Orman kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun (s.s.274)
Mersin Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 14. Birleşim · 2. yasama yılı · 5 Kasım 2003 · 533 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ersoy Bulut (CHP), 5 Kasım 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 14. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ORMAN KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN (S.S.274)); konuşma 533 kelime.
Ersoy Bulut (CHP, Mersin). “Orman kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun (s.s.274)”. TBMM Genel Kurulu, 14. Birleşim tutanağı, 5 Kasım 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ersoy-bulut-22-2003-11-05-orman-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-s-s-274 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ERSOY BULUT (Mersin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 274 sıra sayıyla görüşülmekte olan ve 6831 sayılı Orman Kanununda yapılacak değişiklikle ilgili kanun tasarısının 13 üncü maddesi hakkında söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi, en içten duygularla, şahsım adına saygıyla selamlıyorum.
Bilindiği üzere, görüşmekte olduğumuz Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Yüce Meclisin Birinci Yasama Yılında görüşülmüş ve Sayın Cumhurbaşkanının onayına sunulmuş, ancak, çok haklı gerekçelerle, kanun bir kez daha görüşülmek üzere Yüce Meclise iade edilmiştir. Gerek komisyon raporunda gerekse şu ana kadar yapılan görüşmelerde, çok yerinde olan tespitlerin iktidar kanadınca hiç dikkate alınmadığı görülmektedir.
Değerli arkadaşlarım, 6831 sayılı Orman Kanununun 1 inci maddesi ormanın tanımını yapar ve der ki: "Tabiî olarak yetişen veya emekle yetiştirilen ağaç ve ağaççık toplulukları yerleriyle birlikte orman sayılır." Aynı maddenin istisna bentlerinde ise hangi yerlerin orman sayılmayacağı belirtilmiştir.
Anayasamızın "ormanların korunması ve geliştirilmesi" başlığı altında 169 uncu maddesinde ise "Devlet, ormanların korunması ve sahaların geliştirilmesi için gerekli kanunları koyar ve tedbirleri alır (...) Bütün ormanların gözetimi devlete aittir (...) Orman sınırlarında daraltma yapılamaz" denilmektedir.
Yasama görevini yerine getirirken özenli ve dikkatli davranmak, kurumlararası çatışmaya meydan vermemek amacıyla, yasalarda yapmak istediğimiz değişikliklerin temel yasalarla çatışmamasına, kamu vicdanının yara almamasına özen gösterilmesi gerektiğine inanmaktayım. Ancak, ne yazık ki, üzerinde tartıştığımız bu tasarı da, bundan öncekilerde olduğu gibi, temel yasalarla çatışmakta ve kamu vicdanını yaralamaktadır.
Bu tasarının 1 inci maddesiyle kızılağaç ve aşılı kestaneler orman tanımı dışına çıkarılmakla orman tanımı değiştirilmekte, görüşmekte olduğumuz 13 üncü maddeyle de, kesim ve taşıma kolaylığı getirilerek, Bakanlık uhdesinde bulunan yetki, muhtarlıklara devredilmek suretiyle bir Anayasa suçu işlenmektedir.
Orman kavramı kanunda tanımlanmakla birlikte, bir yerin orman olup olmadığı belirlemesinin tespiti oldukça güçtür ve teknik bir iştir.
Sayın milletvekilleri, Doğu Karadeniz Bölgesinde kadastrosu yapılmış orman arazisi, toplam alanın ancak yüzde 10'u civarındadır; yani, nerelerin devlete, nerelerin özel mülkiyete ait olduğu kesinlik kazanmamıştır. Bölgede, yoğun mülkiyet problemi yaşanmaktadır. Böyle bir problemin varlığını bile bile, orman idaresini devreden çıkarıp, sadece muhtarların vereceği bir belgeyle kesim ve taşıma yapılması, ormansızlaşmaya, erozyona ve sonucunda da topraksızlaşmaya neden olacaktır.
Değerli arkadaşlarım, Doğu Karadeniz Bölgesinde, son yıllarda sık sık yaşadığımız sel felaketlerini ve toprak kaymalarını hatırlatmak isterim. Söz konusu değişiklik, belki birkaç kişinin problemini çözebilecek; ancak, çözdüğünden daha büyük toplumsal boyutta problemlere de zemin hazırlayacaktır.
Yine, getirilmesi düşünülen bu değişiklik, suiistimallere davetiye çıkaracak niteliktedir. Bugün bile kaçak kesim ve nakliyenin önüne geçilememekte iken, muhtardan alınacak bir belgeyle kesim ve nakliyenin gerçekleştirilmesi ise, ancak art niyetli insanlara kolaylık sağlayacaktır. O nedenle, her türlü kesim ve nakliye işinde, orman idaresini devreden çıkarmayalım; çıkarmayalım ki, kızılağaç ve aşılı kestanelerin katliamına neden olmayalım.
Değerli arkadaşlarım, basından izlediğim kadarıyla, bu konunun gündeme gelişinde, belli sermaye gruplarının kendilerine daha ucuz hammadde sağlama çabalarının yattığı izlenimini edindim. Eğer bu gerçek ise, şuna dikkatinizi çekmek isterim: Çıkarları için çaba sarf ettiğiniz bu küçük zümrelerle birlikte, geniş halk kitlelerinden de oy alarak parlamenter oldunuz. Çıkarları için çaba harcadığınız bu küçük zümreler, sizin seçmen tabanınızda azınlığı oluşturmaktadır.
Değerli arkadaşlarım, komisyon raporundaki lehte görüşlerin hiçbirine katılmadığımı belirtmek isterim. Bu görüşleri, tamamen, yukarıda belirttiğim haksız değişiklikleri haklı kılmak için zorlanarak söylenmiş görüşler olarak nitelendiriyorum. Bu raporun en dikkat çeken yanı da, "erozyonun nedeninin sadece ağaçların kesilmesinden kaynaklanmadığı, başka faktörlerin de rol oynadığı, zaten bodur bitki ve ağaçların toprağı iyi tutmadığı" görüşüdür.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
19 konuşma daha · 5 Kasım 2003