(2/399) esas numaralı kanun teklifi hakkında
Muğla Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 18. Birleşim · 4. yasama yılı · 15 Kasım 2005 · 556 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Fahrettin Üstün (CHP), 15 Kasım 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 18. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: (2/399) ESAS NUMARALI KANUN TEKLİFİ HAKKINDA); konuşma 556 kelime.
Fahrettin Üstün (CHP, Muğla). “(2/399) esas numaralı kanun teklifi hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 18. Birleşim tutanağı, 15 Kasım 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/fahrettin-ustun-22-2005-11-15-2-399-esas-numarali-kanun-teklifi-hakkinda (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
FAHRETTİN ÜSTÜN (Muğla)Evet, Sayın Başkan.
BAŞKANBuyurun Sayın Üstün.
Süreniz 5 dakika.
FAHRETTİN ÜSTÜN (Muğla)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2.3.2005 tarihinde vermiş olduğum kanun teklifimin, yasal sürede Genel Kurula gelmemesi sonucu, İçtüzüğün 37 nci maddesi uyarınca söz istedim; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlarım.
Değerli arkadaşlarım, ülkemizde kanayan bir yara olan Bağ-Kur ve SSK primlerinin ödenememesi sonucu, milyonlarca insanımız mağdur durumdadır. Yaşanan ekonomik sıkıntılar, tarım ve esnaf kesiminin AKP İktidarı döneminde giderek yoksullaşması ve yoksullaştırılmasıyla, artık insanlarımız prim borçlarını ödeyemedikleri için hastanelere bile gidememektedir. Anayasamızın emrettiği sosyal devlet yok edilmiştir. Başbakan söz veriyor, bakan söz veriyor; ama, IMF istemediği için milyonlarca insanımız mağdur edilmeye devam ediliyor.
2005 Mart ayı itibariyle SSK'nın 4,6 milyar YTL, Bağ-Kurun ise 16,7 milyar YTL alacağı var. Yine, 2005 Mart ayı itibariyle özel sektör borçlu dosya sayısı 1 446 735; ama, Bağ-Kura gelince durum daha içler acısı; toplam Bağ-Kurlu sayısı 3 385 806 kişi olmasına rağmen, Bağ-Kura borçlu olanların sayısı 2 187 540 kişi olmasıdır. Bu durumda, 3 Bağ-Kurludan 2'sinin borçlu olduğu ortaya çıkıyor. Bunların yaklaşık 1,4 milyonunun da beş yıl ve daha uzun süreden beri primlerini ödeyemeyenlerden oluşmuş olması, bu alacakların şimdiye kadarki yapılandırmalarla tahsil edilmesinin mümkün olmadığı gerçeğidir.
Enflasyonun yüzde 10'ların altında olduğu şu dönemde, yatırılamayan prim borçlarına uygulanan yüzde 130'ların üzerindeki faiz, primlerini yatıramadığı için sağlık hizmetlerinden yararlanamayan insanlarımızın alamadığı hizmetin primini ödemesi hangi insafa sığar?! Toplam prim içinde aylık sağlık primi de önemli miktarı oluşturmaktadır. İktidar, halkına uyguladığı yüzde 130'un üzerinde gecikme faizleriyle, halkından kan emmektedir. Birikmiş primlerin yüzde 35 ilâ yüzde 36'sı, ceza ve faizlerden oluşmaktadır. Ayrıca, hükümetin getirmek istediği yeniden yapılanma, biriken borçların tahsil edilmesi değil, edilememesi yönündedir; bundan önce getirilen 16 ödeme planından hiçbir farkı yoktur ve çok kısa zamanda, yeni bir plan getirmek zorunda kalınacaktır.
Ayrıca, vatandaş, birikmiş prim borcunun yarısını ödeyerek ancak sağlık hizmetlerinden yararlanacakmış! Bu, zulümdür değerli arkadaşlarım.
Prim ödeyecek vatandaşın durumuna gelecek olursak: Bugün, Tunceli'nin Mazgirt İlçesi Karabulut Köyünden bir vatandaş geldi; çiftçi; 1999'da 6 900 000 000 lira kredi çekmiş, 8,3 milyar lirasını ödemiş, şu anki borcu 15 milyar lira. Bu vatandaşımız, bu borçlarını nasıl ödeyecek?!
Bugün, Cumhuriyet Halk Partisi Grubuna Eskişehir Harmankaya'dan gelen vatandaşlarımız, ineklerinin icrayla satıldığını belgelediler.
Arpa, geçen yıl 350 000, bu yıl 225 000; buğday, geçen yıl 380 000, bu yıl 200 000. Geçen yıl Simmental ırkı bir ineğin fiyatı 4,5 milyar lirayken, bu yıl 1,5 milyar lira. Traktörünü, ineğini, tarlasını satarak borcunu ödeyen çiftçilerimiz, giderek mağdur edilmektedir, perişan haldedir.
Pamuğu, tütünü Yunanistan'dan ithal ederek çiftçinin durumunu nasıl düzelteceksiniz ve çiftçi, bu biriken prim borçlarını nasıl ödeyecek?!
Türkiye'de prim yükü yüzde 42 iken, Avrupa Birliği ülkelerinde ortalama yüzde 27'dir.
Ayrıca, önemli bir nokta; Bağ-Kur ve SSK'ya olan prim borçlarının, 2002 yılından 2004 yılına kadar yüzde 74 oranında artmış olması, hani güllük gülistanlık gösterilen gidişatın, aslında hiç de öyle olmadığının çok önemli bir göstergesidir.
Değerli arkadaşlarım, 31 Mart 2005 tarihi itibariyle 3 385 806 aktif sigortalı bulunuyor. Aynı tarih itibariyle 2 187 540 kişinin Kuruma borcu olması, her 3 SSK'lıdan 2'sinin primini ödeyemediği gerçeğidir. On yıl, onbeş yıl prim borcunu yatırıp, ekonomik zorluklarla borçlarını yatıramayan vatandaşlarımızın ve onların ailelerinin, çocuklarının devletin sağlık hizmetlerinden yararlandırılmayarak cezalandırılması, hangi vicdanla bağdaşır?!
Sağlıklı olmak ve insanca yaşamak herkesin hakkıdır. Türkiye'de ve Türkiye gibi sermaye egemenliğinin hüküm sürdüğü diğer ülkelerde ise, sağlık, hak olmaktan çıkmış ve sağlık alanı tümüyle piyasa ekonomisinin kurallarınca belirlenir hale gelmiştir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
20 konuşma daha · 15 Kasım 2005