İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 127. BİRLEŞİM · SALI

Türkiye birleşmiş milletler geçici görevler gücü (unıfıl) ne silahlı kuvvetleri unsurlarıyla katkı sağlanmıştır. söz konusu iznin süresinin uzatılması hk

Erol Aslan Cebeci

Sakarya Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 127. Birleşim · 2. yasama yılı · 8 Temmuz 2008 · 1.676 kelime · yaklaşık 8 dakikalık okuma

Kaynak göster

Erol Aslan Cebeci (AK Parti), 8 Temmuz 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 127. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE BİRLEŞMİŞ MİLLETLER GEÇİCİ GÖREVLER GÜCÜ (UNIFIL) NE SİLAHLI KUVVETLERİ UNSURLARIYLA KATKI SAĞLANMIŞTIR. SÖZ KONUSU İZNİN SÜRESİNİN UZATILMASI HK); konuşma 1.676 kelime.

Erol Aslan Cebeci (AK Parti, Sakarya). “Türkiye birleşmiş milletler geçici görevler gücü (unıfıl) ne silahlı kuvvetleri unsurlarıyla katkı sağlanmıştır. söz konusu iznin süresinin uzatılması hk”. TBMM Genel Kurulu, 127. Birleşim tutanağı, 8 Temmuz 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/erol-aslan-cebeci-23-2008-07-08-turkiye-birlesmis-milletler-gecici-gorevler-gucu-unifil-ne-silahli-k (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AK PARTİ GRUBU ADINA EROL ASLAN CEBECİ (Sakarya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin UNIFIL’in görev süresinin uzatılması yönünde karar alması durumunda hudut, şümul ve miktarı Hükûmetçe belirlenecek Türk Silahlı Kuvvetleri unsurlarının 1701 sayılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Kararı ve 880 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Kararı’yla tespit edilen ilkeler kapsamında 5 Eylül 2008 tarihinden itibaren bir yıl süreyle UNIFIL Harekâtı’na iştirak etmesi ve bununla ilgili gerekli düzenlemelerin Hükûmet tarafından yapılması için Anayasa’nın 92’nci maddesi uyarınca izin verilmesine dair Başbakanlık tezkeresiyle ilgili olarak AK PARTİ Grubunun görüşlerini belirtmek üzere söz aldım. Hepinizi en derin saygılarımla selamlıyorum.

Ülkemiz, cumhuriyetimizin kurulduğundan bu yana Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesini dış politikamızın temel hedefi hâline getirmiş, dünyada ve bölgemizde barış ve güvenliğin sağlanması ve devam ettirilmesi için her zaman önemli katkılarda bulunmuştur.

Değerli milletvekilleri, hepinizin bildiği gibi, saygın ve güçlü bir üyesi olduğumuz NATO ittifakı, Avrupa Birliğiyle bütünleşme sürecinde ilerleme konusunda kararlı ve bölgesinin en güçlü, en büyük ekonomik, siyasi ve askerî gücü olan ülkemizin, özelikle bölgemizde yaşanan gelişmelerden etkilenmemesi, bu gelişmeleri etkilememesi ve kendisini bu gelişmelerin dışında tutması mümkün değildir.

Üzülerek belirtmeliyim ki coğrafi olarak sınırında bulunduğumuz ve insanlarıyla çok güçlü tarihî ve kültürel bağlarımız olan Orta Doğu bölgesi, zengin yer altı kaynakları nedeniyle müreffeh bir gelecek potansiyeline sahip olmakla birlikte, yıllarca süren karışıklıklar, çatışma ve istikrarsızlık içindedir. Takdir edersiniz ki bizim bu bölgede ciddi bir sorumluluğumuz vardır. Bu sorumluluklarımızı yerine getirmemiz, bölgedeki ve dünyadaki gücümüzü ve saygınlığımızı artırmıştır, bundan sonra da artıracaktır.

Bu temel çerçevede sizlere son birkaç yıl içerisinde Lübnan’daki gelişmelerle ilgili çok kısa bir bilgi sunmak istiyorum: 12 Temmuz 2006 günü Hizbullahın roket saldırıları ve İsrail topraklarına girerek düzenledikleri operasyonda 8 İsrail askerinin öldürülmesi ve 2’sinin kaçırılması, biraz da o dönemde Gazze’deki olaylar nedeniyle bölgede yaşanmakta olan krizin kapsam ve boyutu genişlemiş ve geçmişte bu tarzdaki saldırılarda yalnızca Hizbullahı hedef alan İsrail, bu defa saldırılardan Lübnan Hükûmetini sorumlu tutarak Hizbullah saldırısına gerçekten orantısız bir ağırlıkla karşılık vermiştir. İsrail, Lübnan’ı havadan, karadan ve denizden kuşatmış, güney Lübnan ve Beyrut’ta özellikle Şiilerin bulunduğu güney mahalleleri bombalanmış, havaalanları ve deniz limanları bombalanmış ve bu saldırılarda 12 Temmuz 2006 tarihinden ateşkesin ilan edildiği 14 Ağustos 2006 tarihine kadar yaklaşık 1.200 Lübnan vatandaşı maalesef hayatını kaybetmiştir. Öte yandan, bu çatışmalar sırasında Hizbullah, İsrail’e üç bin beş yüze yakın roket ve havan mermisi atmış ve bu çatışmalarda da maalesef, yine 154 İsrail vatandaşı hayatını kaybetmiştir.

Lübnan meselesi ilk olarak 14 Temmuz 2006 tarihinde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde ele alınmış, yapılan müzakereler uzun bir zaman almış ve nihayet 11 Ağustos 2006 tarihinde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, 1701 sayılı Kararı’yla, bütün taraflara bir ateşkes daveti çıkarmıştır. Kararda taraflara, çatışmaların tamamen durdurulması, belirtilen ilkeler ve unsurlar dâhilinde daimî ateşkesi ve uzun vadeli çözümü desteklemeleri çağrısında bulunulmuştur. Kararda ayrıca, çatışmalara son verilmesini takiben, Lübnan kuvvetlerinin Birleşmiş Milletler geçici görev gücü olan UNIFIL ile güney Lübnan’a konuşlandırılmasına paralel olarak, İsrail kuvvetlerinin bölgeden çekilmesi ve UNIFIL’in görev süresinin ve faaliyetlerinin kapsamının genişletilerek, personel sayısının 15 bin askere kadar çıkartılması öngörülmüştür.

O dönemde, Lübnan krizinin sona erdirilmesi için Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan, Lübnan Başbakanı Fuat Sinyora, Suriye Cumhurbaşkanı Esat, Birleşmiş Milletlerin o dönemdeki Genel Sekreteri Sayın Annan, yine o dönemde AB’nin Dönem Başkanlığını yapan Finlandiya Başbakanı Vanhanen, İspanya Başbakanı Zapetora ve Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Bush ve İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejat ve Alman meslektaşı Sayın Merkel ile telefon görüşmeleri gerçekleştirmiş ve bu görüşmelerde ateşkesin ivedilikle sağlanması, bu amaçla uluslararası çabaların artırılması ve çatışmaların bölgeye yayılmaması için Lübnan’a bu ateşkeste önerilen gücün konuşlandırılmasıyla ilgili olarak Sayın Başbakanımız aktif bir dış politika izlemiştir.

Türkiye 26 Temmuz 2006’da Roma’daki toplantıya katılmış, yine çatışmaların sona ermesini takiben, barışın yerleşmesi ve korunabilmesi için hem Başbakanımız hem Dışişleri Bakanımız barış çabalarına devam etmiştir. Bu süreçte ülkemiz, yapıcı, ölçülü, aktif bir dış politika izlemiş ve Türkiye'nin terörle mücadelesinde mevcut konumunu kesinlikle zaafa uğratmayacak ve bu konudaki hukuk ve siyasi zeminimizi zayıflatmayacak bir tutum izlemiştir.

Ülkemizin Lübnan’da görev yapan UNIFIL’e asker göndermesine dair tezkere 5 Eylül 2006 tarihinde Meclisimizde görüşülmüş ve 880 sayılı Meclis Kararı’yla da, aynı oturumda alınmış olan bu kararla, Anayasa’mızın 92’nci maddesi uyarınca Hükûmete bu konuda yetki verilmiştir. Daha sonra, söz konusu izin süresi Türkiye Büyük Millet Meclisinin 29 Mayıs 2007 tarihli birleşiminde ve 892 sayılı Kararı’yla 5 Eylül 2007 tarihinden itibaren bir yıl süreyle daha uzatılmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 1701 sayılı orijinal kararı UNIFIL’e aşağıdaki ana görevleri yüklemiştir: Çatışmaların durdurulmasını gözlemlemek, İsrail kuvvetleri Lübnan’dan çekilirken Lübnan Silahlı Kuvvetlerinin mavi hat boyunca olan bölgeler dâhil bütün Güney Lübnan’a konuşlanmasına nezaret etmek ve destek olmak, bu konudaki faaliyetlerini İsrail ve Lübnan Hükûmetleriyle eş güdüm hâlinde yapmak, sivil halka insani yardım ulaştırılmasına ve yerlerinden olmuş kişilerin gönüllü ve güvenlik içinde geri dönüşlerine yardımcı olmak, tampon bölgelerin oluşturulması için atılacak adımlarda Lübnan ordusuna yardımcı olmak ve nihayet Lübnan Hükûmetinin talebi üzerine Lübnan’ın sınırlarına ve diğer giriş noktalarına silah ve bağlantılı maddelerin girişine karşı güvenlikli hâle getirilmesine yardımcı olmak UNIFIL’e görev olarak verilmiştir.

Bugün komutanlığını İtalyan Tümgeneral Claudio Graziano’nun yaptığı genişletilmiş UNIFIL deniz ve kara unsurlarından oluşmaktadır ve bu çerçevede aslında Birleşmiş Milletler ilk kez bir deniz gücü teşkil etmiştir. Temmuz 2008 itibarıyla UNIFIL’deki toplam barış gücü miktarı 13 bindir. Genişletilmiş UNIFIL’in göreve başlamasının ardından İsrail ve Lübnan arasında yeni bir çatışma yaşanmamıştır. Diğer taraftan, zaman zaman İsrail savaş uçaklarının Lübnan hava sahasını ihlal ettikleri rapor edilmiş, İsrail savaş uçaklarının ayrıca, zaman zaman, aralarında ülkemize ait gemilerin de yer aldığı UNIFIL Deniz Gücü unsurlarını taciz ettiği görülmüş, söz konusu eylemlerle ilişkin olarak İsrail nezdinde gerekli girişimlerde bulunulmuştur.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bildiğiniz gibi Türk Silahlı Kuvvetleri unsurlarının UNIFIL Harekâtı’na katılmasıyla ilgili, Meclisimizde, geçmişte, oldukça yoğun tartışmalar yaşanmıştı. Hemen şunu belirtmeliyim ki, son iki yıllık uygulamaya baktığımızda ne deniz ne kara birliklerimiz bugüne kadar herhangi bir saldırıya maruz kalmamışlardır. Bunda birliklerimizin güvenliği amacıyla baştan beri uygulamaya konan düzenlemelerin payı büyüktür.

Biz, AK PARTİ, ilke olarak güvenlik, terör ve dış politika konularının siyasi polemik amacıyla kullanılmasına karşıyız. AK PARTİ ve Hükûmetimiz, terör, güvenlik ve dış politika konularında siyasi fayda, siyasi maliyet hesabı yapmadan ve bu konuları polemik meselesi yapmadan, bu konularla ilgili hem muhalefetin görüşlerini saygıyla dinlemeye hazırız hem de kendi görüşlerimizi gayet rahatlıkla belirtiyoruz.

Türkiye bölgenin en büyük gücü ve Türk Silahlı Kuvvetleri bölgenin en iyi eğitilmiş, en modern araç ve gereçlerle teçhiz edilmiş ordusudur. Bölgemizde güvenlik ve istikrar söz konusu olduğunda, bu konularda gelişmeler olduğunda bunlara seyirci kalmamızı hiç kimse bekleyemez. Son iki yıl içerisinde UNIFIL Harekâtı nedeniyle Türk Bayrağı, gurur ve şerefle hem Lübnan’da karada hem de Doğu Akdeniz’de dalgalanmıştır. Bugün âdeta bizim bir körfezimiz sayılabilecek Doğu Akdeniz’de donanmamız, gemileriyle dolaşmıştır. Sanırım bundan hepimiz gurur duyuyoruz. Türk Silahlı Kuvvetleri ve Türk halkı daha önce de, Somali’de, Afganistan’da, Bosna’da, Kosova’da başardığı gibi Lübnan’da da yerli halk tarafından saygı ve sevgiyle bilinmekte ve halkın gönlünde, kafasında ve hafızalarında olumlu yer etmektedir.

Burada dikkatinizi çekmek istediğim bir husus, Lübnan halkının içerisinde çok sayıda farklı grubun olmasıdır; Sünni’sinden Şii’sine, Ortodoks Hristiyan’ından Falanjist’ine bütün bu gruplar Türk halkına ve Türk Silahlı Kuvvetlerine şükranlarını ifade etmektedirler.

Yalnız, bu, sadece Lübnan’a özgü bir şey de değil, Türk ordusu daha önce de barış gücü olarak görev yaptığı yerlerde de birçok ülkenin barış gücüne katkı sağlayan kuvvetleri âdeta bir işgal ordusu algılaması yaşarken bizim silahlı kuvvetlerimiz o ülke halkınca -Afganistan, Somali, Bosna, Kosova, şimdi Lübnan- bir misafir muamelesi görmüş ve o ülkenin halkının gerçekten yol, okul, hastane, prefabrik konut, kısacası altyapı alanında o ülke halkına ciddi yardımları olmuştur.

Elbette bu Türk Silahlı Kuvvetlerinin bölgede bulunması sadece kendisinin yapacağı hizmetleri değil, Türk Silahlı Kuvvetleri nedeniyle bizim Türk Kızılayımızın ve diğer gönüllü yardım kuruluşlarının bölgeye yapabileceği hizmetleri artırmış ve bu yolla da ekstra okul, hastane ve prefabrik evler yapılmış, gerçek insanların gerçek problemlerine çözüm bulunmasına yardımcı olunmuştur.

Lübnan’da, özellikle ordumuzun görev yaptığı bölgede devletimize ve ülkemize olan sevgi ve hayranlık artmıştır. Özetle, bölgeye huzur ve istikrar gelmesine katkıda bulunduk; tarihî, dostluk hislerimizi canlandırdık. Bölgenin ve Lübnan’ın, hem ekonomik kalkınmasına hem de demokrasisinin gelişmesine hizmet ettik ve katkıda bulunduk.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2006 krizi sırasında ve sonrasında Lübnan’a gönderdiğimiz, taahhüt ettiğimiz karşılıksız yardımların, taahhütlerin toplamı 50 milyon Amerika Birleşik Devletleri Doları civarındadır. Söz konusu yardımlar Türkiye’yi Lübnan’a yardım elini uzatan önde gelen ülkelerden biri hâline getirmiştir. Bu yardımların büyük bir kısmı insani yardım ve sağlık ve eğitim projeleri olarak kullanılmıştır. Ülkemiz savaş sırasında Lübnan’dan çıkmaya çalışan Lübnanlıların ve yabancıların tahliyesinde de önemli bir rol oynamıştır.

Yine, Türkiye’miz, Lübnan’da toplam elli sekiz prefabrik okul, iki sağlık merkezi… Ve bu okullardan otuz yedi tanesi bitirilmiş ve diğerleri de inşaat hâlinde. Yine, bir ihtisas hastanesi ve Paris’te Bağışlar Konferansı’nda, taahhüdümüz kapsamında bir üniversite hastanesi yapılması kararı alınmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Gücü UNIFIL kara birlikleri kapsamında hâlen bir istihkam, inşaat bölüğümüz 261 personelle Esadiye bölgesinde görev yapmaktadır. Birliğimiz, UNIFIL, Komutanlığının 10 Kasım 2006 tarihinde yaptığı denetimde en düzenli üs bölgesi olarak değerlendirilmiştir. Ayrıca, sivil-asker iş birliği çerçevesinde örnek bir çalışma sergileyen birliğimiz, özellikle yerli halkla kurduğu temaslar ve sağladığı destek bağlamında bölge halkının takdirini kazanmıştır.

UNIFIL deniz gücüne hâlen 2 hücumbotla katılıyoruz. 2008 Nisan ayı sonuna kadar 1 fırkateyn, 2 de korvet ve 1 lojistik destek gemimizle katkıda bulunuyorduk. Ancak, ihtiyacın azalması nedeniyle deniz gücüne olan katkımız yeniden gözden geçirilerek 2 hücumbota indirildi.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemiz, son dönemde bölgesel sorunların çözümünde gayet aktif bir rol yürütmektedir. Bu bağlamda, Lübnan’daki krizin aşılmasında, ilgili tüm taraflarla yürüttüğümüz yoğun temaslarla önemli bir rol oynadık. Lübnan Meclis Başkanının, Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan’ı, Lübnan’da 25 Mayıs 2008’de düzenlenen Lübnan Meclisinin Cumhurbaşkanlığı Seçimi Oturumu ve törenine daveti, bu katkılarımıza yönelik şükran duygularının ifadesi niteliğindedir. Sayın Başbakanımız, söz konusu törene, beraberlerinde Sayın Dışişleri Bakanımız Ali Babacan Bey’le birlikte katılmıştır. Böyle bir ortamda UNIFIL’e katılmamızın sürdürülmesi, hem tutarlı bir dış politika hem de ülkemizin bölgedeki etkinliğinin devamı açısından önemlidir.

Bu konuştuğum çerçeve içerisinde UNIFIL’in, Lübnan’da görev yapan askerî gücün görev yapma süresinin Birleşmiş Milletler tarafından uzatılması hâlinde, 880 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Kararı ile tespit edilen ilkeler kapsamında, 5 Eylül 2008 tarihinden itibaren bir yıl süreyle daha UNIFIL Harekâtı’na iştirak etmesi ve bununla ilgili gerekli düzenlemelerin hükûmet tarafından yapılması için Anayasa’mızın 92’nci maddesi uyarınca Hükûmetimize izin verilmesini yüce Meclisten saygılarımla arz ederim.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

32 konuşma daha · 8 Temmuz 2008

32 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook