun üzerine gidilmesi lazım, sizin uzmanınızın da bu konuda çalışması lazım.
Yapısal reform yapılmadı üç yıl içerisinde. Siz bana söyleyin, şimdi soru-cevap kısmı olacak, bir tane yapısal reform söyleyin ya! "Bu program kapsamında bir tane şunu yaptık." Bakın, bir tane, fazla istemiyorum. Söyleyemezsiniz, yok çünkü. E, güven olması lazım bir program için, güven zaten yoktu, hele bu fon krizinden sonra güven iyice kaçtı.
Sayın Başkan, son slaytta da birkaç tane sorumuz olacak.
Şimdi, tabii, ben şahsen çok üzülüyorum, eski iki Merkez Bankası Başkanı şu anda tutuklu. Mesela, bunun Merkez Bankasının kredibilitesine, itibarına bir zararı var, bununla ilgili düşünceniz nedir?
Fon ve borsa krizi nedeniyle finansal piyasada yaşanan güvensizlik ve önlem yetersizliklerinin ekonomiye etkisi de oldukça olumsuzdur, bu durum karşısında Türkiye...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN MEHMET MUŞSayın Usta...
ERHAN USTA (Samsun)Bitiriyorum hemen, son.
BAŞKAN MEHMET MUŞBir dakika daha süre veriyorum, lütfen toparlayalım.
ERHAN USTA (Samsun)Çok teşekkürler.
Bu durum karşısında Merkez Bankası ne yapmayı planlıyor, bu vesileyle bize bunu anlatın. Yani "Bizim atacağımız adımlar şunlardır, şu riskleri görüyoruz veya görmüyoruz, şunları yapacağız." diye lütfen sizden bir şeyler bekliyoruz.
Şahap Kavcıoğlu döneminde BDDK'de fon vurgunu 3 şirkete yatırım bankası faaliyet izni verildi, bunlar tahvil çıkardılar, vatandaştan borçlandılar, fon vurgunu yaptılar, şimdi temerrüde düştü; bugün 5 milyar TL ödemesi vardı, ödemesini yapamadı. Bu, bankacılıkta sistemik bir riske neden olur mu? İnşallah olmaz, tabii ki temennimiz o, hepimiz bu ülkede yaşıyoruz ama sizden buna ilişkin en azından piyasayı rahatlatan birkaç kelam bekleriz.
Fon kurulunda AK PARTİ'li 3 yönetici var, siz de bağımsız Merkez Bankası Başkanı olarak, diğerleri de oraya oturmuş; olacak iş değil ya! Ya, fon kurulunda bir partilinin ne işi var? Yani, zaten herkes partili ama hiç olmazsa devlette bir unvanı var; sadece genel başkan vekili, grup başkanı olarak, bağımsız bir Merkez Başkanı olarak fon kurulunda partililerin oturmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Yani, insanın aklına şey geliyor: Ya, oraya niye oturdular? Ha, bu işler yanlış bir yere gitmesin, cıs noktalara gitmesin, bizimkilerin üzerine gelirse onları başka yere saptırmak için bu arkadaşlar yediemin olarak mı oraya oturdu, onu bilmiyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ERHAN USTA (Samsun)Son soru olarak da... Sık sık yabancılarla bir araya geliyorsunuz, son skandaldan sonra yabancılara hakikaten ne anlatacaksınız? Diyor ya hani Mehmet Şimşek: "Türkiye'nin hikâyesi var." diye, hangi hikâyeyi anlatacaksınız yabancılara?
Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
BAŞKAN MEHMET MUŞEvet, Sayın Usta, Mehmet Bey...
ERHAN USTA (Samsun)Biraz son dakika oldu ama...
BAŞKAN MEHMET MUŞ"Mehmet Şimşek" dediniz, o Fatih Karahan, Mehmet Bey gelecek. İşte, 3'ünde mi geliyor?
ERHAN USTA (Samsun)"Mehmet Bey'le dolaşıp gidiyorsunuz." dedim, Mehmet Bey "Hikâyesi var." dedi ya.
BAŞKAN MEHMET MUŞBütçe programını denkleştirmek üzereyiz, takvimi sizlere göndereceğiz, ona göre programlarınızı yaparsınız. Mehmet Bey, 5 Kasımda, Hazine ve Maliye Bakanlığının bütçe görüşmelerinde, burada olacak. Bir, iki tarihi daha netleştirince takvimi paylaşacağız sizinle, onları
teyitleştirmeye çalışıyoruz.
MUSTAFA KALAYCI (Konya)İlk sunum ne zaman başlayacak?
BAŞKAN MEHMET MUŞEfendim, ilk sunum 16'sı,17'si gibi... 17'si son tarihi zaten, cuma günü gönderilir işte, 21'inde perşembe gününü planlıyoruz.
ERHAN USTA (Samsun)Görüşme ama şeyde, 26'sı mı?
AYNI TOPLANTIDA
Aynı gün bu komisyonda konuşanlar
11 konuşma daha · 6 Ekim 2026