İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 80. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Tarım kredi kooperatifleri ve birlikleri kan.değ.yap.dair kan.kan.tas.(ss.835)

Fahrettin Üstün

Muğla Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 80. Birleşim · 3. yasama yılı · 6 Nisan 2005 · 1.051 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Fahrettin Üstün (CHP), 6 Nisan 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 80. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TARIM KREDİ KOOPERATİFLERİ VE BİRLİKLERİ KAN.DEĞ.YAP.DAİR KAN.KAN.TAS.(SS.835)); konuşma 1.051 kelime.

Fahrettin Üstün (CHP, Muğla). “Tarım kredi kooperatifleri ve birlikleri kan.değ.yap.dair kan.kan.tas.(ss.835)”. TBMM Genel Kurulu, 80. Birleşim tutanağı, 6 Nisan 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/fahrettin-ustun-22-2005-04-06-tarim-kredi-kooperatifleri-ve-birlikleri-kan-deg-yap-dair-kan-kan-tas (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA FAHRETTİN ÜSTÜN (Muğla)Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; Tarım Kredi Kooperatifleri ve Birlikleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 7 nci maddesi üzerinde söz aldım; Yüce Heyeti saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, tarımla ilgili istediğiniz kadar yasa çıkarın; ama, Avrupa Birliği bütçesiyle karşılaştırdığımızda, tarıma ayrılan destekler, Avrupa Birliği bütçesinin yüzde 45'i tarım destekleri, Türkiye'de ise maalesef binde 7. İstediğiniz kadar yasa çıkarın, ağzınızla kuş tutsanız, Türk çiftçisini bu rakamlarla bir yere götürmeniz mümkün değil, Türk çiftçisini kurtarmanız mümkün değil.

Değerli arkadaşlarım, seçim çevrem olan Muğla'da yaptığım geziler sırasında çiftçilerin söyledikleri bazı sözleri buradan sizlere nakletmeden geçemeyeceğim:

Milas-İçme Köyünde bir üretici diyor ki: "Su, sanayi malı; süt, enayi malı."

Yine, Milas-Köşkköy'de bir üretici: "1 kilogram pamuk satarak, şehirde 2 kez tuvalete gidemiyoruz..."

Milas-Savran Köyünde bir üretici: "İnekten su sağıp satsaydık, daha kârlı olurduk..."

Gezginci arıcılık yapıp, Niğde'den Milas-Gökbel Köyüne gelen Mehmet Aygün isminde bir arıcı da, arıcılığın desteklenmesiyle ilgili, Niğde AKP Milletvekilinden bir istekte bulunuyor; milletvekilinin söylediği ilginç: "O bir sinektir, uçar gider."

Yine, Ula-Karaböğürtlen Köyünde bir çiftçi: "Çiftçide hal hatır soracak hal mi kaldı" diyor.

Kandak Köyünde bir çiftçi: "Çiftçinin cebinde cep kanseri var..."

Yine, aynı köyde bir çiftçi: "Dişimizi sıka sıka diş kalmadı..."

Milas-Bozalan Köyündeki çiftçinin söylediği ise ilginç: "Aç yatıyoruz, gölgede yatıyoruz."

Değerli arkadaşlarım, bundan bir süre önce, Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Amasya-Kızseki'nin, ödeme güçlüğü içinde olduğunu buradan dile getirmiştim. Sayın Tarım Bakanımızdan, bu ne olacak dedim, bugüne kadar çözüm bulunmadı. Kooperatifin metnini buraya bırakıyorum.

Dalaman İlçesinden, arı nakillerinden, süt fiyatlarından, örtüaltı sera yetiştiriciliğinden, Ziraat Bankasındaki kredi borçlarından, narenciyenin ağacın başında kaldığından, pamuk üretimindeki gelecek yıllarda fiyattan dolayı gerilemenin olacağıyla ilgili, tekrar bırakıyorum. Diyarbakır-Lice'de yanlışlıklar yüzünden vatandaşın alamayacağı doğrudan gelir desteğiyle ilgili metni bırakıyorum. Daha çok aslında da, Sayın Bakanım bakalım bunları çözebilecek mi...

İktidar olduğunuzdan beri, değerli arkadaşlarım, iki anlayışınız var; bir, satma; iki, kapatma. Toprak Mahsulleri Ofisi ajanslarını, 150'ye yakın ajansı kapattınız; Köy Hizmetlerini kapattınız, Bodrum Su Ürünleri Araştırma Enstitüsünü kapattınız, tavukçuluk araştırma enstitülerini kapattınız, meyvecilik araştırma enstitülerini kapattınız, arıcılık üretme istasyonlarını kapattınız, GAP İdaresini kapatmak üzeresiniz; Sağlık Bakanlığı taşra teşkilatı, Çevre ve Orman, Kültür ve Turizm, Sanayi ve Ticaret, Bayındırlık ve İskân taşra teşkilatlarını kapatmak üzeresiniz.

Bir de satma anlayışınız var. Ormanlarımız, hazine arazileri, okullar, hastaneler, Tekel, TÜPRAŞ, SEKA, Et ve Balık, Petkim, Telekom, köy meraları, tersaneler, havaalanları, araç muayene istasyonları, demiryolları, TİGEM arazileri, Kıbrıs, yabancıları mülk edindirme...

Ülke tarımı derken, tabiî, tarımın içinde bulunduğu sorunlara bakarken bir de bu tarımın yapıldığı toprakların ne durumda olduğunu sizlere belirtmek isterim. Türkiye'nin en önemli sorunlarından biri erozyondur. Tedbirler alınması gerekmekte; fakat, alınmamaktadır. Fırat Nehri yılda ortalama 125 000 000 ton toprağı erozyona uğratmaktadır. Türkiye toplamında ise erozyona uğrayan toprak miktarı 1 400 000 000 ton. Her yıl Bursa ve İzmit İllerimiz kadar, verimli topraklarımızı sulara teslim ediyoruz. Saatte 3 000 dönüm orman, dakikada ise 50 dönüm orman yok olmaktadır.

Erozyon, tarımsal alanlarımızı da yok etmektedir. Aşırı yağmur ve karların erimesinin erozyonu körüklediği bilinmektedir. Aşırı erozyon, Türkiye'de, tarımda kendine yeten bir ülke olma özelliğini tehlikeye düşürmektedir. Ülkemiz topraklarının yüzde 73'ü şiddetli erozyona maruz kalmakta, rüzgâr ve yağmur, verimli toprakları sürükleyerek baraj göllerine, akarsu yataklarına ve denizlere taşımaktadır. Sadece tarım alanlarında kaybedilen verimli toprak miktarı yılda 500 000 000 tondur. Bu topraklarla birlikte mineral ve organik madde de kaybedilmektedir. Türkiye'nin kimyevî gübrelere ayırdığı yıllık kaynağın 4,5 trilyon olduğu düşünülürse, ekonomik kaybın boyutu da ortaya çıkacaktır.

Rocky Feller'in Eisenhover'a yazdığı bir mektup var; mektuptan bir iki bölüm sizlere okuyacağım: "Oltaya yakalanmış balığın yeme ihtiyacı yoktur. Bu tip ülkelere doğrudan doğruya iktisadî yardım da yapılabilir; ama, bize uygun ve bağlı hükümetleri iktidarda tutacak ve bize düşman muhalifleri zararsız bırakacak biçim ve miktarda olmalıdır."

Ülkemizde, sizin, 4.8.2003 tarihinde yürürlüğe giren ve aynı gün yürürlüğün durdurulması için Anayasa Mahkemesine başvurduğumuz ve Anayasa Mahkemesinin 5 maddesini iptal ettiği yabancılara mülk edindirmeyle ilgili ilginç rakamlar vereceğim.

Yabancıların Türkiye'de gayrimenkul edinmesine bağlı olanak sağlayan yasa 19 Temmuz 2003 tarihinde Avrupa Birliğine uyum gerekçesiyle çıkarıldı ve o günden bugüne, tapu kadastro bilgilerine göre, Yunanlılar 14 949 kişiyle 4 615 dekar, Almanlar 11 985 kişiyle 6 700 dekar, Amerikalılar 31 267 kişiyle 74 523 dekar, İsrailliler 38 405 kişiyle 114 700 dekar arazi ve emlak alımında bulunmuşlardır. Zilyetlikte olup da kayıtta bulunmayanlar bunların dışındadır değerli arkadaşlarım.

Rakamlar tek başına bir şey ifade etmeyebilir; olayın netleşmesi için rakamları alt alta topladığımızda, 231 835 dekar, yani, 234 835 000 metrekare, yani, bir yıl içerisinde 234 000 000 metrekare vatan toprağı satılmış durumdadır. Bu topraklar artık Türkiye'nin değildir. Üstelik, Türkiye'nin en verimli toprakları elden çıkarılmıştır. Halka anlatıldığı gibi, bu yasanın çıkarılmasının Avrupa Birliğine girme aşamasıyla hiçbir ilgisi yoktur. Avrupa Birliğine son giren ülkeler de dahil olmak üzere, tüm ülkelerde, arazilerin yabancılara satışlarına önemli kısıtlamalar getirilmektedir.

Yeni yasayı çıkaranların öne sürdüğü bu gerekçe tam bir düzmecedir. Açıkça, Türkiye, satışa çıkarılmıştır; fakat, bunun için sadece bu hükümeti suçlamak hata olur. Emperyalizm, bu işin altyapısını elli yıla yakın bir zamanda hazırlamıştır. Günümüzde, emperyalizm, tamamen bilimsel metotlar uygulamaktadır. Ülkenin sosyolojik ve kültürel durumuna göre, içerideki kritik konumda bulunan oyuncuların satın alınması, medyanın tam bir kontrolü, halkın yönetime etkisinin denetim altına alınması, sadece iktidar partilerinin değil, muhalefet partilerinin de sistemin dışına çıkamayacak şekilde kişilerden oluşturulması istenmektedir. Emperyalizmin çok iyi bir istihbaratla ve bilimsel metotlarla çalışması sayesinde gerçekleştirilmektedir. Türkiye'ye, bu açıdan, emperyalizmin serbest bölgesi gözüyle bakanlar var diyebiliriz.

Emperyalizm için tek bir tehdit unsuru vardır; halkın toplu bir uyanışa geçmesi ve bu uyanış sonucunda örgütlenerek mücadeleye başlaması. Bu konuda, medyaya çok büyük görev düşmektedir. Medya, Türkiye'de görevini o kadar başarıyla yapmaktadır ki, Türk Halkının büyük çoğunluğu sömürüldüğünün farkında bile değildir!.. Magazin haberler, beyni uyuşturan diziler ve futbol fanatizmiyle Türk Halkının büyük çoğunluğu âdeta sanal ortamda yaşamaktadır.

Değerli arkadaşlarım, bundan birkaç gün önce, Çanakkale Savaşının 90 ıncı yıldönümünü kutladık. Benim de dedem Çanakkale'de şehit olanlardan birisi. Bu ülke için şehit olan, çarpışan, başta Mustafa Kemal Atatürk, silah arkadaşları ve diğer şehitlerimizi bir kez daha saygı ve minnetle anıyorum.

O savaşta, 43. Alay 1. Piyade Taburu 1. Bölüğün 1917 yılı yemek listesi:

"15 Haziran: Sabah üzüm hoşafı, öğle yok, akşam yağlı buğday çorbası, ekmek tam;

26 Haziran: Sabah yok, öğle yok, akşam üzüm hoşafı, ekmek tam;

8 Ağustos: Sabah yarım ekmek, öğle yok, akşam şekersiz üzüm hoşafı.

Not: 21 Temmuz 1917'den itibaren başlayarak ordu emriyle ekmek istihkakı 500 grama indirilmiştir; çünkü, un ve ekmek kalmamıştır." Bu ülke hangi kazanımlardan geçmiş, hangi şartlarda kurulmuş; ama, bu yabancılara toprak edindirme yasasıyla, siz, Türkiye'nin topraklarını yabancılara sattınız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

32 konuşma daha · 6 Nisan 2005

32 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook