Gelir vergisi kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısı (s.s:385)
Manisa Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 104. Birleşim · 3. yasama yılı · 12 Haziran 2009 · 515 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Erkan Akçay (MHP), 12 Haziran 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 104. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GELİR VERGİSİ KANUNU VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TASARISI (S.S:385)); konuşma 515 kelime.
Erkan Akçay (MHP, Manisa). “Gelir vergisi kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısı (s.s:385)”. TBMM Genel Kurulu, 104. Birleşim tutanağı, 12 Haziran 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/erkan-akcay-23-2009-06-12-gelir-vergisi-kanunu-ve-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
ERKAN AKÇAY (Manisa)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan tasarının 37’nci maddesi üzerine verdiğimiz değişiklik önergesi hakkında konuşmak üzere söz aldım. Muhterem heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Tasarının 37’nci maddesiyle, Avukatlık Kanunu’nun 168’inci maddesine hüküm eklenerek genel bütçeye, il özel idarelerine, belediye ve köylere ait vergi, resim ve harç davalarında avukatlık ücretinin maktu olarak belirlenmesi öngörülmektedir. Geçici 2’nci maddede yapılan düzenleme ile de hâlen devam eden davalar için de maktu ücret uygulanması gerektiği düzenlenmektedir.
Türkiye Barolar Birliğinin avukatlık asgari ücret tarifesini idari yargı kararına uygun hâle getirmesi ve Adalet Bakanlığının da bunu onaylaması sonucu vergi davalarında vekâlet ücreti maktu değil nispi olarak düzenlenmeye başlamıştır. Vekâlet ücretinin nispi olarak düzenlenmesi nedeniyle, vergi uyuşmazlıklarında vekâlet ücretlerinin çok yüksek miktarlara ulaşacağı düşüncesiyle, Maliye Bakanlığı bu konuda bir düzenleme yapılmasını istemişse de bu konu Danıştayda olduğu için bir düzenleme yapılamamıştır.
Dava açmak isteyenler öncelikle gerekli yargılama giderlerini peşin ödemek zorundadır. Bu giderler davacının haklı çıkması durumunda karşı tarafa yüklenilerek tazmin edilmektedir. Vergiye ilişkin davalarda avukatlık ücretinin maktu mu veya nispi mi olacağı hususu, konunun tarafları bakımından farklı açılardan ele alınan tartışmalı bir durumdur. Sorunun, Türkiye Barolar Birliğinin tarife belirleme yetkisini ortadan kaldırmadan çözümlenmesi gerekmekle birlikte, tarife belirlenirken, verginin devlet-vatandaş münasebetlerinin çok önemli bir yönünü oluşturduğu, vergi davalarının sayısal çokluğu ve çok değişken parasal meblağları içerdiği, vatandaş bakımından da vekâlet ücretinin yüksekliği nedeniyle hak arama yolundan vazgeçmemesi ve vekâlet ücretinin caydırıcı olmaması gerektiği ve vekâlet ücretinin de bir bütçe gider kalemi olduğu da ve bütçeden gider yapılan giderlerin de yine bu halkın vergileriyle toplandığı göz ardı edilmemelidir. Vergi davalarında maktu vekâlet ücretinin çok düşük olması da avukatların bu davalara olan ilgisini azaltmaya ve hak arama mücadelesinde mükellefi hukuki yardımdan yoksun ve yalnız bırakmaması gerekmektedir. Aynı şekilde yüksek nispi vekâlet ücreti de yurttaşların mahkemelere başvurmaktan kaçınmalarına, dolayısıyla hak arama özürlüğünün engellenmesine de yol açabilecektir. Bu yüzden bir orta yol bulunması zaruridir.
Türkiye’de yıllar itibarıyla ortaya çıkan vergi uyuşmazlığı sayısına dair resmî veya gayriresmî herhangi bir kayıt tutulmamaktadır. Danıştayda dosyalar üzerinde yapılan çalışmalarla dava konusu yapılan uyuşmazlıkların büyük ölçüde mükellef lehine sonuçlandığı da maalesef bir gerçektir. Yargıya intikal eden uyuşmazlıklar içinde ilk dört sırayı oluşturan uyuşmazlıkların vergi mahkemesinde idare aleyhine sonuçlarına baktığımızda durum hiç de iç açıcı değildir. Danıştaya temyize giden vergi uyuşmazlıkları dosyalarının yüzde 80’i vergi idaresinin, yüzde 20’si de mükellefindir. Danıştaydaki bu dosyaların yüzde 23’ü vergi dairesinin lehine sonuçlanırken yüzde 77’si mükellefin lehine sonuçlanmaktadır. Vergi idaresinin temyiz ettiği davalara baktığımızda ise davaların yüzde 80’i mükellef lehine sonuçlanırken ancak yüzde 12’sinin vergi idaresi lehine sonuçlandığını görmekteyiz.
Değerli milletvekilleri, bu sonuçlara baktığımızda idarenin, vatandaşları vergi mahkemelerinde dava açmak zorunda bırakan tasarruflarının büyük ölçüde hukuki dayanaktan yoksun olduğu ortaya çıkmaktadır. Davaların hazineye yük olması karşısında alınacak tedbir, öncelikle idari uygulamalara azami özen gösterilmesinin temini ile açılan davalarda idare aleyhine ortaya çıkan büyük farkın ortadan kaldırılmasının sağlanmasıdır. Davaların nicelik ve nitelik itibarıyla en aza indirilmesi, devlet -vatandaş münasebetinin uyumlu ve düzenli hâle getirilebilmesi için kapsamlı bir vergi ve idare reformu zorunludur. Şu anda Maliye Bakanlığı maalesef mükellefiyle ve personeliyle davalı olan bir bakanlık durumundadır. Bu durumun öncelikli olarak Hükûmetin gündemine alınmasında büyük yarar ve zaruret vardır.
Bu düşüncelerle, muhterem heyetinize saygılarımı sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
29 konuşma daha · 12 Haziran 2009