Türk borçlar kanunu tasarısı hakkında (s.s.321)
Genel Kurul, 13. Birleşim · 4. yasama yılı · 4 Kasım 2009 · 568 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Faruk Bal (MHP), 4 Kasım 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK BORÇLAR KANUNU TASARISI HAKKINDA (S.S.321)); konuşma 568 kelime.
Faruk Bal (MHP, Konya). “Türk borçlar kanunu tasarısı hakkında (s.s.321)”. TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim tutanağı, 4 Kasım 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/faruk-bal-23-2009-11-04-turk-borclar-kanunu-tasarisi-hakkinda-s-s-321-5 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
FARUK BAL (Konya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 28’inci maddeyle ilgili önergemiz gayet açık ve nettir. Şu ibarenin değiştirilmesini istiyoruz, lütfen dinleyin, dinlediğinizi siz anlayabilirseniz bizim önergemizi reddedin; yok, dinlediğinizi anlayamayacak durumda olursanız bu defa mahkemei kübrâyı kuyumcu terazisinde tartmaya gayret edelim: “düşüncesizliği veya deneyimsizliğini öğrendiği; zor durumda kalmada ise, bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten itibaren beş yıl… “Ne demek düşüncesizliği ve deneyimsizliği? İnsan düşünen bir varlıktır. Düşündüğü için insan olarak, şerefli bir mahluk olarak nitelendirilmiştir. Düşünemiyorsa, düşünme yeteneği yoksa zaten insan değildir. Eğer insan değilse zaten sözleşme yapma hakkı yoktur. Bu kadar galat, bu kadar garip bir ifade bu kanun metnine geçecekse pes demem lazım.
Değerli arkadaşlarım, “düşüncesizlik” bir sıfat olabilir mi? Bir yakıştırmadır. Bu kanuni bir tabir olabilir mi? Bu nereden çıkmıştır? Hangi aklıevvel bulmuştur? Hangi aklıevvelin fikrini hangi aklıevvel kabul etmiştir? Bu Meclisin huzuruna nasıl gelmiştir? Değerli arkadaşlarım, bu Meclisi hafife almayalım. Sadece AKP milletvekillerinin parmak sayısından ibaret değil. Bu Meclis, hatırlatıyorum, gazi Meclis, bu Meclis bu devleti kuran Meclis, bu devleti kurmadan önce Kurtuluş Savaşı veren Meclis. Böyle bir Meclis dünyada yok. Dünyanın tek Meclisidir ki bu sıfatları haizdir. O zaman böyle bir Meclisten böyle garip bir kanun nasıl çıkar? Lütfen aklımızı başımıza toplayalım. Özellikle AKP milletvekillerine tekrar… “Mahkemei kübrâ” lafından da; onlar iyi anlar, “kuyumcu terazisi” lafından da; hepimiz biliriz. Dolayısıyla vicdanımızla baş başa kalmayı bir defa olsun gösterelim, bir defa olsun talimatın dışına çıkın, bir defa olsun aklıselime gelin değerli arkadaşlarım.
Değerli arkadaşlarım, ikinci itirazımız ise zaman aşımı süresini beş yıllık bir süreye uzatıyoruz; bir yıl ila beş yıl. Aziz arkadaşlarım, hukuk düzeninde kanunların varlığının temel nedeni hukuki güvenliği tespit ve tescil etmek içindir. Eğer bir hak uzun süre sürüncemede kalıyor ise o hak hukuki güvenlik kavramı içerisinde değerlendirilebilecek hâlden çıkar. Dolayısıyla zaman aşımı sürecinin bir ile beş yıl arasında belirsiz bir tarihe bırakılması hukuki güvensizlik yaratan bir durumdur. Hukuki güvensizlik sadece bir hukuki tabirden ibaret değildir. Hukuki güvensizlik aynı zamanda ekonomiyle ilgilidir. Hukukun güvenli olmadığı bir yerde insanlar yatırım yapmaz, orada iş kurmaz, iş tesis etmez. Dolayısıyla buradan ekonomik zafiyet de doğar.
Şimdi, burada, düşüncesizliği ve deneyimsizliği… Bir kişi sonradan akıl eder de ben düşüncesizdim, ben deneyimsizdim der, dört yıl önce yapmış olduğu bir sözleşmeyi, aklıma esti dava ediyorum derse, o süre içerisinde yapılmış yatırım, o süre içerisinde girilmiş taahhütler, sair şekilde yapılmış sözleşmeler, geriye doğru yönelik olarak dört yıl boyunca muhakeme edilir hâle gelecektir.
Değerli arkadaşlarım, böyle bir hukuk düzeni olabilir mi? Böyle bir demokrasi olabilir mi? Böyle bir güvenli yatırım ortamı olabilir mi? Bu kadar basit, bu kadar açık olan bir hükmü biraz sonra sanıyorum yine reddedeceksiniz. Reddedeceksiniz ama bundan doğan mesuliyeti, hem vicdanınızda hem siyasi hayatınızda ilelebet yarasını ve sıkıntısını çekeceksiniz.
Değerli arkadaşlarım, buradan uyarmak bizim görevimiz, bu uyarıları zabıtlara geçirmek de bizim görevimiz; bu uyarıları dinleyip buradan ortak akıl çıkarmak, buradan kanunu en olgun hâle getirmek de sizin göreviniz. Şimdi zamanı ve tam zamanı. Eğer bu görüşmelerin neticesinde tekrar parmak demokrasisi hâkim olacaksa…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
FARUK BAL (Devamla)…tekrar, bu anlattıklarımız hiçbir inandırıcı ve gerektirici nedene dayanmayan bir şekilde, parmaklarla, oylarla reddedilirse bunun vebali sizin üzerinizde bulunacaktır. Oysa size millet en uygununu, en doğrusunu, en faydalısını yapma görevini yüklemiştir. Bu yükümlülükten kaçınmak yükümlülüğün sonucunda belirli bir müeyyideye tabi olacaktır. Müeyyidenizi ben size şimdiden söylüyorum: Sandıkta, milletin mahkemei kübrâsında mahkûm olacaksınız.
Teşekkür ederim. (MHP sıralarından alkışlar)
III.- YOKLAMA
(MHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
58 konuşma daha · 4 Kasım 2009
