Türk silahlı kuvvetleri deniz unsurlarının aden körfezi somali karasularında asker görev sürelerinin uzatılması hakkında
Sakarya Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 60. Birleşim · 5. yasama yılı · 7 Şubat 2011 · 1.443 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma
Kaynak göster
Erol Aslan Cebeci (AK Parti), 7 Şubat 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ DENİZ UNSURLARININ ADEN KÖRFEZİ SOMALİ KARASULARINDA ASKER GÖREV SÜRELERİNİN UZATILMASI HAKKINDA); konuşma 1.443 kelime.
Erol Aslan Cebeci (AK Parti, Sakarya). “Türk silahlı kuvvetleri deniz unsurlarının aden körfezi somali karasularında asker görev sürelerinin uzatılması hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim tutanağı, 7 Şubat 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/erol-aslan-cebeci-23-2011-02-07-turk-silahli-kuvvetleri-deniz-unsurlarinin-aden-korfezi-somali-karasul (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
AK PARTİ GRUBU ADINA EROL ASLAN CEBECİ (Sakarya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türk Silahlı Kuvvetleri deniz unsurlarının Aden Körfezi, Somali kara suları ve açıkları, Arap Denizi ve mücavir bölgelerde görevlendirilmek için önce 10 Şubat 2009 tarih ve 934 sayılı, daha sonra 2 Şubat 2010 tarih ve 956 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Kararı’yla Hükûmetimize verilen bir yıllık izin süresinin anılan kararda belirtilen ilke ve esaslar dâhilinde 10 Şubat 2011 tarihinden itibaren bir yıl daha uzatılması hususunda Hükûmet tezkeresi üzerinde AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, 2006 yılından bu yana dünya denizlerinde, özellikle Kızıldeniz, Aden Körfezi, Arap Denizi, Basra Körfezi ve Somali açıklarında ticaret gemilerine ve Dünya Gıda Programı gemilerine yönelik olarak haydutluk faaliyetlerinde bir artış görülmektedir. Hâlihazırda deniz haydutluğu faaliyetleri bölgesel bir boyutta gerçekleşiyor gibi gözükse de ticaret gemilerinin milliyet ve bayrağı aranmadan, ayırım yapılmadan uluslararası deniz ulaştırma yolları üzerinde gerçekleştirilmesi bu saldırıların, bu mesele küresel bir nitelik kazanmıştır. Dünya deniz ticareti için büyük önemi haiz olan Süveyş Kanalı, Kızıldeniz ve Aden Körfezi’nde yılda yaklaşık 30 binden fazla ticari gemi geçiş yapmaktadır. Söz konusu gemi geçişleriyle dünya ticaret hacminin yaklaşık yedide 1’i ve dünya petrol ticaretinin ise dörtte 1’i karşılanmaktadır. Aden Körfezi’nden yıllık 400’e yakın Türk Bayraklı, Türkiye bağlantılı ticaret gemisi geçiş yapmaktadır ve aslında toplam 33 ülkeyle ithalat, ihracatımız bizim bu deniz ticareti yoluyla gerçekleşmektedir. Ülkemizin yıllık yaklaşık 250 milyar doları bulan dış ticaretinin yüzde 17’si, 18’i hemen hemen bu bölgedeki deniz ulaştırma yolları kullanılarak yapılmaktadır.
Görüldüğü üzere söz konusu korsanlık eylemlerinin vuku bulduğu deniz alanları uluslararası deniz ticaretinin başlıca güzergâhlarından biri olup Türk ticaret gemileri ve Türk mürettebatlı yabancı uyruklu gemiler tarafından da yoğun bir şekilde kullanılmaktadır.
Aden Körfezi’nde, Somali kara sularında ve açıklarında, Hint Okyanusu’nda seyreden ticaret gemilerine yönelik deniz haydutluğu, korsanlık ve silahlı soygun eylemleri bir uluslararası güvenlik meselesi olarak uluslararası gündemin ön sıralarında yer almaya maalesef hâlâ devam etmektedir. Bu yasa dışı eylemler sadece can ve mal emniyetini tehdit etmekle kalmayıp seyahat özgürlüğünü kesintiye uğratmakta, uluslararası ticareti ve deniz taşımacılığını da olumsuz biçimde etkilemektedir. Bu eylemler ne yazık ki ayrıca Somali ile diğer Afrika ülkelerine yapılan insani yardımların deniz yoluyla ulaştırılmasını da engellemektedir.
Geçtiğimiz dönemde daha da artan bu eylemler tabiatıyla ülkemizi de yakından ilgilendirmektedir. Bölgede bugüne kadar 500’den fazla korsanlık, deniz haydutluğu ve silahlı soygun vakası yaşanmış ve 2008 yılı sonundan bu yana Türkiye bağlantılı 5 ticaret gemisi mürettebatıyla birlikte rehin alınmış, bunlar daha sonra serbest bırakılmıştır. Aslında en son “Frigia” isimli bir Türk gemisi 29 Temmuz 2010 tarihinde serbest kalmıştır. Bununla birlikte 2008 yılından bu yana Türk Bayraklı, Türkiye bağlantılı 10 adet ticaret gemisi deniz haydutlarının saldırısından son anda kurtarılmıştır. Bunlardan ülkemizin bayrağı altındaki 3 gemi, 2010 yılı içerisinde bu saldırıların hedefi olmuştur. Söz konusu bölgede benzer vakalarla karşılaşılması riski hâlen devam etmektedir. Ayrıca, ticari gemilerimize ve bunlarda görev yapan vatandaşlarımıza yönelik tehdit, diğer yandan ülkemizin ticari ve ekonomik menfaatlerini olumsuz etkileyen bir boyut da taşımaktadır.
Türkiye Büyük Millet Meclisinin değerli üyeleri, Somali’de kamu düzeninin sağlanamamış olması, korsan deniz haydutlarının ve silahlı soygun icra eden kişilerin çok geniş bir deniz alanında faaliyet göstermeleri, bunların tutuklanıp yargılanmaları konusunda karşılaşılan problemler, bu meseleyle etkin bir mücadele yapılmasını zorlaştırmaktadır. Bu nedenle, ülkemiz sorunun vahameti ve karmaşıklığı karşısında, uluslararası toplumun kapsayıcı bir yaklaşımla müşterek hareket etmesini ve uluslararası etkin tedbirlerin alınmasını ve uygulanmasını savunmaktadır. Hepimizin takdir edeceği gibi, hiçbir ülke tek başına bu problemle baş edebilecek imkân ve yeteneğe sahip değildir. Deniz haydutluğu ve korsanlık meselesine kalıcı çözümün anahtarı, asıl olarak karadadır. Somali’nin içinde bulunduğu güç duruma uluslararası toplum olarak siyasi, ekonomik ve güvenlik alanlarını da içerecek kapsayıcı bir yaklaşım ve strateji geliştirilmesi ve bunların etkin bir şekilde hayata geçirilmesi gerekmektedir. İnancımız odur ki böyle geniş bir bakış açısıyla deniz haydutluğu, korsanlık problemine ancak makul bir çözüm bulunabilecektir.
Son dönemdeki saldırıların Aden Körfezi ve Somali açıklarıyla sınırlı kalmadığı, Hint Okyanusu’nun bir bölümünü de kapsayan daha geniş bir alana yayıldığı müşahede edilmektedir. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 2008, 2009 ve 2010 yılında aldığı kararlarla, söz konusu eylemlerle ortak mücadeleye yönelik olarak uluslararası toplumun yakın iş birliği ve eş güdüm yapmasını kolaylaştıracak meşruiyet zemini güçlendirilmiştir.
Uluslararası toplumun Somali açıklarındaki korsanlık, deniz haydutluğuyla bu ülkenin kara sularını da kapsayacak şekilde yürüttüğü mücadelenin temel hukuki dayanağını oluşturan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin ilgili kararlarının süresi son olarak 23 Kasım 2010 tarihli ve 1950 sayılı Karar’la bir yıl daha uzatılmıştır.
Bu çerçevede, bölgede ülkemizin de bilfiil iştirak ettiği Müşterek Görev Gücü 151 ve NATO ile Avrupa Birliğinin Atalanta gibi koalisyon deniz güçleri münhasıran deniz haydutluğuyla mücadele etmektedir. Aslında Avrupa Birliği 8 Aralık 2008 tarihinde bölgede Avrupa Birliği “Now For Atalanta” adlı bir deniz operasyonu başlatmayı kararlaştırmış ve bu operasyona İngiltere, Fransa, Yunanistan, Hollanda, Almanya, İtalya, Belçika, İsveç ve İspanya iştirak etmektedir.
Bölgede ayrıca Amerika Birleşik Devletleri, Rusya Federasyonu, Çin Halk Cumhuriyeti, Hindistan, Japonya, Malezya, Güney Kore ve Avustralya’ya ait askerî gemiler bulunmakta, ticari gemilere refakat etmekte ve deniz alanı güvenliğinin tesisi operasyonlarını icra etmektedirler.
Bu derece geniş kapsamlı ve yoğun bir askerî konuşlandırmanın deniz haydutları üzerindeki caydırıcılığının devamının ve bunun güçlendirilmesinin ise tabiatıyla icra edilen operasyonlarda ele geçirilen zanlıların adalete teslim edilerek yargılanmalarının sağlanmasıyla mümkün olabileceği göz ardı edilmemelidir. Ülkemiz, bu maksatla, ele geçirilecek faillerin bölge ülkelerinde yargılanmalarını kolaylaştıracak bölgesel temelde bir iş birliği ve eş güdüm mekanizması kurulması yönünde Birleşmiş Milletler uhdesinde yürütülen bütün çalışmaları desteklemektedir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemiz, geçtiğimiz süre zarfında Dünya Gıda Programı tarafından kiralanmış ve Afrika’ya insani yardım taşıyan gemilere koruma sağlamayı amaçlayan NATO daimi deniz görev güçlerine yüce Meclisimizin Hükûmetimize verdiği izin çerçevesinde, Müşterek Görev Gücü 151’e dönüşümlü olarak toplam 10 fırkateynle aktif katkı sağlamıştır, bunlardan 5’i de 2010 yılı içinde görevlendirilmiştir.
Bölgedeki deniz kuvvetleri unsurlarımızca deniz haydutlarına karşı bugüne kadar 15 operasyon icra edilmiş olup bunlardan 10’u geçtiğimiz 2010 yılı içerisinde gerçekleşmiştir.
Bölgede görev icra eden fırkateynlerimiz, Türk Bayraklı ve Türkiye bağlantılı ticaret gemilerinin emniyetli geçişlerinin sağlanması için her türlü tedbiri almakta ve gerekli koordinasyonu sağlamaktadır.
Bu çerçevede, bölgede görev yapan fırkateynlerimiz ile geçiş yapan ticaret gemilerimiz arasında koordinasyon amacıyla kesintisiz iletişim tesis edilmiştir. Bölgeden geçiş yapan ticaret gemileri yürürlükteki koruyucu tedbirleri uygulayarak emniyetli seyir yapmaları konusunda bilinçlendirilmekte ve diğer ülke deniz kuvvetlerine ait askeri konvoylara dâhil olmalarına yardımcı olunmaktadır.
Ayrıca, bölgede operasyona katılan diğer ülkelerin savaş gemileriyle yakın iş birliği yapılarak Türk Bayraklı, Türkiye bağlantılı ticaret gemilerinin korunması ve desteklenmesi maksadıyla yönlendirmelerde ve tavsiyelerde bulunulmaktadır.
Geçtiğimiz süre zarfında, Aden Körfezi’nde ve Somali açıklarında seyredecek ülkemizle bağlantılı ticari gemilerin güvenliğinin sağlanması amacıyla askeri önlemlerin yanı sıra sivil planda da birtakım önlemler alınmıştır.
Denizcilik Müsteşarlığı tarafından mümkün olan korsanlık saldırılarından kaçınmak veya bunların olmaları hâlinde bunlardan imkânlar nispetinde kaçınmak maksadıyla Uluslararası Denizcilik Teşkilatı önderliğinde hazırlanan en iyi uygulama kuralları, Türk denizcilik sektörüne en geniş şekilde duyurulmaktadır.
Ülkemiz, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 1851 sayılı Kararı çerçevesinde oluşturulan Temas Grubu’na kurucu üye olarak katılmıştır. Korsanlık, deniz haydutluğu ve silahlı soygun ile mücadele kapsamında istihbarat paylaşımı ve bölgedeki askerî, sivil faaliyetlerin koordinasyonu konularında kapsamlı çalışmalar yürüten bu Temas Grubu, ilk toplantısını, Ocak 2009’da New York’ta yapmış ve bu toplantıda kabul edilen kararlar ve ilkeler doğrultusunda oluşturulan çalışma grupları da bugüne kadar aktif bir şekilde çalışmıştır ve ülkemiz de bu çalışma grupları içerisinde aktif olarak yer almıştır. Ülkemizin soruna yönelik olarak sergilediği kararlı ve aktif tutumu ve somut katkıları, hem Türk Bayraklı ve Türkiye bağlantılı ticari gemilerin emniyetinin muhafazasını sağlamış hem de Birleşmiş Milletler sistemi içinde ve bölgesel ölçekte oynadığımız rolün ve görünürlüğün pekiştirilmesini temin etmiştir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; izninizle, Türkiye'nin sınır ötesi uluslararası operasyonlara katılımıyla ilgili şunu da söylemek isterim: Konunun uzmanı olan hemen herkes hemfikir ki son yıllarda Türkiye'nin uluslararası alanda etkinliği gözle görülür bir biçimde arttı ve uluslararası danışma ve karar alma süreçlerindeki yeri de sağlamlaştı. Bu konuda birçok somut örnekler verebilirim. Bu artan etkinlik, aynı zamanda, Türkiye’ye, uluslararası problemlerin çözümünde katılımcı olma ve katkı sağlama sorumluluğu da getirmektedir. Şurası kesin ki Türkiye, deniz haydutluğu ve korsanlık nedeniyle kendi ekonomimize gelebilecek muhtemel zararları mutlaka engellemelidir. Ama en az bununki kadar önemli olan, cumhuriyetimizin 100’üncü kuruluş yıl dönümünde yani 2023’te dünyanın siyasi, ekonomik ve kültürel alanlarda en etkin ilk on ülkesi arasına girme iddiası olan bir ülkedir bizim ülkemiz ve bu iddia bize belli sorumluluklar yüklemektedir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu kapsamda Türk Silahlı Kuvvetleri deniz unsurlarının Aden Körfezi, Somali kara suları ve açıkları, Arap Denizi ve mücavir bölgelerinde görevlendirilmesi için Hükûmetimize verilen bir yıllık izin süresinin 10 Şubat 2009 tarihli ve 934 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Kararı’nda belirlenen ilke ve esaslar dâhilinde 10 Şubat 2011 tarihinden itibaren bir yıl daha uzatılması talebini yukarıda açıkladığım gerekçelerle AK PARTİ Grubu olarak gerekli bulmaktayız ve destekleyeceğiz.
Yine AK PARTİ Grubu adına bu amaçla üstün bir başarıyla görev yapan tüm deniz kuvvetleri personelimize teşekkür ediyor ve başarılarının devamını diliyorum. Yüce Meclisi bu vesileyle tekrar ve en derin saygılarımla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
71 konuşma daha · 7 Şubat 2011