İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 13. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Türk borçlar kanunu tasarısı hakkında (s.s.321)

Faruk Bal

Konya Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 13. Birleşim · 4. yasama yılı · 4 Kasım 2009 · 566 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Faruk Bal (MHP), 4 Kasım 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK BORÇLAR KANUNU TASARISI HAKKINDA (S.S.321)); konuşma 566 kelime.

Faruk Bal (MHP, Konya). “Türk borçlar kanunu tasarısı hakkında (s.s.321)”. TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim tutanağı, 4 Kasım 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/faruk-bal-23-2009-11-04-turk-borclar-kanunu-tasarisi-hakkinda-s-s-321-6 (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

FARUK BAL (Konya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın İyimaya’nın iyi niyetli yaklaşımına teşekkür ediyorum ancak sonuçtan pek emin değilim. Çünkü bizim başından beri temel bir kanun olan Borçlar Kanunu’na ortak aklı yaratarak uzlaşmacı bir tavır ile bu kanunun olgunlaştırılarak çıkarılması çabamızı karşılıksız bıraktınız. Mahkemei kübrânıza da hitap etmemize rağmen, vicdanınıza da hitap etmemize rağmen, AKP’nin parmak demokrasisi kuralları galip geldi. Dolayısıyla, buradan bir yere gidiyorsunuz sayın milletvekilleri. Bu kanunu niye çıkarıyoruz? Hukukun bir parçası olsun diye. Niçin hukukun parçası olacak? Çünkü hukukun üstünlüğüne tabi bir rejimde yaşadığımız için. Ancak geldiğiniz yer –biraz sonra örneğini vereceğim- hukukun üstünlüğü kavramının uygulandığı bir yer değil, üstünlerin hukukunun yaratıldığı bir yerdesiniz. Üstünlerin hukukunu, yargı camiası içerisinde yaptığınız yanlışlar, bilerek, isteyerek veya ihmalen yaptığınız yanlışlar ile inşa ediyorsunuz ve bu inşa edilen üstünlerin hukuku bir zulüm, bir adaletsizlik ve bir nasfetsizlik olarak karşımıza çıkmakta. Bu da milletin mahkemei kübrâsında karşılığını bulacaktır.

Değerli arkadaşlarım, basına yansıyan iki temel konuyu bilgilerinize sunarak mukayese etmek istiyorum. Birincisi… Önce ifade edeyim ki Milliyetçi Hareket Partisi, her kim olursa olsun, hangi rütbede ve makamda bulunursa bulunsun kanunlara aykırı her ne işi yapmışsa kanunda gösterilen ceza ile cezalandırılması gerektiği düşüncesine inanır ve bunu uygular. Ümraniye olaylarıyla ilgili olmak üzere de her kim ki darbe yapmaya teşebbüs etmişse, her kim ki demokrasiye müdahale etmeye cesaret etmiş veya kalkışmış ise bunun kanunda gösterilen müeyyidesi ne ise onu yargı vermesi gerekmektedir. İnancımız bu olmakla birlikte yaşadığımız olayları beraber geriye doğru sayalım:

Bazı gazetelerin köşe yazarları, köşelerinde, vahiy ile, kimlerin ne zaman tutuklanacağını, kimlerin ne zaman gözaltına alınacağını, sıranın kime geldiğini, pehlivan tefrikası gibi köşesinde ilan etti mi? Etti.

İlan edilen bu vahiyler, pehlivan tefrikasına uygun bir şekilde gerçekleşti mi? Gerçekleşti.

Bu pehlivan tefrikaları, yandaş basın tarafından -tekrar ediyorum- AKP döneminde yaratılan yandaş basın tarafından sabah, öğle, akşam, ikindi, yatsı namazlarında, bir de araya kuşluk namazında, sanki bir farz imiş gibi tekrar tekrar verildi mi? Verildi.

Değerli arkadaşlarım, bunların yayınlanması yasaklandı mı? Mahkeme kararıyla yasaklandı. Bu yasaklara kim uydu? Kimse uymadı.

İşte, hukukun üstünlüğü dediğimiz kavram burada. Kanun varsa herkese, yandaşlar dâhil. Kanun varsa, mahkemenin kararı varsa, herkese, yandaşlar dâhil. Ancak, kanunun ve mahkeme kararının menettiği hususlar, yandaş tarafa uygulanmıyor. İşte bu, üstünlerin hukuku oluyor, hukukun üstünlüğü yerine üstünlerin hukuku oluyor.

Değerli arkadaşlarım, buna benzer bir dava daha var basından görebildiğimiz kadarıyla, içini bilmiyoruz. Bir Deniz Feneri davası var. Deniz Feneri davası ki inancımıza göre, fitrenin, zekâtın, sadakanın toplanarak fakire, fukaraya, yetime, garibe, gurebaya ulaştırılması gereken mübarek ve mukaddes bir hizmet. Bu hizmeti yapacağı iddiasıyla ortaya çıkan insanlar, asrın yardımlaşma dolandırıcılığı şeklinde bir yabancı mahkeme kararı ile tanımlanarak hüküm altına alınıyor ise ve Türkiye’de de bunların uçları araştırılsın diye o mahkeme tarafından bir tazyikte bulunuluyor ise bu mahkeme kararına muhatap olanların da Türk kamuoyu tarafından Ümraniye olayı kadar bilinme hakkı vardır. Niçin bundan hiç kimse…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun.

FARUK BAL (Devamla)Niçin bu asrın merhamet, asrın yardım dolandırıcılığı olarak tanımlanmış olan davadan hiç kimse bahsedemez? Çünkü bahsederlerse başlarına geleceği bilirler.

İşte, Aydın Doğan medyasının Milliyetçi Hareket Partisi ile ilişkisi sınırlıdır ve mesafelidir. Aydın Doğan gibi herkesin başına gelecekleri tahmin ederler, onun için bahsedemezler.

Değerli arkadaşlarım, bu devir geçicidir. Bu devir… Bugün iktidar olan, yarın muhalefet olur. Asıl olan hukukun üstünlüğüdür, asıl olan demokratik parlamenter sistemin yaşamasıdır. İşte yedi yıllık İktidarınızda yargı alanında ortaya çıkan vahim durum karşınızdadır.

Bu vahim durumu verdiğimiz önergemiz ile birlikte yüce heyetin takdirlerine arz ediyor, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

58 konuşma daha · 4 Kasım 2009

58 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook