İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 70. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

375 sayılı kanun hükmünde kararnamede değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.:108)

Ertuğrul Kumcuoğlu

Aydın Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 70. Birleşim · 2. yasama yılı · 27 Şubat 2008 · 1.163 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ertuğrul Kumcuoğlu (MHP), 27 Şubat 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 70. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 375 SAYILI KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMEDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.:108)); konuşma 1.163 kelime.

Ertuğrul Kumcuoğlu (MHP, Aydın). “375 sayılı kanun hükmünde kararnamede değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.:108)”. TBMM Genel Kurulu, 70. Birleşim tutanağı, 27 Şubat 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ertugrul-kumcuoglu-23-2008-02-27-375-sayili-kanun-hukmunde-kararnamede-degisiklik-yapilmasina-dair-kanu (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MHP GRUBU ADINA ERTUĞRUL KUMCUOĞLU (Aydın)Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 375 Sayılı Kanun Hükmündeki Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı üzerinde grubumun görüş ve değerlendirmelerini arz etmek üzere huzurunuzdayım. Divanı ve yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, aslında bu maddeyle ilgili olarak söz almayı düşünmüyor idim, çünkü önümüzdeki kanun bir maddelik bir kanun. Ne diyor? Diyor ki: “375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede bir hüküm vardı, bu hüküm de beş küsur seneden beri yürürlükteydi, ama biz bu hükmü yok sayarak beş senedir devleti idare ediyoruz, memur maaşlarını ödüyoruz. Baktık ki ciddi bir hata içindeyiz, bunu telafi etmek için bu maddeyi sevk ettik. Gelin el birliğiyle bunu düzeltelim.” Pekâlâ, düzeltelim. Madem yanıldınız, madem şaşırdınız, madem ne yaptığınızı bilmiyorsunuz, gelin bunu geriye doğru telafi edelim. Hem de getirdiğiniz kanun tasarısını beş yıl öncesinden yürürlüğe koymak istiyorsunuz. Tahmin ediyorum cumhuriyet tarihinde de bunu ilk defa yapıyorsunuz. Bu kadarını ben hatırlamıyorum kırk seneyi aşkın kamu hizmetime rağmen. Şimdi, bu kadar kolay, bu kadar basit bir meseleyi fazla gürültü patırtı yapmadan geçirmeniz gerekirken, burada grup temsilcinizin, tam yirmi dakika, gayet ayrıntıda birtakım açıklamalar yapıyorum diye inkâr stratejisi üzerine kurulmuş bir konuşma yaptığı yetmiyor, 2 kişilik milletvekillerine tahsis edilmiş hakkı da AKP milletvekilleri kullanıyor ve burada hiç de gerçeklere uymayan ifadelerde bulunuyor. Beyefendiler, bunu yapmayın. Bunu yapmayın, bu doğru bir şey değil. Çünkü, o arkadaşlarınızın söylediklerinin çoğu doğru değil. Neymiş efendim? 57’nci Hükûmet Temmuz 2002’de bir kanun hükmünde kararname çıkarmış, efendim bütün bu dengeleri altüst ediyormuş, falanmış filanmış diye, tamamen inkâra dayalı bir strateji güdüyorsunuz. Cumhuriyetin bütün temel kazanımlarını yok farz ediyorsunuz. Bunu Grup Başkanınız bir önceki konuşmasında da yaptı burada. “Efendim, biz sağlıkta şunu yaptık.” Daha önce sanki Türkiye'de hiç hastane yapılmamış, Türkiye'de hiç doktor yetiştirilmemiş, Türkiye hastanelerinde hiç hasta tedavi edilmemiş gibi. “Efendim, biz KÖYDES’te şunu yaptık.” Sanki Türkiye'de hiç köy yolu yapılmamış, bütün köylerimiz susuzdu, hepsi sanki AKP döneminin son beş senesinde yapıldı. Siz, bir memur maaşını beş sene boyunca doğru dürüst uygulayamıyorsunuz. Nerede kaldı burada iddia ettiklerinizi yapasınız? (MHP sıralarından alkışlar)

Madem bu yanlışlık vardı… Şimdi bakın, gerekçeniz ne? Ne kadar, insanı sıkıntıya sokuyorsunuz. Konuşmayayım diyorum, konuşturuyorsunuz. “Ayrıca, 5473 sayılı Kanun ile kurumsal ilave ödeme olmayan personele 2006 yılı Ocak ayından itibaren ek ödeme getirilmek suretiyle görev tazminatından yararlanamayan personelin ücretlerinde iyileştirme yapılmıştır.” diyorsunuz. Tamam, diyorsunuz. Madem, niye 5473 sayılı Kanun’da bu Kanun Hükmünde Kararname’yi yürürlükten kaldırmadınız? Kaldırmadınız, çünkü ne yaptığınızı bilmiyorsunuz.

Şimdi, Sayın Başkan, yine bu tarafa dönerek konuşacağım. Çünkü, politikacılar kalabalık ister, kalabalığa hitap etmek ister.

RÜSTEM ZEYDAN (Hakkâri)Millete hitap edin.

ERTUĞRUL KUMCUOĞLU (Devamla)AKP Grubunu biliyorsunuz, görüyorsunuz, bomboş. Ee, MHP Grubu kalabalık.

MEHMET NİL HIDIR (Muğla)Say istersen.

ERTUĞRUL KUMCUOĞLU (Devamla)Buradaki bürokratlar da AKP milletvekillerinden daha fazla. İster istemez bu tarafa dönüyorum. Sayın Başkan da biraz sonra beni ikaz edecek, diyecek ki: “Lütfen Genel Kurula hitap edin.” Ee hitap edecek kimse yok ki karşıda. (MHP sıralarından alkışlar)

LÜTFİ ÇIRAKOĞLU (Rize)Milleti de güldürüyorsun!

ERTUĞRUL KUMCUOĞLU (Devamla)Şimdi, bakın, ben size söyleyeyim.

LÜTFİ ÇIRAKOĞLU (Rize)Bir Türk dünyaya bedeldir ya!

ERTUĞRUL KUMCUOĞLU (Devamla)Burada, uzun uzun “Bizden önceki hükûmetler, efendim, memurlar arasında ücret dengelerini bozmuşlardı, şöyle altüst etmişlerdi, böyle altüst etmişlerdi, biz şu kanunu yaptık, bu kararnameyi yaptık, şöyle düzelttik, böyle düzelttik…”

Beyler, Türkiye’de, sizin dönemimizde en çok dikkati çeken olay gelir dağılımı bozukluklarıdır. Ne demek istediğimi merak ediyorsanız dünkü gazetelerin ekonomi sayfalarına bakın. Anladınız değil mi ne demek istediğimi? Dünkü şeylere bakın.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya)Memur maaşları çok yüksek, değil mi?

ERTUĞRUL KUMCUOĞLU (Devamla)Şimdi, bakıyoruz bugünkü gazetelerde bir haber. Efendim, ne yapacakmışız? Veraset ve İntikal Kanunu’nu kaldıracakmışız. Şimdi, birisi alelacele ortaya bir fikir atıyor, hemen ona birisi yapışıyor, Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu’nu kaldırıyorsunuz. Bakın, Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu’nu kaldırırken istirham ediyorum, rica ediyorum, çok iyi, ama çok iyi düşünün, çünkü Türkiye’nin bir temel özelliği var, son senelerde çok daha belirginleşen bir temel özelliğimiz var: Türkiye çok kötü bir şekilde veyahut da –kötü kelimesini geri alayım- çok ilginç bir şekilde bir rant ekonomisine dönüştü. Veraset ve intikal vergisi olmadan bu rant gelirlerinin sağlıklı bir şekilde kamuyla paylaştırılmasını sağlayamazsınız, olmaz böyle şey. Son zamanlarda gazetelerde gördüğünüz zenginlerimizin pek çoğu rant üzerinden zengin oluyorlar ve bunları gelir vergisi ve kurumlar vergisi üzerinden vergilendiremiyorsunuz.

Aman aman, istirham ediyorum, yaptığınız düzenlemelere dört başı mamur bir bakın. Çünkü bu Hükûmetimizin bir başka özelliği de var. O da ne? Demokrasinin temel kuralı olan şeffaflıktan uzaklaşıyorsunuz. Bu memlekette bir anayasa yaptığınızı iddia ediyorsunuz, birdenbire gündemden düşüyor, o ayrı mesele. Ondan sonra, ben milletvekiliyim… Ben kırk sene memur olarak, milletvekili olarak, müsteşar olarak, büyükelçi olarak bu memlekete hizmet ettim, sizin anayasa tasarınızı bilmiyorum ama Amerikalılar biliyor. Amerikan Büyükelçisi satır satır zaten biliyordu. O yetmedi, şimdi gidiyorsunuz, Amerikalarda büyükelçilerin ötesindeki adamlara anlatmak lüzumunu hissediyorsunuz. Yapmayın böyle şeyler. Bu yaklaşımlar demokratik yaklaşımlar değildir. Demokratik olmanın ötesinde, ahlaki yaklaşımlar da değildir. Ben milletin temsilciyim, siz milletin temsilcisisiniz, burada oturanlar milletin temsilcisi. Bu Hükûmet bu Meclisi adam yerine koymak zorundadır. Yok öyle şey. Sayısal üstünlük hiçbir şey ifade etmez, ahlak normlarının karşısında, evrensel hukuk karşısında, demokrasinin temel kuralları karşısında hiçbir şey ifade etmez.

MEHMET NİL HIDIR (Muğla)Sayısal üstünlük demokrasinin temelidir.

ERTUĞRUL KUMCUOĞLU (Devamla)Yok, hayır… Bak, ne diyorum bak: Ahlak kuralları karşısında, evrensel hukuk hükümleri karşısında, demokrasi ilkeleri karşısında etmez. O sizi hâkim önünde ibra eder, ama seçmen önünde ibra etmez. Sizi yargı önünde ibra eder, ama tarih önünde ibra etmez. Onun için, lütfen… Yani, bak burada güzel güzel ben size ne yapmamız gerektiği konusunda belli yollar, yöntemler göstermek istiyorum. İnsandır -insan beşer, bazen şaşar- hata edebiliriz. Nitekim, Maliye Bakanımız bu hatayı etmiş beş sene. Şimdi, taa şeye kalıyor, kanunun yürürlüğünü taa 15/1/2002’ye alıyorsunuz. 15/1/2002’de biz iktidardaydık, ama Kasım 2002’den beri siz iktidardasınız ve iktidarınızın üzerinden beş sene dört ay geçti. Bu yanlışlığı düzenlemeyi akıl edemediniz, bu yanlışlığı fark edemediniz ise, burada kalkıp da kürsüden “Biz şöyle iyi yaptık, böyle iyi yaptık.” diye insanların zamanını lütfen israf etmeyin. Başka bir kanun getirelim, bir an önce onu çıkaralım. Vatana hizmet edelim. Biz bunun için maaş alıyoruz, kulislerde oturmak için değil. Şimdi bakıyorum, şurada ya 20 kişisiniz, ya 17 kişisiniz. Ama biraz önce karar yeter sayısı istendi, Sayın Başkan dedi ki: “Karar yeter sayısı var.” Ha, hastanelerde hasta takibinde iseniz veyahut köyünüzde, beldenizde, vatandaşın hizmetinde, onların dertlerini dinliyorsanız mesele yok, ama burayı bomboş bırakıp, kuliste oturup oturup oturup, oy kullandıkça içeri gelmek milletvekilliği yapmak değildir. Aldığınız maaşı hak etmiyorsunuz, bunun anlamı budur. Haramdır… (MHP sıralarından alkışlar)

Ben oturuyorum bütün gün orada, görmüyor musunuz? Sabah ikiden gece yarısına kadar oturuyorum.

BURHAN KAYATÜRK (Ankara)Biz de oturuyoruz.

ERTUĞRUL KUMCUOĞLU (Devamla)Siz oturuyorsunuz, öbürleri oturmuyor yalnız. Neyse efendim, vaktinizi daha fazla almak istemiyorum.

Geleceğimizi sağlıklı inşa edebilmek için, geleceğimizi doğru inşa edebilmek için -tamam mı- tecanüs içinde, birbirimize saygı duyarak, bu kürsüyü istismar etmeyerek doğruları arayalım, bulalım. Biz, doğruların arkasında olduğunuz müddetçe sizin yanınızdayız, arkanızdayız; aksi takdirde karşınızdayız. Bazen tenkitlerimiz de acımasız olabilir, ama, siz de gelip, buradan, doğruların dışında şeyler lütfen söylemeyin.

En iyi dileklerimle saygılarımı sunuyorum.

Sayın Başkan, teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

37 konuşma daha · 27 Şubat 2008

37 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook