İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 9. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Türk borçlar kanunu tasarısı hakkında (s.s.321)

Faruk Bal

Konya Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 9. Birleşim · 4. yasama yılı · 21 Ekim 2009 · 479 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma

Kaynak göster

Faruk Bal (MHP), 21 Ekim 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 9. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK BORÇLAR KANUNU TASARISI HAKKINDA (S.S.321)); konuşma 479 kelime.

Faruk Bal (MHP, Konya). “Türk borçlar kanunu tasarısı hakkında (s.s.321)”. TBMM Genel Kurulu, 9. Birleşim tutanağı, 21 Ekim 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/faruk-bal-23-2009-10-21-turk-borclar-kanunu-tasarisi-hakkinda-s-s-321-2 (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

FARUK BAL (Konya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüştüğümüz yasanın dilinde ciddi sorunlar olduğunu daha önceki önergelerimizde ifade etmiştik. Mevcut hâliyle kanun tasarısı anlaşılmaz bir ifadeyi içermektedir. Dolayısıyla biz bu önergeyle bunu anlaşılır hâle getirmeye çalıştık. Önergeyi yüce Meclisin takdirine arz ediyorum.

Ancak Sayın Bakan tabii ki bizim âmâlarla ilgili ifade ettiğimiz hususların dışında zatıalinizin Hükûmetin bir üyesi olarak adalet hizmetlerinin yürütülmesinden siyasi sorumluluğunuz bulunmaktadır. Bu siyasi sorumluluk dünden itibaren ülkede yaşanan gelişmelere sizin yüce Mecliste cevap verme ya da bunları açıklığa kavuşturma yükümlülüğünüzü de birlikte getirmektedir. Dünden itibaren Mahmur kampından ve Kandil Dağı’ndan gelen insanlar törenlerle karşılanmıştır. Onları karşılamaya elbette ki bizim orada istihbarat gücümüz yok ama, gazetelerin yazdığına göre devletin İçişleri Müsteşarı gitmiştir, onları karşılamaya birtakım kamu görevlileri gönderilmiştir. En vahimi ise, Ceza Usul Kanunu’nun hangi hâllerde bulunduğu makamın dışına giderek yargı işlemini yürütmesi gerektiğine ilişkin kesin kurallar koymasına rağmen, savcılar ve hâkimlerin de gittiği görülmektedir.

Ceza Usul Kanunu’nda, bahsettiğiniz doğrudur, cumhuriyet savcısı gidebilir ancak bu gazetelerde hâkimin de gittiği yazılı. Eğer bu doğruysa sizin buna “doğru” demeniz lazım, yanlışsa niçin oraya, hangi hukuku nedenle gönderildiğini ifade etmek lazım.

Ceza Usul Kanunu’na göre hâkim keşif için makamından dışarı çıkar, otopsi için makamından dışarı çıkar, hasta bir hâlde bulunup da duruşmaya gelmesi mümkün olmayan kişi için de onun ayağına gider ama Ceza Usul Kanunu’nda PKK’lı teröristin ayağına gider diye bir hüküm yok Sayın Bakan! (MHP sıralarından alkışlar)

KADİR URAL (Mersin)Onlar gider!

FARUK BAL (Devamla)Sayın Bakan, ateş olmayan yerden duman çıkmaz. Elbette ki kesin olarak doğru olduğunu biz de bilmiyoruz ama orada yaşanan gelişmeler, törensel bir havaya büründürülen mücrimlerin, suçluların yargıya teslimi sırasında onların nasıl himayeye mazhar olacağına dair işaretler daha gelmeden önce verilmişti. Hükûmetin işareti belliydi, iyi muamele görecekleri… İyi muameleden kastım, insani muamele değil kabul görecekleri yönünde, dağdan indirilip ovaya bırakılacakları yönünde, silahı bırakıp siyasete soyunacakları yönündeydi. Şimdi, bunun bir aşamasına daha gelmiş bulunuyoruz. Sizlerin yani AKP Hükûmetinin “açılım” adı altında millî birliği çözen projenizde yargıyı da görevlendirdiğinizi anlıyoruz. Oraya giden 2 tane hâkim, ifadeleri olduğu gibi, ne söylenmişse ayna gibi zapta yazması gerekirken, o zabıtların kendi işinin dışında olmak suretiyle, sanki sanığın avukatıymış gibi yol gösterir bir duruma düşmesi sizin uyguladığınız politikanın ürünüdür. Bu politika, hâkimi baskı altına alma, hâkimi yönlendirme şeklinde tezahür etmiştir. O ifadeyi alan hâkimler artık hâkim olmaktan çıkmış, sanığın müdafii konumuna gelmiştir.

Sayın Bakanım, “yargının siyasallaştırılması” derken bunu kastediyoruz, “hukukun üstünlüğü” derken bunu kastediyoruz. Şu yaşadığımız olay bize göstermektedir ki Türkiye, hukukun üstünlüğünü uygulayan bir ülke değil, üstünlerin hâkim olduğu bir ülke hâline gelmiştir. Bu üstünler de maalesef bu ülkenin üniter yapısına, millî bütünlüğüne ve millet olarak çözülmesine kastetmiş olan kişilerdir. Dolayısıyla “hukukun üstünlüğü” kavramının “üstünlerin hukuku” hâline dönüştürülmesinden siz siyaseten sorumlusunuz. Görüşülmekte olan bir davayla bu görüşmenin bir alakası yoktur. Siz mademki Adalet Bakanısınız, mademki Adalet Bakanı olarak bir yargı işleyişinin gidişatından siyaseten sorumlusunuz, burada bu soruların cevabını vermek durumundasınız Sayın Bakan.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

34 konuşma daha · 21 Ekim 2009

34 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook